Sayha Dergi

  • söz makamı
  • 100 türk büyüğü
  • kitap makamı
  • site haritası
  • ara
  • İletişim

Şairin Arayışı, Toplum ve İktidar Üzerine Düşünceler

mustafa celep — Per, 02/09/2010 - 11:35

Şair dünyayı benimsemeyendir

‘‘Şiir üzerimizde örtüyü kaldırıp bize ne olduğunu gösterir ve bizi gerçekte olduğumuz şey olmaya çağırır’’ (Octavio Paz, Yay ve Lir-Şiir Nedir?)

Sanat hemen daima bir arayış üzerine kurulur. Bitmek tükenmek bilmeyen arayışından organize bir sistem mi kurar sanatçı? Hayır. Sanatçı için, temel aldığı arayışının ana konusu kendi ‘yitik ben’idir diyebiliriz. Eserinin bünyesinde taşıdığı işaretler bakımından sanatçının bu sonlu dünyadaki serüveni, okumasını bilen göz, üstün bir kavrayış gücüne sahip zihin ve sezgisinde ustalıklar elde etmiş bir gönül için ciddi bir anlam taşır. ‘Ben neyim?’ sorusu sanat ve sanatçı için temel bir soru ve ulaşılmak istenen menzilin ilk durağıdır. Kavurucu ve can yakıcı sorular eşliğinde sanat, bulmamacasına bir arayıştır. Sanılanın aksine genelde sanat özelde şiir uğraşı, yabancılaştırıcı bir etkinlik değil, tam aksi bir istikamette yabancılığı aşma çabasıdır.

  • Derkenar
  • mustafa celep yazıları
  • yorum yap >giriş/kayıt
  • tamamı

MAŞUK KUŞEM’S

Faik Salik — Çar, 01/09/2010 - 12:49

Katledildi mecnun
Vuruldu
Ensesindeki okun zehri
Leylanın tükrüğüydü
Bir gül takılıydı hançerin kabzesinde
Ensesinden vuruldu dedim ya
Kalbinin ensesinden
Kalbinin kök hücresinden
Kalbi kalbine bir demir sapladı
Bir eli kelepçeledi öbür elini

  • Şiir Makamı
  • Faik Salik yazıları
  • yorum yap >giriş/kayıt
  • tamamı

Yolcu (Bediuzzaman Said Nursi)

Armağan Soysal — Pzt, 30/08/2010 - 11:49

Bazı insanların etkisi, kendilerinden uzun yaşar.
Bediüzzaman Said Nursi onlardan biri…

Bitlis’in ücra bir dağ köyünde başlayan yaşamında, 19. yüzyılı 20.yüzyıla bağlayan sancılı bir yolun yolcusu oldu…

Osmanlı’nın yerini Cumhuriyet’e devrine ve iki dünya harbine tanıklık etti.
İsyanlar, savaşlar, sürgünler, mahkemeler, esaretler gördü.
Koşulsuz biat edenleri ve peşinen reddedenleri oldu.
Öldüğünde ardında “Nurculuk” akımını bıraktı.

Bu akım, Türkiye’nin en büyük cemaatini doğurdu. Bünyesinden devlet adamları yetiştirdi. Türkiye’nin dini, siyasi gündemini belirledi.

Bir dönem yasaklanan risaleleri 40’ı aşkın dile çevrildi. Hakkında uluslararası konferanslar düzenlendi.
Ölümünün üzerinden yarım asır geçti. Bugün mezarının yeri bile belli değil; ama hakkındaki tartışma hala sürüyor.

  • Sinema
  • Armağan Soysal yazıları
  • 1 yorum
  • tamamı

Taşın Dili

Hasibe ÇERKO — Paz, 29/08/2010 - 01:42

“Dibek taşı, dibek taşı!” dedi gözleri bağlı kadınlardan biri: “Ezdiğimiz şeyin buğday çuvalı olmadığını biliyoruz.” Cevap verdi taş: “Evet, bana dokunan başka, insanî bir şey.”

Fırtınada yolumu kaybetmiş, dağın yüksek bir tepesinde karşıma çıkan kulübeye girmiştim. Elinde asa, omzunda dağ meyveleriyle dolu heybe olan yaşlı adam benden sonra içeri girdi. Bekliyormuş edasıyla oturmamı söyleyip karşıma geçti. Basit, dingin, sade bir sesle: “Zenon!” dedi; “Seni bekliyordum.” Onun bir kâhin olduğundan kuşkum kalmadı. Bir şey söylemeden ne istediğini biliyormuşum gibi elimi uzattım. Tavırlarındaki dinginlikten, kızgın bir boğayı sakinleştirecek güç fışkırıyordu, haliyle çok etkilendim. Avucuma bakar bakmaz belirgin bir korkuyu ve dehşeti çağrıştıran oyuklar açıldı alnında. Sakin duruşunu bozmadan konuştu: “Dört kadından dayak yiyecek, hiçbir acı duymayacaksın.” Ne demek istediğini anlamadığım gibi sözlerindeki belirsizlik, şüphe ve tiksinti uyandırdı bende. Alaycı bir gülümseyişle karşılık verdim. Tuhaf tuhaf yüzüme baktı. Gözleri alev rengine büründü ve bu gözlerden bana doğru bir ışık huzmesinin yayılmasıyla sabrım taşmıştı ki bilmeceden farksız şu üç kelimeyi söyledi:
“Cesaret kandırılmanın bedelidir.”

  • Kara Kalem Yazıları
  • Hasibe ÇERKO yazıları
  • 1 yorum
  • tamamı

Bu Adam Benim Babam

nur zelal — Cum, 27/08/2010 - 00:25

Hatırlarken hatırlatmak adına...

Yokluğunda bile sırtımı sıvazlayıp,
"geçecek kızım,
yeniden uzun uzun yürüyüşlere çıkıp
uzun uzun susacağımız zaman gelecek,sabret.
Üstelik bu en güzel yol ve en güzel yolculuk olacak,inan
"
telkinleriyle yüreğimi serinleten adam.

Babam...

hep bu karede çakılı kalıyorum.

Kırık dökük,yıpranmış da olsa
en çok bu resminle dertleşiyorum.

O bisikletin ardındaki koca yüreğe sığınıyorum akşamüstleri,
sen ayağını çekme hayatın çarkından diyorum
büyüsem de inanma !

Küçüğüm daha...Valla...

  • Geçmiş Zaman Olur ki
  • nur zelal yazıları
  • 11 yorum
  • tamamı

Kırk - 1. Bölüm -

cihad meriç — Per, 26/08/2010 - 13:23

Babil Kulesi'ni andıran plazanın kırkıncı katına çıkarken yükselen kariyerini düşündü. Hiçbir zaman asansör gibi tırmanılamayan kariyer çizgisi kırılmalarla oluşmuş sinüs eğrisi gibiydi. X ve Y koordinatları arasında borsa grafiğini andıran hayat çizgisi hangi varoluş kaygısını içinde saklıyordu. Asansör iş yerinin bulunduğu kırkıncı kata geldiğinde kapı açıldı ve birden kendine geldi. “Ne varoluşu?” dedi kendi kendine, o anda asansöre bir daha yalnız binmemeyi aklından geçirdi. Yalnız kaldığında sanki birileri onu sıkıştırıyor, düşünmek istemediği konuları kulağına fısıldıyordu. Dışarıdan bakan birisini imrendirecek kadar güzel bir hayatı vardı. O da hayatını dış kabuğu ile değerlendirmeliydi, gereksiz detayları düşünerek akıp giden zamanın seyrini bozmamalıydı.

  • İçe Dönüş
  • cihad meriç yazıları
  • 4 yorum
  • tamamı

İstanbul

Aynur Yavuz — Çar, 25/08/2010 - 17:21

Sabah pencereyi açtığında akşamdan bıraktığın gökyüzü artık içinde hiçbir duyguyu uyandırmıyorsa -ne kederli bir özlem, ne kadim bir hüzün ne bir öfke ve ne sevinç - öyle ki putlardan bir puta dönüşmüşsen, yaşadığın şehre dönüp “ gitmeliyim buralardan” diye avazın çıktığı kadar susmayı bir yüzüncü kez daha denemişsen , eğer ki gitmek düşemiyorsa kaderine, ruhunu sakinleştirecek en iyi yol ,şehirlerden dem vuran bir kitabın dizlerine yaslanıp kendini avutmaktır. Hiç değilse şehirlere öfkelenip, şehirlere hüzünlenmek ve şehirlere tutunmaktır.

Burada her şey ne kadar yıllanmış.Eski değil, köhne değil, kadim, hatta moda dışı da değil, yalnızca yıllanmış!

  • Benim Şehrim
  • Aynur Yavuz yazıları
  • 7 yorum
  • tamamı

Be Hey Gönül

sükûti — Pzt, 23/08/2010 - 13:00

Mal-mülk yalan, dünya yalan
Bilmez misin be hey gönül!
Emanettir insana can
Bilmez misin be hey gönül!

Hükmetmesin sana sayrı
Mâsivâdır O’ndan gayrı
Yaşanır mı yârden ayrı
Bilmez misin be hey gönül!

  • Şiir Makamı
  • sükûti yazıları
  • 1 yorum
  • tamamı

Ölüme Ulanan Aşkların Topraklarından Bir Garip Efsane:Şahmeran

ferzâne irâd — Cts, 21/08/2010 - 09:57

Tahmasp;yakışıklı boylu poslu,yüzüne baktıkça bir daha bakılası yağız bir delikanlı.Dağ bayır dolaşıp sevdiğini arıyor.Yüzünü hiç görmediği ama dolaştığı her yerde varlığına dair işaretlerle avunduğu bir dünya güzeli.Kim olduğunu bilmiyor ya da nerede yaşadığını,hangi ülkenin delikanlılarının dilinde aşka dönüştüğünü de.

Bütün aşıkların kaderine eş bir sabırla ama bağrının orta yerindeki yangını her gün biraz daha körükleyerek,bekliyor.
O gün geliyor nihayet,Mezopotamya topraklarında anlatılagelmiş tüm hikayelerde olduğu gibi, aşkın ölüme durmuş halini başlıyorlar resmetmeye hikayeciler.

Bir mağara…Önünden geçip gitse Tahmasp,merakının dizginlerinden tutsa şöyle sıkıca,adımlarına söz geçirebilse belki…
Mağaranın içi karanlık,etrafını seçemiyor delikanlı.Tuhaf sesler ve etrafını saran belli belirsiz gölgeler dışında hiçbir şey.
Birden mağaranın içini aydınlığa boğan bir ışık huzmesinin O’na doğru yaklaştığını fark ediyor.
İşte upuzun bir arayışın son durağı bu mağara.Etrafta irili ufaklı,binbir renkli yılanların meraklı bakışlarının şahitliğinde bir ölümsüz aşk daha filiz veriyor.

  • Halk Hikayeleri
  • ferzâne irâd yazıları
  • 3 yorum
  • tamamı

İsra...

Mustafa Serhatlı — Cum, 20/08/2010 - 11:39

Ardında ölülerini bırakıp giden bir orduydum
Senden vazgeçerken.
Adından bile korkuyordum ve dokunmuyordum
Yüzüme kapattığın hayatının izlerine..

Beni korkutan
İçimdeki cehennemim zebanileri değil
Sözlerinin ruhumda açtığı mezarlardan çıkıp
Üzerime yürüyen heyulalardı.

  • Şiir Makamı
  • Mustafa Serhatlı yazıları
  • 2 yorum
  • tamamı
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • …
  • sonraki ›
  • son »
İçeriği paylaş

Üye girişi

  • Üyelik başvurusu
  • Şifremi unuttum

Gezinti

  • Son Gönderiler
  • Site Rehberi (Yol Haritası)
  • Komşularımız
  • Fotografhane
  • Kategoriler
  • İzlence

Üyelerimiz

  • Çevrimiçi
  • Yeni Üyeler

Şu an 0 üye ve 4 misafir çevrimiçi.

  • mucahit
  • Ahmet Halid
  • halim
  • nermin şen
  • almira

Son Yorumlar

  • bu taşı görünce aklıma
    1 gün 20 sa. önce
  • Bu dünyada yolcu olduğunu
    1 gün 20 sa. önce
  • Fotografcinin aci talihi
    2 gün 14 sa. önce
  • TSE standartlarında..
    3 gün 15 sa. önce
  • Heidelberg,Melekler Mekanı
    4 gün 2 sa. önce
  • direnebildiğimiz kadar
    6 gün 8 sa. önce
  • Neden olmasın?
    6 gün 9 sa. önce
  • Oğullar ve Babaları
    6 gün 13 sa. önce
  • Sağnak sağnak...
    6 gün 13 sa. önce
  • Şans mıdır?
    6 gün 14 sa. önce

Anket

Asla Vazgeçmem...:

Fotografhane'den

Maketten evler yaptım hayalimde

Rastgele

  • İçerik
  • İzlence

  • 17 maddede şu sinema meselesi
  • İbrahim Paşalı ile Güneydoğu - III
  • Rıhle'nin 4. Sayısı Çıktı
  • Esaretin Bedeli - The Shawshank Redemption
  • Babalar ve Oğullar
  • Yiğidim 1- Nazire
  • Oryantal Çile
  • Ah Kapadokya!
  • Kışa Dair
  • hayat bir rüyadan başka ne ki?...

Gözdeler

Bugün:

  • Okul Sevgisi
  • Gül Kokulu Aşk
  • Gümüşhane'nin Saklı Güzellikleri

Son görüntülenme:

  • Filbahri Masalı
  • Gazze Dosyası'yla Filbahar / 9
  • 2010 Nihat Akkaraca Öykü Ödülü

Sayha Dergi © (1990) 1998 - 2010
Gizlilik ve kullanım şartları I Künye

  • söz makamı
  • 100 türk büyüğü
  • kitap makamı
  • site haritası
  • ara
  • İletişim

@ İktibas - Yazılar için kaynak belirtirseniz acayip memnun oluruz.