Sayha Dergi

  • 100 türk büyüğü
  • kimdir, nicedir?
  • ara
  • İletişim
Ana sayfa › Bloglar › Faik Öcal yazıları

On Dört Yaşımdayım

Faik Öcal — Paz, 28/09/2008 - 07:42

Büyümedim daha. On dört yaşımdayım hep. Bir şehrin ıssız kaldırımlarında çocukluğumu dolduruyorum ve bir ömrü tastamam yaşıyorum, yaşamak istiyorum. Kimseler bilmiyor on dört yaşındaki kalbimin isteklerini. Ne asi istekler ne rahmani yıkımlar. Kaçıp gitmek istiyorum buralardan. Uzak bir caminin kimsesizliğinde unutulmak, rahmana kapılmak sonra... Ören yerine yakın taşların gölgesindeyim. Gece uzun ve yeni başladı karanlığın sefası. Secdeler arasında kalacağım ve o ilahi çağrıya kulak kesileceğim, kendimi büsbütün koy vereceğim: “Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedinin’nebiyyül’ümmiyyi ve alâ âlihi ve sahbihi ve sellim…”

Zaman durmaz yerinde. Minareler eskir göçerliğinde. Ben hala yerimdeyim. On dört yaşımda. Ne annem kaldı yanımda ne babam. Büyükler fillerin yolunu tuttu, ben kaybolmuşken Şam yolunda. Yola çıkıyorum. Yolculuk Allah’tan, azık ömrümden... Yoksul sefil garip gözyaşlarımı katık yapıyorum. Selim yok daha. Kaldı uzaklarda. Ben avare. Ben mecnun. Ben asi. Sığmıyorum dar kalıplarıma. Bir şarkı dilimin ucunda… Keskin bir ıslıkla, vay başıma gelenler vay. Kaldırabilecek miyim? İniyorum kalabalıktan. Sıyrılıyorum cemaatten. Benliğimin zor patikalarına düşüyorum. Ben bir garip âdem... Neyleyim yok başka çarem. On dört yaşımdayım. Kulaklarımda ilahi kelam: “Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedinin’nebiyyül’ümmiyyi ve alâ âlihi ve sahbihi ve sellim…”

On dört yaşımdayım hep. Ben bir yorgun akşam, omuzlarımda perişan düşlerim. Açlık kokan nefesimle şehrin üzerine yürüyorum, kendimle karşılaşıyorum. Dehşete düşüyorum. Allah’ım bu kadar çirkin, bu kadar aciz, bu kadar netameli. Karşılaştığım kendimden korkuyorum. Elim ayağım buz tutuyor. Kopuyor şirazesi ruhumun. Acılarımdan fazla olmadığımı anlıyorum. Cemaatin dikkatini çekmekten korkuyorum. Başımı önüme eğiyorum. Ahizenin ölgün sarı ışığı tutanakçı,
florsan lamba tansık… Cinnet mi getiriyorum. Çocuksu dualarım. İçinde sadece annem olan dualarım. Düşeceğim. Rezil olacağım. Kim olduğumu bilecekler. Kimliğimle kirlenecekler. Aynamda görecekleri kendileri ile beni taşa tutacaklar, yerden yere vuracaklar. Belki de oracıkta linç ederler. Maria Magdalena kadar da şansı değilim. İsa’nın havarisi bile olamadım. Tuhaf bir gulemim. İlk fırsatta çarmıha gerecekler. Gerçi çarmıha gerilmeye de layık değilim. Kirlenir çarmıh. Ne yaparsın, yaşım on dört ve kalbim çocuksu duruyor o kadar insanın içinde. Ve o sesle kendimden geçiyorum hala, zamanın dışına çıkıp ukbaya
uzanıyorum: “Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedinin’nebiyyül’ümmiyyi ve alâ âlihi ve sahbihi ve sellim…”

Şehrinde göbeğinde duruyorum kıyama. Her zaman gördüğüm yüzler. Biri dahi dönüp bakmıyor bana. Görmüyorlar beni. Daha doğrusu görmezlikten geliyorlar sanırım. Anlaştılar mı? Ben Onu düşünüyorum. Errahmanirrahim… Ne güzelsin, ey Allah’ım! Yoruldum gündüzlü kaygıları taşımaktan. Geceye teslim olmak ve sana gelmek istiyorum. Duam. Dualarım. Kabul buyur Allah’ım. Bütün sevdiklerimi koru. Rahmetini esirgeme bizden. Çünkü sen yücelerden yücesin, her şeyin sahibisin. Bir
şeyin olması için “Ol” demen kafi. Allah’ım, bu duvarlar arasında sana kalkarken ellerim… Yarıda kalıyor duam: “Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedinin’nebiyyül’ümmiyyi ve alâ âlihi ve sahbihi ve sellim…”

Ezana daha çok var. Can havliyle kendimi dışarı atıyorum. Yorgun sefil ve kimsesiz kaldırımlara... Direk şehrin kalbinde buluyorum kendimi. Her zaman gördüğüm yüzlerin arasında. Tanımıyorlar beni ya da tanımazlıktan geliyorlar. Başımı önüme eğiyorum. Aklıma uzun kış günleri geliyor, sonra hiç bitmeyen, hep kendini yenileyen Sarhan günleri. Hep kendinden kaçmak içindir bütün bunlar, diyor birileri. Kulak asmıyorum onlara. Ne bilirsiniz siz, içimde kopan fırtınaları. On dört yaşımda öldüğümü, dirildiğimi, koca bir ömrü hiçe saydığımı, düşlerimi bitirdiğimi, oyuncaklarımı çaldırdığımı, nerden bileceksiniz. Bilseniz bile, anlayacak mısınız, benim anladığım gibi. Yüreğiniz acı çekecek mi, benim yüreğimin çektiği gibi. Sonra düşlerim, hayallerim. Geçin. Geçin. Başımı önüme eğiyorum. İçimi ele geçirmiş olan sessizliğe gömülüyorum. Cemaatin sesi: “Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedinin’nebiyyül’ümmiyyi ve alâ âlihi ve sahbihi ve sellim…”

Kendimde değilim. On dört yaşımdayım hep. Allah’ım, bu ne hal. Şimdi ölebilirim. Yoldayım. Yolum Mustafa Baba’ya düşüyor. Burnuma tek odalı çok kullanımlı toprak damlı evlerin kokusu çalınıyor. On dört yaşımdan ön dört sene sonrasına gidiyorum. Camiinin temelini atıyorum. Gassal hane köşesinde duruyorum. Dut ağacı, tek şahidim. Sonra birkaç meyyit… Benim lülerim. Odamıza benziyor. Selim gelmemiş daha. Yolda. Uzaklarda. Tek tük kişiler var camide. Bir köşeye çekiliyorum. Kendimi
dinliyorum: “Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedinin’nebiyyül’ümmiyyi ve alâ âlihi ve sahbihi ve sellim…”
Seninle var olacağım Allah’ım, ebediyen…

  • Zamana Dair
  • Faik Öcal yazıları
  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

"Yoruldum gündüzlü kaygıları

melek — Paz, 28/09/2008 - 22:59

"Yoruldum gündüzlü kaygıları taşımaktan. Geceye teslim olmak ve sana gelmek istiyorum." bu güzel yazıyı bizimle paylaştığınız için teşekkür etmek istedim

  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

teşekkür

Faik Öcal — Cum, 03/10/2008 - 19:23

ilginiz ve anlayışınız için teşekkür ederim. saygılarımla...

Faik Öcal

  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

Büyümedik daha...

Zehra Arslan — Paz, 28/09/2008 - 20:56

Seninle var olacağım Allah’ım, ebediyen…İnşaallah..

Büyümedik daha hep olmak istediğimiz yaşlardayız...kimimiz ondört, kimimiz onbeş....

  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

teşekkür

Faik Öcal — Cum, 03/10/2008 - 19:28

ilginiz ve zaman ayırdığınız için teşekkürler. saygılarımla...

n/a
  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

Kategorilerden

Hüzün Alanı Ümmet Coğrafyası Güncel Gonca Tanıtılanlar Zamana Dair Hakikat Hikayet Düş Vakitleri Tefekkür Yürek Yarası Haberdar Kişilere Dair Gül Kokusu Hay Sızı Söz Ola Gülü Gülle Tartarlar Gelişi Güzel Berceste Reyhan İçe Dönüş Kara Kalem Yazıları Hür Tefekkürün Kaleleri Ümidlere Dair Kimdir Nicedir Şiir Makamı
tamamı

Üye girişi

  • Üyelik başvurusu
  • Şifremi unuttum

Gezinti

  • Son Gönderiler
  • Site Rehberi (Yol Haritası)
  • İletişim
  • Kategoriler

Üyelerimiz

  • Çevrimiçi
  • Yeniler
Şu an 1 üye ve 4 misafir çevrimiçi.

Çevrimiçi üyeler

  • H.Hicran Kaya
  • H.Hicran Kaya
  • mavro
  • yusuf özkara
  • fatih
  • Serâzad Oruç

Duyuru - Etkinlik

-Minare Dergi 2
  • - Az Edebiyat Dergisi'nin 2. Sayısı Çıktı
  • - Rihle Dergisi'nin 3. Sayısı
  • - Yirmiikinci Tasavvur!
  • - Zemheri Edebiyat 6. sayısıyla okurla buluştu!
  • - filbahar 7
  • - Sezai Karakoç Sempozyumu 15 Kasım 2008
  • - Terk Ettiğimiz Doğu'
  • -Temrin Kasım Sayısı
  • - Yankı Bir Dedi
  • ... Devamı
  • Kapı Komşusu

    Cemaat

    Anket

    Sayha'ya nasıl ulaştınız?:

    Son yorumlar

    • Kahve bir değerdir,
      5 sa. 51 dk. önce
    • Hoş bulduk
      6 sa. 2 dk. önce
    • Teşekkür ederim öncelikle.
      6 sa. 11 dk. önce
    • Kahvehaneler her ne kadar
      6 sa. 14 dk. önce
    • Teşekkür ederim. O nezih
      6 sa. 22 dk. önce
    • Düş Vakitleri hepimizin
      6 sa. 32 dk. önce
    • radyoda duydum.
      6 sa. 34 dk. önce
    • Matbu dergi olmasını
      6 sa. 43 dk. önce
    • Tarihçi Talat Beyin Gömleği
      6 sa. 53 dk. önce
    • Tesadüf
      7 sa. 2 dk. önce

    Dostlarımız

    • Dostlar
    • Bunlar da Dostlar

    Hakan Albayrak
    Tarık Tufan
    Cemaat
    Kurtuba
    Kâinata Mektup
    Pata-Gonya
    Minare Dergi
    Rûh-i Gusül...
    Arşivdesiniz
    Dünya Bizim

  • Kuşluk Vakti
  • Mecazz
  • Akabe
  • Sadık Yalsızuçanlar
  • Dergibi
  • Zemheri Edebiyat
  • Yenilgi
  • İsmet Özel
  • Gök Ekin
  • Edebistan
  • Yazıhane
  • İstisnai
  • Gözdeler

    Bugün:

    • Kara Tane
    • Bahane
    • Sayha'ya nasıl ulaştınız?

    Bilgi

    Kitap

    Bülent Akyürek - İçinizdeki Öküze Oha Deyin

    Sayha Dergi © (1990) 1998 - 2008

    • 100 türk büyüğü
    • kimdir, nicedir?
    • ara
    • İletişim