Sayha Dergi

  • söz makamı
  • 100 türk büyüğü
  • kitap makamı
  • site haritası
  • ara
  • İletişim
Ana sayfa › Bloglar › Kâni Çınar yazıları

Kendi Hâlinde, Kendince

Kâni Çınar — Paz, 02/11/2008 - 08:44

Kendi merkezinde bir adam.

Dünyaya yayılmış kuru yapraklardan, savrulmalardan, iç çekişlerden alabildiğine uzak ve alabildiğine kendi...

Durmadan efsaneler yazıyor, dibâceler, derkenarlar... Kâh Efrâsiyâb'dan bahsediyor kâh Timur'un ordusundan... Bir şairin tükenmek bilmeyen sevda desenli şiirleri ile ardı arkası kesilmeyen savaşların sırma saçlı, kara gözlü, ince belli güzellerinden bahsediyor tarihin koynunda. Yazdıklarının kenarına, yazdıklarıyla alakasız olmak kaydıyla güneşin etrafında dönen dünyayı, ayı, yıldızları; bir avcının ellerinin taş olmasına sebep kekliğin bedduasını ve yaradanına şükür edişini veya Fuzûlî'nin Su Kasidesi'nden taşan suyun serinliğini çiziktiriyor, suyun yüreği ile birlikte.

Vecd içinde bir aşık edasıyla beli vuruyor toprağın böğrüne. Ve fakat bu benzetmeler hoşuna gitmiyor onun. Yaldızlı işlemeler, uzun cümleler, göz kamaştırıcı mücevherler, üzerine kip oturan takım elbiseler, dilin uydurukçası.... Bunlar da.

Kendi merkezinde.

Ağaç yetiştiriyor. Dallarına konacak kuşların, gölgesinde serinleyecek ve meyvelerinden yiyecek, ondan istifade edecek kimselerin, gözleri öpecek yeşilliğin sadaka-i cariye olacağına iman ediyor.

Salatalık, maydanoz, soğan, domates yetiştiriyor. Ve çilek, ve dirmit ile parmak üzümü. Çıplak ayakla suluyor bahçesini. Ağaçların yapraklarını okşuyor tek tek. Toprağın suyu kana kana içmesini, kana kana seyrediyor. Bir kök, bir yaprak susuz kalmasın için, adaletsizlik yapmamak için, küsmesinler için azami gayret gösteriyor, çalışıyor, çalışıyor, yorulmuyor.

Hâlâ kimilerince ilkel kabul edilen fırınlardan çıkmış taze, nar renkli, mis kokulu ekmekle yenen çoban salatasının, birinci sınıf lokantalardan derlenen lezzetin kat be kat üzerinde olduğuna da iman ediyor.

Uzun yaz günlerinde, ikindi serinliği ile kızaran, kızıllaşan ve Ahmet Haşim'i ve kıyameti çağrıştıran güneşe karşı oturuyor. Tavukları kümese kapatıp güvercinlerin yemlerini ve sularını hava kararmadan veren oğlu, mukaddes bir mekan olarak bildikleri "kayaların ucu"na gelip babasının yanına oturuyor. Oğluna, dağları yarıp geçen şehirlerarası yoldan, karşılarındaki ovadan, Erciyeş'ten bahsediyor. İnadına görmüyorlar koskoca şehri. Uzak diyarlardan gelip uzak diyarlara giden yolcu otobüsündeki yolculardan masallar deriyorlar. Bazen bir deve kervanı mola veriyor Tepesi Delik Han'da. Deve Bağırtan'a ismini veriyorlar bazen. En sevdikleriyse Gazavetnâmeler.

Akşam ezanları okunana kadar sürüp gidiyor bu meseller. Meseller meselleri, kıssalar kıssaları izliyor; oğlunun o günkü derslerini süzüyor bütün yaz ve yazlar boyunca.

Kendi halinde, kendi merkezinde ve kendi olarak bir adam.

Yaz - Kış ayırt etmeden, yatsıdan sonra kalın ciltli, kalın muhtevalı kitaplar okuyor evlâd ü iyâline. Soruyor, soruluyor. Sabah, üzerine güneş doğmadan uyanıyor yaz - kış.

Gündemin merkezinden olabildiğince uzak; kendi merkezinde, kendince bir adam.

Dünyaya yayılmış kuru yapraklardan, savrulmalardan, iç çekişlerden alabildiğine uzak ve alabildiğine kendi olan bir âdem.

  • Hakikat Hikayet
  • Kâni Çınar yazıları
  • yazıcı sayfası
  • gönder
  • Rastgele Yazı

Sayha'nın bahçesinde

cihad meriç — Cts, 24/04/2010 - 21:56

Sayha'nın bahçesinde yürüdüm.
Sayha'nın ciltlenmiş matbu sayılarını kokladım.
Uzun uzun notlar aldım.

sade bir muhabbet

Sayha'nın ocağı Hüseyin Cemil

Kâni Çınar — Paz, 25/04/2010 - 08:51

Sayha'nın ocağı Hüseyin Cemil ile şenlendi.
Bahçeye muhabbet geldi, şevk geldi.
Cihad Meriç maaile hoş geldi, sefalar getirdi.

toprak kokusu..

Aynur Yavuz — Cum, 05/03/2010 - 23:21

Şöyle birkaç gazeteye göz attıktan sonra içime afakanlar bastı, bir de sayhaya uğrayıp internet faslını kapatacaktım hemen.içeriden rastgele'den ilişti gözüme yazı. Şükür ki ilişti. Nefes aldığımı hissettim..
İçinde 28 Şubat, Darbe, Ergenekon, Demokrasi, Hukuk, Ermenistan, Amerika geçen tek bir cümleyi dahi ne okumak ne duymak istiyorum artık..
Yapılacak en güzel şey kendi içine çekilip, kendine yolculuk etmek ve mümkünse yukarıdaki resmin içinde bir yerlere saklanmak...

Elimizdeki Kıymet

Hilal Acar — Çar, 05/11/2008 - 11:50

Çok hoş, insana elindekinin kıymetini yeniden hatırlatan bir yazı.

Büyük şehrin insanı boğan basık havası ve gürültüsünden uzakta, eteklerini çamların süslediği dağların hemen yanıbaşında toprakla içiçe olmak, her türden sebze ve meyve yetiştirmek ve bunu yaparken "yalnızca bahçevanlık yapıyorum işte " dememek, bir tohumun toprağı çatlatıp başını gösterişine, gün be gün büyümesine, ilk çiçek açışına ve ilk meyve verişine ilahi nazarla bakmak, nasıl bir keyif yeniden anımsadım.

Toprağa dost yaşamanın nasıl bir zenginlik olduğunu hissettim. Yüreğine ve kalemine sağlık diyorum Kani Çınar...

toprak.....

medine dogan — Pzt, 03/11/2008 - 10:48

cok dostca bir yazi,insanin toprak ile iliskisini kah tarihi kah, bizi besleyen yonu ile
Allah bereketini topraklarimizdan eksik etmesin.nereye gidersek gidelim topragimizin kokusu bizimle gelecektir.
selam ederim,topragimizin insanlarina

Benim sadık yarim kara topraktır.

canan — Paz, 02/11/2008 - 22:32

Yazıyı okurken kendimizi o gülşenin içinde bulduk efendim.Sabırla alınteriyle emekle yetiştirilen mahsullerin tadı lezzeti başka oluyor.Herkes yaz tatillerini deniz kum olarak değerlendirirken kendini toprağa bağlı kılmak tercih meselesi ...
Benim sadık yarim kara topraktır' diyor...
Böyle çolukcocuk yaz tatillerini değerlendirmeniz çok güzel bir uğraş...

mis gibi domates...

asude zeynep toprak — Paz, 02/11/2008 - 20:30

Dünyaya yayılmış kuru yapraklardan, savrulmalardan, iç çekişlerden alabildiğine uzak ve alabildiğine kendi olan bir âdem.

göz ucuyla baksak, domatesi de bi güzel kokuyordur ki...

eyvAllah kani çınar...

http://www.oykuzen.com/

Sevgili dost Selim Şevkioğlu

Kâni Çınar — Paz, 02/11/2008 - 20:41

Sevgili dost Selim Şevkioğlu henüz domatesler çiçekte iken uğramıştı fakirhaneye bir kaç sene önce... Domates çiçeği nasıl kokar ve koklanır, yaprakları ne der ve susar, toprağa hasret nasıl bastırılır tedrisata dahil edilsin için milli eğitime tavsiyede bulunmuştuk... Bizi adam yerine koyan olmadı. Ama domatesler kokmaya devam ediyor resmi makamlara inat... Borcumuz olsun efendim...

ben Sâhipkırân ben Amr-ı

Halid Aslan — Paz, 02/11/2008 - 19:54

ben Sâhipkırân
ben Amr-ı Ayyâr
biz burda yeryüzüyle gökyüzü arasında
kötülerle ve kötülüklerle
ölünceye kadar savaşmak üzere ahitleşiyoruz...

Hasan Aycın'ın Sâhipkırân Nâm-ı Diğer Hamzanâme isimli kitabı geldi birden yüreğime... Bir de Başka Masallar'ı ile İsmail Kılıçarslan... Sanal karın doyurmuyor, kahramanları kendisi gibi sahte ve gelip geçici oluyor... Bizim Gazavatnameler, battalnameler, Masallar öyle mi ya? Biz hala uykuya varmadan önce bir Battal olup kılıç sallıyor Ayyar olup çöller geçiyor Nuşirevan'ın tepesine çöken karanlık oluyor, naralarla inletiyoruz korkak yürekleri... Bize masallar anlatan olmadıysa da masallaşan bir iklimde ve zamanda yaşadık şükür. Çocuklarımızın bize ihtiyacı var. Hiç tahmin edemediğimiz kadar... Ahitleşelim... Hayra, selama, güzele, Hz Ali cenklerine, Hamzanamelere, gazalara kısaca "bağ"a sahip çıkmaya ahitleşelim...

Gazamız mübarek ola...

bir iççekişle...

nur zelal — Paz, 02/11/2008 - 13:07

O kayaların ucunda hayatı demleyen âdem ve oğlunun yanına ilişiverdim usulca.Topraktan yayılan tütsüyü kokladım şöyle en derininden ve sessizliğin armonisine tempo tuttu yüreğim canhıraş.Artık efsaneler doğuran masallar dinlemiyoruz ki çocuklarımız da bir görünüp bir kaybolan sihirli! ekran süslerine öykünür olmuş.Bir akıntıya kapılmış gibi,duyuları alınmış varlıklar olarak savrulup duruyoruz nihayetinde.
Bu öykü kaybettiğimiz veya hiç sahip olamadığımız düşlerimizi simgeliyor.Elime en sevdiğim kitabı alıp toprağın kucağına sığınmak ve hayatımdaki tüm ruhu alınmış kelimeleri susturmak sonra.
Bazen doğalın sadeliği ne kadar da güzel işliyor insanın yüreğine.Süslemek abes;işte toprak ve işte o toprağın böğründe kanlı canlı bir âdem...
Kaleminiz o toprakların bereketiyle işlesin,yüreğinize sağlık ki uzaklaştırdı bizi şehrin uğultusundan bir an dahi olsa,olsun...

Ayan beyan da toz duman

Kâni Çınar — Paz, 02/11/2008 - 20:50

Ayan beyan da toz duman arasında izini yitiriyor artık. Sade ve elbet doğal olan güzeller güzeli olsa da kanıksayan göz, alışan kulak, yani kısaca nisyan ile malul beşer meziyetleri "unutuş" tellerine çarpıyor bizi. Bizi şehirlerin dışına atan cür'et için şükür makamındayız efendim. Selamlar.

O adamın gibi yaşamak

Hüseyin Savaş — Paz, 02/11/2008 - 10:04

O adamın gibi yaşamak isterdim.
Çamurun içinde domates sulamayalı yıllar oldu.
Toprağa yaklaşmakta yakında lüks olacak.
Terk ettiğimiz köylerimize dönmek için şehre gelirken ödediğimiz bedelin daha fazlasını ödeyeceğiz.

Biz toprağı gözünden tanırız

Kâni Çınar — Paz, 02/11/2008 - 20:45

Biz toprağı gözünden tanırız da üstad aslımız olmaklığından mıdır bilinmez toprak daim aşkla bakar bize. Bu aşk uzak kılmaz, durdurmaz, çeker yanına beline alır... Hasretimiz ondan olsa gerek. İnatla topraksızlaşmaya inatla çamura toza... Selamlar

Sayha Dergi Kaç üye oldu?

cihad meriç — Pzt, 03/11/2008 - 11:42

Dün merak ettim baktım sayha gönül dostları 1050 kişiyi bulmuş. Sayın Kani Çınar bu üyeler Kayseri'ye domates yemeye gelirse tarla yeter mi?
Baharda fideleri ona göre dikmek gerekir.

Bendeniz ilk fırsatta yanınızdayım inşallah.

sade bir muhabbet

Ya nasip

Kâni Çınar — Pzt, 03/11/2008 - 14:06

Evet Sayha üyeleri hızla artıyor. Önceki yayın döneminde 4 binlere yaklaşmıştık ve fakat sil baştan oldu biliyorsunuz... Bu kemmiyet keyfiyet durumları bir yana bırakılacak olsursa:

Bahçe yetmese de gönüller yeter inşaallah... Kimine domates düşer kısmet olarak kimine domates kırmızısından çay... Artık Ya nasip diyeceğiz efendim.

Benzer Yazılar

  • Üç Nokta
  • Hâlâ Elli
  • Çan İle İftar
  • Bir Kuş Girdi Hayatıma
  • Mazlumun Ahı..

Gezinti

  • Son Gönderiler
  • Site Rehberi (Yol Haritası)
  • Komşularımız
  • Fotografhane
  • Kategoriler
  • İzlence

Üye girişi

  • Üyelik başvurusu
  • Şifremi unuttum

Rastgele

  • İçerik
  • İzlence

  • Berceste Dergisi Çocuk Edebiyatı Özel Sayısı
  • İyi Şeyler Yapalım
  • Koşu
  • Kadraj Zerafeti: Selim Şevkioğlu
  • Herkes Gibisin - Nazım Hikmet & Cem Karaca
  • Şair ve Şiir Üzerine
  • Türk Aşk Müziği
  • Alın teri düşmanları, kaostan beslenen keneler.
  • Zenan'ın Ölümü
  • Şiir İçin Söylenen

Fotografhane'den

Mescd-i Nebevi

Duyuru - Etkinlik

  • -"Biz İsrail’i suçlayanlar
  • -"Ne Bahar Kaldı, Ne Gül" Konuşma
  • - ''İkindi Yazıları yeniden tıpkıbasım olarak yayımlanacak''
  • ... Devamı
  • Gözdeler

    Bugün:

    • 100 Türk Büyüğü
    • Nevbahar
    • Dost'a Mektuplar

    Son görüntülenme:

    • Dünyanın Kalbine Seyahat – 3
    • İsmet Özel Şiire Damıtılmış Hayat
    • Bana beni geri ver

    Sayha Dergi © (1990) 1998 - 2010
    Gizlilik ve kullanım şartları

    • söz makamı
    • 100 türk büyüğü
    • kitap makamı
    • site haritası
    • ara
    • İletişim

    @ İktibas - Yazılar için kaynak belirtirseniz acayip memnun oluruz.