Filbahar 8
Gül Çiğdem — Cum, 19/12/2008 - 12:29
gözüme kum doldu söyleyemedim
gibi bir söz besleyebilirdim aslında
ama hıçkırmayı bir soğuklukta
eksiye düşen sesimin çarpıntısında
harflerimi yıktı yokluk.
Biz yokluğun kımıldayan halinde bir ‘’diriliş’’ ile açtık bağrımızı. Göğsümüzde mızrakla gezindik, en çok yaramızı sevdiğimizdi gülüşümüz, en çok ölmeyi beslediğimizdi yalnızlığımız.
‘’asi gülücüklerim’’(iz) vardı bizim en çok da sustuğumuz ve yenildiğimiz vakitlerde bile bile ağlamayı reddedip gözlediğimiz ve ağzımızın ortasında sert harfler çıkartarak bağırdığımız:
‘’ çünkü
kırılgan bir yanı elbet vardı kalbimin
ve hep orası kırılıyordu
herkesler gelip orayı buluyordu
yüzüm beni ne çok ele veriyordu.’’
…
‘’gelmeyle bitmiyor bu şehir’’ hep gidişleri söyleten şehirlerimiz vardı bizim bab-ı aliden anektodlar diye beslediğimiz ve uğruna şiirler yaktığımız bir bekleyişin hatrına duvarımıza astığımız büyük sözler kadardır büyük yalnızlıklarımız. Bizi en çok bilendi şehir, ve ‘’gitmenin hakkı anca beklemekle bilinebilir’’ idi.
…
‘’kalbim bir kült yangında sözlendi alev ve de zemheriydi’’ sözdü selamımız ve selamımız ‘’ Ebu Gureyb’ den Himalayalara kadar ordan And’a Çeçenlere ve bir Taklamakan çölünü aşan ayağa sonra Kafkaslardan içimize uçan kartala, Bosna ya, Mostar köprüsüne, medeniyetlerin ittifakında andığımız isimleriyle müphem bizi yüreklendirenlere selam ederiz’’ böyle yanıktı ve her ‘’ iyi’ye idi.
İyilikten geldik iyiyi temenni ettik. Bayramları yaşadık. Bir kurban arifesinde İbrahim olurken, ismail’i yad ettik. Bıçak bizdik, kurban biz. Ellerimizi açtık yeniden, aşk ile dualarımız oldu bir bir döküldü kalbimizden.
Sonra yine dedik ‘’dilruba, dilruba’’ :
‘’ Sanma ki,
Burda ben,
Güler, söyler, eğlenirim,
Yanaklarına yağdıkça gözsuyun,
Sancısı depreşir özsuyumun,
Bu ülke,
Yokluğunda sürgün yeridir,
Dildaden deli olur.’’
Dedik ve bilsin istedik bilmesi gereken. Duysun sesiminizin en tiz hali çığlıkla yayılır kalplere. Dinlemesi için yine de dillendik. Yeni bir bahar mıydı kış yoksa bahara haber veren bir durgu muydu kış. Sabitledik aklımızı. Gözlerimizinden aktı velfecri. Sustuk içimizden konuştuk:
‘’ Şimdi Eyy..
Sesimi soyunan kulaklarına bunları iyi’ce iliştir
Başka bir tahammül sınırlamaz bana
Sabır,tenha bir ayyuk’ta debelenirken
Çağıramam onu yalnızlığıma
Hıçkırıklar renkleniyor şimdi göz’yasımla
Ve ince belli bir zaman dilimi oluyorum gurbet mevzularında
Sana ısmarlanan ayrılıklar,beni gezip geçerken
Uğruna durulan ve durdurulan bir hayatın özeti oluyor sustuklarımız
Biz’e çok kalıyor ayrılma ihtimallerimiz.. ‘’
Sabır diledik sabır istedik, sabırla bekledik. ‘’ dip not’’ diye düştük aklımızın bir yerine.
‘’Bir bahar erkenden göçüp gitmiştik.
Bak şimdi nasıl fısıltılar sarıyor
Tevhidi kalbine koyan beynimi
Ne yana dönsem duvar sarıyor
Kâbuslardan arta kalan bu teni’’
Sözümüzün eserini iyi dinliyorduk. İyi gözlüyorduk. Kalbimize dikişler atarken yeni bir bahar, yeni bir soluk, yeni yağmurlar… dileniyorduk. Kalbimize söz geçiren konuşsun, susmayı en iyi bilen beklesin, aşkı taşıyacak olan yüklensin…
‘’ kaç masal aştım deniz aşırı
yine sana yaranamadım
kuleye hapsettirmem kendimi
bu masalın kalem tutucusu benim
deli saçmalarının telifi de bana ait.
ak sakallı prensini bekleyen
antika bir
masal bozmasıyım ben..’’
çok düşler armağan ettik bilinsin, uykumuza bulaşan masal’da filbahar’a yaslarken sırtımızı –ki adem’in var edildiği ağaç kadar’’ durduk ve dinledik. Bildirilenleri.’’ Haylandık’’…
biliyorduk aslında bir hiç’e doğduğunu adın. Bu yüzden hallerimizi beyan ettik üçüncü soltiste bir ekinoks tarihi arzularken : ‘’ Saç uçlarıma vuruyor kendini mevsimin rengi. Her renk bir matem simdi, iliklerime kadar isleyen.
Sancılarının son demindeyim /sendeyim / sondayım /’’ O’na ulaşmayı arzuladık ve O’na ulaşmayı bir son diye yazdık. Oysa ‘’nokta tüm cümlenin başıdır’’ da noktayı kalın uçlu kalemlerle işaretledik sayfalarımıza. Yeni bir başlangıç için.
Ardından bağlaçlara sığdırmaya çalışsak da ‘’ vesair’’ ile
‘’ Yalnızca beyaz dokunmaz yaramıza
Sargı kefen sus bir ara sessizlik bir ara’’
Ölmek kadar hünerlidir insan
Yaşamak kadar güçsüz. …
- Gül Çiğdem yazıları
- yorumlamak için giriş/kayıt gerekli
- Rastgele Yazı



Son yorumlar
4 sa. 32 dk. önce
5 sa. 3 dk. önce
22 sa. 42 dk. önce
22 sa. 40 dk. önce
20 sa. 43 dk. önce
1 gün 10 dk. önce
1 gün 11 sa. önce
1 gün 21 sa. önce
2 gün 2 sa. önce
2 gün 4 sa. önce