Sayha Dergi

  • söz makamı
  • 100 türk büyüğü
  • kitap makamı
  • site haritası
  • ara
  • İletişim
Ana sayfa › Bloglar › Gül Çiğdem yazıları

Kıssa Üzerine Düşünme Niyeti: Sonsuzluk Hecesi / LA

Gül Çiğdem — Per, 01/01/2009 - 08:12

'' Sen orada kan dökücü, fesat çıkartıcı birini mi yaratacaksın? '' Bakara - 30

Karadeniz ikliminin saray havasına mensup nazenin yazarlarından Nazan Bekiroğlu son kitabı Sonsuzluk Hecesi: LA ile kitap dünyasına hoş bir sada bıraktı geçtiğimiz günlerde. Bu sefer konusu insanlığın en karmaşık masalıydı: Âdem ile Havva. Yaratılışın aşk hamuruna bu kez Nazanca tatlar bıraktı.

Dünya sürgünlerinin en hüzünlüsünü yaşayan iki kahramanımız vardı tuvalimizde. Âdem’i kışkırtan günahkâr kadın olarak bilinen Hz. Havva, Nazan Bekiroğlu'nun kaleminde boz zihinlilere - olması gerektiği gibi - gerçek yüzünü gösterdi.

Konu Kuran-ı Kerim'de kıssaya uygun olarak hikâyeleştirilmişti yazar tarafından. İlk yaratılış, secde bahsi, şeytanın itirazı ve asiliği, Havva'nın yaratılışı, Havva-Âdem aşkı, ilk günah ve şeytanın ilk günaha sürükleyen fısıltısı, dünya sürgünü, Habil ve Kabil çekişmesi ve son olarak Kabil’in kardeş katliamı...

'' Âlemlerin Rabbi bu toprak bedene
nefesinden nefta
suretinden suret
ruhundan ruh verdi.
Ona, ruhumdan, dedi.
Söze harfe, rakama sayıya sığmaz ilişki. Böyle bir gramer kime nasip olmuş ki ? ''

İlk günah ve dünya sürgününden önce kitabında yoğun bir şekilde bahsettiği bu ilk aşk risalesine biraz değinelim istiyorum. Aynı özden yaratılan, aynı ruhun temsilcileri. '' Havva böğründen çıkıp da yanına uzandığında, anlamsız erkek oluşu bir anlam kazandı. Varlığın özü muhabbet; gizliydi Âdem, aşikâr kılındı.'' Nazan Bekiroğlu ilk aşkı kendi tılsımlı üslubuyla kısaca böyle anlatıyordu. Konu edebiyatın en önemli iki konusundan biri olan aşktı ve bütün bu yaşanılan zıtlıkların muteber olduğu bu konular diğer önemli bir konu olan insana aitti. Âdem-Havva bütün insanlığın hikâyesiydi.

Rabbiniz size bu ağacı, sırf siz melek olursunuz veya cennette ebedî kalanlardan olursunuz diye yasakladı.” (A’raf 20)

Yazar bütün edebi gücünü kalem kaslarına yükleyerek okuyucuya bir nevi kendi öz hikâyesini okuduğunu hissettiriyor.19. yüzyıl romantik yazarlarından meşhur Victor Hugo'nun söylemindeki gibi ''Ben beni anlatırken sizden bahsederim aslında.'' Hikâye bizimdi, asıl hikâyemiz sürgün edilişimizle başlardı.

Kuldu Âdem, fıtratındaki merak hissi fazla taşmıştı, kalbini delip tenini bile istila etmişti. ''O ağaç'' ve bilmek merakı oydu beynini Âdemin. ''Kutsal ruhla balçık arasında geri dönen bedeniydi'' Âdem ilklerin insanıydı lakin bu ilk sınav hiç bir kula nasip olmayan ağırlıktaydı. ''Bu kadar çok hayır diyebilmek için ne kadar büyük bir evet demiş olmak gerekirdi.''

İlk anda dikkat çeken kitabın adı oluyor aslında. Neden ''LA'' yı kullanmıştı yazar? Onun açıklamasını ilk başta kitabının ''La Sahibesi'' bölümünde yapıyor. Kendi kanaatimce yazar bu kıssayla Kabil bahsine odaklanmış ve kitabın adını seçerken bile bu bahisten etkilenmiş, çünkü İllallah demeye La ile başlarız. Demek ki yok diyerek başkaldıracak sonrasında bilinçli kabul kelimesini ardından getireceğiz: İllallah

Âdem itaatkâr kul yoluna giderken önce La durağına uğramıştı yasak meyveyi ısırarak. Yazar Âdem’in isyanını en gerçekçi haliyle anlatırken vurgulamak istediği ve sonsuzluk hecesinden kasıtı aslında Kabil'in isyanı oluyor. Asilikte kardeşini öldürerek liste başı olan Kabil'i bu sebeple hikâyesinin gizli en önemli kişisi yapıyor. Bana göre; La bahsinin elinden en sıkı tutan Kabildir.
''Adem cümlenin daha başında ''la'' diyecek, reddecek özgürlüğe sahip olduğu halde ''illallah''a varmasıyla yaratılmışların en güzelidir. Mümkünler âlemindeki o en esrarlı heceyle, kendiliğinden değil bile isteyedir. ''

Yazar, resim ve şiirin imkânını sonuna kadar bu kıssa üzerinde kullandığını görüyoruz. Tasvirlerle görüntüleri kitap üzerine yansıtarak okuyucuda gerçeklik hissi uyandırıyor. Üslubundaki şiirsellik okuyucusunun konudan kopmamasına vesile oluyor. Hatta bu tarzıyla yazar dimağlarda hoş esintiler bırakıyor.

Nazan Bekiroğlu anlaşılmamak için yazan bir yazardır aslında. Bu haline ''Nun masalları'' ve ''Cam ırmağı Taş gemi'' hikayelerinde alışığız. Lakin bu kitapta hiç beklemediğim sadelikte bir Bekiroğlu gördüm ve bu sadeliğin ona farklı bir endam kazandırdığını düşünüyorum.

Sonsuzluğa uzanan çok lezzetli bir La bahsi sizi bekliyor. Bence Bekiroğlu sofrasında hemen yerinizi alın!

''La hiçlik mesabesi öyleyse sonsuzluk ekidir''

Filbahar 8. sayı

Share/Save
  • Tanıtılanlar
  • Gül Çiğdem yazıları
  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli
  • Rastgele Yazı

Güzel bir eser, hoş bir

Nefi Selamoğlu — Salı, 06/01/2009 - 17:28

Güzel bir eser, hoş bir tanıtım... Eseri okurken aklım hep cennette yasak meyveden ilk tadanın (sanki ne olacaksa) Havva olması gerekliliği üzerinde kaldı. Eberbozan bir durum aslında. Çocukluğumuzdan beri böyle anlattılardı bize. Havva anamıza kızıp dururduk... Nazan hanımın bayanlığı mı kabahati paylaştırdı (Özellikle Adem a.s' a yükledi) acaba?

Hoş netice itibariyle bir yeni bulguya ulaşılacak, tarihin seyri değişecek değil ama "şeytan" işte... namuzsuz fitleyip duruyor.

Ben en iyisi bir euzu besmele çekip ayetel kürsi okuyayım ebleh suratına...

  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

Ezberbozan haller

Gül Çiğdem — Salı, 10/02/2009 - 16:03

Aslında yaratılış bahsinde küçüklüğümüzden beri belleğimizde sakladığımız bilgiler sanırım biraz da hazır edinim yoluyla elde edilmiş. Ve bu yaratılış bahsi çok fazla çalışmayı gerektiriyor. Bu yazıyı cemaat.com'a da koymuştum ver çok fazla tartışmaya sebeb oldu. Altı üstü bir kitap diye geçemeyiz sanırım. Ben kendime ödev konusu seçtim bu yaratılış bahsini. Çünkü ezberbozan çok mevzu bulunuyor.

Saygılarımla. Yorumuz için teşekkürler.

d'li derviş

  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

ah o filbahri ağacı,ne çok imgelidir nazan hanımın dilinde ...

Gülden Aras — Cum, 02/01/2009 - 02:38

sevgili Gül,
hikayenin bize ait oluşunu örnekleme yoluyla ne kadar güzel ifade etmişsin.
nazan hanımın da bu değerli kitabı yazarken yaslandığı en derin his bu olmalı ki kitap bu ifadelerle başlıyor.

"Bir gün Sabâ Melikesi Belkıs'tan,
Âdem'le Havva'nın hikâyesini anlamanın bütün bir insanlığın da hikâyesini anlamak manasına geldiğini öğrendim.
İnsanın bütün halleri Âdem'de gizliydi ve bütün macera onun hikâyesinde özetlenmişti.
Bu cümleyi yıllarca içimde gezdirdim de bir türlü kalemi elime alamadım, anlatmaya kalkışamadım.
Ne zaman ki, kalma için değil uğrayıp geçmek için kadem bastığımız, kök attığımız değil
kısa bir gölge saldığımız şu dünyada bir cennet sürgünüyle yazgılandığımı anladım
ve Kelimeler Kitabı-çift isimler sahifesinde, Âdem'le Havva'nın yanına bir de Habil'le Kabil'i ekledim.
O zaman anladım anlatma zamanının geldiğini.
Hikâyenin ismi düştü dilime bir gece: LÂ. İLLÂ, dedim. Bir ömür boyu aradığım hece harfinin LÂ olduğunu bildim. "

Bu güzel romanı en çok bu yüzdan sevdim.
Mevlana Hazretlerinin mesnevisi için" ne var ki içinde hep Musadan ,Firavundan bahsediyorlar" demişler. Musa Peygamberin kıssası Yüce Kuran'da en çok anlatılan kıssalardan .Mesnevi'de de öyle.
Bir mesnevi dizesi şöyle diyor:

"Dünyada bir tek kişi de kalsa Musa da vardır, Firavun da vardır."

Musa ruhumuz, firavun da nefsimiz.

bu bilgiyi böylece alıp sadrıma yerleştirdiğimden beri , kendime bakışım değişti.Hz.Eyyübü anlamak ,Hz Yusufu Hz. Şuaybı ve diğer tüm peygamberleri anlamaya çalışmak hayat hikayelerini öğrenmek çok önemli ve zevkli bir hale geldi.Hele Hz Ademin bu bahisteki yeri ne kadar önemli ve ayrıntılı ,işte bu roman da böyle kıymetli ve ayrıntılı.İnsanlığı anlamak kolay iş mi ki?

ve Gül Hanımın ,Nazan Bekiroğlu'nun bu romandaki dil ve anlatım ile ilgili tespitleri ne kadar doğrudur.Lise öğrencilerime bile anlayabileceklerinden çekinmediğim için ısrala ve şiddetle tavsiye edebileceğim bir Nazan BEKİROĞLU klasiği. Dilinin böylesi yalın olması o kadar mutlu etti ki beni...Nice büyüklerin anlattığı demir leblebi gibi yutulması zor hakikatleri ,duygularının gergefinden geçirerek nasıl yumşatmış, hem onlara hazırlık hem de anlama kolaylığı sağlamış ama bunu yaparken de üslubundan vazgeçmemiş.
Bence de Gül,

bu endam Nazanıma çok, çok yakışmış.

O gül-endâm bir al şâle bürünsün yürüsün

Ucu gönlüm gibi ardınca sürünsün yürüsün

Enderunlu Vâsıf

Kalemine sağlık.
Esen kal.
Gülden

  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

Estağfirullah Gülden

Gül Çiğdem — Salı, 10/02/2009 - 16:05

Estağfirullah Gülden Aras.
Sevdiğim bir kitabı ve sevdiğim bir yazarı biraz karaladım o kadar.
İnanın kitap tahlili çok eğlenceli bir uğraş benim gibi bir çocuk için :)

Kitabın dili çok şiirseldi. Lakin mevzular hakkında biraz daha uğraşılması gerek.

Eyvallah yine uğraş edindiğin güzel yorumun için. Teşekkürler.

d'li derviş

  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

Cennet: kaybettiği Havva:

Taha Nevruz — Per, 01/01/2009 - 18:15

Cennet: kaybettiği
Havva: bulamadığı
Yıllarca Adem Havva’yı aradı.
Hiç pişman olmadı, hiç şikayet etmedi.
Kalbi hiç kaymadı, güveni hiç sarsılmadı.
Yoruldu ama yolundan dönmedi.

~ ~ ~

Bütün yorgunlukları arkasında bırakmış,
Aşılmaz zannedileni aşmakla onanmış
Bir kere değil çok kere, bir şeyle değil çok şeyle sınanmış
Bir dünya yolculuğu geçmişti üzerinden Adem’in.
Ama belli ki cennet bir kere yitirilse bile kazanılabilir bir şeydi.
Baştan ayağı dikkat kesildi Adem ve Havva’yı bekledi.
Belliydi Havva’nın geleceği, gelmeyecek olan böyle beklenmezdi.
Bir rayiha gibi içine düşen umutla Adem:

“bekliyorum öyleyse gelecek” dedi.

Bu kadar çok çağırdığı için.
Bir devri kapadığını, bir devri açtığını fark etti.
Ân geldi;
Adem, Havva ile iki dünyanın birleştiği yerde bir araya geldi.

Gelen Havva değil, yitirilmiş cennetti..

  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

Kitaba yine kitabın dilinden bir yaklaşımla geldiniz.

Gül Çiğdem — Salı, 10/02/2009 - 16:07

Kitaba yine kitabın dilinden bir yaklaşımla geldiniz.
Bunun üzerine bir yorum yapmaya muktedir görmüyorum kendimi
Sadece aciz bir teşekkürü kabul edin istiyorum.
Eyvallah.

d'li derviş

  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

Benzer Yazılar

  • Aşkar - “İsmet Özel Sayısı” Toparlandık Gitmiyoruz!
  • Osmanlı Kadını Kültür Dergisinde
  • Cafcaf Uçuşa Geçti
  • Tahir Sami Bey'in Özel Hayatı
  • Tok Kurda Puslu Hava
  • Turan illerinden saçılan ritim: Asya'nın Kandilleri

Kategorilerden

Hüzün Alanı Hikâye Makamı Tanıtılanlar Ümmet Coğrafyası Güncel Haberdar Makamı-ı Dikkat Düş Vakitleri İz Bırakanlar Kimdir Nicedir Zamana Dair Kişilere Dair Duyduk Duymadık Demeyin Kapılar Köprüler Berceste Yürek Yarası Hay Sızı Şiir Makamı Tefekkür İçe Dönüş Sorulunca Söylenenler Hür Tefekkürün Kaleleri İzlence Gelişi Güzel Kara Kalem Yazıları
tamamı

Üye girişi

  • Üyelik başvurusu
  • Şifremi unuttum

Gezinti

  • Son Gönderiler
  • Site Rehberi (Yol Haritası)
  • Komşularımız

Üyelerimiz

  • Çevrimiçi
  • Yeni Üyeler

Şu an 2 üye ve 4 misafir çevrimiçi.

Çevrimiçi üyeler

  • Muhammet Esiroğlu
  • m.akif coskun

  • bahar mavera
  • vildan babacan
  • baran amedi
  • mürüvvet söylemez
  • Yasemin Güney

İçeriden Rastgele

  • Camilerine Kar Düşen Şehir: Srebrenitsa
  • Yalan yanlış bir yalnızlığın adısın sen
  • Anlamdan Ricat
  • Hazan Müdafaası
  • Vefa namlı bir emanet
  • Manifesto (Filistin İçin)
  • Tuvalet Aynasının Edanur’la Ne Alakası Var?

Fotografhane'den

erciyes

Son yorumlar

  • Duyurulur !
    7 sa. 56 dk. önce
  • Özelinizden mahrum bırakın
    8 sa. 19 dk. önce
  • tevazu
    9 sa. 1 dk. önce
  • Öyküyü okuma fırsatı
    12 sa. 18 dk. önce
  • "İsmet Özel’i tanımamanın,
    13 sa. 2 dk. önce
  • “Celenamım”dan Molla’ya…
    23 sa. 26 dk. önce
  • Sayın Molla Bey
    1 gün 9 sa. önce
  • Son durak...
    1 gün 10 sa. önce
  • Değişim güzel şey...
    1 gün 12 sa. önce
  • Eşrepaşalılar harika bir
    1 gün 16 sa. önce

İzlence'den

  • Münacaat - İsmet Özel
  • ezginin günlüğü (gemi)
  • Anroozha Farid Farjad
  • ney-göçtü kervan
  • Cemal Süreya-8.10 Vapuru

Anket

Sezai Karakoç'un Kaç Eserine Sahipsiniz?:

Duyuru - Etkinlik

  • - ''Bizim Mahalle Edebiyat 3-4''
  • -Temrin Dergisİ - 23.Sayı Mart'10
  • - Hâr Dergisi 5.sayı
  • - ''İkindi Yazıları yeniden tıpkıbasım olarak yayımlanacak''
  • ... Devamı
  • Haftanın İkilisi

    • Film
    • Kitap

    ''İyiliğe adanmış bir film: Eşrefpaşalılar"

    Hz. İnsan - Dücane Cündioğlu

    Sayha Dergi © (1990) 1998 - 2010

    • söz makamı
    • 100 türk büyüğü
    • kitap makamı
    • site haritası
    • ara
    • İletişim

    @ İktibas - Yazılar için kaynak belirtirseniz acayip memnun oluruz.