Hayatın Dehlizlerinde Yol Alan Şiir
nur zelal — Salı, 03/03/2009 - 15:43
Gölgemde kaybettiğim izin
Sırrını ifşa eden bir hikayede yakıyor kendini
Bir büyülü tütsü gibi içime çektiğim hayattır
Yâr ülkesini ayaza koyan
Ki hayat ta sen gibi kaybeder ritmini
Sarhoş naralarının kır saçlarında
Saatleri esriten gözlerin yok artık
Bağrına yaslanan insan yüzleri
Terketti seni
Apartman boşluğuna fırlatılmış hatıralar
Savrukluğum
Hani benim umarsız masumluğum
Seni bir günahı resmeder gibi
Arsız ve sırıtkan bir terkedişe
Yoruyorum
Serpiliyor uzağında kalbim
Yollarına telef gelincikler eşliğinde
Gel sarart kuşkulara kalbeden
Senli divitleri
Gel bir daha ağla dizlerinde
Aşkın
Ağyarsız,ayarsızken hayat
Abanırken gözlerin uçurumlara
Hâki kuşkular kırılır
Sorulur o sûrete dağılmışlığı
Bir uzun hikaye gibi
Seni bırakırken kucağına ihanetin
Gözlerine bağışlanmış bir dehliz
Sızısına kırgın ellerinde bir günah
Kalbinde eski zamanlardan masallar
Sesine biçtiğim rüzgar kadar
Yoksun
Umudun kanına giren bir uzaklıkta
Uyu ki gün hayata teslim olsun.
- nur zelal yazıları
- yorum yap >giriş/kayıt
- yazıcı sayfası
- Rastgele Yazı
- gönder

umudun kanına giren bir uzaklıkta
Edip Bilge — Cum, 06/03/2009 - 23:09Bir şair evrenden daha büyük bir sırdır.. Ben böyle bilirim söz ustalarını.. yazıp bir duvara astıkları sözü bırakıp giderler.. bilirler ki o kanatacağı yüreğin içine girinceye kadar sırrını hiç kimse çözemeyecektir.. çünkü bir şiirdir o.. bir mektuptur belki de karaladıkları, hiç cevap beklemeden en uzağa seslenirler.. ve ancak bir şair “umudun kanına giren bir uzaklıkta” bu kadar yakındır şiir diye sayıklayan bir insanın dudağına..
müzmin muhalif
"şairler vurulmalıdır,hayat yakışmıyor onlara"
nur zelal — Cts, 07/03/2009 - 14:12Şairin bırakıp ta gittiği,duvara asıp ta eyvallah dediği sadece "söz"müdür ki.Her "söz"yürekten bir parçanın daha terkedilişi,her şiir şairin kanadında açılan iflah olmaz bir yara.Şairin kendisi çözebilmiş midir acaba,hangi yaraya hangi şiirinin hâmilik ettiğini ?
Sayın Edip Bilge,bir şiirin yorumu onu yazanın zihninde şiirinden daha derin bir rüzgar estirir mi?Estirir.Şiirin kalıba sığmaz halini ne de güzel resmetmişsiniz ve şairlerin birer kaçak olduğunu bu hayatta.İlk andaki ilk duygulara dönüş yapamazsınız ki,kendi yaranıza sürecek melheminiz olsun.O duvarda asılı kalır kimliksiz duygularınız da.
Saygılarımla...
Yaktığınız güzel bir ateşti şiir adına
Edip Bilge — Cts, 07/03/2009 - 17:55Evet tıpkı söylediğiniz gibi, sadece söz değildir bırakıp gittiğiniz.. Pazarlıksız, hesapsız ve akıl almaz bir değiş tokuştur hayatla oynadığınız oyun.. Ve sözünüzü yok pahasına bırakmalısınız hayata ve bu garip alışverişte acılar alıp, yürekten kopardığınız parçaya dolaşık sözcükler bırakmalısınız ki, arkanızdan “sen!” demesin hiç kimse.. Çünkü “sen” biraz önceki değilsindir artık.. Dökülüp saçılarak çıktığınız yolculukta, hayatınızın üstünü getirmeye kalkışmamalı hiç kimse.. Heybesiz çıktığınız söz çerçiliğinde ardınıza bakmadan yürümelisiniz, beklentisiz, korumasız ve savunmasız bir cesaretle daha uzaklara.. Yükünüz sadece yüreğinizdir çünkü..Ağırdır.. Ve az önce koparıp bıraktığınız yüreğinizin parçasından geriye kalan boşluğa, karşılığında aldığınız acıları yamadıkça daha da ağırlaşacaktır.. Ve acı yüreğinizle seviştikçe, yollarda dökeceğiniz yeni sözler doğuracaktır.. Ta ki artık bir romanın son cümlesinin, son sözcüğünün sonundaki harfi elif gibi uzatan simsiyah bir nokta kalıncaya kadar..
Ahmet Telli’yi severim.. Ah keşke “şairler vurulmalıdır, hayat yakışmıyor onlara” yerine “şairler vurulmalıdır, yıkılırken ne de güzel yakışıyorlar hayata” demiş olsaydı..
Vurulmaya giderken; çöl susuzluğunu, ağzını ırmaklara dayamaya tercih edenleri gördükçe eğlendiğim bir mola yeriydi sayfanız sayın Nur Zelal.. Susuzluğumu çoğaltan bir yangındı satırlarınız.. Sözlerim ateşe atılan bir tel çam yaprağı kadar katkı sağlamışsa ne mutlu bana.. Yaktığınız güzel bir ateşti şiir adına.. Devamı tutuştursun bizi..
müzmin muhalif
Şiirler vardır bizi bir
Kâni Çınar — Per, 05/03/2009 - 16:13Şiirler vardır bizi bir resimden çıkarır gibi çekip alır, koparır... Kah isteyerek kah istemeyerek düşeriz meşgale sahnesinden ıssızlığımıza. Yani kendimize. Yani sıkça burun buruna gelmemiz gerekene... Eyvallah Nur Hanım... Eyvallah
En yalın halimiz:ıssızlığımız
nur zelal — Per, 05/03/2009 - 18:34Halbuki ne kadar renkli ve alacalı akar dışımızdaki dünya,nasıl da hevesliyizdir unutmaya kendimizi.İnsan en çok kendinden kaçıyor işte,ta ki yalnızlığın en koyu deminde hikayesini resmedene kadar kalem.
Aslında dönüş kaçınılmaz.Çevremiz kalabalıklaştıkça içimize fener tutan yaramaz bir çocuk gibi kader.Hafıza-i beşer nihayetinde kendi limanına demirler.
Paylaştığınız için teşekkürler Sayın Çınar
Selametle…
yine soluk aldırdınız
Zenan Sude — Salı, 03/03/2009 - 18:52Sevgili Nur Zelal, "hüznümün arkadaşlığına" kaldığım bu günlerde şiire yaslandım durdum.
Ah ne çok isterdim Bir kez daha "aşkın dizlerinde ağlamayı, ağyarsız ve ayarsızken hayat"
Yine soluk aldırdınız yüreğime, kelimelerim hüznümü resmetmekte yoksulluk çekerken.
Hüznün yalnızlığı...
nur zelal — Salı, 03/03/2009 - 20:10Sevgili Zenan Sude,nedense anlam veremediği kayıpların ardından kızımın gözlerinde yakaladığım ifade geldi aklıma birdenbire.Sanırım ne kadar büyüsek te,bir yanımız hoyrat bir rüzgara kapıldığında ya da uzaklaştığında dünyanın gölgesinden öylece kalakalıyoruz çocuk bakışlarında hüznün. İçten içe bir müptelalığın izlerini taşıyor belki de bu hâlimiz.Oysa kim ne derse desin hüzün yakışıyor yüreğe,hele de yalnızlık türküleri eşliğinde...
Değil mi ki hala yürekten yüreğe yol gidiyor ve cama vuran damlalara eşlik ediyor hüznün kelimeleri.O halde?...
En kısa zamanda kelimelerinizin tozunu almanızı ve bizi onlara yoldaş kılmanızı bekliyorum sabırsızlıkla...
Muhabbetle...