Sayha Dergi

  • 100 türk büyüğü
  • kimdir, nicedir?
  • ara
  • İletişim
Ana sayfa › Bloglar › Kâni Çınar yazıları

Kadri Bilinmemiş Bir Eser: Uzun Çarşının Uluları

Kâni Çınar — Salı, 13/09/2005 - 23:00

“Yıllar önce okuduğum iki kitaptan bahsetmek istiyorum: İlki, bir şehrin ancak bu kadar güzel anlatılabileceği, kadr-ü kıymeti bilinmemiş bir eserdi: Mitat Enç’in “Uzun Çarşının Uluları”. Hasetle okuduğum ve yazarını kıskandığım ikinci kitaptı. Anteb’i anlatıyordu ve bir daha hiçbir kalem, Anteb’i Mitat Enç gibi anlatamayacaktı…” (Altıncı Şehir, Ahmet Turan Alkan)

Usta kalem Ahmet Turan Alkan, Altıncı Şehir’in önsözünde “Uzun Çarşının Uluları”na yakıcı göndermeyi böyle yapıyor. Şehir üzerine okumalara müptela birisi olarak bu referansı göz ardı edemezdim, etmedim. Okudum. Seneler önceydi. Bende bıraktığı etkiyi sürekli hissettim. Girdiğim bütün çarşılarda “Uzun Çarşının Uluları”na benzer tipler aradım, gözlemledim. Çocukluk havsalamda muhkem bir yer edinen “Mavi Boncuklu Cemil Baba” ile mezkur eserdeki “İmam Baba” arasındaki benzerlik hayretimi daha bir artırdı. Uzun kış akşamlarından, daha uzun ve alabildiğine sıcak yaz ikindilerine, değişik zaman ve mekanlarda “Uzun Çarşının Uluları”nı elimden düşürmedim. Belki bu yüzdendir hâlâ eski çarşılara, hanlara, tarihi camilere devamım. Tarih bir rüya değil midir?

Gaziantep’ten değil de sanki Kayseri’den, Konya’dan portrelerdi karşımda duranlar. Anadolu’yu bu ve benzeri eserlerle daha iyi tanıyabiliyoruz. Ortak noktalar hemen kendini gösteriyor. Mesela her şehrimizde bir Ulu Camii (Camii Kebir) yok mudur? Kapalı çarşılarımız üç aşağı beş yukarı birbirine benzemez mi? Daracık sokaklarımız, evlerimiz … Sivas’ı yazan Antep’i, Malatya’yı, Yozgat’ı yazmıyor muydu? Özellikle Selçuklu eserleriyle tezyin edilmiş Anadolu mimarisi bir “ayni”lik yumağıdır. Üstad’ın Antep’i de Anteplileri de bu sebeplerle bildik, tanıdık geliyor insana.

Eserde Aktar Musa Efendi, Deli Bekir, Berber Hüseyin gibi “sıradan” insanların hiç de sıradan olmayan hikayeleri anlatılırken öylesine sağlam ve sıcak insani ilişkiler ağı çizilmiş ki o zayıf kişilikler, yaşanan acılar ve yoksulluklar sevimli detaylar olarak kalmış. Arka planda Antep’in ruhu ve o dönemin yani yüzyıl başının bütün güzellikleri var... İnce ayrıntılar ve hoş Antep şivesi ile kapımıza konan bir miras… Nefis ve muhteşem bir miras; Türkçe’nin yüzakı.

Eseri böylesi yaşanır ve muhteşem kılan aslında yazarının bir diğer eseri olan otobiyografisinde gizli. Buyuruyor ki Üstad: “…her gün benzerlerinin yüz binlercesi doğan ve ölen adsız ortalama insan yığını içinde bir damla olduğumu kestirecek kadar gerçekçiyim…” (Bitmeyen Gece – Mitat Enç) Cemil Meriç gibi aynı kaderi paylaşan Mitat Enç, durumunun bilincinde ve gönlünden sızan ışık huzmeleri arasında “gerçeği” olanca çıplaklığı ile yansıtıyor. Gerçeğe katılan ruhu ise bize bir başka Üstad izah ediyor:

“Hayatımızı yöneten ilke, sadece, zeka değildir; zekanın güçlenmişi ve olumsuzluklardan olanca arınmışı akıl, ondan daha güçlüsü gönül ve hepsinden güçlü ruhumuz vardır.” (Sezai Karakoç, Edebiyat Yazıları)

Mitat Enç’in hikayelerinde derin bir ruh var. Hikayelerde yaşıyorsun, hissediyorsun, tedirgin oluyorsun, uzanan eli tutuyorsun yahut sen uzatıyorsun elini. Kâh Helvacı Said’in dükkanıyla, burcu burcu taze çörek ve simit kokan kahveci fırınının kepenkleri arasındaki dar boşlukta İmam Baba ile tünüyor kâh Aktar Musa Efendinin eşref saatinde sakosunun cebinden çıkardığı tabakasını, kehribar ağızlığını tutuyorsun. Eşek Kasabı Ali Bayram ile Nizip şosesini kesip geçen patikadan toz bulutu yükselterek geçiyor, Hacı Arap ile sizden yorgunluk kahvesi isteyenleri “Efendi ateş söndü” diye baştan savıyorsun. Hele cadde boyunca baba ocaklarının birer birer yıkılıp o güzelim havuzlu, avlulu evlerin yerine pasaj, apartman diye dağ gibi yapıların dikildiğini görelidenberi Asiye teyzenin çektiği tasayı, yüreğinin içine sanki bir avuç kor atıldığını hissediyorsun ya sen de “Oğul ölenleri nereye gömüyorlar şimdi olam. Yoksa boklu akara atıp kurutuyorlar mı?” diye sormaktan alamıyorsun. Üstad, çılgınca koşturuyor seni. Kelime kelime, cümle cümle, sayfa sayfa… Oturduğun kanepe, koltuk, kenarına iliştiğin masa bir önem arz etmiyor; sen, ulularla hemhalsın gayri…

Kimler yok ki eserde: Hamallar, kaçakçılar, itler, çarşı ağaları, meczuplar, giysileri boz, kafaları taslı Almanlar, şeyhler, diş çakan berberler, kısır kadınlar, salçalar, kurutulan biberler…. Sanki haylaz çocuk kümesi yüksekçe bir yere oturmuş ve gördüklerini yazmış. Esere sızan muziplik hep bu çocukların işi olsa gerek.

Edebiyatta, sinemada, tarihte, çizgide kısaca sanatta bize düşen beslendiğimiz kaynakları tespit etmek, ona ulaşmak, onu gün yüzüne çıkarmak ise işte onlardan bir eser karşımızda duruyor. Sanatın bütün dallarını besleyecek bir kaynak. Mümkün olsa da okullarla başlasak bu pâk kaynaklardan yudumlamaya. Edebiyat ve Edebi Metinler isimli derslerde Cemil Meriç, Mitat Enç okutulsa, Sezai Karakoç’tan, İsmet Özel’den şiirler ezberletilse, Nuri Pakdil kürsüsü kurulsa… Mümkün olsa!..

Kadri bilinmemiş bir eser karşındaki ey okur. İçinde “Ne ararsan bulunur derde devadan gayrı”.

  • Tanıtılanlar
  • Kâni Çınar yazıları
  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

uzun çarşı'nın uluları

asude zeynep toprak — Cts, 21/06/2008 - 16:37

güzel bir anlatım, ben kilitlendim ayrıntılarda, kitabı aklı selim olarak bir kez daha okuma vakti...

http://oykuzen.minare.net/

  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

Uzun Çarşı'nın Uluları

Aynur Yavuz — Cum, 20/06/2008 - 17:22

İsmine ilk defa Ahmet Turan Alkan'ın Altıncı Şehrinde rastladım.Okumak için zihnimde tuttuğum eserlerden biri oldu uzun süre.Sonra bir gün sayhada bu yazıyı okuyunca daha fazla beklememem gerektiğini düşündüm.Kitabın kapağını kapatmak da bugün nasip oldu.
Kitabı okuduğum müddetçe aklımdan çıkmayan üç şey vardı.
Bir Ahmet Turan Alkan'ın kitap için söyledikleri ("ve bir daha hiçbir kalem, Anteb’i Mitat Enç gibi anlatamayacaktı")...
iki Mitat Enç'in yaşam öyküsü
üç Kani Çınar ağabeyimizin çocukluğu.
Neden bilmiyorum ama Hapoba'nın, Hacı Arap'ın etrafını çevreleyen çocuklardan biri benim gözümde kimi Ahmet Turan Alkan idi.Kimi de Kâni Çınar.
Satırlar ise, görünenin ötesini görmek isteyenler, ya da hayata böyle bakılması gerektiğini bilenler için yazılmış olmalıydı bu kitapta...

  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

Antep...

medine dogan — Cum, 20/06/2008 - 19:52

Bu eseri iki uc yil once okumustum.tum gecmisimi onunla okudumEskilerden co kseyler gitsede, modernlesmeye karsi yenik dusulsede,Antep yine Anteptir.Bu hali ile kayseriye benzer,Istambulun kapali carsinada.Ve daha da ilginci Haleb ile ikiz kardestir Antep.Antep yuregimin bir yarisdir.sahin agamiz, kara Hasan, cete hikayelerini uzun kis gecelerinde buyuklerimizin dizi dibinde dinleyerek buyuduk....
yazarada, bu kitabi tanitanada tesekkurler....

Antep sivesi ile selam ederim size:)

  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

Kategorilerden

Güncel Düş Vakitleri Söz Ola Yürek Yarası Hakikat Hikayet Hüzün Alanı İçe Dönüş Haberdar Zamana Dair Ümidlere Dair Hay Sızı Gonca Şiir Makamı Tefekkür Gülü Gülle Tartarlar Ümmet Coğrafyası Kara Kalem Yazıları Tanıtılanlar Kimdir Nicedir Kişilere Dair Gelişi Güzel Berceste Reyhan Hür Tefekkürün Kaleleri Gül Kokusu
tamamı

Üye girişi

  • Üyelik başvurusu
  • Şifremi unuttum

Gezinti

  • Son Gönderiler
  • Site Rehberi (Yol Haritası)
  • İletişim
  • Kategoriler

Üyelerimiz

  • Çevrimiçi
  • Yeniler
Şu an 0 üye ve 2 misafir çevrimiçi.
  • H.Hicran Kaya
  • mavro
  • yusuf özkara
  • fatih
  • Serâzad Oruç

Duyuru - Etkinlik

-Minare Dergi 2
  • - Az Edebiyat Dergisi'nin 2. Sayısı Çıktı
  • - Rihle Dergisi'nin 3. Sayısı
  • - Yirmiikinci Tasavvur!
  • - Zemheri Edebiyat 6. sayısıyla okurla buluştu!
  • - filbahar 7
  • - Sezai Karakoç Sempozyumu 15 Kasım 2008
  • - Terk Ettiğimiz Doğu'
  • -Temrin Kasım Sayısı
  • - Yankı Bir Dedi
  • ... Devamı
  • Kapı Komşusu

    Cemaat

    Anket

    Sayha'ya nasıl ulaştınız?:

    Son yorumlar

    • Kahve bir değerdir,
      11 sa. 58 dk. önce
    • Hoş bulduk
      12 sa. 9 dk. önce
    • Teşekkür ederim öncelikle.
      12 sa. 18 dk. önce
    • Kahvehaneler her ne kadar
      12 sa. 21 dk. önce
    • Teşekkür ederim. O nezih
      12 sa. 29 dk. önce
    • Düş Vakitleri hepimizin
      12 sa. 39 dk. önce
    • radyoda duydum.
      12 sa. 41 dk. önce
    • Matbu dergi olmasını
      12 sa. 50 dk. önce
    • Tarihçi Talat Beyin Gömleği
      13 sa. 3 sn. önce
    • Tesadüf
      13 sa. 9 dk. önce

    Dostlarımız

    • Dostlar
    • Bunlar da Dostlar

    Hakan Albayrak
    Tarık Tufan
    Cemaat
    Kurtuba
    Kâinata Mektup
    Pata-Gonya
    Minare Dergi
    Rûh-i Gusül...
    Arşivdesiniz
    Dünya Bizim

  • Kuşluk Vakti
  • Mecazz
  • Akabe
  • Sadık Yalsızuçanlar
  • Dergibi
  • Zemheri Edebiyat
  • Yenilgi
  • İsmet Özel
  • Gök Ekin
  • Edebistan
  • Yazıhane
  • İstisnai
  • Gözdeler

    Bugün:

    • Kara Tane
    • Bahane
    • Sayha'ya nasıl ulaştınız?

    Bilgi

    Kitap

    Bülent Akyürek - İçinizdeki Öküze Oha Deyin

    Sayha Dergi © (1990) 1998 - 2008

    • 100 türk büyüğü
    • kimdir, nicedir?
    • ara
    • İletişim