M.Nihat Malkoç yazıları
Bu da Senin İmtihanın...
M.Nihat Malkoç — Paz, 04/01/2009 - 07:38
Çiçekler kan kokuyor Filistin’de. Kurşunların ve bombaların gölgesi düştü gonca güllere. Tankların altında kaldı körpe kuzular. Vahşi kapitalizmin esaret zincirleri dolandı mazlumların boynuna. Kula kul olmayanlar ve özgürlüğü onur sayanlar lime lime doğrandı asrın kasaplarınca. Filistin dağlarına çöktü ağır bir duman. Bu güzel topraklar mazlumların kanıyla boyandı baştanbaşa. İman kervanının önünü kesti lanetlenmiş Siyonist eşkıyaları.
Âh Filistin Vah Filistin!..
M.Nihat Malkoç — Çar, 31/12/2008 - 13:36
2008 yılını geride bırakmaya hazırlandığımız bugünlerde Filistin’de bir insanlık trajedisi yaşanıyor. Ölüm füzeleri Gazze’yi yine kan ve gözyaşı seline çevirdi. 19 Aralık’ta sona eren ateşkes sonrasında İsrailliler, Filistin’i ablukaya alarak üç yüzün üzerinde masum insanın ölümüne sebep oldu. 1967’deki meşhur Altı Gün Savaşlarından bu yana böyle ağır kayıplar doğuran bir saldırı gerçekleştirilmemişti. Binlerce Filistinli de bu saldırılarda yaralanmış durumda. İçlerinde çok ağır yaralılar da var. İsrail saldırıyı devam ettirme kararlılığında görülüyor. Zira yedek askerlerini de da savaşa çağırdılar. Buna bence savaş değil, ancak çirkin bir kuşatma veya saldırı denebilir. Çünkü İsrail’in karşısında donanımlı bir güç yok. Sapanla taş atan çocuklara sürekli modern toplarla karşılık veren İsrail askerlerinin çirkin yüzünü unutmadık. İsrail, bu bölgede barış istemiyor; kan ve gözyaşına doymuyor.
Önce Özür Bekiyoruz…
M.Nihat Malkoç — Cum, 26/12/2008 - 12:46
Türkiye’de birileri düzenli olarak her yıl Ermenilerle ilgili iddiaları dile getirir durur. Bunda amaç Ermeni meselesini sürekli sıcak tutmaktır. Birileri zamanı gelince bu konuyu Türkiye’nin gündemine oturtuyor. Son zamanlarda da bir özür kampanyası ortalarda dolaşıyor. Neymiş efendim, bir kısım aydınlar bir araya gelerek sanal ortamda Ermenilerden özür dileme platformu oluşturmuşlar. Bizler yaratılanı Yaratan’dan ötürü seven ve hoş gören bir inancın şerefli mensuplarıyız. Onun içindir ki bölücülerin ve hainlerin dışında herkesi severiz. Bize Ahmet Yeseviler, Yunus Emreler, Mevlanalar, Hacı Bektaş Veliler bunu öğretti. Hiçbir zaman nefret bizim güzelliklerimizi gölgeleyemedi, gölgeleyemez de…
Eskimeyen O Bayramlar!...
M.Nihat Malkoç — Pzt, 08/12/2008 - 13:55
Bayramlarımız maneviyat bahçesinin iri gülleridir. O güller ki Resulullah’ın kokusunu taşırlar gönül bahçelerimize. Bayramlar yüzyılları aşıp günümüze kadar gelen köklü dinî geleneklerdendir. İster Ramazan, ister Kurban olsun; dinî bayramlarımız bize ulvî yanlarımızı hatırlatır. Ruhumuza ayna tutarız bu müstesna zaman dilimlerinde. Kaybettiklerimizi anarız.
Kurban Selamettir
M.Nihat Malkoç — Çar, 03/12/2008 - 13:10
Zaman sular seller misali akıyor, mecrasını buluyor en sonunda. Zaman yine gönül değirmenlerimizde öğütüldü ve gelinen noktada çok şükür ki bir başka bayrama ulaştırdı bizi. Bayramlar asırlardır dört gözle beklenir milletimiz tarafından. Beklenen misafir kapımızı çalıyor yine. Şimdi bütün gönüllerde sevgi panayırları kurulmuş, yüreğimiz bayram yerine dönmüş. Bayramlar milletleri kenetleyen müstesna zaman dilimleridir şüphesiz. Yıl boyunca değişik sebeplerle dağınıklaşan insanlar, bayramlarla birlikte toplanırlar. Böylece insanlar arasında kaynaşma ve yakınlaşma gerçekleşir; dostluklar pekişir, kin ve haset ortadan kalkar.
Martın Luther Kıng’den Barack Husseın Obama’ya…
M.Nihat Malkoç — Cts, 08/11/2008 - 15:55
İnsan aslında ilahî imtihana mazhar olduğu için ve Allah tarafından muhatap kabul edildiği için değerlidir. Dünyanın gözbebeği kabul edilen ve onca nimetle ödüllendirilen insanlar sadece takva yönüyle birbirinden üstündürler. Allah’ın emir ve yasakları konusunda hassasiyet gösterme esas ölçüdür. “Üstünlük takvadadır”(Hucurat 49/13) ayeti de bu gerçeği dile getirmiyor mu? Durum bundan ibaretken insanlar birbirlerine üstünlük taslamak için renklerini, makamlarını ve zenginliklerini üstünlük sebebi saymışlardır.
Trabzonlu Edebiyat Tarihçisi Nihat Sami Banarlı
M.Nihat Malkoç — Pzt, 27/10/2008 - 12:39
Nihat Sami Banarlı için, sadece bir edebiyat tarihçisi demek yeterli olmasa gerek. Zira o, edebiyat tarihçiliğinin yanında çok üstün meziyetlere de sahipti. O; şair, yazar ve edebiyat öğretmeniydi aynı zamanda. Fakat mesaisini daha çok edebiyat tarihçiliğine ayırmıştır. Edebiyatımızın gizli hazinelerini açığa çıkarmıştır. Onun için de bu sıfatla tavsif edilmektedir.
Merhum Nihat Sami, Trabzon kökenli bir ailenin oğludur. Trabzon’un Alemdarzâdeler soyuna mensuptur. Dedesi, Fatih Sultan Mehmet’in bayraktarlığını yaptığı için ailece bu sıfatla anılmışlardır. Dedesi Hilmi Efendi, İstanbul’da kurulan ilk Osmanlı Meclis-i Mebusan’ında Trabzon mebusu olarak görev yapmıştır. Kendisi Mürettep Divanı olan bir şairdir. Banarlı’nın babası İlyas Sami Bey de bir vatan şairidir. Yani Nihat Sami, şair kökenli bir aileden gelmektedir. Banarlı’nın kendisi de lise yıllarında hece ve aruzla şiirler yazmıştır. Fakat şairliğini beslemediği için ileri götürememiştir. Daha doğrusu edebiyat tarihi ve diğer türlerle yoğun olarak alâkadar olduğu için, şiire yeteri kadar zaman ayıramamıştır.
Merhum Vali Recep Yazıcıoğlu'nun Büyük Mirası
M.Nihat Malkoç — Pzt, 20/10/2008 - 18:18
Yıllardan beri hep söyleriz: Türkiye’de un var, şeker var, yağ var; fakat helva yapacak maharetli eller yoktur. Bu belki öznel bir yargıdır, ama yaşanan hakikatler bunun nesnel yanlarının da görmezlikten gelinmemesi gerektiğini ortaya koyuyor.
Yeraltı ve yerüstü zenginliklerimiz dünya devletlerinin iştahını kabartıyor. Büyük bir hazinenin üzerinde yaşıyoruz, lakin nedense ‘Derya içredir deryayı bilmezler’ berceste mısraının tecellisini hayatımızın her yanında ve anında görüyoruz. Bizi bu halden kurtaracak, bize geçmişin ihtişamını yaşatacak, maddî ve manevî değerlerimizi hayatımızın mühim bir parçası haline getirecek yüce şahsiyetlere bugün dünden daha çok ihtiyacımız vardır.
Aktütün'de Düşenler
M.Nihat Malkoç — Cum, 10/10/2008 - 12:03
-Aktütün Şehitlerine Rahmet ve Minnetle-
Esti bir deli rüzgâr dalından yaprak düştü
Ruh kanatlandı göğe payına toprak düştü
Bulutlar yaş dökerken dağların yamacına
Kanla sulandı toprak sanma ki bayrak düştü
Gök kapısı açıldı ulu misafirlere
Can bedenden ayrıldı el ile ayak düştü
Apartman Hayatı ve Mahremiyet
M.Nihat Malkoç — Pzt, 06/10/2008 - 11:08
Dünya nüfusu hızla artıyor. Köylerden şehirlere göç durmak bilmiyor. Göç ve nüfus artışı, şehirlerde bir sürü sorunu da beraberinde getiriyor. Köyler boşalırken, kentler kaldıramayacakları ağır bir yükün altına sokuluyor. Durum böyle olunca şehirler köyleşiyor her geçen gün. Şehirlerin kalabalıklaşması hayat kalitesini ve iş verimi düşürüyor. Son yıllarda şehirlere olan talep önceki zamanlarla kıyaslanamayacak kadar arttı. Bu durum hiç de hayra alamet değil. Köylüler şehre akın edince oralardaki verimli topraklar işlenmiyor. Böylece üretim toplumundan tüketim toplumuna geçişin sancılarını yaşamak durumunda kalıyoruz. Şehir hayatı tüketim çılgınlığını körüklüyor. Aile fertleri bir kişinin eline bakıyor.
Kategorilerden




Son yorumlar
8 sa. 45 dk. önce
11 sa. 40 dk. önce
11 sa. 52 dk. önce
14 sa. 20 dk. önce
14 sa. 33 dk. önce
15 sa. 8 dk. önce
15 sa. 22 dk. önce
17 sa. 13 dk. önce
1 gün 12 sa. önce
1 gün 13 sa. önce