Bir varlığa,bir olaya,bir duruma,bir sese,bir heceye,kurulmayan bir cümleye hatta…
Sevgili Zenan’ın yorumunu okuduktan sonra dönüp baktım Sayha’yla geçen bir yılın izdüşümüne. Kendime sorduğum ilk soru: “Sayha senin için ne ifade ediyor?” oldu.Aklıma gelen ilk cevap şaşırtıcı ve sarsıcıydı:
Çocuğunu büyüten bir anne günübirlik telaşelerin dışına çıkabildiği her an içerisinde hayaller kuruyor, Onun geleceğine dair kaygılar besliyor içinde,kimseye ezilmesin istiyor,okusun dursun ayakları üstünde.Yoklukta dahi içindeki güce tutunsun sımsıkı.Kimse Onu üzemesin,dert hayatından teğet geçsin,sağlam dursun sert esse de rüzgâr.
Varlığım Onu zenginleştirebildiği ve geliştirebildiği ölçüde anlamlı olmalı .Ben de durmamalıyım o halde.Tökezlediğinde elim,başını yaslamak istediğinde omzum,ihtiyaç duyduğunda belleğim ve deneyimlerimle yoluna ışık tutmalıyım.
Onunla zenginleşmekten gocunmamalıyım,derdi olsun yeter ki,sahiplenmeliyim,eğilip bükülmeden basamakları tırmanmasında tuğla olmalıyım.
Bir parçamsa ve bir parçasıysam emeğim ucuz olmalı inadına.Hatta “aidat ödemeliyim”varlığına.Kızsam da sırtımı dönmemeliyim,öfkelendiğimde Ona olan inancıma rücu edebilecek kadar itimat etmeliyim yüreğime.Sahiplenmelerimde dönüp bir bakmalıyım kendime,hız kesmeliyim belki de.
İşte sorumun cevabı bu cümlelerde saklı.Sayha benim için sanalın ötesinde bir anlam taşıdı bu güne kadar. Onunla yolculuğumda sezgilerim hep ışık tuttu yoluma ve yanıltmadı beni çok şükür.
Zenan gibi bir Dost kazandım.Bir şeyleri izah etmek zorunda bırakmayan,yormayan,kara bulutları aradan kaldıran,derdi olan ama derdi kendi olmayan,sohbetinden müthiş zevk aldığım,her muhabbetimizde çoğaldığım bir “güçlü ses” haneme dahil oldu Sayha sayesinde.Tabi yazılarıyla ufkumu açan kalem erbapları da katıldı bu haneye.
Evet,zenginleştim.Bunun karşılığında kendime Sayha’yı dert edindim.Eğer dişe dokunur bir marazın olacaksa dedim kendi kendime şu sanal alemde,bunun adı Sayha olmalı.Çıtasına uzanan bir el de sen olmalısın, sonsuzca amatör olmalı niyetin,madem kırkına kadar kaleminle hesap kitap yapmadın,bundan sonra niye yapasın ki?
Sevgili Zenan,
Size bir sır vereyim mi?Bazen nostalji yapmak istediğimde,yazılarımdan ziyade sizinle yorumlaşmalarımızı geçiyorum yeniden.Yok yazı istemiyorum sizden,bazı yorumlarınıza başlık koyun yeter.-çoğunu tamamlayan başlıklar da var zaten-
Bütün bunları neden mi paylaşıyorum?
Kendi “Sayha Hikaye”mi anlaşılır kılmak için.Gündelik telaşlarımın değil,gündelik uğraşlarımın arasında olduğu ve önemsendiği için.
Valla Patron,Zenan başka bir hikayeye sardı anlaşılan.Hoş yakında kokusu çıkar ama bu sessizlik hiiiç hayra alamet değil.Dönecek ama ahdim olsun Makam'ı boşlamışsa çok ağır cezalar onu bekliyor olacak.
Oysa onu everecek,duvağını kendi ellerimle takacak ve düğününde halay çekecektim.Kızım da gelinliğini giyip nedimesi olmayı planlıyordu.
Laf aramızda damat için de çalışmaları hızlandırmıştım.
Vazgeçmek üzereyim,haberi olsun...
Not:Teşekkür ederim,Makam dönmüş.Biz de uyandırırız yakında pamuk prensesi nasılsa..
Deliliği yaşayanların ona övgüyü okumalarına gerek yok sanırım. Zevkler ve okuma serüvenleri farklı olabilir, herkes kendi sularında akacak, derdiniz paylaşmaksa arkasını çok aramayacaksınız, birileri ondan nasiplenecek ve belki de bir yorumu yazmak için bile üşenecek.
Nitelikli yorum ölçüsü nedir? Bu cümle neresinden tutulursa problemli ve sayha'ya emek verenleri bir şekilde ilgilendirir.
Gocunmam gerikir mi? Evet gerekir, burası bir aile ortamı, bin düşünüp bir söylemek lazım. Hatalar eksikler olacaktır; fakat birilerinin birilerine burun kıvırması hazmedilecek bir durum da değildir. Genelleme yapmadan birebir eleştirileri seviyeli olursa bir katkı sağlayabilir; fakat ortaya atılmış kime ulaşacağı belli olmayan mermiyi birileri göğüsleyecektir. Belki de en niteliksiz yorumların sahibi bu merminin hedefi olacaktır.
Kani Hocam çok geniş gönüllü ve insan kazanma sanatını iyi bilen bir kişilik. (Ortak bir kaç olaya şahit olduk ve o'nun benden daha sabırlı olduğunu gördüm.) Bu ortamda üzerine edebiyat iş önlüğünü giyerse çok az yazı ve yorum yayınlanma şansı bulacaktır. Kendisinin burada ki yönetim anlayışına hayranım ve destekliyorum. Teşekkürler kaptan, sayha gemisine verdiğin emekler için.
Madem yorumumu üstünüze almaya heves ettiniz, ben de üşenmedim sizin için Nitelikli Yorumlar Listesi yaptım. Hatta modaya uyalım "Nitelikli Yorumlar Top 10 Listesi" diyelim adına…
1: Aynadaki Çin
Nadir Marmara — Salı, 07/07/2009 - 18:02
2: “Kimilerine göre ancak ölümü güzelleştirirdik biz”
nur zelal — Çar, 20/05/2009 - 16:26
3: ey!
Leyla Karaca — Çar, 10/12/2008 - 01:00
4: Batıdoğu komedi anlayışı üzerine
Edip Bilge — Paz, 15/03/2009 - 19:36
8: İnsanın hayatında bir kitabı
Cihan Ülsen — Salı, 10/02/2009 - 17:49
9: Zor sanattır biyografi yazmak
Aynur Yavuz — Cts, 20/09/2008 - 22:38
10: Türk Şairi
zenan sude — Çar, 12/08/2009 - 07:03
Burada zevkler ve okuma serüvenleri tartışılmıyor, bireyselliğe ve bencilliğe gönderme var. “Deliliğe Övgü” temsili bir örnekti. Söyler misiniz? Makam’a alkış tutan insanların, alkış sesinden başka ne duyduk? Kalem seslerini mi?
Kaldı ki, herkesin zevkine ve okuma serüvenine göre hareket edilecek olursa ortaya çıkacak karmaşa için “Ne Konuşalım?” anketi iyi bir örnek olarak önümüzde durmuyor mu?
Ne de güzel söylediniz! “Herkes kendi sularında akacak” evet tam da dediğinizi yapıyorlar. Sadece kendi yazılarına akmak, ancak aynı alanda yazı akıtan insanların yazılarına yorumlarıyla katkıda bulunmamak, nasıl bir akışkanlıktır ?
Çok merak ediyorum, Sayha’ya yazı gönderip, diğer yazılardan yorumlarını esirgeyen bazı yazarların derdini?
Benim yorumcu olarak bir derdim var: Bu derginin çıtasını yükseltmek, daha çok okunmasına katkıda bulunmak… Sayha Tarihi’ni hatmetmiş biri olarak verdiğim bu kararın arkasındayım. Sizin kaygınız Dostluk kontenjanından, benimki ise, tanımadığı bir Edebiyat İşçisi’nin, verdiği emeğe inanmışlıktan.
Bir aile yemeğinde yine Sayha’dan bahsediyordum ki, Cümleye, ‘Patron’ diye başladım, bir aile büyüğüm ‘nerden Patron oluyor? Sana maaş mı ödüyor?’ Dediğinde, ‘bence bizim ona aidat ödememiz gerekir’ demiştim. Hala aynı fikirdeyim.
Burun kıvırmıyorum asla. Çaba sarfediyorum, insanlardan da bunu bekliyorum. Genelleme yapmayıp ne yapsaydım, tek tek isim mi saysaydım? Bunu yapınca sizin nazarınızda seviyeli mi olacaktım? İnsanları teşhir etmemi mi istiyorsunuz. Siz yorulmayın! Herkes kendini biliyor zaten.
Yazı yazma heveslisi bir kısım üyeler , yorum yazmak söz konusu olduğunda ya kılları kıpırdamamakta, ya da laf olsun, torba dolsun diye yorumlara imza atmakta… Bundan rahatsız olmak benim en doğal hakkım, o insanlar bu Dergi’ye neden yazı yolluyor? Okunmak için değil mi? Pekiii aynı insanlar neden site içinde sadece kendi yazılarına girip sonra da kaybolurlar ortadan…
Edebiyatın da bir edebi vardır. Yazma ve okunma heveslisi iseniz kılınızı kıpırdatmak zorundasınız. Birileri nasıl yazılarınıza zaman ayırıp okuyarak, kimileri de yorumlayarak emek veriyorsa siz de emek vermek durumundasınız.
Ben Sayha’yı incelediğimde en büyük eksikliğin yorumculardan kaynaklandığını tespit etmiş ve yazılarımı kendime saklayarak, Dergi’ye yorumcu olarak katkıda bulunmaya karar vermiştim, iyi de etmişim..“eylemler dayandıkları düşünceyi ve değeri gerçekleştirmiyorsa, orada, amaçlar, araçsallaşmış, asıl değer ve varlık olan insan bir gölge, bir kopya durumuna düşmüş demektir.”
Evet,isyan ediyorum, bir edebiyat dergisine yazılan bazı yorumların özensizliğine, niteliksizliğine. Bu gemiye binmeye heves eden herkesin boynunun borcu olmalıdır katkıda bulunmak. Benim derdim profesyonellik değil, içtenlik. Yazısı yayınlanan her üye yorumlarıyla da katkıda bulunmak durumundadır. Madem bu gemiye hepimiz gönüllü bindik, o halde ortak bir vicdana sahip olmamız gerekir öyle değil mi?
Erkeklerin hepsini kendileriyle savaşa yolamak istiyorum demiştim, Savaş’ı Zenan’la değil…
Kitap makamı için bende aynı tessürleri yaşıyorum... Yorumlarımız için hakeza. Yorumlama kabiliyetini Zenan Sude gibi, Nadir Marmara, Nur Zelal gibi çok nitelikli gerçekleştiren dostlarımız var. Gönül çok çok ve çok olmalarını istiyor meseleye direkt limit bakabilenlerin. Tahlil ve tenkit kabiliyeti olanların. Başkalarına ve başkalarının yazılarına değer verenlerin. Yoğunluk mu dersiniz, yaşam sahamızı alt üst eden hız mı dersiniz, olağanüstülüklerle değişen gündem mi dersiniz, zahmete katlanamayışımız mı dersiniz adını ne der veya ne koyarsanız koyunuz "vaziyet bu..." Allah dostların yokluklarını vermesin, acılarını göstermesin. Geçen gün meşhur Alexander Bey ile tatlı muhabbette de konumuz olduğu gibi bir çok kalem erbabının siteye mutad bir şekilde günlük girdiğini (ekseriya misafir statüsünde), yazıları takip ettiğini, sessizce geldiği bu ortamdan yine sessizce ayrılıp gittiğini biliyoruz. Bunu net dünyasında takip kolaydır, bilirsiniz.. Ama ne yapalım tekrar etmekte faide var: "Vaziyet bu..."
Sayha omuz veren siz değerli dostlar çok samimi ifade ediyorum sizler olmasanız bu sitenin bir anlamı asla olmaz. yazılan Sayha Tarihi de ter akıtılan kaleme alınan yüzlerce yazı da, emek sarfedilen binlerce yorum da sizle bir anlam taşımaktadır. Gerisi angarya...
Bu arada patronla ilgil ifadeleriniz kulağımın bir kenarında duruyor:)
İsyan rahatsızlıktan kaynaklanır Zenan Sude... Bir çok isyan bir kıvılcımla yayılır memleketin sathı mailine. Ümid edilir ki Sayha için de nasip vardır.
Aman efendim estağfirullah. Cümlenizden Allah razı olsun ki siteyi ayakta tutuyorsunuz. Sizler olmadan ne mana ifade eder Sayha? Ben Zenan Sude'nin ne demek istediğini gayet iyi anlıyorum, tabir caizse çatır çatır bir mukabele ile fikir teatisi istiyor, istifhamlarla beyin fırtınası sunuyor, sunmaya çalışıyor; yalnız biz doğulular genellikle resimdeki hal ile kuşanmayı tercih ettiğimiz için şevkleri yarım bırakıyoruz. Evet belki deliyiz ve delilik en çok yakışandır bize lakin kast edilen eser de oturaklı bir aklı istiyor. Aziz ve mübarek günler dua edelim de kapasitemiz artsın. Cümlenize kocaman selamlar efendim.
Sevgili Zenan Sude Hasan Aycın'dan Sahipkıran'ı okumuş olabilir misiniz?
Biliyor musunuz Ayyar Hamza Cinderalla'yı pek feci döver.
İki yıldız arası göğe asılı hamak…
Uyku, uyku… Zamansız ve mekansız, uyumak.
Uyumak istiyorum; başım bir cenk meydanı;
Harfsiz ve kelimesiz düşünmek Yaradanı.
İlgisizlik, her şeyden kesilmiş ilgisizlik;
Bilmeyiz ki, en büyük ilme denk bilgisizlik.
Usandım boş yere hep gitmelerden, gelmelerden;
Bırakın uyuyayım, yandım kelimelerden!
Göz kapaklarımda gün, kapkara bir kızıllık;
Kulağımda tarihin çıkrık sesi, bin yıllık.
Bir yurt ki bu, diriler ölü, ölüler diri;
Raflarda toza batmış peygamberden bildiri.
Her gün yalnız namazdan namaza uyanayım;
Bir dilim kuru ekmek; acı suya banayım!
Ve tekrar uyuyayım ve kalkayım ezanla!
Yaşaya dursun insan, hayat dediği zanla…
N.F.K.
Tükendiğim anlarda ne çok severim seni Ey Uyku...
İnanmakla başlar her şey…
nur zelal — Cts, 29/08/2009 - 17:35Bir varlığa,bir olaya,bir duruma,bir sese,bir heceye,kurulmayan bir cümleye hatta…
Sevgili Zenan’ın yorumunu okuduktan sonra dönüp baktım Sayha’yla geçen bir yılın izdüşümüne. Kendime sorduğum ilk soru: “Sayha senin için ne ifade ediyor?” oldu.Aklıma gelen ilk cevap şaşırtıcı ve sarsıcıydı:
Çocuğunu büyüten bir anne günübirlik telaşelerin dışına çıkabildiği her an içerisinde hayaller kuruyor, Onun geleceğine dair kaygılar besliyor içinde,kimseye ezilmesin istiyor,okusun dursun ayakları üstünde.Yoklukta dahi içindeki güce tutunsun sımsıkı.Kimse Onu üzemesin,dert hayatından teğet geçsin,sağlam dursun sert esse de rüzgâr.
Varlığım Onu zenginleştirebildiği ve geliştirebildiği ölçüde anlamlı olmalı .Ben de durmamalıyım o halde.Tökezlediğinde elim,başını yaslamak istediğinde omzum,ihtiyaç duyduğunda belleğim ve deneyimlerimle yoluna ışık tutmalıyım.
Onunla zenginleşmekten gocunmamalıyım,derdi olsun yeter ki,sahiplenmeliyim,eğilip bükülmeden basamakları tırmanmasında tuğla olmalıyım.
Bir parçamsa ve bir parçasıysam emeğim ucuz olmalı inadına.Hatta “aidat ödemeliyim”varlığına.Kızsam da sırtımı dönmemeliyim,öfkelendiğimde Ona olan inancıma rücu edebilecek kadar itimat etmeliyim yüreğime.Sahiplenmelerimde dönüp bir bakmalıyım kendime,hız kesmeliyim belki de.
İşte sorumun cevabı bu cümlelerde saklı.Sayha benim için sanalın ötesinde bir anlam taşıdı bu güne kadar. Onunla yolculuğumda sezgilerim hep ışık tuttu yoluma ve yanıltmadı beni çok şükür.
Zenan gibi bir Dost kazandım.Bir şeyleri izah etmek zorunda bırakmayan,yormayan,kara bulutları aradan kaldıran,derdi olan ama derdi kendi olmayan,sohbetinden müthiş zevk aldığım,her muhabbetimizde çoğaldığım bir “güçlü ses” haneme dahil oldu Sayha sayesinde.Tabi yazılarıyla ufkumu açan kalem erbapları da katıldı bu haneye.
Evet,zenginleştim.Bunun karşılığında kendime Sayha’yı dert edindim.Eğer dişe dokunur bir marazın olacaksa dedim kendi kendime şu sanal alemde,bunun adı Sayha olmalı.Çıtasına uzanan bir el de sen olmalısın, sonsuzca amatör olmalı niyetin,madem kırkına kadar kaleminle hesap kitap yapmadın,bundan sonra niye yapasın ki?
Sevgili Zenan,
Size bir sır vereyim mi?Bazen nostalji yapmak istediğimde,yazılarımdan ziyade sizinle yorumlaşmalarımızı geçiyorum yeniden.Yok yazı istemiyorum sizden,bazı yorumlarınıza başlık koyun yeter.-çoğunu tamamlayan başlıklar da var zaten-
Bütün bunları neden mi paylaşıyorum?
Kendi “Sayha Hikaye”mi anlaşılır kılmak için.Gündelik telaşlarımın değil,gündelik uğraşlarımın arasında olduğu ve önemsendiği için.
Nice Sayha’lı yıllara bana o zaman…
Makamsız...
nur zelal — Çar, 19/08/2009 - 18:12Patron,
"Kitap Makamı" da güzellik uykusunda mı?
Yoksa esrara bürünüp kırklara mı karıştı?Ararsan var,bakarsan yokum diyor da hani.
Hürmetler...
Mekanın rahatlığından olsa
Halid Aslan — Çar, 19/08/2009 - 18:24Mekanın rahatlığından olsa gerek bir ağırlık çökmüş hiç sormayın....
Acayip horultular geliyor içeriden:
http://www.sayhadergi.com/taxonomy_vtn/term/156
ya da durun ben bir kenara forum linki ekleyeyim...
Suçlu ortaya çık !...
nur zelal — Çar, 19/08/2009 - 19:01Valla Patron,Zenan başka bir hikayeye sardı anlaşılan.Hoş yakında kokusu çıkar ama bu sessizlik hiiiç hayra alamet değil.Dönecek ama ahdim olsun Makam'ı boşlamışsa çok ağır cezalar onu bekliyor olacak.
Oysa onu everecek,duvağını kendi ellerimle takacak ve düğününde halay çekecektim.Kızım da gelinliğini giyip nedimesi olmayı planlıyordu.
Laf aramızda damat için de çalışmaları hızlandırmıştım.
Vazgeçmek üzereyim,haberi olsun...
Not:Teşekkür ederim,Makam dönmüş.Biz de uyandırırız yakında pamuk prensesi nasılsa..
Cinderella
Zenan Sude — Paz, 23/08/2009 - 02:59tembellik kipinin kıyısına oturmuş keyif çatıyorum sanki....
Millet "Deliliğe Övgü"yü okumaktan aciz, dahası nitelikli yorum yazmaktan....
Yorgunum, hem de çoook....
Sevgili Nur Zelâl, başka bir hikayeye sardırmadım, yanılıyorsunuz...Yorumlamam gereken bir kitap var
Yazar'ı, bir an önce okuyup yorumlamamı istediği için Makam'da önerdiğiniz kitaplara ara
vermek zorunda kaldım. Üzerinde çalıştığım bir kaç konu daha var bu sebepten çoook yorgun,
uykusuz ve agresifim bu aralar...
1: Ruhumdaki çölü aşmakla meşgulüm, aşk ve evlilik nadasa....
2: Erkeklerin hepsini kendileriyle savaşa yollamak istiyorum....
3: Uyumak, film izlemek, sabahlamak istiyorum yine, yeniden, yine, yeniden, yine, yenideeeen...
Editörümmm,Anlaşılan, Sayha'nın en güzel Makamı, Gurbet Makamı'na dönüştürülmüş kısacık bir
an...
Arabası balkabağına dönüşse de Cinderella, Cinderella'dır nihayetinde....
"Millet "Deliliğe Övgü"yü
cihad meriç — Paz, 23/08/2009 - 09:09"Millet "Deliliğe Övgü"yü okumaktan aciz, dahası nitelikli yorum yazmaktan...."
Deliliği yaşayanların ona övgüyü okumalarına gerek yok sanırım. Zevkler ve okuma serüvenleri farklı olabilir, herkes kendi sularında akacak, derdiniz paylaşmaksa arkasını çok aramayacaksınız, birileri ondan nasiplenecek ve belki de bir yorumu yazmak için bile üşenecek.
Nitelikli yorum ölçüsü nedir? Bu cümle neresinden tutulursa problemli ve sayha'ya emek verenleri bir şekilde ilgilendirir.
Gocunmam gerikir mi? Evet gerekir, burası bir aile ortamı, bin düşünüp bir söylemek lazım. Hatalar eksikler olacaktır; fakat birilerinin birilerine burun kıvırması hazmedilecek bir durum da değildir. Genelleme yapmadan birebir eleştirileri seviyeli olursa bir katkı sağlayabilir; fakat ortaya atılmış kime ulaşacağı belli olmayan mermiyi birileri göğüsleyecektir. Belki de en niteliksiz yorumların sahibi bu merminin hedefi olacaktır.
Kani Hocam çok geniş gönüllü ve insan kazanma sanatını iyi bilen bir kişilik. (Ortak bir kaç olaya şahit olduk ve o'nun benden daha sabırlı olduğunu gördüm.) Bu ortamda üzerine edebiyat iş önlüğünü giyerse çok az yazı ve yorum yayınlanma şansı bulacaktır. Kendisinin burada ki yönetim anlayışına hayranım ve destekliyorum. Teşekkürler kaptan, sayha gemisine verdiğin emekler için.
sade bir muhabbet
Nitelikli Yorumun Arkeolojisi
Zenan Sude — Cts, 29/08/2009 - 06:53Madem yorumumu üstünüze almaya heves ettiniz, ben de üşenmedim sizin için Nitelikli Yorumlar Listesi yaptım. Hatta modaya uyalım "Nitelikli Yorumlar Top 10 Listesi" diyelim adına…
1: Aynadaki Çin
Nadir Marmara — Salı, 07/07/2009 - 18:02
2: “Kimilerine göre ancak ölümü güzelleştirirdik biz”
nur zelal — Çar, 20/05/2009 - 16:26
3: ey!
Leyla Karaca — Çar, 10/12/2008 - 01:00
4: Batıdoğu komedi anlayışı üzerine
Edip Bilge — Paz, 15/03/2009 - 19:36
5: fert-cemaat ikilemi her
gürbüz ünal — Cts, 29/08/2009 - 00:12
6: Aşk yalnız yakadan mı düşüyor
Hilal Acar — Per, 09/07/2009 - 22:23
7: Müthiş bir yoğunluk
Kâni Çınar — Per, 11/09/2008 - 21:04
8: İnsanın hayatında bir kitabı
Cihan Ülsen — Salı, 10/02/2009 - 17:49
9: Zor sanattır biyografi yazmak
Aynur Yavuz — Cts, 20/09/2008 - 22:38
10: Türk Şairi
zenan sude — Çar, 12/08/2009 - 07:03
Burada zevkler ve okuma serüvenleri tartışılmıyor, bireyselliğe ve bencilliğe gönderme var. “Deliliğe Övgü” temsili bir örnekti. Söyler misiniz? Makam’a alkış tutan insanların, alkış sesinden başka ne duyduk? Kalem seslerini mi?
Kaldı ki, herkesin zevkine ve okuma serüvenine göre hareket edilecek olursa ortaya çıkacak karmaşa için “Ne Konuşalım?” anketi iyi bir örnek olarak önümüzde durmuyor mu?
Ne de güzel söylediniz! “Herkes kendi sularında akacak” evet tam da dediğinizi yapıyorlar. Sadece kendi yazılarına akmak, ancak aynı alanda yazı akıtan insanların yazılarına yorumlarıyla katkıda bulunmamak, nasıl bir akışkanlıktır ?
Çok merak ediyorum, Sayha’ya yazı gönderip, diğer yazılardan yorumlarını esirgeyen bazı yazarların derdini?
Benim yorumcu olarak bir derdim var: Bu derginin çıtasını yükseltmek, daha çok okunmasına katkıda bulunmak… Sayha Tarihi’ni hatmetmiş biri olarak verdiğim bu kararın arkasındayım. Sizin kaygınız Dostluk kontenjanından, benimki ise, tanımadığı bir Edebiyat İşçisi’nin, verdiği emeğe inanmışlıktan.
Bir aile yemeğinde yine Sayha’dan bahsediyordum ki, Cümleye, ‘Patron’ diye başladım, bir aile büyüğüm ‘nerden Patron oluyor? Sana maaş mı ödüyor?’ Dediğinde, ‘bence bizim ona aidat ödememiz gerekir’ demiştim. Hala aynı fikirdeyim.
Burun kıvırmıyorum asla. Çaba sarfediyorum, insanlardan da bunu bekliyorum. Genelleme yapmayıp ne yapsaydım, tek tek isim mi saysaydım? Bunu yapınca sizin nazarınızda seviyeli mi olacaktım? İnsanları teşhir etmemi mi istiyorsunuz. Siz yorulmayın! Herkes kendini biliyor zaten.
Yazı yazma heveslisi bir kısım üyeler , yorum yazmak söz konusu olduğunda ya kılları kıpırdamamakta, ya da laf olsun, torba dolsun diye yorumlara imza atmakta… Bundan rahatsız olmak benim en doğal hakkım, o insanlar bu Dergi’ye neden yazı yolluyor? Okunmak için değil mi? Pekiii aynı insanlar neden site içinde sadece kendi yazılarına girip sonra da kaybolurlar ortadan…
Edebiyatın da bir edebi vardır. Yazma ve okunma heveslisi iseniz kılınızı kıpırdatmak zorundasınız. Birileri nasıl yazılarınıza zaman ayırıp okuyarak, kimileri de yorumlayarak emek veriyorsa siz de emek vermek durumundasınız.
Ben Sayha’yı incelediğimde en büyük eksikliğin yorumculardan kaynaklandığını tespit etmiş ve yazılarımı kendime saklayarak, Dergi’ye yorumcu olarak katkıda bulunmaya karar vermiştim, iyi de etmişim..“eylemler dayandıkları düşünceyi ve değeri gerçekleştirmiyorsa, orada, amaçlar, araçsallaşmış, asıl değer ve varlık olan insan bir gölge, bir kopya durumuna düşmüş demektir.”
Evet,isyan ediyorum, bir edebiyat dergisine yazılan bazı yorumların özensizliğine, niteliksizliğine. Bu gemiye binmeye heves eden herkesin boynunun borcu olmalıdır katkıda bulunmak. Benim derdim profesyonellik değil, içtenlik. Yazısı yayınlanan her üye yorumlarıyla da katkıda bulunmak durumundadır. Madem bu gemiye hepimiz gönüllü bindik, o halde ortak bir vicdana sahip olmamız gerekir öyle değil mi?
Erkeklerin hepsini kendileriyle savaşa yolamak istiyorum demiştim, Savaş’ı Zenan’la değil…
Bakırcı Hoca’nın deyimiyle “Af Yarabbi, Afff”…
İlgi çok icraat yok meselesine dair efendim
Kâni Çınar — Cts, 29/08/2009 - 10:41Kitap makamı için bende aynı tessürleri yaşıyorum... Yorumlarımız için hakeza. Yorumlama kabiliyetini Zenan Sude gibi, Nadir Marmara, Nur Zelal gibi çok nitelikli gerçekleştiren dostlarımız var. Gönül çok çok ve çok olmalarını istiyor meseleye direkt limit bakabilenlerin. Tahlil ve tenkit kabiliyeti olanların. Başkalarına ve başkalarının yazılarına değer verenlerin. Yoğunluk mu dersiniz, yaşam sahamızı alt üst eden hız mı dersiniz, olağanüstülüklerle değişen gündem mi dersiniz, zahmete katlanamayışımız mı dersiniz adını ne der veya ne koyarsanız koyunuz "vaziyet bu..." Allah dostların yokluklarını vermesin, acılarını göstermesin. Geçen gün meşhur Alexander Bey ile tatlı muhabbette de konumuz olduğu gibi bir çok kalem erbabının siteye mutad bir şekilde günlük girdiğini (ekseriya misafir statüsünde), yazıları takip ettiğini, sessizce geldiği bu ortamdan yine sessizce ayrılıp gittiğini biliyoruz. Bunu net dünyasında takip kolaydır, bilirsiniz.. Ama ne yapalım tekrar etmekte faide var: "Vaziyet bu..."
Sayha omuz veren siz değerli dostlar çok samimi ifade ediyorum sizler olmasanız bu sitenin bir anlamı asla olmaz. yazılan Sayha Tarihi de ter akıtılan kaleme alınan yüzlerce yazı da, emek sarfedilen binlerce yorum da sizle bir anlam taşımaktadır. Gerisi angarya...
Bu arada patronla ilgil ifadeleriniz kulağımın bir kenarında duruyor:)
İsyan rahatsızlıktan kaynaklanır Zenan Sude... Bir çok isyan bir kıvılcımla yayılır memleketin sathı mailine. Ümid edilir ki Sayha için de nasip vardır.
"Af Yarabbi, Afff”…
siz rahatladıysanız ve kimse
cihad meriç — Cts, 29/08/2009 - 08:43siz rahatladıysanız ve kimse bu konuyu önemsemediyse mesele yok.
daha önce sadece yazılarını okuyan ve bu nedenle siteye girip çıkanları bende eleştirmiştim. fakat ilk yazdığınız yorumdan böyle bir anlam çıkmıyor.
çalışmalarınızda başarılar.
sade bir muhabbet
Aman efendim estağfirullah.
Kâni Çınar — Paz, 23/08/2009 - 10:23Aman efendim estağfirullah. Cümlenizden Allah razı olsun ki siteyi ayakta tutuyorsunuz. Sizler olmadan ne mana ifade eder Sayha? Ben Zenan Sude'nin ne demek istediğini gayet iyi anlıyorum, tabir caizse çatır çatır bir mukabele ile fikir teatisi istiyor, istifhamlarla beyin fırtınası sunuyor, sunmaya çalışıyor; yalnız biz doğulular genellikle resimdeki hal ile kuşanmayı tercih ettiğimiz için şevkleri yarım bırakıyoruz. Evet belki deliyiz ve delilik en çok yakışandır bize lakin kast edilen eser de oturaklı bir aklı istiyor. Aziz ve mübarek günler dua edelim de kapasitemiz artsın. Cümlenize kocaman selamlar efendim.
Sevgili Zenan Sude Hasan Aycın'dan Sahipkıran'ı okumuş olabilir misiniz?
Biliyor musunuz Ayyar Hamza Cinderalla'yı pek feci döver.
Uyumak istiyorum
Fatma Zehra Arslan — Çar, 29/07/2009 - 11:49İki yıldız arası göğe asılı hamak…
Uyku, uyku… Zamansız ve mekansız, uyumak.
Uyumak istiyorum; başım bir cenk meydanı;
Harfsiz ve kelimesiz düşünmek Yaradanı.
İlgisizlik, her şeyden kesilmiş ilgisizlik;
Bilmeyiz ki, en büyük ilme denk bilgisizlik.
Usandım boş yere hep gitmelerden, gelmelerden;
Bırakın uyuyayım, yandım kelimelerden!
Göz kapaklarımda gün, kapkara bir kızıllık;
Kulağımda tarihin çıkrık sesi, bin yıllık.
Bir yurt ki bu, diriler ölü, ölüler diri;
Raflarda toza batmış peygamberden bildiri.
Her gün yalnız namazdan namaza uyanayım;
Bir dilim kuru ekmek; acı suya banayım!
Ve tekrar uyuyayım ve kalkayım ezanla!
Yaşaya dursun insan, hayat dediği zanla…
N.F.K.
Tükendiğim anlarda ne çok severim seni Ey Uyku...