Esaretin Bedeli - The Shawshank Redemption
Taha Nevruz — Cts, 05/09/2009 - 16:23
Dün akşam Tv ekranlarında görünce - ki sık oynar - işte dedim Sayha'da haftanın filmi olarak duyurabilceğimiz nitelikte bir film, bir klas film... O heyecanla ilginize ve bilginize ve elbette yorumlarınıza sunmak üzere harekete geçtim... Bu arada "Ölü Ozanlar Derneği"ni nasıl oldu da unuttuk diye hayıflanmaktan geri durmadım. Kısa zamanda onu da yayınlamak üzere sıraya aldım.
Konu kısaca şöyle efendim:
Şaibeli bir şekilde karısını öldürmek suçundan Shawshank hapishanesine gönderilen Andy Dufresne (Tim Robbins), burada hiç alışık olmadığı bir hayat mücadelesi vermeye başlıyor. Hapishanede tanıştığı Ellis Redding (Morgan Freeman) onun en yakın dostu oluyor ve kendi deneyimleriyle Dufresne'e mücadele gücü veriyor. Film, Stephen King'in aynı adlı romanından sinemaya uyarlandı ve gösterildiği ülkelerde büyük ilgiyle karşılandı ve 7 dalda Oscar'a aday gösterildi.
Kocaman bir 'acaba' ile başlar Esaretin Bedeli...
Soru şudur: "Acaba Andy suçsuz mu?" Ve filme esir oluşunuzun ilk nedeni budur. Ama başlıca nedeni değildir. Hatta bunu unutursunuz 20. dakikadan sonra. Andy'nin hapishaneye adaptasyonunu izlersiniz uzun bir süre. Ve finale doğru 20. dakikadan sonra unuttuğunuz soruyla yeniden yüzleşirsiniz. Final ki ne final. Sinema tarihinin en mühim sonlarından biridir.
İzlenmeden olmaz finali... Anlatılmaz. izlenir...
Yönetmen: Frank Darabont
Senaryo: Frank Darabont
Görüntü yönetmeni: Roger Deakins
Müzik: Thomas Newman
Tür: Dram
Yapım: ABD 1994 142 dakika (Renkli)
Dil: İngilizce, İtalyanca
Yapımcı Firmalar: Columbia Pictures Corporation, Castle Rock Entertainment
- Taha Nevruz yazıları
- yorum yap >giriş/kayıt
- yazıcı sayfası
- Rastgele Yazı
- gönder

Mutlu son..
nur zelal — Çar, 16/09/2009 - 13:24Özgürlük iki dosta çok yakıştı,onlara münzevi hayatlarında mutluluklar dileyip ayrılsak yanlarından olmaz mı?
"Ölü ozanlar derneği"ni sabırsızlıkla bekliyorum Taha Nevruz.
Mağara okumalarını özledim,bir fener ışığında...
Neye ve kime göre özgürlük?..
nur zelal — Pzt, 07/09/2009 - 20:44Bakalım ilk kim karanlığa yenilecek ve gözyaşlarına yol verecek?
İlk kim “buraya ait değilim” çığlıklarıyla geceyi yarıp geçecek.Zengin züppe görünüşlü Andy mi?Hayır, o sürprizlerle dolu bir adam…”Pislik nehrinden sürünerek geçen ve diğer taraftan temizlenerek çıkan Andy”.
Kim mi? Ne önemi var.Nasılsa biri mutlaka koyverir gözlerinden akanı ve bahsi kazanan birileri hep bulunur.
Redd kaybedenlerdendi ama pasifiğin kıyısında birlikte yaşlanacağı bir dosttu kazandığı.
Nedense bu filmi her izlediğimde dimağımda siyah beyaz bir tad bırakır.Hatta,itiraz edilememesi kaydıyla bir kararı deklare ediyorum Ey Ahali.Bundan sonra “The Shawshank Redemption” siyah beyaz bir film olarak kayıtlara düşülecektir.Bütün renkler kendine tüneyecek başka dünyalar arayacaktır.Özgürlüklerin sınırları tartışılacaktır ve esaretin bittiği yerde dünya yeniden parlatılacaktır.
Ya da...
boşverin içerdekilerle dışarıdakiler dedikodusunu denip“Brooks was here”bir koyu çay eşliğinde –sigara yok,sigara yok,artık hava saham dumansızdır,o kadar-izlenecektir.O halde buyurun efendim:
http://www.dailymotion.com/video/x7suub_brooks-was-here-thomas-newman_music
Not:Zenan,bu özellikle senin için..
"ölüme hayır demek yetmez"
Zenan Sude — Salı, 08/09/2009 - 01:08"yaşama evet demek gerekir.
"evet" i söylerken kekeleyen adayıdır ölümün.
ve insan en beklenmedik anda
en umulmadık durumda kekeleyebilir”
Brooks’u kekeleten şey de özgürlük oldu… Başkaları için özgürlüğün başladığı yer Brooks için esaretin başladığı yerdi, buydu boynunu büken, buydu korkması salıverilmekten…
Özgürlük kekeletir, hele de özgürlüğe yabancılaşmış, özgürlük iç güdüsünü kaybetmişse insan...
Klibi izledim. İçim yeniden burkuldu.
Zaten bu aralar iyi değilim, kliple iyice dağıttın beni Nur Zelâl, aferiiiin!
Enerjimin kontörü bitti. Mübarek ay yedi bitirdi kontörlerimi!...
Bu daha başlangıç...
nur zelal — Salı, 08/09/2009 - 13:25Sevgili Zenan,
içimden bir ses kontürlerinin tükenmesinde biraz da Rodoplu'nun payı olduğunu söylüyor,ne dersin?
Makama dönemediğine göre...
Dur daha yolun başındayız,tembellik ettiğin her bir gün için yeni bir parçanı toplayacaklar İstanbul'un muhtelif köşelerinden. Bu aralar demokrasi OUT,despotizm İN zaten.
Şafak Özden'i klonlayıp bütün köşebaşlarına dikmeye kadar gider bu işin sonu,o kadar yani.
siz bilirsiniz!
Zenan Sude — Salı, 08/09/2009 - 14:46Nasıl cedelleşiyorum Rodopluyla bir bilseniz.... Kavga ediyoruz resmen...
Şafak Özden'i klonlamak mı? Siz bilirsiniz!
Şafak: İğrençliğin adıdır
Şafak: Sabah sabah yapılan operasyonun adıdır
Şafak: Bir yazarın annesinin adını soyadı olarak kullanmasıdır..
Şafak: Başına sıfat eklersen Gazete adıdır
Şafak: Bu aralar gündemin adıdır, soyadıdır, hebercisidir kısacası her şeyidir...
...............................................................................................................................................................
Despotizm İn miş! daha neler!!!
Bu türkü Demokraaaasiyeee gelsiin: Hey heeeey Pınar başı burma burmaaaa....................
delirdim yineee...amaaan delirirsem delireyim leylim leylim leylim amman
Ölmeye yatmak...
nur zelal — Salı, 08/09/2009 - 23:49"Beni yaşamımla sorgula iki gözüm
Beni yüreğimle , beni özümle"
Biliyordum Rodoplu'yla kıyasıya bir kavgaya tutuştuğunu ve bunun kaçınılmaz olduğunu geldiğin noktada,söylemedim.
Yargılamadan önce yaralarını saracak bir iççekişi taşı istedim içinde.
Çünkü O,hayata değil bir insana olan tüm inancını yitirdiğinde ölmeye yatmıştı ve bir iççekişi çok gören yabancı seslerle çınlıyordu duvarlar.Mehmet mi?Aşka yenildi,aşka...
Bazen hiç amaçsız uzatırız ellerimizi meçhule ve birilerinin ruhuna iyi gelir avuçlarımıza iliştirdiğimiz samimiyetimiz.
Belki de gerçek bağ bu meçhulde gizlidir,tıpkı Rodoplu'yla olduğu gibi,tıpkı seninle olduğu gibi ve senin benimle...
herşeyiyle sabrı baştan sona
gürbüz ünal — Paz, 06/09/2009 - 23:46herşeyiyle sabrı baştan sona bize gösterir.insanın en düşeceği açmazlarda,çıkmazlarda,engellerde aklı ve gönlü bileyen sabrın zerafeti küçük taş yontar çekiçle kafalarımıza çakılmış bir karabaş çivisi.güzel her an güzel.sabrı güzelleştirene teşekkür etmek bize borç
Vadi
Musab Yasir — Cts, 05/09/2009 - 23:40Yol almak için kurt postu giymek. Pirincin içindeki beyaz taş olmak. Sarayda Mûsa olmak. Sisteme karşı mücadelede sistemi en iyi bilmek, sistemde başarılı olmak ve sistemin zaaflarını yakalamak. Kimseye sır vermemek. Taktik ve strateji gereği yönetimle bağ kurmak.. Yani kutsal amaç uğruna yılmadan, bilgece ve tutkuyla çalışmak.
...gör ki raksederek ağlamak da varmış hesapta...
Kararlı, dayanaklı, sabırlı
Kâni Çınar — Cts, 05/09/2009 - 20:03Kararlı, dayanaklı, sabırlı ve zeki bir adamın hikayesi gibi görülse de diğer karakterlerin de inanılmaz katkısı ile meydana çıkmış bir film. Başı ortası farketmez ne zaman denk gelinse seyredilesidir. İlla final
illa final....
"müzik içindedir onu senden alamazlar"
Zenan Sude — Cts, 05/09/2009 - 19:53"Ellis: buraya nasıl düştün?
Andy: Masumum ben
Ellis: burada kimse suçlu değildir zaten"
Muhteşem bir film. Sadece Andy'nin hikayesi değil, Ellis'in(Red), Brooks'un, Hapishane Müdürü'nün de hikayesidir bu. Benim için en çarpıcı olanı Brooks'un hikayesiydi. İç burkan, sersemleten, sorgulatan bir hikaye...
Her izlediğimde yeni bir anlam yüklediğim film.
Öyle zannediyorum ki bu filmi izleyen herkes bir gün hayatı başa sarmak isterse, akla gelecek ilk yer pasifik olacaktır.
Hayatı başa sarmak mı?
nur zelal — Per, 17/09/2009 - 00:59Yapma Zenan,bunu hangi aklı başında insan ister ki.
Eğer filmin bir yerlerini kırpmak mümkün olsaydı,şahane bir fikir olurdu bu emin ol.
Öteki türlü düşünsene...
Aynı köşebaşlarını tutan sırıtkan demirbaşlara çarpıp çarpıp her bir kaç zamanda nefesi göğün derinlikleriyle buluşturmak...
Yollara dökülen güllerin dikenlerine hep ve yeniden şaşırmak...
Düşünmemenin ne merem bir ayrıcalık olduğuna dem bu dem hayıflanmak...
Her keşfin sonunda biraz daha kaydırmak hayatı...
Masalların büyürken acıttığını öğrenmek...
Şiirin ağırlığı çöktüğünde ruhuna dinlenmeyi haram etmek...
Sonrasında her sözcüğün senden eksildiğinin farkına varmak...
Şairlerin portrelerinde "sır"rı aramak ama bulduğunda "güneşin altında"yeni bir gerçekle karşılaşmamak...
Güzel taraflarını saymayacağım.
İtalikleyeceğim Zenan Sude ve her zaman ki gibi sen,bunu resmetmenin ustalığını göstereceksin bize.
Ama önce dinle...
http://www.izlesene.com/video/muzik-candan-ercetin-parcalandim/307971
Haklısın...
Zenan Sude — Cum, 18/09/2009 - 00:58Sevgili Nur Zelâl…..Haklıııııı
Biliyor musun? “köşe başlarını kebap- kestaneciler” tutmuş artık…Ve bilir misin "kebap- kestaneciler" domina taşları gibiler, birine değdin mi, hepsi dökülüverir...
Güllerin dikenine şaşırmak değil, hoyrat sözleşmelerle sökülüp alınan beratlara şaşırmak, şaşırdığıma şaşırmak sonra bildiğim bütün türküleri mırıldanmak...
“Masalların büyürken acıttığını öğrenmek” mi? “pamuk prenseslerin cadılara evrildiği” masallar gibi mi?
Hayatla o kadar müthiş bir ritm yakaladım ki, kimyamı bozmaya kimin gücü yeter....
Ve seninle o kadar müthiş bir ahenk içindeyim ki, bunu bozmaya ancak senin gücün yeter...
Gel seninle domino taşlarını gurbete yollayalım, sonra onlara bir türkü armağan edelim, Erzincan dolaylarından...
http://www.sayhadergi.com/2302/yolumuz-gurbete-dustu-ilkay-akkaya
E sen de haklısın...
nur zelal — Cum, 18/09/2009 - 01:50Sevgili Zenan;
Mangalın ustasıyım,kebabın hastasıyım-bu ne?kamyon tekerlemeleri gibİ oldu daa-
Kestaneyi çizmekten nefret ederim ama kendisine olan tutkumdan buna katlanırım.
Demem o ki;
rica ediyorum köşebaşlarına dürümcü,fasd-foodçu,bozacı ve hatta şıracı filan yerleştir.
Dökülürlerse lekeleri hayatta çıkmaz hem,ömür geçer izi kalır.-Vallahi bu ramazanda tır şöförlerine benzedim,ben bittim yollar aşınmadı lakin-
"hoyrat sözleşmelere gelince,ondan kolay ne var.
"Vicdan"arkadaşı çağırır,beratların baskı altında alındığını ispatlar ve onların yerine işporta malı madalyalar takarız yakalarına. Nişan nişandır sonuçta.
Şimdii;
fiziğiyle dahi olsa senin kimyanı bozmaya kalkışanlar karşılarında beni bulurlar.Zati müthiş bir ahenk vardır kılıç sallayışlarımda.
Bozmak mı bu ahengi?Ne münasebet...
Vallahi dünyanın bütün beratlarını gönül rızalığıylan tutuştursalar elime ve Cindirella'nın elini bırak deseler...
"Lâ"derim de başka birşey demem.Madalyalarımı da kimselere vermeeem.
Muhalifliğimden de vazgeçmem.Aha da alternatif yûtup iliştirdim aşağıya derdinden gurbet ellerde telef olanlara...
http://tr.sevenload.com/videolar/UvnYoNL-iLkay-Akkaya-Yolumuz-Gurbete-Du...