Kervan Yolculuğu
Tevfik HATIPOĞLU — Paz, 31/01/2010 - 08:55
Saçları
rüzgar estikçe
yağmalanan şehir
hissi veriyorken
Don Kişot’un cesaretini öğütüyor
yaşlı bir kahve değirmeni.
El çabukluğu
Yemen’den dönen bir kervan hızında.
Güzelliği
yanlışlıkla icat edilmiş
simyaydı çölün ortasında.
değirmende öğütülmüş kahve yorgunluğu, gözleri...
En önde
değirmenlere inat
Rocinante’nin sırtındaki Don Kişot…
Sonrası onun gerdanındaki
zincir gibi sırlanmış
kervanın çöl yolcuları
Sıcak
insanı baştan çıkaran
bir kadınken
gün saklanıyor
karşıdaki dağın sırtına.
Namazını kılan ninenin
sırtına yüklenen çocuk
sanki gün…
Muzipçe son bakışlarını atıyor
kervanın çöl yolcularına.
Gece
çölü tırmalamaya başlayınca
Kırk Haramiler’in yağması
başlıyor rüzgar hızında.
Don Kişot’a güvenseler de
kaçışmalar başlıyor şimdiden.
Kimi kurtarmalı Don Kişot?
Saçları mı?
Gözleri mi?
Kervanı mı?

samimi bir yolculuk satırlarınız
f.umman — Çar, 28/04/2010 - 22:57“kervan geriye döndüğünde
ilk
son olur
son ise ilk ”
(alıntı)
.
ef.um