Sayha Dergi

  • söz makamı
  • 100 türk büyüğü
  • kitap makamı
  • site haritası
  • ara
  • İletişim
Ana sayfa › Bloglar › ismail okutan yazıları

Köle Karakterli İnsanlar

ismail okutan — Cum, 05/02/2010 - 09:02

Köle karakterli insanlar kimlerdir? Cahiliye döneminde veya Romalılar döneminde yaşamadığımıza göre kölelik konusunu da nereden çıkardınız diye sorabilirsiniz. Öyle ya, çağlar öncesinin kölelik ve efendilik esaslı yönetim anlayışları şekil olarak günümüzde yaşamadığına göre nereden çıktı bu köle konusu diye bana kızabilirsiniz de. İnsan köle olarak doğmadığına göre bu bahsettiğiniz başka bir şey olmalı diye düşünebilirsiniz. Hayır, bahsettiğim şey başka bir şey değil. Tam da köle olmaktan bahsediyorum. Hem de geçmişteki kölelik durumunun daha ilerisinde bir kölelik anlayışından bahsediyorum.

Tarihe baktığımızda kadim zamanların köleleri, köle olduklarını biliyorlardı ve bir gün kurtulma umutları vardı. Bir eşya gibi köle adıyla alınıp satılırlardı. Yükümlülükleri çoktu, ağır işlerde çalıştırılırlardı, hiçbir hakları yoktu. Günümüzle kıyasladığımızda en azından açlık sorunları yoktu. Aç ve açıkta kalma dertleri yoktu. Oysaki modern zamanların köleleri böyle mi? Modern kölelik de çağ atlamış, isim değiştirmiş sadece. Esasında değişen bir şey yok. Modernizm, birtakım kolaylıkları, imkânları ve yenilikleri getirmiş olsa da aslında eskinin kölelik anlayışı yeni dönemde de devam ediyor. Kılık değiştiren yeni nesil köleliğin ortaya çıkmasından başka bir şey değildir. Kadim zamanlarda Firavunun ya da bir kralın adamlarının elinde kılıçla insan öldürmesiyle, Emperyalizmin ve sömürgeciliğin kimyasal bombayla insan öldürmesi arasında bir fark var mı? Irgat olarak çalışan, deve ve at bakıcılığı yapan köleyle, modern fabrikalarda karın tokluğuna çalışıp patronlarını zengin ve mutlu eden işçilerin arasında ne fark var. Aralarında hiçbir fark yok diyemeyiz. Elbette bir fark var. En azından kadim zamanlarda kölelerin aç ve açıkta kalma tehlikesi yoktu. Oysa modern zamanların köleleri bu şansa da sahip değiller. Her an aç ve açıkta kalma tehlikesiyle karşı karşıdırlar. Aynı sömürgecilik anlayışı, aynı zalim düzen, aynı katliamlar günümüzde de devam etmiyor mu? Güleryüz ve merhametin matruşlu yüzlerde, sevgi, adalet ve doğruluğun kravatlı adamlarda bulunduğunu söyleyebilir miyiz? Kadim zamanlarda efendilerin daha namuslu, daha dürüst olduklarını, modern zamanlarda ise namussuz ve hilekâr olduklarını mı söyleyeceğiz? At arabasına binen insanlarda daha az merhamet ve insanlık, uçak ya da otomobile binen insanlarda daha çok sevgi, merhamet ve insanlık olduğunu söyleyebilir miyiz?

Kadim zamanlarda kölelerin efendileri belliydi. Peki, Modern kölelerin efendileri kim? Şimdi görünmeyen efendiler var. Modern köleler, köle olduklarının farkında olmadıkları için birileri onları uyandırıncaya kadar köle olarak yaşamaya mahkûmdurlar. Çoğu zaman da ebedi olarak köleliğe mahkûmdurlar. Efendilerini tanımadıkları için, bu şuura sahip olmadıkları için kölelikten kurtulma gayreti içinde de olamazlar. Modern kölelere efendilerini kim gösterecek. Burada suçlu kim? Köleler mi? Efendiler mi?

Modernizm, hak ile batılın arasındaki mücadeleden doğmuştur. Helvadan ilah yapıp acıkınca yiyenler ne kadar ilkel ve kaba ise, liberalizm, materyalizm, komünizm, faşizm gibi çağdaş ideolojilerin ilahlarının çocuklarını yemesi de o kadar ilkel ve bedevidir. İlkel ve medeni ayrımı yapmak sadece şeklileri değiştirebilir. Şeklin değişmiş olması özü değiştirmez. Tarihten günümüze hak batıl mücadelesinde değişen sadece şekil ve kelimelerdir. Ruh ve kavram olarak değişen bir şey yok aslında. Şimdi derebeylere karşılık Aristokratlar, para babaları var. Toprak ağalarına karşılık fabrika ağaları var. İlahlık iddiasında bulunan firavunlara karşılık devlet ideolojiler var. Topraklarda karın tokluğuyla çalışanlar köle olurken, kapitalist düzenin fabrikalarında sermaye patronlarına karın tokluğu ile çalışanlar köle olmaktan kurtuluyorlar mı?

Alışveriş merkezlerinin, bankaların, eğlence yerlerinin, şatafatlı çarşıların mabet, maddenin, zevk ve paranın mabut olarak kabul edildiği çağdaş ilahlar dönemini yaşıyoruz. Hani "Stalin'in Tavuğu " diye bir hikâye var. Tam da bu hikâyedeki duruma uygun düşen halk yığınları, bundan zevk alan yöneticiler yok mu günümüzde. Stalin’in tavuğu gibi tüyleri yolundukça, yani sömürüldükçe, ezildikçe, horlandıkça, haksızlığı yaşadıkça efendisinin bacakları arasına sığınıp ondan medet uman, düşünemeyen, kurtulmak için mücadele etmeyen, kurtarılmayı bekleyen halk yığınları yok mu günümüzde.

Belli bir davası olmayan, fikirsiz, hatta herhangi bir batıl dava sahibi olan insanlar; her zaman emir almaya alışık, güçlüye boyun eğen, itiraz etmeyi bilmeyen, sorgulamayan, düşünmeyen, koyun kişilikli, ezik ruhlu ve köle karakterli kimseler yok mu günümüzde. İşte köle karakterli insanlar bunlardır. Hani Voltair’e ait bir söz var; ‘‘Kendisini başkalarının kurtarmasını bekleyen kişiler yalnızca kölelerdir.’’

Share/Save
  • Tefekkür
  • ismail okutan yazıları
  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli
  • Rastgele Yazı

gönüllü kölelik...

Günseli Işık — Pzt, 08/02/2010 - 01:46

ne kadar haklısınız, buna nasıl razı geliyoruz...
böyle yaşıyor insanlar. bazen neyin sıkıntısı bu içimdeki diyorum. salıver gitsin, düşünme....
ve böylece başlıyor gönüllü kölelik...
nefsimize esir düşmekle başlıyor...

niye böyle?
herkesin niye bir davası yok. eksik olan ne?
ve bugünün çocukları kime emanet?
saçma sapan ideolajilere mi? ::(

  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

Benzer Yazılar

  • Var Olma Kuramı Olarak Çatışma
  • Köle Karakterli İnsanlar
  • Varolmak: Cebr ve İşrâk
  • Kayıp Ayna - Züleyha -
  • Balçığın Taarruzu ya da İnsanın Ölümü
  • Eliflenmek

Kategorilerden

İzlence Hüzün Alanı Güncel Berceste Haberdar Kimdir Nicedir Söz Ola Tefekkür Kara Kalem Yazıları Makamı-ı Dikkat İz Bırakanlar Kapılar Köprüler Sorulunca Söylenenler Hikâye Makamı Düş Vakitleri Şiir Makamı Kişilere Dair Duyduk Duymadık Demeyin Tanıtılanlar Yürek Yarası Ümmet Coğrafyası Zamana Dair Hür Tefekkürün Kaleleri İçe Dönüş Hay Sızı
tamamı

Üye girişi

  • Üyelik başvurusu
  • Şifremi unuttum

Gezinti

  • Son Gönderiler
  • Site Rehberi (Yol Haritası)
  • Komşularımız

Üyelerimiz

  • Çevrimiçi
  • Yeni Üyeler

Şu an 1 üye ve 12 misafir çevrimiçi.

Çevrimiçi üyeler

  • Fuat Türker

  • a.demirkol
  • Demir Taş
  • Hakan SARI
  • yusuf üstün
  • kercah

İçeriden Rastgele

  • Portakal Çiçeği Düşler
  • Bariha soruları
  • Evlilik Müessesesi
  • Netekim Buyrun Aşk İle Kurtardıklarım Beyanındadır
  • Kürt Sorunu Sadece Kürtlerin Sorunu mu?
  • Bakışın Olmasaydı
  • Bir Dava Açtık

Fotografhane'den

i protest

Son yorumlar

  • Odaklanmak...
    1 sa. 40 dk. önce
  • Şeyh-i Ekber,
    4 sa. 14 dk. önce
  • şairler durulmamalıdır
    1 gün 51 dk. önce
  • hüzün, hissetmeyene yakışır mı
    1 gün 2 sa. önce
  • sizi hosnut etmek zor
    1 gün 6 sa. önce
  • Kabulümüzdür ama...
    1 gün 6 sa. önce
  • Mazi...
    2 gün 8 sa. önce
  • Sağolun
    3 gün 2 sa. önce
  • Sayın Bilge: Onlar- ötekiler, berikiler = Cuntacılar...
    3 gün 9 sa. önce
  • Allah Allah
    3 gün 12 sa. önce

İzlence'den

  • Dua IV - Ahmet Bukhatır
  • Sebeb-i Telif - İsmet Özel
  • "câaan,seni çağırıyorlar"
  • ney-göçtü kervan
  • İstanbul'da Olmak

Anket

Sezai Karakoç'un Kaç Eserine Sahipsiniz?:

Duyuru - Etkinlik

  • -Temrin Dergisİ - 23.Sayı Mart'10
  • - Hâr Dergisi 5.sayı
  • - ''İkindi Yazıları yeniden tıpkıbasım olarak yayımlanacak''
  • ... Devamı
  • bul

    Sayha Dergi © (1990) 1998 - 2010

    • söz makamı
    • 100 türk büyüğü
    • kitap makamı
    • site haritası
    • ara
    • İletişim

    @ İktibas - Yazılar için kaynak belirtirseniz acayip memnun oluruz.