Okuduklarım - 4
Editör — Çar, 23/06/2004 - 23:00
MODERNLİĞİN SONUÇLARI (The Consequences of Modernity)
Anthony GİDDENS
1938’de doğdu. Çağdaş toplumsal kuramcılardan en önemlisi olarak kabul edilir. 1961’de Leicester Üniversitesinde öğretim üyeliğine başladı. Kanada, ABD ve İngiltere’de çeşitli üniversitelerde çalıştı. 1986’da Cambridge’de profesör oldu. Max Weber, Karl Marx ve Emile Durkheim gibi kuramcılar üzerine çalıştı. Modern toplumlar üzerine çözümlemeler yaptı.
Çeviren: Ersin Kuşdil, Ayrıntı Yayınları, Birinci Basım, İstanbul, 1994
Modernlik, on yedinci yüzyılda Avrupa’da başlayan ve sonraları neredeyse bütün dünyayı etkisine alan toplumsal yaşam ve örgütlenme biçimlerine işaret eder.9
Bir post-modernlik dönemine girmek yerine, modernliğin sonuçlarının eskisinden daha çok radikalleştiği ve evrenselleştiği bir başka döneme doğru gidiyoruz.11
Modernliğin sonucunda ortaya çıkan yaşam tarzları, bizi bütün geleneksel toplumsal düzen türlerinden eşi görülmedik bir biçimde söküp çıkarmıştır.12
Bugün içinde yaşadığımız dünya çok gergin ve tehlikelidir. Böylesi bir durum, modernliğin ortaya çıkışının daha mutlu ve güvenli bir düzenin oluşumuna yol açacağına ilişkin varsayıma inanmak yolunda hevesimizi kırmak ya da zorlamaktan da fazlasını yapmış bulunmaktadır.17
Mekanik saatin icadı ve nüfusun neredeyse tamamına yayılması, zamanın uzamdan ayrılmasında çok önemli bir olaydı. Saat ‘boş’ zaman için günün ‘dilimlerinin’ kesin olarak belirlenmesine olanak sağlayacak biçimde nicelleştirilmiş tek biçimli bir ölçü belirtiyordu.23
Zamanın boşaltılması, büyük ölçüde uzamın boşaltılması için bir önkoşuldur.24
Zaman ve uzamın ayrılması ve standart ‘boş’ boyutlar haline gelmeleri, toplumsal etkinlik ile bu etkinliğin mevcudiyet bağlamlarının özellikleri içine ‘yerleştirilmişliği’ arasındaki bağları koparıp atar.25
Modern toplumların en modernleşmişinde bile gelenek, bir rol oynamayı sürdürür.40
Modernliğin başat özelliğinin, yeni olana karşı bir açlık olduğu sık sık söylenir; ancak bu tümüyle doğru olmayabilir. Modernliği belirleyen şey, yeninin yalnızca yeni olduğu için kucaklanması değil, büyük çapta bir düşünümsellik beklentisidir; bu da kuşkukus, bizzat düşünmenin doğası üzerine düşünmeyi de içerir.41
Tarih, tarihsellik ile eşitlenmemelidir.50
Henüz post-modern bir toplumsal evrende yaşamıyoruz; ancak, yine de modern kurumlarca geliştirilenlerden farklı yaşam tarzları ve toplumsal örgütlenme biçimlerini sezer gibi olmaktan fazlasını da görebiliriz.52
Eğer modern kurumların ivmelenmesini ve yaygınlaşmasını sağlayan en önemli kurumsal unsurlardan biri kapitalizmse, diğeri de ulus-devletti.61
Modernlik yapısal olarak küreselleştiricidir.62
Başkalarına duyulan güven, sürekli ve yinelenen türde psikolojik bir gereksinimdir.90
Dinsel inanç ve uygulamalar genelde günlük yaşamın sıkıntılarından kaçış için bir sığınma sağlıyorsa da, bir kaygı ve zihinsel korku kaynağı da olabilirler.98
Geleneksel dinin nüfuzunun gevşediği yerlerde bile kaderle ilgili düşünceler tümüyle ortadan kaybolmaz.101
Soyut sistemlere duyulan güven, modern kurumların geleneksel dünyayla karşılaştırıldığında günlük yaşamda sundukları zaman-uzam uzaklaşması ve geniş güvenlik alanlarının bir koşuludur. Soyut sistemlerle bütünleşen rutinler modernlik koşullarındaki ontolojik güvenlik için merkezi önemdedir. Ancak bu durum yeni psikolojik zayıflık biçimleri de yaratır; soyut sistemlere duyulan güven, kişilere duyulan güvenin psikolojik olarak sağladığı biçimde ödüllendirici değildir. Modernliğin küreselleştirici eğilimleriyle gündelik yaşam bağlamlarındaki, mahremiyetin dönüşümü olarak adlandıracağım şey arasında doğrudan bir bağlantı vardı.103-104
Soyut sistemlerin gelişimiyle, kişilik-dışı ilkelere ve kişinin tanımadığı insanlara duyulan güven, toplumsal varoluş için vazgeçilmez bir şey haline gelir.109
Dünya giderek daha tehdit edici bir görünüm aldıkça, yaşam, egzersiz, rejim, ilaçlar, değişik türden ruhsal perhizler, psişik açıdan kendine yardım teknikleri ve psikiyatri yoluyla, sonu olmayan bir sağlık ve mutluluk arayışı durumuna gelir. Dış dünyayla, bir doyum ve hayal kırıklığı kaynağı olması dışında, ilgilerini kesmiş olanlar için kendi sağlık durumları her şeyin üstünde bir ilgi kaynağı olur.111
Modern türdeki mahremiyet ilişkilerinde güven her zaman müphem bir nitelik taşır ve ayrılma olasılığı hemen hep vardır. Kişisel ilişkiler kesilebilir ve mahremiyet bağları kişilik-dışı bağlantılar alanına geri dönebilir; biten bir aşkın sonunda yakın kişi birdenbire yeniden bir yabancı oluverir. 129
Kierkegaard’ın sorusu şudur: Bireysel ölüm olarak değil, bir varoluşsal boşluk olarak ele alındığında varolmama korkusundan nasıl kaçınacağız?
Modernliğin, artık yeryüzündeki herkesin anlayabileceği diğer yüzünde, bir ‘böcekmer ve çimenler cumhuriyeti’nden ya da yıkılmış ve yaralanmış insan topluluklarından başka hiçbir şey olmayabilir. Sonunda bizleri kurtarmak için müdahale edecek hiçbir Tanrısal güç olmayacaktır. Kıyamet günü artık basma-kalıp bir duruma gelmiştir; o kadar ki gündelik yaşamın bir karşı-olgusu gibi bildik bir biçim almıştır.155
- Editör yazıları
- yorumlamak için giriş/kayıt gerekli




Son yorumlar
6 sa. 9 dk. önce
6 sa. 20 dk. önce
6 sa. 29 dk. önce
6 sa. 33 dk. önce
6 sa. 40 dk. önce
6 sa. 51 dk. önce
6 sa. 52 dk. önce
7 sa. 2 dk. önce
7 sa. 11 dk. önce
7 sa. 20 dk. önce