Çocuklu leyl: mavi salıncak
asude zeynep toprak — Cts, 05/04/2008 - 08:19
leyl ablam'a....
Gözlerim, gözlerim siz bilmezsiniz, onlar bir çift dünya. Onlarla görme(me)nin sınırlarını zorluyoruz. Görmenin rengi yeşil oluyor daimi. Yeşil bakıyorum dünyaya. Tozpembe bakışlarımı çocukluk tespihimde bırakalı, bu gözler yeşile bakıyor sadece. Bakışlarım, yerli yerinde duran bir eşya hükmünde. Nereye baktığını bilen bir beyhudeliğim var. Hayata dipnot düşüyor gözlerim, siz bilemezsiniz…
Gözlerim, dünyaya bir zorlamayla bakıyor. Çocukluktan kalan kısmımla güneşe bakarken, ela oluveriyorum. Yeşilden vazgeçmeye meyilli oluyorum. Tozpembe bir acı serpiliyor yağmurla karışık. En çok ağlarken yeşil oluyorum. En çok seccademe değerken yaşlarım bir yaprak oluyorum. Benim yapraklarım, fıtratıma benziyor, solmayı asla kabullenmiyor. Kurumak kelimesi yakınında değil lügatimin…
Sarıldığım tek hüzün, parçam… Bu saatte en çok onun için yeşil gözlüyüm. Hayatın sıradanlaştığı anlarda, salya- sümük ikilisini ardıma alıp huzurlu kılıyorum kendimi. En çok salıncak boşluğu benim mekânım. Çocukların bu dünyaya ait olmadıklarına imanım sonsuz!
Aşkım büyük ona. O bir kelimeyle tamlanabilecek bir güzellik değil. Onun uyuması gözlerimin yeşil kararlılığına bürünmesine sebep. O varken, dünyanın hala dünya, onun bir melek olduğunu görmem kolay oluyor. Tüm yorgunluğum tek bir seslenişiyle tuz buz.
Ve gece, geceyim… İsmime doğuştan çocuk biriyim. Tüm salıncaklar leyl bugün, tüm çocuklar mavi… Geceyim ben gece, yeşilim dünyalık…
***
Salıncakta sıra beklerken çocuklar, ekmek sırasına girmiş büyükler gibi sorumluluk taşıyorlar minicik ellerinde. Sıradaki çocukların, dizleri kirlenmiş pantolonlarına bakarak, burnu havada oluveriyorlar. Salıncak beklerken çocuklar sanki büyüyorlar.
Büyüklere bakış atıyor kirpikleri. Büyüklerin çoktan keyiflenmiştir balkonları, yaz sıcağının yüz görümlüğü takılıyordur şimdi. Huzurlara satılmış hüzünlerini izlerler salıncak ayaklarda. Çocuklar düşünce yürekleri hoplamaz. Anneleri vardır diye geçirirler içlerinden. İçlerinden şefkat geçmez… Balkonlarında demlenmekteyken, annelik damarı çatlamıştır o keyifbazların…
Bir çocuk düşer ve onlar, onun ağlayan sesine dudak bükmezler… Bu insanları gördükçe, bir çocuk boşluğuna mı yaratıldı bu dünya? Diye kafa patlattım çokça. Boynuma atlayışı yok mu? Ah o ‘anneciğim’ diye içimden oluşu… Bu çocuklar, tüm kederimizi alıp götürsün diye mi kuruldu bu mavi salıncaklar? Deniz yönüne kaç sevda daha kurulacak, hangisinin üzerine çocuk ayakları değecek? Ve hangisine denecek park?
Gece; leyl… Çocuklu leyl: mavi salıncak…
Gözlerim en çok onun için yeşil olmaya kararlı…
- asude zeynep toprak yazıları
- yorumlamak için giriş/kayıt gerekli




Anneliği tarif edemem.
mehsani — Paz, 06/04/2008 - 11:31İnanıyorum ki, ne kadar ilim tahsil etsem ve bir dünya mekanik imkan tedarik etsem, acı çeksem veya huzurda olsam yinede Anneliği tarif edemem. Ve aynı şekilde dünyanın anneleri birer birer bana oğlum dese yinede annem gibi diyemez. Parmak izi gibi o ses tonu ve içtenlik.
Ben böyle karmaşık bir duygunun tadı ve (yaklaşık bir yıl önce rahmeti rahmana uğurladığımız) anneme olan hasretimle, hislenerek alıp okuyorum yazınızı. Kutluyorum anne duyarlılığına olan temsillerinizi.
Sevgi ve saygılarımla.
Mehmet Sani Özel