Bahar Sürgünü
Murat Soyak — Per, 22/05/2008 - 12:47
- İşte bahar, işte umudun çağlası !..
“Kışı güzel olan memleketin, baharı da güzel olur” derler. Bir hazırlık dönemi şart öyleyse. Toprağın beslenmesi gerek. Süzülüp gelen kar ve yağmur suları derinlerde damar damar…
Birazdan gün doğar. Kurt kuş uykuda şimdi. Aşağıda bağlar bahçeler ve derede suyun şırıltısı…Derenin iki yakasında yeni güne hazırlık var. Çiğ düşmüş çimenlere, yapraklara…
Güneş şimdi daha bir yakın…Yeryüzü ışıl ışıl gülümsüyor. Uyanış vaktidir. Toprak, bağrındaki tohumları yeni güne hazırlamanın telaşında. Birazdan bağ bahçe sahipleri gelir. Gün, gayret günüdür.
İkindiye yakın inceden bir yağmur yağdı. Uzakta gökkuşağı belirdi. Açık pencereden içeriye giren mis gibi toprak kokusu odayı doldurdu. Evde durulmaz artık. Dört duvar sıkar, boğar. Dışarı çıkalım çocuklar, dışarı !..
Bahçelere doğru yürüyoruz. Yolda su birikintileri. Ağaç dallarında kuşlar yeni günü karşılar gibi. Bizi görünce uçuverdi kuşlar. Onları üzen kişi, bizden uzak olsun. Bir daldan bir dala kuşkulu gariplerim.
Kırmızı toprak burada başlıyor. Tarlalar ta karşı yamaca kadar uzayıp gider. Tarla içinde bir başına alıç ağacı. Güneş altında kalmışlar için sığınak gibidir bu ağaç. Tarlada serinliğin adı alıç. Gövdesinde karınca hiç eksik olmaz. Alıç gölgesinde ayran içtiğimiz günler, hey gidi günler !..
Koşuyor Yakup Eren. Düşerim diye hiç korkmuyor. Aramızda sevinci çoğaltıyor. Koşuyor koşuyor ve bir ağaca yaslanıyor. Biz de peşinden koşuyoruz. Ağaçların dalları, yaprakları tozdan arınıvermiş bugün.Yağmur damlaları ağaç çevresinde ufak ufak oyuklar oluşturmuş. Su ile başlayan bir hareket var tabiatta. Ayağımız toprağa basınca hayat daha bir güzel, daha bir yaşanılır.
Dağlara esmer bulutlar çökmüş. Yokuşu aşan bir çocuk bize doğru ağır ağır yaklaşıyor. Sırtında heybesi. Tanıdım. Talebem olur. Beni görünce gülümsedi.
-Hayr ola Hüseyin, nereye gidiyorsun bu vakitte?
-Öğretmenim, babam şu tepenin ardında koyun güdüyor. Ona azık götürüyorum.
Yaklaşıp sırtını sıvazladım. Yine gülümsedi. Pek utangaç. Yanakları kıpkırmızı oldu. Sırtındaki heybe ıslak. Paçaları çamur içinde kalmış. Yanımızdan hızlıca geçti. Soğuk sıcak, yağmur çamur demeden, her gün ders bitiminde, babasına azık taşıyan Hüseyin gözümde birden büyüyüverdi. Bize dönüp bir kez daha baktı. Sonra başını eğip yürümeye devam etti. Bekleyeni var. Babası şimdi ne durumda, kim bilir? Yolcu yolunda gerek.
-Yürüyelim.
-Nereye kadar?
-Şu kayalığa kadar yürüyelim.
-Haydi o zaman, tabana kuvvet !..
Yakup Eren yorulmuş artık. Ardımızda kaldı. Sallana sallana geliyor. Arada bir konuşuyor. Az önce dedi ki:
-Kuşlara gidelim !..
Bu sözü duyunca şaşırdım kaldım.
-Oğlum, az önce sen ne dedin?
-Kuşlara gidelim baba, bak oradalar, ağaçta !..
Yüreğim kıpır kıpır... Bir şiir şimdi yağmurdan, kuştan, ağaçtan, topraktan, çocuktan kaynağını alıp mısra mısra yazılıyor.
Kuşlara doğru gidiyoruz. Yaklaşınca kanat çırpıp uçuyorlar. Gökyüzünde gözlerimiz. Hiç usanmadan izliyoruz kuşları. Üstümüzde dönüp duruyorlar. Güvenli bir yer arıyorlar sanki. Bir kısmı topluluktan ayrılıp başka ağaçlara konuyor. Kuş sesleri bahçelerden taşıp karşı yamaçta yankılanıyor.
Kayalık yere varıp durduk. Bir soluklandık. Yönümüzü tekrar köye döndük. İnce uzun minare hemen göze çarpıyor. Ağaçların ardında çatılı-çatısız evler görülüyor. Epey yürümüşüz. Dönüş vaktidir.
Aşağılarda, dereye yakın ağaç diplerinde şimdi salyangoz çok olur. Böyle havalarda çocuklar ellerinde torbalar ile dereye doğru koşarlar. Salyangozları toplayıp toplayıp satıyorlar. Balon için kalem için top için silgi için para lazım değil mi? Ekmeklerini taştan, topraktan, yağmurdan çıkarıyor bu çocuklar.
Dönüş yolundayız. Hafiften yorulmuşuz ama hiç de umurumuzda değil. Ruhumuzu sarıp sarmalamış bahar. Bu güzellik, iyilik yetiyor bize.
-Ağaç nasıl da yapraklanmış gür, gümrah !..
Yeniden başlamak güzel. Yeşilin bütün tonları vadi boyunca dalgalanıyor.
Gözün gönlün bahar olsun kardeşim
Gözün gönlün bahar olsun
Gözün gönlün bahar
- Murat Soyak yazıları
- yorumlamak için giriş/kayıt gerekli




Kuşlara gidelim
Kâni Çınar — Per, 22/05/2008 - 18:35Kuşlara gidelim Üstad... Masumiyetin remzlerine. Belki yakamıza yapışan şehrin kem gözleri ile paçalarımızdaki sahte temizlikten arınırız biraz. Dağa çıkalım "Heyyy... " diye naralar atalım, kağıttan bir uçak atar gibi gökdelenin bilmem kaçıncı katından. Sürü yayan bir baba değilse de bekleyenimiz var "dılşarıda"...
Gözün gönlün bahar olsun kardeşim