Sayha Dergi

  • 100 türk büyüğü
  • kimdir, nicedir?
  • ara
  • İletişim
Ana sayfa › Bloglar › Nadir Marmara yazıları

Makâlâtü’l-İslamiyyîn ve İhtilafu’l-Musallîn

Nadir Marmara — Cum, 30/05/2008 - 11:33

Bu yazının konusu Ebû’l-Hasan el-Eş’arî’nin Mehmet Dalkılıç ve Ömer Aydın tarafıdan 2005 yılında Kabalcı Yayınlarınca basılan Makâlâtü’l-İslamiyyin ve İhtilatu’l-Musallîn (İlk Dönem İslam Mezhepleri) eserinin tanıtımdır.

Müellifin Hayatı
Ebû’l-Hasen Ali b. İsmail b. Ebî Bişr İshâk b. Sâlim el-Eş’arî el-Basrî, kısa adıyla Ebû’l-Hasen el-Eş’arî IX-X. Yüzyıl Müslüman Dünyası’nın önemli isimlerindendir. Kendisi dönemin en ünlü mekteblerinden olan Basra ekolünden gelmektedir. Hicri 270’de (miladi 873) Basra’da doğmuştur. Babasının teşvikiyle Sünni bilginlerden dersler alan El-Eş’arî, onun ölümünden sonra annesinin Mutezile bilginlerinden Ebû Ali el-Cubbaî ile evlenmesinden sonra bu zatın velayetine geçmiştir. Bu defa üvey babasının desteği ile eğitimini sürdüren el-Eş’arî, Mutezile bilginlerinden dersler almış, bizzat Ebû Ali el-Cubbaî’den kelâm öğrenmiştir. Eş’arî, 40 yaşına kadar eğitim aldığı Mutezile çevresinin görüşlerini paylaşmıştır.

Bir gün Basra’da bulunduğu sırada (h.300/m.912’de) Eş’arî bir rüya görür. Bu rüya, ünlü “İhve-i Selâse” olarak bilinen ve İslam tarihinde “Üç Kardeş” diye meşhur olan tartışmanın hikayesidir. Rüya üzerine Cubbaî ile aşağıdaki kalıpta bir tartışmaya tutuşan Eş’arî şöyle sorar:

Eş’arî: “Üç kardeşten biri mümin, biri fâsık, diğeri de çocuk iken ölse, büyük sorgu gününde bunların durumu nedir?”
Cubbaî: “Mümin ödüllendirilir, fâsık ceza çeker, çocuk ise kurtulur”
Eş’arî: “Peki, çocuk – müminin derecesini almak istiyorum – der ise”
Cubbaî: “Ona, “senin onun kadar iyilik ve doğruluğun yoktur” denir”
Eş’arî: “İyilik yapmadıysa bunun nedeni Allah’tır. Şayet çocukken ölmeseydi aynı şeyi yapardı”
Cubbaî: “Yaşamış olsaydı âsi de olabilirdi”
Eş’arî: “O halde âsi olana neden ceza vermiyor?”
Cubbaî: “Sen, dinden şüpheye düştün” der Eş’arî’ye.
Eş’arî: “Hayır dinden şüpheye düşmedim, senin İlahi Hikmet nazariyyen sükut etti” – yanıtını verir.

Bu olay üzerine el-Eş’arî, Mutezileden ayrılıp ehl-i Sünnete intisap etmiştir. Arayışlarını sürdüren bilgin Ahmed b. Hanbelî’nin (Ahmed b. Hambel) usulünü benimser. Ama, az zaman sonra Hanbelî’nin de yöntemini yeterli bulmaz. Böylece, Sünni kelâm ekolünde Eş’arîliğin temellerini atacak “imanın ilkelerini akılla destekleyerek nassı ön plana çıkaran” üçüncü bir yöntemin esasını koyacaktır. Onun bu nazariyyesini Mâtürîdî geliştirerek ve düzenleyerek tam bir ilke haline getirecektir.

Üç Kadeş tartışmasının ardından Basra’dan ayrılan el-Eş’arî, Bağdat’a yerleşir ve burada da hicri 324 yılında (m. 935) vefat etmiştir. Bu sürede çoğu kelâm dair olmak üzere bir dizi eser yazmıştır. Eserleri arasında İslam mezhepleri tarihi açısından bir baş yapıt kabul edilen Makalâtü’l-İslâmiyyûn özellikle dikkat çekmektedir.

el-Eş’arî’nin de yaşamı bir tartışmayla son bulmuştur. İbnü’l-Nedim, İbnü’l-Asâkir ve Kadı Abdü’l-Cebbar’a göre, Mutezile bilginlerinden Ebû’l-Kâsım b. Selû ile girdiği bir tartışmada yenilmiş ve bunun üzüntüsünden dolayı hastalanarak bir süre sonra da ölmüştür. (Bakınız. İrfan Abdülhamid, Ebü’l-Hasen Eş’arî maddesi, Diyanet İslam Ansiklopedisi (DİA), cilt XI, s. 444-447)

Aslında el-Eş’arî bu silsilede üç eser vermiştir: İlki sözünü ettiğimiz Makalâtü’l-İslâmiyyun olup, onu ondan daha mufassal içerikli al-İbâna eseri izlemektedir. Üçüncüsü ise Risala kataba bihâ ilâ ahl al-salaf’tir. Burada Eş’arî, kendi öğretisine şu adı vermiştir: ahl al-salaf (sahâbe ve tâbiin) veya ashâb al-hadis va’l-sunna. İkinci tanımlamayla al-İbâna eserinin 8. sayfasında öğretisinin Ahmed b. Hanbel (Hanbelî) ile aynı olduğunu söyler (Bakınız. Rıtter H, Eş’arî (Abu’l-Hasan ‘Ali) maddesi, İslam Ansiklopedisi (İA), cilt IV, s. 390-292).

Eseri Hakkında
Aslında İlk Dönem İslam Mezhepleri adıyla Türkçemize kazandırılan bu eserin tam adının tercümesi “İslam(lık) Makaleleri ve Müslüman İhtilafları”dır. Müellif, her mezhebin kendi İslam bakışını bir “makale” halinde dile getirmesinden dolayı kitabına bu adı yakıştırmıştır.

İslam’da fikri ihtilaflar döneminin Hz. Osman ile başladığı belirtilemktedir. Kitabın çevirmenleri bu hususu şöyle aşıklarlar: “İslam tarihinde, özellikle Hz. Osman döneminde meydana gelen olaylar ve bunlara karşı alınan önlemler yeni bir dönem başlatmış ve siyasi anlamda ilk zümreleşme sürecine girilmiştir. Bu zümre mensupları ana kitleden farklı olarak düşündükleri konularda yeni ve farklı fikirler ileri sürme zorunluluğu duymuşlardır. Bu bir nevi ana kitleye karşı muhalefet anlamına gelen konularda görüş beyan etmekti ki, bunu yapabilecek en uygun araç kendi mezheplerine uygun düşen fikirlerin kısaca açıklayacak şekilde yazılı hale getirmekti”. (Bakınız. Ebû’l-Hasen el-Eş’arî, İlk Dönem İslam Mezhepleri (Makalâtü’l-İslamiyyun ve İhtilafu’l-Musallîn), Çevrimenler: Dalkılıç M – Aydın Ö, İstanbul: Kabalçı Yayınları 2005, Çevirmenlerin Önsözü, s. 20.)

Sonradan “kitabu’l-makalat” biçimini alan bu gelenek İslam tarih yazıcılığında mezhepler tarihi olarak bir alanın doğmasına neden olmuştur. Maalesef, Mutezile, Havâric ve Şiâ bilginlerinin mezhepler tarihine ilişkin eserleri günümüze kadar ulaşmamıştır. Ebü’l-Hasen el-Eş’arî’nin eseri bu bakımdan nadir bir yazma olarak görülmektedir. Ancak el-Eş’arî’nin eseri de tarafsız değildir. Onun eseri, ehl-i Sünnet’e muhalefet eden İslam mezheplerinin “makale”lerinden ve ihtilaflarından söz etmektedir. İşte eser de adını buradan almıştır. Burada da ince bir eleştiri kullanılmıştır. Müellif “İslâmiyyun” yerine “Müslimin” ifadesini kullanmış ve kabaca “Müslüman olduğunu iddia eden grupların görüşleri” demek istemiştir.

Eserin İçeriği
Eser üç bölümden oluşmaktadır:
Birinci Bölüm, kitabın hemen hemen yarısını teşkil eder ki, burada müellif, Hz. Peygamberin ölümünden sonra peyda olan tartışmalı hilafet meselesini ele almaktadır. Bu bakımdan bu bölüme şöyle bir isim vermiştir: Görüş Ayrılıkları: Müslümanlar ihtilaf ederek on sınıfa ayrılmışlar: Bunlar Şia, Havaric, Mürcie, Mutezile, Cehmiyye, Dırâriyye, Hüseyniyye, Bekriyye, Amme, Ashab-ı Hadis ve Küllâbiyye.

İkinci Bölüm’ün konusunu kelâm, özellikle de Şiâ ve Mutezile’nin görüşleri, Allah’ın esma ve sıfatlarından söz edilmektedir.

Üçüncü Bölüm ve son bölüm, aslında başlı başına ayrı bir kitap teşkil edecek içeriktedir. Çünkü müellif burada yeni bir hamle başlatmaktadır. (Nitekim bu kısım eser alınmamıştır).

Her ne kadar müellif, tarafsızlığını korumak için kendi görüş ve eleştirilerini sıralamasa da, yer yer de bu yönde açık ifadeler sarf etmekten kaçınmamıştır.

Tercüme Hakkında
Eserin daha önce iki neşri yapılmıştır. Bunlardan ilki Şerafettin Yaltkaya’ya aittir. Ancak Yalkaya, eserin üçte ikisini yayınlamış, tamamlayamamıştır. Daha sonra Alman müsteşrik Hellmut Ritter yeni bir gözden geçirmeyle İstanbul’da 1928-1933 yılında ikinci bir neşir gerçekleştirmiştir. Aynı eser daha sonra 1963-1980 arasında Wiesbaden’de basılmıştır. M. Muhyiddin Abdülhamid, Ritter neşrini esas alarak Kahire’de 1950-1954, 1969-1970 yıllarında eserin iki baskısını gerçekelştirmiştir.

Elimizdeki metinin tercümanları Ö. Aydın ve M. Dalkılıç olup, birkaç hususta esere yenilik kazandırarak tam bir neşrini gerçekleştirmişlerdir. Bu iki araştırmacının zahmetli ve meşakkatli emeğini susarak takdir etmek adep dışıdır. Gerçekten de bir çok bakımdan okura kolaylıklar kazandıracak ciddi bir uğraş sergilemişlerdir. Her şeyden önce, kitaba tıpatıp bağlı kalınarak bir tercüme gerçekleştirilmiş, okurun daha kolay anlaması için eser baştan sonra konulara göre tasnife tâbi tutulmuştur. Daha da önemlisi, çevirmenler gerekli hususlarda ayrıntılı bir dipnot-dış başvuru yöntemini de göz ardı etmemişlerdir. Kendi adıma, bu değerli eseri Türkçeye kazandırdıkları için sadece şükranlarımı dile getirebilirim.

Esere Bakış
Genelde bir tanıtım makalesinde, tanıtım müellifi eserin varlığına pek girmez ve bunu okuru yönlendirme olarak görür. Biz kendi adımıza oldukça özet bir açıklamayla yetineceğiz.

Eserin mukaddime kısmında el-Eş’arî, kitabın yazma gerekçesine şöyle değinmiştir: “İnsanlar (Müslümanlar dememesi ilginçtir – n.m) Peygamberlerinden (peygamber dememesi de ilginç – n.m.) sonra birçok hususta ayrılığa düştüler; bu hususlarda birbirlerini sapıklıkla suçladılar, birbirlerinden uzaklaştılar ve bu şekilde birbirlerine zıt fırkalar ve dağınık hizipler haline geldiler. Halbuki İslam, onları birleştiriyor ve dairesi içine alıyordu” (Tercüme s. 27).

Müslümanlar arasında ilk ihtilafın fikri olmayıp siyasi olduğunu belirten el-Eş’arî, burada “imamet meselesine” ver vermiştir. Daha Peygamberin vefatının hemen peşinden çıkan bu olaylar zincirinin ne denli tartışmalı ve ne denli çatışmalı geçtiğine değinen El-Eş’arî, Sa’d b. Ubâbe ile Ebu Bekr yanlıları arasındaki Muhacirle-Ensar tartışmasına, hatta Hubâb b. el-Münzir’in kılıcını havada oynatmasına yer vermiştir.

el-Eş’arî imamet konusunda meydana gelen ihtilafların entrikaya dönüşü hususunda da açıklayıcı bilgiler vermektedir. Örneğin, Hz. Ali ile Muaviye arasındaki Müslümanların büyük kan kaybettiği çatışmalarda Muaviye ile Amr b. el-As’ın diyalogunu hatırlatması dikkat çekicidir:

Muaviye: “Ey Amr! Sen içine düşüp de çıkmak istediğin her türlü sıkıntılı durumdan çıkmayı başardığını iddia etmedin mi?”
Amr: “Evet!”
Muaviye: “Öyleyse başımıza gelen bu sıkıntıdan çıkış yolu nedir?”
Amr: “Hayatta kaldığım sürece Mısır’ın elimden çıkmaması konusunda bana söz verir misin?”
Muaviye: “Evet! Bu konuda Allah adına sana söz veriyorum.”
Amr: “Mushafları yukarı kaldırmalarını emret ve sonra Şamlıların Iraklılara, “ey Iraklılar! Aramızda Allah’ın Kitabı vardır” demesini söyle. Eğer bu istediğini kabul ederse, taraftarları ona (Hz. Ali’ye) muhalefet eder; isteğine karşı çıkarsa, yine taraftarları ona muhalefet eder” (Tercüme, s. 31).

el-Eş’arî, kitabında mezhepler hakkında geniş bilgi verdikten sonra ikinci bölümde diğer ihtilaflar üzerinde durmuştur. Bu ihtilafların fikri babda oldukları görülür. İhtilafları nicelik ve nitelik bakımdan ayrımak mümkündür. Temel ihtilaf konusu hususlar ise şunlardır:

I. Cisim, Cevher, Araz: Burada altı mahiyyet üzerinde durulmaktadır. Bu mahiyetler (içerikler) cisimden, insandan, dünyadan, haberden, kelamdan ve ispta ile nefyden gelmektedir. Mahiyetler de kendi içinde konulara yarılmaktadır. 1. Cismin Mahiyeti, 2. Cevher ve Anlamı; 3. İnsanın Mahiyeti; 4 Hareketler, Sükun ve Filler; 5. Zıtlar; 6. Duyular ve İdrak; 7. İlletler; 8. Malum ve Meçhul; 9. Nefy ve İspat; 10. Tevellüt; 11. İrade ve Murat; 12. Ağırlık ve Hafiflik; 13. Katl ve Hayat; 15. İnsan Kelamı ve Ses; 15. Havatır; 16. Kabir Azabı; 17; Alemin Bir Mekanda Olmadna Yaratılması; 18. Hareket; 19. Amanın Kalbinde Renk Bilgisinin Yaratılması; 20. Kulların Kelamının Bekası (Dil meselesi); 21. Hava; 22. Rüya; 23. Aynada Görülen Şey; 24. Cin, Şeytan, Melek; 25. Zaman ve Mekan; 26. Dünyanın Mahiyeti; 27. Haberin Mahiyeti; 28. Kelamın Mahiyeti; 29. İspat ve Nefyin Mahiyeti; 30. Taat ve Günah Olmayan Bir Fiili Olması; 31. Allah’ın Ezelden Halık Olması; 32. Nübüvvet; 33. İnsana “Kuvvetli” Denilmemesi; 34. Maktu ve Mevsûl; 35. Gasp Edilmiş Yerde Kılınan Namaz; 36. Facirin Arkasında Kılınan Namaz; 37. Asilere Karşı Kılıç Kullanmak; 40. Ticaret ve Alış-Veriş; 41. Mestler Üzerine Mesh; 42. Farzların İlletle veya İlletsiz Fars Oluşu; 43. Takiyye; 44. Yezid’in İmameti; 45. Aşer-i Mübeşşire; 46. Maarif ve İlimler; 46. Ahiret; 47. Günahlar ve Tevbe; 49. İhtilaf; 50. Nesh; 51. Allah’ın “Yapın” Emri; 52. İçtihat; 53. Bulûğ;

II. Allah’ın İsimleri ve Sıfatları. Eş’arî burada ihtilafa konu teşkil eden Allah’ın isimleri ve sıfatları üzerinde durmakta ve varlık konusuna (ontoloji) müdahil tartışmaları sıralmakatadır.

III. Kelamullah. Bu kısımda ise Kur’an ve onun kadim, yaratılmış, ezel, ebed, zaman ve mekan dışında olduğuna ilişkin mezhepler arasında tartışıla duran konulara yer vermiştir.

Eş’arî’nin konu ettiği bu ihtilaflar günümüzde de tartışılan konular arasında olduğundan bu bilgilere ilk elden bir kaynaktan ulşamak çok önemlidir.

Kısacası, okur, bu eseri okumakla bilgi dışında, zengin bir düşünce, fikir dünyasının da kapısını açacaktır. “Böyle bir şeyden dolayı ihtilaf edilir mi?” dediğiniz yerler de olacaktır. Ama, bilgi üzüntü konusu değildir. Bilgi, üzüntülerin neliğini öğrenme aracıdır, burada.

n_marmara

  • Tanıtılanlar
  • Nadir Marmara yazıları
  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

Geceleri “traktörün uyanıp

Halid Aslan — Cts, 31/05/2008 - 13:23

Geceleri “traktörün uyanıp kendilerini öldürmemesi için” nöbet dahi tutanları bize berrak bir Türkçe ile sunan ve televizyon “katilinin” jandarmadaki sorgusunu merak eden üstadım “demirin konuşması” kadar mübarek ve muşahhas bir akılla Sayha'ya hoş geldin. Ne iyi ettin de geldin. Sırtı yere gelmez biiznillah Sayha'nın bundan sonra...

Meraklısına Not: Sayın Marmara'nın müthiş yazısı

  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

Evvelen "bir eser tanıtımı

Nefi Selamoğlu — Cum, 30/05/2008 - 18:57

Evvelen "bir eser tanıtımı hangi cihetleri ile yapılır" mevzuuna harika bir uygulama ile açıklık getirmiş olmanızdan dolayı size teşekkürlerimi sunuyorum.

Eş'ari'nin kelami görüşlerinin Sünni çevrelerce kabulü üzerine bazı satırları nice zamandır okumak arzusunda idim. Allah razi olsun vesile oldunuz. Kaynak olarak gösterdiğiniz (Bakınız. İrfan Abdülhamid, Ebü’l-Hasen Eş’arî maddesi, Diyanet İslam Ansiklopedisi (DİA), cilt XI, s. 444-447) yer inanılmaz işime yaradı doğrusu.

Bizim öğrenciliğimiz sırasında İmam Hatip'te Kelam dersimiz vardı... Eş'ari ile ilk tanışıklığımız o dersler vasıtası ile olmuştu. Aradan şu kadar zaman geçmiş, talebe zihniyeti ile "bunlar da ne olacak" veya "amma da karışıkmış" dediğimiz "bilgi"lerin bugün bile diri kalmışlığına hem yazınızı hem de DİA'nin ilgili maddesini okuyunca sevindim. Okullar o kadar da boş değilmiş dedim kendi kendime.

Bilgi, evet bazen üzüntü kaynağı da olabiliyor. Çaresiz kalıyorsunuz vaziyet karşısında. Ne çare deyip tez zamanda esere hemhal olmak muradım. Nasipse okuyunca detaylı değerlndirmelerde bulunur, kafa yorarız.

Ya nasip.... Tekrar teşekkürler. Selamlar.

  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

Kategorilerden

Kimdir Nicedir Hakikat Hikayet Kara Kalem Yazıları Şiir Makamı Gonca Hay Sızı Makamı-ı Dikkat Ümidlere Dair Tefekkür Kişilere Dair Gülü Gülle Tartarlar Haberdar Ümmet Coğrafyası Yürek Yarası Gelişi Güzel Zamana Dair Hür Tefekkürün Kaleleri Reyhan Hüzün Alanı İçe Dönüş Güncel Söz Ola Tanıtılanlar Düş Vakitleri Berceste
tamamı

Üye girişi

  • Üyelik başvurusu
  • Şifremi unuttum

Gezinti

  • Son Gönderiler
  • Site Rehberi (Yol Haritası)
  • İletişim
  • Kategoriler

Üyelerimiz

  • Çevrimiçi
  • Yeniler
Şu an 0 üye ve 2 misafir çevrimiçi.
  • saliha desem
  • Aysen Erarslan
  • abdullah çal
  • şefika
  • sevgi özsarıoğlu

Duyuru - Etkinlik

-Minare Dergi 2
  • - Az Edebiyat Dergisi'nin 2. Sayısı Çıktı
  • - Rihle Dergisi'nin 3. Sayısı
  • - Yirmiikinci Tasavvur!
  • - Zemheri Edebiyat 6. sayısıyla okurla buluştu!
  • - filbahar 7
  • - Sezai Karakoç Sempozyumu 15 Kasım 2008
  • - Terk Ettiğimiz Doğu'
  • -Temrin Kasım Sayısı
  • - Yankı Bir Dedi
  • ... Devamı
  • Kapı Komşusu

    Cemaat

    Anket

    Ülkemizde sporun (özelde futbolun) dostluk, kardeşlik tesis ettiğine inanıyor musunuz?:

    Son yorumlar

    • hayrolsun...
      15 sa. 25 dk. önce
    • Bir şeyler yapalım ya hu.
      15 sa. 53 dk. önce
    • Dağişik tarzda yazıları
      16 sa. 4 dk. önce
    • İyilerden Allah razı olsun... Kötülerden de
      16 sa. 11 dk. önce
    • insanin gozlerini dolduran
      16 sa. 15 dk. önce
    • Her okulun nasibine bir tane
      18 sa. 33 dk. önce
    • hayrolsun
      1 gün 6 sa. önce
    • İşte şiir diyebileceğim bir
      1 gün 20 sa. önce
    • Yazınn içeriğinde var olan
      1 gün 20 sa. önce
    • Hocam şiiri hangi duygularla
      1 gün 20 sa. önce

    Dostlarımız

    • Dostlar
    • Bunlar da Dostlar

    Hakan Albayrak
    Tarık Tufan
    Cemaat
    Kurtuba
    Kâinata Mektup
    Pata-Gonya
    Minare Dergi
    Rûh-i Gusül...
    Arşivdesiniz
    Dünya Bizim

  • Kuşluk Vakti
  • Mecazz
  • Akabe
  • Sadık Yalsızuçanlar
  • Dergibi
  • Zemheri Edebiyat
  • Yenilgi
  • İsmet Özel
  • Gök Ekin
  • Edebistan
  • Yazıhane
  • İstisnai
  • Gözdeler

    Bugün:

    • Cahit Sıtkı Tarancı’nın Şiirlerinde İnsan ve İnsan Psikolojisi
    • Yazıyorsam, Ey Âh!..
    • Hatırlıyorum, Hiç Unutmadım ki...

    Bilgi

    Kitap

    Bülent Akyürek - İçinizdeki Öküze Oha Deyin

    Sayha Dergi © (1990) 1998 - 2008

    • 100 türk büyüğü
    • kimdir, nicedir?
    • ara
    • İletişim