Dumanın Çıkamadığı Yer Beyanındadır
Molla Kasım — Çar, 11/06/2008 - 10:41
Merhabeyn Sevgili vatandaşlarım, üç defa merhabeyn…
Kamusal alanımdan sesleniyorum bugünkü yazımda sizlere. Kapalı bir mekandan. Dört duvar arasından. Dört bir yanımın kalın kalın kitaplarla filan dolu olduğunu sanmayasız sakın ha, okumanın beş para etmediğini epey zaman önce tecrübe etmişliğim vardır. Netekim bakınız kim ki kalın veya ince kitaplarla haşır neşir oluyor, kafası karışıyor. Hemi öyle bir karışıyor ki topraktan fışkıran nebatatın ot mudur, maydanoz mudur bilgisini karıştırıyor. Okumakla olmaz efendiler. Siz siz olunuz Mollanızı dinleyiniz.
İmdi kamusal alanımız olduğu gibi kapalı mekamlarımız da var ya şükürler olsun, ne çıkıyorsa, hatta ne çıkmıyorsa bu ikisinin başının altından çıkıyor sevgili kaarilerim. İyzah edeyim de anlayasız efendiciklerim, bakınız mesele nazıl nazik mevzu ne kadar mühim.
Elceğizimde 99’luk tespihim, başımda takkem, ayağımda çarık çarşıdan alıvereceğim iki kilo kıska, dört baş sarımsak içün seyyah olup sağa sola nazar idüverirken bir devlet dairesin önünde acayip kalabalık bir halk ile karşılaşıverdim. “Aman Mollam medet” nidaları atmadılar beni görünce elbet çünki devlet memurları ne Molla’yı bilür ne Kasım’ı… Bir gün bunları da ele alacağım ama ya nasip deyelim. Baktım bizim zemanımızın kara treni gibi heriflerin ve hatta saçı uzun amma kıyafeten ve hareketen pek de herife benzeyen bir başka güruhun fosur fosur duman çıkardıklarını gördüm. Küçücük dilimi yutayazdım.
“Hele didim ne var ne oluyoruz, bu ne hal… neden efkarınız alemin ortasında göklere döne döne çıkmaktadır? Hem niyçün burada bir eylem halindesiz?...”
“Bey amca” didiler “içeride yasak cigara, kapı önüne çıkayoruz.”
“Sizin başörtünüz yok ki” didim.
“?!...”
Hadiseyi bizim hemşehri müstahdem Kel Ahmet Efendiden tahkiyk itdüm ki “Yassak hemşerim” makamına erişmüş hepisi de.
Zırt dedi kafamda kocaman bir ampül yandı. Bendeniz nice zamandır bu okumuş, koca koca kitap sahibi hacimli adamların nasıl olup da ufacık farzı muhal bir kelebek içün devasa gemiyi yakmaya çalıştıklarını sorar dururdum kendi kendime. Nasıl oluyordu da Anayasa mahkemesi namlı etkili yetkili kişülerin ilk 11’i oluşturdukları takım acayip ve garayip ve dahi mesneti kendinden çürük bir karar ile memleket semalarını kara bulutlara çeviriyordu. Ampul yandı dedim ya. Buldum, sevgili vatandaşlarım buldum. Dinleyesiz:
Keser döner sap döner dememiş mi büyükler. Hadisenin tek müsebbibi sevgili civanmerdim Başıbakan. Lafı dolaştırmaya ve dahi bağcıyı sevmeye lüzum yoktur. İlle de “kapalı alanda sigara yasak” diye diye yasağı dizlerine dolaştırdı. İlk 11 takımı önüne gelen dava adı altında ve lakin kıytıruk bir müracaatı görüşürken ıkındılar, sıkındılar. Efkar bastı, telefonlar bastı, mekan bastı. Bir cigara tüttürelim dediler “yassak”… Tuvalette içecek değil ya kocaman adamlar lise bebeleri gibi. Kapı önüne çıkmayı da kendilerine yediremediler. Bu hummalı daralmanın neticesi “aman ne olacaksa olsun” deyiverip tavaya eneteresan bir yumurta bırakıverdiler.
Size de alıp yemek düşer sevgili vatandaşlarım. Başıbakan ille de “yassak” demeseydi tütüne, ne başı yanardı ne memleket. Amma gel de anlat vatandaşlarıma kalın kalın kitap okumanın zararlarını. Pratik zeka lazım bendenizde olduğu gibi ey ehl-i Türkiye… Ey sevgili halkım…
İmdi nolacak pekiy? dediğinizi duyar gibiyim sevgili kaarilerim.
Üfüreceksiniz yasakların tekmiline birden. Maç bitecek…
- Molla Kasım yazıları
- yorumlamak için giriş/kayıt gerekli




Sevgili Mollamız Kasımımız
Kerem Dağlı — Salı, 17/06/2008 - 13:21Sevgili Mollamız Kasımımız sen dumandan tütünden bahsediyorsun ama bak Anayasa mahkemesi nelerle de uğraşıyor. Hakkatten geri kaldın sen ya hu...
İhsan Dağı / Zaman
CHP, maçın iptali için yargıya gidiyor!
Dün elektronik postama bu başlıkla bir mesaj geldi. Tam da sonucun keyfini yaşarken... Anlaşılan yine hata yapmıştık. Kim bilir, belki maç devam ederken oyunun kurallarını değiştirmişler, ama bizim çocukların haberleri olmamıştı.
Arda ve Nihat'ın gollerini amuda kalkarak atmaları gerekiyordu belki? Hemen yaptığımız hatalar dizildi gözümün önüne. Evet, evet dün gece fazla sevinmiştik maçı aldığımızı sanarak. Keşke sevincimizi bu kadar göstermeseydik, içimize atsaydık. Sevincimizle, sevinemeyenler üzerine bu kadar baskı kurmasaydık. Bu futbol mucizesine sevinemeyenlerin olduğunu da düşünebilseydik. En azından köydeki çobanların sevinmesini önleyebilirdik. Sevinenler arasında 'göbeğini kaşıyan' üç-beş kendini bilmezi televizyon ekranlarından saklayabilirdik. Daha ağırbaşlı olabilirdik. Hatta maçı almamız da gerekmiyordu. Niye bizim futbolcularımız öyle, 'bu maçı alcez' diye tutturmuşlardı ki? Fehmi Koru'yu neden yine haklı çıkarmışlardı? Allah korusun, ya Başbakan da maçta olsaydı? İyi ki de Anayasa Mahkemesi önceki hafta iptal kararını vermişti de Başbakan Ankara'dan çıkamamıştı. Başbakan'ın tribünlerde olması kesin 'ağırlaştırıcı' bir sebep olurdu. Derken, Orhan Pamuk'un Milli Takım'ı desteklediği açıklaması geldi aklıma. Eyvah! Bu durumda Yüksek Mahkeme maçı kazanmamızı uluslararası bir komplonun parçası olarak görebilirdi. Maç sonunda Kazım Kazım'ın atv röportajını İngilizce yapmış olması, bu kuşkuyu doğrulayacak bir delildi. Neyse ki Aurelio ile konuşmamışlardı...
Bütün bu düşüncelerle cedelleşirken gelen mesajı okumaya başladım...
"CHP, Anayasa Mahkemesi'ne giderek maçın iptalini talep etmeye karar verdi. CHP, maçın normal şartlarda kaybedilmesi gerektiğini, ancak muhtemelen doğa üstü güçlerin devreye sokularak maçın kazanıldığı intibasının edinildiğini iddia ediyor. CHP'nin başvurusunda Ertuğrul Sağlam'ın eşinden sonra Emre Aşık ve Servet Çetin'in annelerinin de başörtülü olması ve dahası bundan çekinmeden bir reklam filminde oynamaları etkili oldu. Bazı futbolcuların sahaya girerken dudaklarının oynamasından dua etmiş olabileceklerini de dikkate alan CHP yetkilileri, parmakları ve gözleri ile gökyüzünü işaret eden bazı futbolcuların da varlığını iddianameye koymak için bazı gazetelerden resimler toplamaya başladı.
CHP, bu galibiyetin aslında yok hükmünde sayılmasını çünkü sanal olduğunu, tıpkı % 47 oyu kimin verdiğinin belli olmaması gibi, bu maçın da nasıl kazanıldığının tek gerçeklik olan pozitivist bilim çerçevesinde açıklanamadığını iddialarına ekleyecek. CHP'nin düşünceokumabilimci yetkilileri, bütün bunların AKP'nin ülkenin şeriat devletine dönüştürülmesi konusundaki düşünceleri ve çabalarının gerçekleşmesinin bir aşaması olarak kullanılabileceğine, bunun da açıkça Anayasa'mızın 2. maddesinde sayılan laiklik ilkesine aykırı olduğuna dikkat çektiler.
CHP, konunun doğrudan laiklik ile ilişkilendirilemeyeceği konusundaki iddiaları ise Anayasa Mahkemesi kararlarını örnek göstererek reddetti. Ülkede başıboş bir sevinç fırtınasının ve özgüven artışının laikliğin altının oyulması planlarına zemin hazırlayacağı konusunda endişeleri olan CHP, devlet kontrolü dışındaki gelişmelerin de kontrol altına alınması gerekliliğini, bu bağlamda uluslararası spor organizasyonlarına katılımın da yeniden düzenlenmesi gerektiğini vurguladı. CHP'nin UEFA için de kapatma davası açılıp açılamayacağı konusunu incelediği, hem iptal davası hem de UEFA için kapatma davası açılması konusunda Parti Genel Sekreteri Önder Sav'a tam yetki ve sadece "no" yazılı bir cep telefonu verildiği de açıklamada yer aldı".
Galiba yine 'Viyana'dan döneceğiz. Gel de panik olma! Nasıl önlenebilir ki bu girişim? Eğer iptal davası açılırsa bu iş biter. Tek yol CHP'nin başvurusunu durdurmak. Önder Sav'ın telefonunu 'yes' tuşu da olan bir başka telefonla değiştirmek çare olabilir mi?
Ne diyeyim sana Murat Erdoğan, korkuttun beni. Maç iptal olmasın da Allah ne muradın varsa versin!
Ah be Mollam... Nereden vurup
Halid Aslan — Cum, 13/06/2008 - 17:45Ah be Mollam... Nereden vurup neren çıkmışsın. Helal sana... Hele son tavsiyeni pek beğendim:
Üfüreceksiniz yasakların tekmiline birden.
Tamam inşaallah. Bu maç burada bitmez.
6 Merhabalı Recai Güllaptan tadı
Musab Yasir — Çar, 11/06/2008 - 13:28Sigaranın intikamı diye de koyabiliriz yazının adını. İşari tefsirinde bunu sigaraya da dayandırabiliriz. Filip Moris denen adamın yıllık kârının bilmem kaçta kaçı İsrail'e, şuraya buraya gidiyormuş. Ben şahsiyetlerini müslümanım diye tanımlamayı önceleyen insanlarla artık "sigara" muhabbetini bile boş görüyorum. Varsın onlar da bu yasaklardan sonra kendilerini 2. sınıf müslüman görsünler. Sigara zehirdir, zehir haramdır. Var mı ötesi? Var tabi. Mesela alkol alan adam sarhoş olmazsa şayet, sadece sağlığına ve kesesine zarar verir. Ama sigara içen adam, sağlığına, kesesine, etrafındakilere ve bütün müslüman coğrafyasına zarar verir..
Budur!
Şu ilk 11 meselesi için bugüne kadar okuduğum en etkili yazının linkini de aşağıya yazıyorum. Harika gerçekten de..
Buyrun:
http://www.taraf.com.tr/Yazar.asp?id=9
...gör ki raksederek ağlamak da varmış hesapta...