Sayha Dergi

  • 100 türk büyüğü
  • kimdir, nicedir?
  • ara
  • İletişim
Ana sayfa › Bloglar › M.Nihat Malkoç yazıları

Doğmunun 800. Yılında Nasreddin Hoca

M.Nihat Malkoç — Salı, 15/07/2008 - 05:28

Türk mizahının tartışmasız en büyük ismi olarak kabul edilen Nasreddin Hoca, insanları gülmekten kırıp geçiren fıkralarıyla özdeşleşmiştir. Onunla kıyaslanabilecek başka bir mizah ustası ne Türkiye’de ne de dünyada vardır. Hoca güldürürken çok kere de düşündürür insanları. Bu açıdan bakınca ona nüktedanlığının yanında filozof da diyebiliriz.

800. doğum yıldönümünü idrak ettiğimiz Nasreddin Hoca’yı yıllar eskitememiştir. Onun mizah yönünü ön plana çıkaranlar İslamî ilimlerdeki birikimini göz ardı ediyor. Oysa O dinî bilgisi ve birikimi temayüz etmiş bir kişidir. Onun içindir ki “hoca” sıfatına layık görülmüştür. İlk gençlik yıllarında Seyyid Mahmud Hayranî ve Seyyid Hacı İbrahim’den dersler almıştır. Daha sonra, aldığı bilgileri “hoca” sıfatıyla öğrencilerine aktardığı söylenir. Kadılık yaptığı da ileri sürülen görüşler arasındadır. Kendisiyle ilgili bilgiler son derece azdır.

Nasreddin Hoca’nın hayatı daha çok söylentilerden ibarettir. Bu rivayetler zaman zaman olağanüstülüklere bürünmektedir. Selçuklu sultanlarıyla tanıştığı, Mevlâna Celâleddin ile dostluk kurduğu, kendisinden en az yetmiş yıl sonra yasayan Timur’la konuştuğu, birkaç yerde birden göründüğü söylenir. Bazı fıkralar ona mal edilmiştir. Timur’la ilgili pek çok uydurma fıkrası vardır. Uydurma diyorum; çünkü O, Timur’la aynı asırda yaşamamıştır. Timur’dan nefret eden, onun zulmünden bıkan halk Nasreddin Hoca aracılığıyla ondan intikam almıştır. Bu fıkralardan birini dikkatinize sunmak istiyorum: “Hoca ile Timur bir gün hamamda yıkanırken, Timur: -Hoca söyle bakalım, ben bir köle olup satılacak olsam değerim ne olur? Hoca Timur’u göz ucuyla süzdükten sonra cevap verir: -Kanaatimce elli akçedir senin değerin. Timur, bu cevap üzerine öfkelenir: -İnsaf et yahu! Sadece üzerimdeki peştamal elli akçe eder. Hoca istifini bozmadan cevap verir: -Tamam işte...!”

Türk mizahının gelmiş geçmiş en büyük ismi olarak kabul edilen Nasreddin Hoca halkın içinde yaşayan, halktan bir adamdı. Onun yüksek zümre insanlarıyla ilişkisi yok denecek kadar azdır. Sanırım halkımız da kendisinden olan, kendi duygu ve düşüncelerini savunan bu bilge insanı, ortak noktalarının çokluğu nedeniyle baş tacı etmiştir. Hoca kendini halkın üzerinde gören mağrur idarecilerden uzak durmuş, onları eleştirmiştir.

Nasreddin Hoca’nın fıkralarında eşeği ayrı bir yer tutar. Onun fıkralarının dekorunda eşek birinci sırada yer alır. Hoca’yı eşeğinden ayrı düşünemezsiniz. Eşek o zamanlar vazgeçilmez bir ulaşım ve taşıma vasıtasıydı. Tabir caizse Hoca’nın eşeği Hoca kadar şöhretlidir. Aslında Hoca’nın fıkralarında eşek yergi ve alay unsuru olarak da kullanılmaktadır. Bu hayvan; ezilmişliğin, horlanmışlığın simgesidir aynı zamanda. Eşek küçük yapılıdır, görüntüsü bile insanı güldürebilecek bir hayvandır. Eşeklerin inatçılığı, ayak diremesi meşhurdur. Fakat at öyle değildir. At asaletin, yiğitliğin sembolüdür. Onun içindir ki Hoca’nın atla ilgili fıkrası yoktur. Onun eşeğini fıkralarının her yerinde görmek mümkündür.

Hoca’nın dinî altyapısı sağlamdır. İyi bir din eğitimi almıştır. Anadolu’da herkes dinî terbiyeye önem verir. Fakat bazı kişiler kulaktan dolma yalan yanlış bilgilerle ahkâm kesmeye kalkınca Hoca onlara haddini bildirir. Kaba softalara indirici darbeyi vurmakta tereddüt etmez. Dinî duyguları hiçbir zaman hafife ve alaya almaz. Müslümanlığı ön planda tutar.

Nasreddin Hoca’nın fıkralarında hazırcevaplık ayrı bir yer tutar. Onun mantıksız gibi görünen bazı fıkralarının ve düşüncelerinin, dikkat edildiğinde hiç de öyle olmadıkları görülür. “Ya Tutarsa” fıkrasına gülenler; piyangolardan, toto ve lotolardan medet umanlara niçin gülmezler? Onların ikramiye hususundaki düşük ihtimallerini niçin makul görürler?

Hoca Nasreddin bizim gülen ve güldüren yüzümüzdür. Çağımızda ona ve onun gibi güldüren akıl hocalarına ne kadar da ihtiyacımız vardır. Fakat onu basit komedyen kılığına düşürmemeliyiz. Çünkü O bizim inançlarımızı, medeniyetimizi ve insanî diyalektiğimizi yansıtıyor. Hoca’yı bütün dünya tanıyor. Onu daha donanımlı olarak dünya mizah pazarına taşımalıyız. Onun şöhretinden yararlanarak ülkemizin tanıtımına katkıda bulunmalıyız.

  • Kişilere Dair
  • M.Nihat Malkoç yazıları
  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

Siyaset ve Eşek

Nadir Marmara — Per, 17/07/2008 - 05:50

Sevgilie Malkoç'a teşekkür ediyorum. Laf Hoca'dan açılmışken gündemimizdeki hadiselerle de bağlı bir latife aktarayım.

Efendim, birgün Hoca ile Padişah tartışmışlar. Hoca, Padişah'a, "izzatlü ve haşmetlü efendimiz, gerektür padişahımız her duyduğu ve gördüğü şeyi doğru yorumlaya".
Padişah: "mesela" demiş. Hoca da şu günde şu vakitte sarayın camından meydanda beni seyret demiş.
Şu gün ve vakit gelince Hoca saray meydanında eşeğin üzerine ters oturmuş biçimde belirmiş. Hocanın bu halini görenler başlamışlar gülmeye. Zira padişah da kendini tutamayıp gülmeye koyulmuş. Akabinde Hoca saraya gelmiş. Padişah kendisine sormuş: "Hoca, eşeğe neden ters bindin".
Hoca: "ya efendim, ben doğru binmiştim, ama eşek ters duruyordu" demiş.

Şimdi memleketin hali - canım Molla Kasım'ım - bu eşek gibidir. Hangisi doğru bilinmez, Allah rahmet eylesin Nasrettin Hoca sana.

Bu arada aklıma geldi belirteyim: Rusya'daki Türk aydınlar XX. Yüzyılın başında "Molla Nasrettin" diye bir mizah dergisi çıkartmışlardır. 1905-1932 yılları arasında yayınlanmış ve ilk türkçe mizah dergisidir. Tiflis'te, Bakü'de ve Terbiz'de yayınlanmıştır. Tiflis arşivlerinde çalışırken sayılarını görme fırsatını buldum. Bir kapağı özellikle dikkatimi çekti.

Derginin kapağında iki tabakta iki kafa resmi bulunuyordu. Birinin altında "değerli kafa değersiz kap içinde"; diğerinde ise "değersiz kafa değerli kap içinde" yazılmıştır. Yani değersiz insanın servet gücüne değerlendiğini; değerli insanın ise servet yokluğu yüzünden değersiz hale geldiğini hicvediyordu. Tam bizlik olunca belirteyim dedim.

  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

Eşek n'oldu, bu it ne ki?

Molla Kasım — Per, 17/07/2008 - 17:40

Bizim halimiz memleketin halinden de yaman be cevelanım... hani mevzu bir eşek olsa bizinillah Mollan Kasımınız başka söze de hacet bırakmazdı. Amma ve lakin hatta binaenaleyh biz altımızda eşek arar dururduk elimize uyuz bir it vermişler de peşimizden onu sürükler haldeymişiz. haydi gel de çık işin içinden sevgili vatandaşım Marmaram...

  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

Yazı bâkî, ömür fânî, kul âsî, Rab affedicidir.

Kerem Dağlı — Salı, 15/07/2008 - 15:49

Nasreddin Hoca ile ilgili en eski kaynak olan Ebu’l-Hayr Rûmî’nin Saltuknâmesi’nde (M. 1495) Sarı Saltuk, Nasreddin Hoca’ya bir hediye göndererek dua talebinde bulunur. Hoca evde olmadığı için hocanın hanımı, onun yerine dua eder. Bu duanın bazı cümleleri şu şekildedir:

“.. dünyada fâsık, fâcir ile alâka eyleme, ve dahi kötü kişiye karşı kendini ve hem malını güvenip emanet etme ve dilinden tevbe ve istiğfarı koma, kendin için isteyeceğini başkası için de iste, Allah’tan korkup Rasül’den utanasın ve ahiret için burada güzel amel işleyesin, yaramaz işlerden kaçasın, günahlarını çoğaltmayasın ki gönlün kararmasın. Böylece gönül aynanda gizli sırları keşfedebilesin, Hakk’ı müşahede edebilesin...."

Yani Hocanın hanımı da mübarek bir kişi oladır...

Türbesinde Hoca'nın: “Yazı bâkî, ömür fânî, kul âsî, Rab affedicidir.” sözleri yer almaktadır. Ne demek düşer?

  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

Bir Eğitimci Olarak Nasreddin Hoca

Halid Aslan — Salı, 15/07/2008 - 10:14

A. Özbek'in çok değerli çalışması. Bildik Nasreddin Hoca'nın bilmedik veya dikkat etmedik yönlerini sunuyor bize.Bakılası bir eser.

Kitap, Esra Yayınları’ndan olup, Nasrettin Hoca’yı ve fıkralarını tüm boyutları ile yorumlamaktadır. 526 sayfa olan kitap için 530 dip not kullanılmış. Kitap çok geniş bir bakış açısı ile Hocanın fıkra ve mizahlarla neyi söylemek istediğini ele almakta olup, Hocanın gözü ile günümüz insan ilişkileri gözler önüne serilmiş. Son derece akıcı bir üslupla kaleme alınan kitap’ta “Doğruları gizlemek” başlığı ile ele alınan fıkralar o kadar hoş ve güncel ki, şaşırmamak mümkün değil. Gelin kitaptaki ilgili bölüme birlikte göz atalım.
Kitabın “Doğruları gizlemek” bölümünde, doğruluğun tanımı yapıldıktan sonra, “doğruluğun zıddı yalancılıktır. Yalancılık, hangi yolla olursa olsun, gerçeklerin saptırılarak söylenmesidir. Doğruluk olmayınca, diğer faziletlerin adını bile saymaya gerek yoktur. Doğruluk, beşeri ilişkilerin temelini oluşturur. Doğru ve güvenilir olmayanlarla bir çete bile oluşturulamaz.” Açıklaması yapılmış. Kitabın ilerleyen bölümünde “ Çıkarları zedelenen kişiler doğru kişileri kesinlikle sevmezler…Ve doğru kişiler onuncu köyde yaşamayı göze almalı ama “Doğrunun yardımcısı Allah’tır” denilmektedir…Zaman zaman yalan söyleyenler çevrelerindekileri inandırmak için yemin ettiklerine dikkat çeken Prof.Dr.Abdullah Özbek kitabında“ İnsanların yeminlerine değil, yaptıklarına bakmak gerekir.” Diyerek “lafla peynir gemisi yürümez.” Sözünü hatırlatmış.
Yalanın en tehlikelisinin “insanların gözlerini doğrulara çevirerek yanlış ve yalanları gizlemek” olarak belirten Prof. Dr. Abdullah Özbek, Nasrettin Hoca’nın “Fıçısı İki Kese Akça!” fıkrasını örnek olarak göstermiş. İlgili fıkrayı birlikte okuyalım:
Hoca bir aralık su satma işine heves eder. Bunun için iki kese akçe verip, bir boş fıçı satın alır. Sonra bunun içersine çeşme suyu koyarak , bardağını bir akçaya satmaya başlar. Bu sudan içenlerden bir kısmı :
-Hoca Efendi! Bu su çeşme suyuna benziyor. Sakın bunda bir yanlışlık olmasın?..dedikleri zaman, Hoca da :
-Vallahi fıçısını iki kese akçaya aldım. Hiçbir yanlışlık yok!..Cevabın verir.
Prof. Dr. Abdullah Özbek, Bir Eğitimci Olarak Nasrettin Hoca adlı kitabında “Fıçısı İki Kese Akça” adlı fıkrayı şu şekilde yorumlanmış.
Hocanın boş fıçıyı iki kese akçaya aldığı doğrudur. Fakat bu “doğru”, bir yalanı gizlemek için kullanılmaktadır. Yani doğruluk, yalanı yutturmak için kullanılmaktadır. Nedir yalan olan?
Hoca, kalitesi iyi olan su satması gerekirken, herkesin ulaşabileceği çeşme suyunu satmaktadır. Bundan şüphelenenlere de, asıl gerçeği söylemez. Doğru olan bir şeyi (su fıçısını alış fiyatını) söyleyerek dikkatleri başka yöne çeker.
Bu yol, insanları aldatmada kullanılan hilelerin en tehlikelisidir. Böyle durumlarda doğrular, ağlarda kullanılan yemlere benzer. Yemlerin kaliteli olması, bunlarla ulaşılmak istenen hedefi, hiçbir zaman meşru yapmaz…”Dünyada en çirkin şey, çirkinlikleri ayakta tutan güzelliklerdir.” Hz.Ali Bu durumu “ Hak bir sözün, batıla(gerçek dışı bir şeye) alet edilmemesi.” Şeklinde dile getirmiştir. Yukarıdaki sözlerin büyük bir kısmı ilgili kitaptan aynen alınmıştır.
Yıllar önce “ çalarken, kimseyi umursama” diye bir yazı okumuştum. O günden bu yana aynı düşünce içersindeyim. Neticede Modern Sosyolojide Ken Keys’i de, İslam Tasavvufu’ndaki insan manzaralarını da inceleme fırsatı bulduk. Ve insanların hangi basamaklarda neyi algılayacaklarını da… Bir çok yerde akılla - zeka arasındaki farkın izahı yapılmaktadır. Zekanın karaya vurması, aklın noksanlığından, ferasetin yokluğundan meydana geldiğini canlı yayınlarda her gün izliyoruz. Yalanı doğrularla yutturarak hedefe ulaşmak, zeka ile birlikte aklın ve ferasetin de olmasına bağlıdır. Çıplak bir zeka ile ne keramet ne de istidraç mümkündür.
Tarihe mal olmuş tüm filozofların ortak görüşü şu: Ne olursanız olun, ama dosdoğru ve ilkeli olun…Başkalarına göre yanlış dahi olsa inandıklarınıza sadık kalın. İlkenin iyisi kötüsü kişiye göre değişse de size göre doğru olan, en doğru olandır. İlla da bir söylemi olan, kendi doğrularını da, ilkelerini de ortaya koymak zorundadır. Şartlar ve davranışlarda bir değişiklik yoksa bir konu bir gün önce doğru, bir gün sonra da yanlış olamaz. Başkalarını bir şeye inandırmaya çalışanlar, önce o şeye kendilerinin inanıp inanmadığını sorgulamalıdır.
Nasrettin Hoca en büyük filozoflarımızdan birisidir. Söyledikleri ve esprileri numara yapanların ve göz boyayanların ipliklerini pazara çıkarmak üzerinedir. Hocayı anlamak için sadece zeka değil, akılda gereklidir. Hocanın asıl amacı güldürmek değil, düşündürmektir. “Bir Eğitimci Olarak Nasrettin Hoca” adlı kitap bu amaçla kaleme alınmıştır.


Kitabı incelemek için

  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

Kategorilerden

Tanıtılanlar Kişilere Dair Haberdar Güncel Makamı-ı Dikkat Hakikat Hikayet Zamana Dair Düş Vakitleri İçe Dönüş Gelişi Güzel Hüzün Alanı Hay Sızı Yürek Yarası Söz Ola Berceste Ümmet Coğrafyası Ümidlere Dair Gülü Gülle Tartarlar Reyhan Tefekkür Şiir Makamı Kara Kalem Yazıları Kimdir Nicedir Hür Tefekkürün Kaleleri Gonca
tamamı

Üye girişi

  • Üyelik başvurusu
  • Şifremi unuttum

Gezinti

  • Son Gönderiler
  • Site Rehberi (Yol Haritası)
  • İletişim
  • Kategoriler

Üyelerimiz

  • Çevrimiçi
  • Yeniler
Şu an 0 üye ve 2 misafir çevrimiçi.
  • saliha desem
  • Aysen Erarslan
  • abdullah çal
  • şefika
  • sevgi özsarıoğlu

Duyuru - Etkinlik

-Minare Dergi 2
  • - Az Edebiyat Dergisi'nin 2. Sayısı Çıktı
  • - Rihle Dergisi'nin 3. Sayısı
  • - Yirmiikinci Tasavvur!
  • - Zemheri Edebiyat 6. sayısıyla okurla buluştu!
  • - filbahar 7
  • - Sezai Karakoç Sempozyumu 15 Kasım 2008
  • - Terk Ettiğimiz Doğu'
  • -Temrin Kasım Sayısı
  • - Yankı Bir Dedi
  • ... Devamı
  • Kapı Komşusu

    Cemaat

    Anket

    Ülkemizde sporun (özelde futbolun) dostluk, kardeşlik tesis ettiğine inanıyor musunuz?:

    Son yorumlar

    • hayrolsun...
      15 sa. 39 dk. önce
    • Bir şeyler yapalım ya hu.
      16 sa. 7 dk. önce
    • Dağişik tarzda yazıları
      16 sa. 18 dk. önce
    • İyilerden Allah razı olsun... Kötülerden de
      16 sa. 25 dk. önce
    • insanin gozlerini dolduran
      16 sa. 29 dk. önce
    • Her okulun nasibine bir tane
      18 sa. 47 dk. önce
    • hayrolsun
      1 gün 7 sa. önce
    • İşte şiir diyebileceğim bir
      1 gün 20 sa. önce
    • Yazınn içeriğinde var olan
      1 gün 20 sa. önce
    • Hocam şiiri hangi duygularla
      1 gün 21 sa. önce

    Dostlarımız

    • Dostlar
    • Bunlar da Dostlar

    Hakan Albayrak
    Tarık Tufan
    Cemaat
    Kurtuba
    Kâinata Mektup
    Pata-Gonya
    Minare Dergi
    Rûh-i Gusül...
    Arşivdesiniz
    Dünya Bizim

  • Kuşluk Vakti
  • Mecazz
  • Akabe
  • Sadık Yalsızuçanlar
  • Dergibi
  • Zemheri Edebiyat
  • Yenilgi
  • İsmet Özel
  • Gök Ekin
  • Edebistan
  • Yazıhane
  • İstisnai
  • Gözdeler

    Bugün:

    • Cahit Sıtkı Tarancı’nın Şiirlerinde İnsan ve İnsan Psikolojisi
    • Yazıyorsam, Ey Âh!..
    • Hatırlıyorum, Hiç Unutmadım ki...

    Bilgi

    Kitap

    Bülent Akyürek - İçinizdeki Öküze Oha Deyin

    Sayha Dergi © (1990) 1998 - 2008

    • 100 türk büyüğü
    • kimdir, nicedir?
    • ara
    • İletişim