Sayha Dergi

  • 100 türk büyüğü
  • kimdir, nicedir?
  • ara
  • İletişim
Ana sayfa › Forumlar › Hicret ve Şehirler

Bir İsmin Peşine Düşmek

Kâni Çınar — Pzt, 21/07/2008 - 10:15

I.

Benim mekan isimlerine özel bir ilgim vardır. Gelip geçtiğim görüp duyduğum yerlerin isimleri üzerinde “bir an” için de olsa düşünürüm. Kimi isimlerin insanı tebessüme davetine şahit olur kimi isimlerin koskoca soru işaretleri ile yolumu tıkadığını görürüm. Güzeldir bu uğraş. Kelimelerle hısımlık sağlar. Sebep – sonuç bağlantısına zorlar ve hepsinden maade “düşündürür”. Az bir şey midir?

Avanos’tan çıkıp Kalaba’ya doğru gelirken tırmandığınız rampanın adının “Devebağırtan” olduğunu bilmektir mesela güzel olan. Bir anda gözünüz önünden geçer kervan yoluna düzülmüş develer. Ağır, nazlı, ahenkli gitmektedirler ve malum geçide gelirler. Sınır yok hayal ediniz efendim. İç Anadolu ile Akdeniz’i birbirine bağlayan meşhur (Külek) “Gülek” boğazından her geçişte bu ismin nereden geldiğini sorgularım. Bir oyun olduğu kadar bir zevktir de bu benim için. Hani geçenlerde gitmiştim Divriği’ye (Bu ismin de menşeine baktım ama izahattan pek kani olmadım), işte oradan hafızamda kalan bazı isimler “Karasar”, “Yağdonduran”, “Yürektaşı”, “Akbaba”… şimdi en zevkli kısım şudur: Mesela “Karasar” ismini ele alırsınız ve ihtimalleri düşünürsünüz. Kara Hisar şeklinde bir isim olup halk ağzında “Karasar”a dönüşmüş olabilir ki çokça örneği vardır. Öyleyse buralarda bir Hisar olmalı hem de kara taşlardan bir harabe, kalıntı… Bu bir. Fi tarihinde adamın birisi bu tepeye kadar ulaşmış ve lakin donmak üzeredir. Ulu bilgelerden birisi donmak üzere olan adamın arkadaşlarına seslenir: “Kara sar, kara sar”… O günden sonra buranın ismi “Karasar” kalmıştır. Bu da iki…

1980’li yıllarda dünyanın bolca konuştuğu Maradona, Aksaray - Konya arasında bir köyde “Karadona” olarak varlığını devam ettiriyor olamaz mı?

Akçakışla, İnkışla ve Kızılcakışla, Şarkışla’nın köyleridir. İsimlere dikkat ediyor musunuz? Şarkışla’nın “Şark Kışla” olması gerekmez mi? Doğu kışlası yani. Hangi zaman diliminde “yerleşik” askeri birlikler varmış burada? Araştırmaya değer. Fark ediyorsunuz “ihtimaller” üzerinde fikir yürütüyoruz. Çünkü bu isimler daha ziyade Halk kültürüne yani folklara dayanmaktadır ve genellikle bunlar sözlü geleneğin ürünleridir. Bir çok mekan isminde tarihi vesikaları, belgeleri aramak beyhude sonuç doğurabilir. Elaziz’in ismi konusunda vesika isteyebilirsiniz çünkü Anadolu’da Padişah adı taşıyan ilk ve tek şehrimizdir. (Elazığ diye adlandırılışı 1876) Daha önce adı bile olmayan bir mezra iken Abdülaziz zamanında imar edilip sancak merkezi olmuş bir yerdir. Bu sebeple vesika isteyebilirsiniz. Mecidiye, Hamidiye veya Reşadiye adını taşıyan bir çok köy ve mahalle için vesika arayabilirsiniz; İsimlerini aldıkları padişahlar zamanında iskan edilmiş yerler olduklarını öğrenebilir; vesikalarına ulaşabilirsiniz. Karabük, Cumhuriyet döneminin şehirlerinden birisidir ve Demir Çelik, padişahların imar ve iskan işleri için bahşettikleri hazine-i hassanın bir nevi yerini almıştır.

Petrograd’ın Leningrad adını alması, Lenin’in 1924’te ölümünden hemen sonradır. Stalingrad ise 1925 başlarında, Stalin henüz hayattayken bu isimle şereflendirilmiştir. Bu mekan isimleri ile istemediğiniz kadar belgeye sahip olabilirsiniz.

Bir ilçeye verilen Mustafa Kemal Paşa (Kirmasti), Kemaliye (Eğin)vs. gibi ait olduğu dönemin siyasi kararları neticesinde isimlerin değişmesi ile ilgili belge de temin edilebilirsiniz. Özel durumlardır ve oldukça azdır örnekleri. Karadağ görüntüsü itibariyle “Kara bir dağdır” ve oraya yakışan bir isim olabilir lakin her mekan ismi bu kadar net durmaz karşımızda.

II.

İsimler bizi mekanlara da götürür. Şarkışla ve havalisinde olduğu gibi buraya bir askeri birlik yerleşmiş ve meskun mahal kılmıştır. Birlik çekildikten sonra da ortaya çıkan köy, kasaba, ilçe vs. bir dönemin şahidi olarak ismi yaşatmaktadır. İlla birlik köy, kasaba oluşturmaz bazen köy, kasaba var diye yakınlarına birlik kurulur. Köşk Kışla bunlardan olsa gerek.

Mekanlara verilen (seçilen) isimler kadar bir yerin mekan kılınış sebebi de düşünceye sevk eder bendenizi. Eski dönemleri göz önünde bulundurmak şartıyla özellikle güvenlik açısından yerleşim yerlerinin tercih edildiğini görüyoruz. Mesela Kayseri yakınlarındaki Tavlusun ve Germir (Elia Kazan’ın köyüdür) cevizlerin bolca yetiştiği, üzümlerin ve envai çeşit meyvenin harika büyüdüğü dulda bir yerdir. Zaten ikisi de aynı dere yatağı içerisindedir ve düz ovada çok yakınına gelmedikçe orada yerleşim yeri olduğunu bilemezsiniz. Ihlara Vadisi gibi düşününüz. Güvenlik için gizlilik şarttır ve Tavlusun ve Germir kadar Talas, Zincidere, Endürlük… arasında yer altı mağaraları ve tüneller söz konusudur. Köstebek gibi zor gün kapılarıdır bunlar. Ateş yakıp beklesen içeridekiler dışarı çıkacak diye, ömrün geçer yine çıkan olmaz, çünkü başka çıkışlardan sırra kadem basılmıştır.

İmdi en azından Kayseri ve havalisi için Rum ve Ermenilerin yerleşim yerleri böyle diyebiliriz. Güvenlik had safhada tutuluyor ve çok enteresan bir izlenim (zat-ı şahaneme aittir), “Ceviz” yetişen yere yerleşiyorlar. Ceviz ılıman iklimi sever, soğuktan çabuk etkilenir. Nazlıdır. Tıpkı insan gibi… Üzerinde durulabilir bir mesele…

Anadolu’nun mukim halkı ile Türklerin yer isimlerini seçişlerinde olduğu gibi yerleşim yeri seçişlerinde de bir fark söz konusudur. Rum veya Ermeniler dulda yerleri tercih ederken Türkler rüzgara bağırlarını verip hakim tepelere, geniş düzlüklere obalarını kurmuşlardır. Hakim yaşam tarzı Anadolu’ya gelmiş dahi olunsa kendisini devam ettirmektedir. Saklanma veya sığınma değil yalın kılınç, at üzerinde bir meydan okuyuştur bu iskan. Sırtını bir dağa, bir tepeye; bağrını bir su kaynağı ve yele verdikten sonra saklanma, sığınma ar addedilmiş sanki inadına “aleni” mekanlara yerleşilmiştir.

Buradaki bir çok mekan isminin (mesela Kayseri gibi, çok az değişikliğe uğrayarak yaşatılmıştır) Rumca ve Ermenice’ye dayandığını zikrettikten sonra Orta Asya’dan gelen ecdadın yele bağrını vererek mekan kıldığı yerlere hangi, isimleri verdiklerine bakalım. Türkler, Orta Asya’dan gelirken fazlaca olmayan eşyalarıyla beraber gelenek ve göreneklerini de getirdiler. Ayrıca gelip mekan kıldıkları yerlere (Salur, Gömeç, Argıncık, Cırgalan, Cırlavuk, Kızık, Akin Yazır…) dillerinde var olan, Bozkırda yaşattıkları isimleri de getirdiler. Bu isimlerin ekseriyetini yeni yerleştikleri yerlere, ya yerleştikleri yerin fiziki bir özelliği baz alınarak ya da Anavatanlarındaki bir yerle irtibatlandırarak verdiler. Bundan daha tabii bir şey olamaz. (Tarih araştırmalarında var mı bilmiyorum; mesela bir başka araştırma konusu olarak Anadolu’daki “Mekan İsimleri”nin Orta Asya’daki karşılığı, benzerliği veya aynılığı ele alınabilir.)

III.

Madem mekanlar ve mekan isimleri üzerinde duruyoruz siyasi eğilimleri ve konjüktör tercihlerini de göz ardı etmemiz gerekir. İsimlerin menşei ile uğraşmak, sebeplerini ortaya koymak her ne kadar “bir oyun” gibi görünse de “hakikat” arayışlarında vaz geçilmezimiz olabilir.

Ortadoğu’daki bugünkü sınırlar sömürgeler çağında, Osmanlı Devleti’nin paylaşımı sırasında Avrupalı sömürgeci devletler tarafından çizilmiş, İslam’la bağlarını koparmak için isimleri bile Roma – Bizans dönemine dönülerek verilmiştir. İsrail’in o dönemde kurulduğunu (kurduruldu) da unutmayalım.

Bernard Lewis Üstad, bölgenin eski emperyal efendilerin belirlediği devlet yapısını ve sınır çizgilerini koruduğunu hatırlatır ve ekler ”Bu ulus-devletlerin adları bile bu yapaylığı yansıtır: Irak, sınırları mevcut modern devletin sınırlarından çok farklı olan Ortaçağa ait bir bölgeydi; bu bölge Batı İran’ın bir kısmını içeriyordu ama kuzeyde Mezopotamya Irak sınırları dışında kalıyordu. Suriye, Filistin ve Libya klasik çağdan kalma adları ve binlerce yıldan beri, yirminci yüzyılda Avrupalı emperyalistler tarafından yeniden canlandırılıp dayatılana dek bölgede kullanılmıyordu. Arapça’da Cezayir ve Tunus sözcükleri hiç yoktu; daha sonra bu aynı sözcükler hem ülke hem de şehir adları olarak kullanılmaya başlandı. İşin ilginç yanı Arapça’da Arabistan diye bir sözcük yoktu; günümüzdeki Suudi Arabistan’dan yerine göre “Suudi Arap Krallığı” ya da “Arap Yarımadası” olarak bahsedilirdi…

Taha Kılınç'ın Şam Kitabı & Yeryüzü Mektupları’na baktınız mı? Şam – Dimeşk ayrımını görürsünüz mesela. Buna benzer yüzlerce örnek yeryüzü atlasında. Öyleyse isimle hemen teslim almamalı bizi. İsmiyle müsemma olanı görmeli görmeye çalışmalıyız.

Hülasa:

Her bir madde başlığını aslında ayrı yazılar olarak ve daha geniş bir muhtevada düşünmüştüm. Fakat “Şehirler ve Hicret” üst başlığının da genişliğini göz önünde bulundurmak gerekti. Sadece “şehirler”le ve sadece şehirlerin isimleriyle ilgili bir yazı bile içinde kaybolmamıza sebep olabilir. Her bir başlığı birer değini olarak kabul ediniz lütfen. Ve özellikle Orta Asya kökenli mekan isimlerimizden bildiklerinizi ve tabii ismi ile cismi arasında acayiplik bulunan isimler “yorum” olarak bizle paylaşın. Bizi memnun edin.

‹ Tüm Kötülüklerin Kaynağı Olarak Şehirler Mustafa Armağan’ın Bursası: Bursa’ya Şehrengiz ›
  • Hicret ve Şehirler
  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

Gel de Gülme

Halid Aslan — Pzt, 21/07/2008 - 20:54

Denizli’nin Kale ilçesine bağlı Kurbağalık köyünün, bu ismi şive bozukluğu nedeniyle aldığı ifade edildi.
Köy Muhtarı Adem Öbelik, bir araştırma sonucu, Toroslar’dan gelen "Sarı Keçeliler" lakabıyla anılan üç yörük ailesinin 1359 yılında buraya yerleşmesiyle yerleşik yaşamın başladığının belirlendiğini söyledi. Buraya yerleşen ailelerin gül ve bağ bahçeleri oluşturduğunu kaydeden Öbelik, "Köye bu görünümünden dolayı Gülbağlık denilmiş. Daha sonra kuraklık nedeniyle gül bahçeleri kurumaya başlamış. Bu nedenle de Kurubağlık olarak anılmaya başlanmış. Ancak şive nedeniyle "u" harflerinden biri söylenmeyince Kurbağalık olarak kayıtlara geçmiş" dedi.

Çan’ın Danapınar köyü

Aydın’ın Kuyucak ilçesine bağlı "Sinekler" köyünün ismi, tabelasındaki "s" harfinin komşu köyün gençleri tarafından sürekli silinmesi ve "İnekler" olarak görünmesi nedeniyle "5 Eylül köyü" olarak değiştirildi.

Bursa’da bulunan Kızyakup Mahallesi’nin adı, bölgede kentsel dönüşüm projesi başlatılmasıyla Ebu İshak olarak değiştirildi.
Rivayete göre, Kızyakup Mahallesi, adını bölgede bulunan Karayakup Türbesi ile hemen dibinde bulunan Kızılyakup Çeşmesi’nin halk arasında birleştirilen adından almış.

Yalova’nın adının nereden geldiğine dair çeşitli iddialar ortaya atılsa da en çok kabul göreni Osmanlı döneminde Çiftlikköy ilçesinden başlayıp Termal ve Çınarcık ilçelerini içine alan bölgeye verilen "Yalakabad" adından geldiği.Yalakabad’ın ardından buranın Yali Ovası olarak anıldığı, cumhuriyetin ilanından vefatına kadar sık sık Yalova’ya gelen Ulu Önder Atatürk’ün burada yazdığı mektupları tarih attıktan sonra Yali Ovası yazıp imzaladığı belgelenmiş. Türkçe’ye Rumca’dan Yalı olarak geçen yali ve ova kelimelerinin birleşerek Yalova olarak kaldığı sanılıyor.

Manisa’nın Soma ilçesine bağlı Cenkyeri Belediye Başkanı Ünsal Uzunyılmaz, beldelerinin eski isminin Çinge olduğunu bunun 1997 yılında Cenkyeri olarak değiştirildiğini söyledi.

Uşak’ın merkez ilçesine bağlı Kediyünü köyü muhtarı İsmail Şehirli, köylünün isimden hoşnut olmadığını belirterek, yabancıların köyün adını alay konusu yaptıklarını kaydetti.

Amasya’da’daki köylerden "Bulduklu", başka bir köyde kaybolan bir hayvanın burada bulunması üzerine bu adı almış.
Küçük olduğu için "Kutu" ismi verilen veya köye tuz almak için gelenlere tuz verilemediği için "Tuzsuz" denilen, ana yola yakın olması nedeniyle "Yolyanı" adı verilen köyler de bulunuyor. Bunun yanı sıra "Gerne", "Moramul", "Göndes", "Mörek" ve "Heniske" gibi adlara rastlanıyor.

Zonguldak’ta Ense, Gebe, Keller, Sarımsak, Hallı, Yedigelli, Sabunlar, Yılanlıçokuz, Yılanlıca, Keşkek, Külah, Ramazanlı, Zindancılar, Kokurdan, Geyikbeli ve Ahmetoğlu gibi ilginç isimlere sahip köyler bulunuyor.

Sivas’ın Şarkışla ilçesine bağlı Savran köyünün ismi Sarıkavak, Ebesil köyünün ismi Samankaya, Çakal köyünün ismi Çiçekliyurt, Kızıldon köyünün ismi Demirköprü, Çıhsıyan köyünün ismi ise İkili olarak değiştirildi.

Fatih Sultan Mehmet, Rize’yi fethetmesinden sonra bugünkü Ardeşen ilçesinin bulunduğu bölgeyi iç taraflarda yaşayan insanların neşeli olmaları anlamında "Ardı Şen" olarak adlandırdı. Zaman içinde ilçe Ardeşen olarak anılmaya başlandı.

Konya kent merkezinde Çukur, Tarhana, Tırılırmak, Durunday, Ekmekkoçu, Kuzgunkavak, Gemalmaz, Selam, Hoşhavanata ve Aksinne gibi, ilk duyan kişilere farklı gelen mahalle isimleri dikkat çekiyor.

Gaziantep’in ilk yerleşim bölgeleri arasında olan tarihi Gaziantep Kalesi’nin yakınlarındaki bir evde oturan aile, rivayete göre, değişik nedenlerden dolayı semt sakinleriyle anlaşmazlığa düşmüş. Bu aile, 200 yıl kadar önce başka bir semte ev yaptırmış ve burada yaşamaya başlamış. Bu semte, aile eski semtlerine hiç uğramadığı için Şehreküstü adı verilmiş.

Şanlıurfa’nın Siverek ilçesine bağlı Gözelek köyü Muhtarı Cuma Ağırtaş, köylerine bağlı "Sıçan Mezrası"nın adını birkaç yıl önce "Yeniköy Mezrası" olarak değiştirdiklerini söyledi.

Erzurum’daki en ilginç isme sahip sokağın "Gereksiz Sokak" olduğu ifade ediliyor.

kaynak: Hazret-i Google ve Gazeteler

  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

Bizim milletimiz zekidir :)

medine dogan — Pzt, 21/07/2008 - 23:21

Insani etkileyen bir olay karsinda oyle isimler buluruz ki, onu nesileden nesile aktarmak isteriz. saka bir yana .

Bende Nur dagi ile Gavur daglari arsindaki yillardir, suren isim mucadelisine sasarim.Bizim dedelerimiz bize hep orani ngavur dagi oldugunu anlatirlardi...Simid Nur dagi olarak anilir.Acaba simdi daha cok mu nur lu oldu? Halbuki bazi seylerin unutulmamasi icin bence Gavur dagi olarka anilmasi hic de mahzurlu degildir...

Koylerimizin tum isimleri degisti...arapca ve kurtce olan isimler artik bilinmiyor.Birkac yil once Suriyeye gitmistik...Tabi Sam sekeri alinmadan donulmez diyerek bir dukkan girdim.Dukkan sahibi yasi seksenlerde bir dede..biraz kurtce biraz turkce sohbet ederken kendisin akrabalarinin yarisin turkiyede oldugunu ama cogunu unuttugu soyledi...koylerin isimlerini soylerken cogunu hayal meyal hatirladim.Ve konustukca annemin koyunde oldugunu anladim.Annemin ailesini lakabi ile hatirladi, Kara hasanlar, ceteler....baya icim burkuldu.
Ve sayemde orada alis veris yapanlarin da sekerlerin parasinida almadi:)
Gitmek isteyenlere o dede hayatta ise yerin itarif edeyim.
"Yikilan sehirlerin tekrar kurulmasina inanmayanlar, inancszi kimselerdir."
selam ve dualar sehirlerimizin uzerine olsun.

  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

Kategorilerden

Tanıtılanlar Hay Sızı Düş Vakitleri Ümmet Coğrafyası Ümidlere Dair Kimdir Nicedir Söz Ola Reyhan Berceste Kişilere Dair Haberdar Yürek Yarası Şiir Makamı Gülü Gülle Tartarlar Tefekkür Hakikat Hikayet Gelişi Güzel Güncel Kara Kalem Yazıları Hür Tefekkürün Kaleleri Zamana Dair İçe Dönüş Gonca Hüzün Alanı Makamı-ı Dikkat
tamamı

Üye girişi

  • Üyelik başvurusu
  • Şifremi unuttum

Gezinti

  • Son Gönderiler
  • Site Rehberi (Yol Haritası)
  • İletişim
  • Kategoriler

Üyelerimiz

  • Çevrimiçi
  • Yeniler
Şu an 0 üye ve 2 misafir çevrimiçi.
  • saliha desem
  • Aysen Erarslan
  • abdullah çal
  • şefika
  • sevgi özsarıoğlu

Duyuru - Etkinlik

-Minare Dergi 2
  • - Az Edebiyat Dergisi'nin 2. Sayısı Çıktı
  • - Rihle Dergisi'nin 3. Sayısı
  • - Yirmiikinci Tasavvur!
  • - Zemheri Edebiyat 6. sayısıyla okurla buluştu!
  • - filbahar 7
  • - Sezai Karakoç Sempozyumu 15 Kasım 2008
  • - Terk Ettiğimiz Doğu'
  • -Temrin Kasım Sayısı
  • - Yankı Bir Dedi
  • ... Devamı
  • Kapı Komşusu

    Cemaat

    Anket

    Ülkemizde sporun (özelde futbolun) dostluk, kardeşlik tesis ettiğine inanıyor musunuz?:

    Son yorumlar

    • hayrolsun...
      15 sa. 27 dk. önce
    • Bir şeyler yapalım ya hu.
      15 sa. 54 dk. önce
    • Dağişik tarzda yazıları
      16 sa. 5 dk. önce
    • İyilerden Allah razı olsun... Kötülerden de
      16 sa. 12 dk. önce
    • insanin gozlerini dolduran
      16 sa. 16 dk. önce
    • Her okulun nasibine bir tane
      18 sa. 34 dk. önce
    • hayrolsun
      1 gün 6 sa. önce
    • İşte şiir diyebileceğim bir
      1 gün 20 sa. önce
    • Yazınn içeriğinde var olan
      1 gün 20 sa. önce
    • Hocam şiiri hangi duygularla
      1 gün 20 sa. önce

    Dostlarımız

    • Dostlar
    • Bunlar da Dostlar

    Hakan Albayrak
    Tarık Tufan
    Cemaat
    Kurtuba
    Kâinata Mektup
    Pata-Gonya
    Minare Dergi
    Rûh-i Gusül...
    Arşivdesiniz
    Dünya Bizim

  • Kuşluk Vakti
  • Mecazz
  • Akabe
  • Sadık Yalsızuçanlar
  • Dergibi
  • Zemheri Edebiyat
  • Yenilgi
  • İsmet Özel
  • Gök Ekin
  • Edebistan
  • Yazıhane
  • İstisnai
  • Gözdeler

    Bugün:

    • Cahit Sıtkı Tarancı’nın Şiirlerinde İnsan ve İnsan Psikolojisi
    • Yazıyorsam, Ey Âh!..
    • Hatırlıyorum, Hiç Unutmadım ki...

    Bilgi

    Kitap

    Bülent Akyürek - İçinizdeki Öküze Oha Deyin

    Sayha Dergi © (1990) 1998 - 2008

    • 100 türk büyüğü
    • kimdir, nicedir?
    • ara
    • İletişim