Mustafa Armağan’ın Bursası: Bursa’ya Şehrengiz
E. Fatih Bilge — Pzt, 21/07/2008 - 13:24
Bir süredir okumalarım Mustafa Armağan’ın şehir kitapları üzerine yoğunlaştı. Artık kitaplıktaki rafında durmuyor kitaplar, masada. Sürekli karıştırılmayı, altı çizili cümleler tekrar okunmayı bekliyor. Şehrin ruhunu yeniden hissetmek adına.
Bu sebepledir ki, “Şehir Asla Unutmaz”*, “Alev ve Beton”**, “Şehir, Ey Şehir”***, “İnsan Yüzlü Şehirler,”**** “Osmanlı’yı Kuran Şehir: Bursa’ya Şehrengiz”***** bir süredir okumalarımın merkezini oluşturuyor.
Ahmet Hamdi Tanpınar’ın “Beş Şehir” adlı (Şehir kitaplığımı içerisinde başyapıt olarak görürüm.) kitabını okuduktan sonra (2000 yılında okumuştum) şehirlerin ruhunu hissetmenin önemini anlamıştım. Mustafa Armağan’ın deyimiyle “Şehirlerin hafızası, yeniden okunmak için bizi bekliyor.” Şehirleri, şehrin ruhunu okumak ve böylelikle şehirleri anlamak bambaşka bir duygu. Roland Barthes’in deyimiyle; “Önemli olan, şehirle ilgili okumalarımızın sayısını artırmaktır.”
Okudukça Mustafa Armağan’ı; Bursa’yı, İstanbul’u, Konya’yı, Bosna’yı, Endülüs’ü, Şam’ı hisseden bir yazar bir tarihçi görüyorum. Şehri hisseden ve şehri yaşayan bir insan. Şehri hissettiren ve yaşattıran bir insan.
“Osmanlı’yı Kuran Şehir: Bursa’ya Şehrengiz”, Mustafa Armağan’ın 1998 yılında İz Yayıncılıktan çıkan Bursa Şehrengizi’nin ikinci baskısı. Güncellenmiş ve bazı eklemelerde bulunulmuş ve bazı yazılar çıkarılmış.
Mustafa Armağan, yeni baskı için yazdığı önsözde şöyle söylüyor; “Aradan tam 8 yıl geçmiş ve ben Bursa Şehrengizi’mi tekrar tekrar okuyor, hatta tabiri caizse okşuyorum. Onun benim dünyamdaki yeri gerçekten çok farklı. Bursa’nın bendeki yeri çok farklı da ondan.”
Italio Calvino, Görünmez Kentler kitabında; “Diğer kentleri anlamak, farklılığını kavramak istiyorsam gizli bir ilk kentten yola çıkmak zorundayım. Benim için bu, Venedik” diyor. Mustafa Armağan da Calvino’nun bu sözünden mülhem olarak gizli şehrinin Bursa olduğunu söylüyor ve Bursa’ya şehrengiz ortaya çıkıyor. Bursa’yı ‘Osmanlıların ilk başkenti’ olarak değil, ‘Osmanlı’yı kuran şehir’ olarak bu coğrafyaya anlatmaya çalışıyor ve Osmanlı’ya bir de Osmanlı’yı kuran şehrin penceresinden bakmamızı öğütlüyor. Çünkü “Osmanlı’nın 3 kıtada çınlayan görkeminin sırları, Bursa’nın önüne diktiğimiz asırlık surların arkasında diyor” Mustafa Armağan.
Alaaddin Cami, Ulu Cami, Yeşil Türbe, Muradiye, Setbaşı Köprüsü ve Emir Sultan, Mustafa Armağan’ın cümleleriyle hayat buluyor adeta ve gözümün önünde canlanıyor. Anibal, Plinus, Teodora, Orhan Gazi, Şeker Hoca, Niyaz-i Mısri, Cem Sultan, Abdal Musa ve Gazi-zade Abdüllatif, Bursa’nın hafızası.
Kitabın kapağında Bursa’ya davet vurgulanıyor: “Hepimizin içinde ara sıra sebebini bilemediğimiz bir ‘Bursa’nın daveti’ çınlar. ‘Kalkıp Bursa’ya gitsem, onun diriltici çeşmesinden kana kana içsem ve yenilensem’ deriz sıkıntılı anlarımızda. Aslında hatırlanması bile başlı başına bir kurtuluş reçetesi olarak boy veren boşluğunu hissettiğimiz bir şehirdir o. Daha doğrusu, içimizdeki şehir hasretinin belli başlı parçalarının yeryüzüne hünerle nakşedilmiş bir suretidir Bursa’da aradığımız. Kendi yüzümüzdür. Kaybettiğimiz yüz… Aslında Abdülaziz döneminden itibaren Osmanlılar da bu ‘kayıp yüzü’ aramışlar ve onu Bursa’da bulmuşlardı. Bursa onlar için Osmanlı kudretinin sırrını muhafaza eden bir ‘kara kutu’ydu; kurtuluş devrinin saflığını, enerjisini, heyecan ve coşkusunu kubbe ve minarelerine içirmiş bir ‘iç deniz’ gibiydi o.
Sanırım daha uzun süre şehir okumalarım devam edecek.
---
* Şehir Asla Unutmaz, İz Yayıncılık, 1996
** Şehir, Ey Şehir, Şule Yayınları, 1997
*** Alev ve Beton, Şule Yayınları, 2000
**** İnsan Yüzlü Şehirler, Gelenek Yayınları, 2003
***** Osmanlı’yı Kuran Şehir: Bursa’ya Şehrengiz, Timaş Yayınları, 2005




Bursa.... Diyarbekir.....
medine dogan — Pzt, 21/07/2008 - 13:58Tarihciler sehirleri bakisi bazen bizim dunyamizda ki bakisdan daha zayif kalabiliyor, Bursa benim icin oyle bir sehir oldu.Cok sevdigim bir dostumu ilk defa gurbete gonderiyorduk..Ve gittigi ilk sehir Bursa oldu..Hafta gecmeden ondan aldigim buruk mektuplar,Bende o sehre karsi bir mesefa olusturdu.Kaldigi surece kapisi calabilecek, gidebilecek, konusabilecek hic bir kimse bulamamisti.sadece ulucamiye gidince nefes aldigini yaziyordu. Onun bu huzunlu satirlari, yillar sonra Bursaya gittigimde benim uzerimde ki etkisini kaybetmedigi hissettim.Ulu camiye gittim ve o dostum adina tesekkur ettim,ama sokaklarinda gezerken, o sicakligi bende hissetmedim...
Bursa benim dunyamda boyle bir yer aldi. Simdi arkadasim Istanbul fatih te ve orayi cok seviyor,Bende Fatih' i selamliyorum....
Okudugum baska bir kitab Diyarbakir ile ilgili... Sehmus Diken' in " Diyarbekir diyarim,yitirmisim yanarim." Kitabi okudugunuzda bazen, kendinizi gecmisin en derinlikleirnde hissedersiniz, bazende kaybettiklerinize karsi buruk bir huzun....
Çok olmadı Bursa'yı göreli...
Halid Aslan — Pzt, 21/07/2008 - 14:44Çok olmadı Bursa'yı göreli... Hatta Uludağ'dan (Teleferik'ten) bakmak da kısmet oldu... Dağa yakın eski Bursa yemyeşil ve düz ovaya taşan yeni Bursa beton... İnsanlar da böyle. Bursa'da veya diğer yerde... beton gibi soğukla var Yeşil Cami gibi sıcacık, sarar, teselli eden var... Birisi olmadan maalesef diğerinin kıymeti anlaşılamıyor.
Kısmetse bahsettiğiniz kitabı "tez" zamanda okuma muradındayım. Selamlar.