Dağ
Halid Aslan — Pzt, 21/07/2008 - 14:41
Mardin'den, Habur Kapısı'ndan çıkıp çöle revan olduktan sonra günlerce gittik. Ufak tefek tepeciklerin dışında düz araziden başka nesne yoktu. Kerbelâ düz bir satıhtı; Bağdat ve hatta Medine, çölde birden karşımıza çıkan vahalardı. Beş Şehir'de Ahmet Hamdi, Konya'yı, buna benzer bir şekilde ifade eder. Tıpkı Konya da Aksaray istikametinden gidiyorsanız tam tamına 160 km. düz araziden sonra karşınıza çıkan vaha gibidir. Ha çöl ha Konya ovası... Göz alabildiğine düz bir satıh... Sanki ufka denizde bakar gibisiniz. Mekke bir istisna. Çölün ortasında ve yüksek dağlarla çevrili. Ufkunuz yakın. Kalbiniz merkezde. Hira mağarasına gidiyorsun. Cebel-i Nur'da. Çöle yakışan bir dağ: Kayalık, ağaçsız ve sert. Allah Resûlü'nün Cebrail ile vuslat yerine ulaşabilmek için önce zirveye sonra da zirveden bir miktar aşağıya inmek gerekiyor. İniyorsun. Çocukluktan beri kafamızda yer eden" mağara" hayalini arıyorsun. Boşuna. İki büyükçe taşın duldaladığı ve içerisine ancak bir insanın sığabileceği kadar bir yer.
Nuh'un gemisi bir dağa indi.
Hz. Musa'ya Sinâ Dağında tecelli etti Allah.
Hz. İsa bir dağda yücelere çekildi.
Ashab-ı Kehf, bir dağ mağarasında uyudu en güzel uykuyu.
Hz. Peygamber'e Cebrail bir dağda göründü ilk kez.
Modern insan hem içindeki hem dışındaki dağını kaybetti. Dağdan kaçıyor modern insan. Bereketli ovaları iskana açıyor, eliyle kuyusunu kazıyor. Kendisine su veren dağa kem bakıyor. Tarihi dokusu olan bütün mekanların bir parçası dağ iken artık ne şehirler sırtlarını dağlara veriyor, ne münzevi misafirlerini ağırlıyor dağlar... Şehirlerde ufka zaten ihtiyacınız yok. Çepeçevre sarmış yüksek binalar, devasa binalar. Modern insanın ufku yok.
Arabasız, vasıtasız ulaşabileceğiniz en yüksek noktaya çıkın. Teninizi okşayan rüzgardan gözlerinizi dolduran manzaraya kadar bir farklılık, bir seçkinlik fark edeceksiniz. Bu içinizin dağlı yanıdır. İçinize bir dağ taşıyın. Dağlar, sadece yeryüzünü tutan kazıklar olarak yaratılmadı. Cennetten indirilen ilk insan, ilk Peygamber Hz. Adem a.s. gibi modern zamanlarda da ayağımızı sımsıkı basabileceğimiz bir dağa ihtiyacımız var.




Nuh'un gemisi bir dağa indi.
Kerem Ağahanlı — Cum, 25/07/2008 - 12:29Hz. Nuh, kendisine hicret yani gemiye binme emri geldiğinde, yanındaki diğer müminlerle birlikte oğlunu da almak istemiş, ancak Allah ona şu şekilde vahyetmiştir:
(Gemi) Onlarla dağlar gibi dalga(lar) içinde yüzüyorken Nuh, bir kenara çekilmişolan oğluna seslendi: "Ey oğlum, bizimle birlikte bin ve kafirlerle birlikte olma."
(Oğlu) Dedi ki: "Ben bir dağa sığınacağım, o beni sudan korur." Dedi ki: "Bugün Allah'ın emrinden, esirgeyen olan (Allah)dan başka bir koruyucu yoktur." Ve ikisinin arasına dalga girdi, böylece o da boğulanlardan oldu. Denildi ki: "Ey yer, suyunu yut ve ey gök, sen de tut." Su çekildi, işbitiriliverdi, (gemi de) Cudi (dağı) üstünde durdu ve zalimler topluluğuna da: "Uzak olsunlar" denildi. Nuh, Rabbine seslendi. Dedi ki: "Rabbim, şüphesiz benim oğlum ailemdedir ve senin vaadin de doğrusu haktır. Sen hakimlerin hakimisin." Dedi ki: "Ey Nuh, kesinlikle o senin ailenden değildir. Çünkü o, salih olmayan bir iş(yapmıştır). Öyleyse hakkında bilgin olmayan şeyi benden isteme. Gerçekten ben, cahillerden olmayasın diye sana öğüt veriyorum." Dedi ki: "Rabbim, bilgim olmayan şeyi Senden istemekten Sana sığınırım. Ve eğer beni bağışlamaz ve beni esirgemezsen, hüsrana uğrayanlardan olurum." (Hud Suresi, 42-47)
sana büyük şehirlerden bahsedeceğim
İbrahim Talha — Salı, 22/07/2008 - 16:04sana büyük şehirlerden bahsedeceğim.
en büyük camiler orada kurulur,
en küçük mezarlar orada kazılır
en kara yazılar orda dizilir.
yüksek minarelerde sela verilir,
civar hanelerde zina edilir.
büyük şehirlerde yalan söylenir,
halbuki küçük köylerin mezarlığı bile yoktur.
büyük şehirlere bağlanma mehmedim.
öyle bir şehre yerleş ki,
küçük olsun fakat bizim olsun.
sokaklarında tanımadık yüz,
ensesine şamar atmayacağın kimse dolaşmasın.
her ağacına elin,
her karış toprağına terin değsin.
ve kuytu evlerden birinde
senden habersiz ölenler olmasın
Bedri Rahmi EYÜBOĞLU