Sayha Dergi

  • 100 türk büyüğü
  • kimdir, nicedir?
  • ara
  • İletişim
Ana sayfa › Forumlar › Hicret ve Şehirler

ANKARA (Hicret edilesi bir Taif; kaçılası bir Mekke misali...)

Osman Nuri Öz — Çar, 23/07/2008 - 05:45

Sen bir cehennemsin Ankara
Deccal sende gülümsüyor müminlerine
Cellâdını dahi sevmeye çalışır mazlumlar
Ekmek parası diyerek zıkkımlanır zakkumunu
Biraz sonra başlarından haberleri bile olmayacak
Ne düşünecek beyinleri ne de söyleyecek sözleri kalacak

Kim bilir; Kim bilir değil kim bilmez kendini
Bilen kendini kurtulmuştur zaten
Çoktan biletini almıştır İstanbul’a
Sen bir cehennemsin Ankara
En az İstanbul kadar…
İstanbul! Sen de fark ettiysen bu hakikati
Sil gözyaşlarını, nitekim ağlamanı hak etmiyor insanlar.
Sana dönen de mürteddir çünkü
Mürted olan merduddur,
Merduda hain derlerdi bir zamanlar…

‹ Vuslat'a Hicret! Hicret: Kavuşmak için terk et! - İktibas- ›
  • Hicret ve Şehirler
  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

Selamün aleyküm İstanbul…

Alexandre Bey — Çar, 23/07/2008 - 13:46

Kendi ifadesiyle "Aklı Ankara'da ruhu konya'da kalbi İstanbul'da" olan sevgili dostumuz ve cevelanımız Alexandre Bey'in tam da Ankara'dan İstanbul'a hicret ettiği demde meşhur ve maruf ve mücessel sitesi Pata-Gonya'da "istanbulname" deyü bir yazı tertip etmiştir. Kendileri şu aralar ev bark telaşesiyle hemhaldir. Katkılarını bu değerli çalışmayla bir yoruma katmak haddimiz olmadan bize düşmüştür. Peşinen hakkını helal ede... /Editörünüz)

Selamün aleyküm İstanbul…

Mekânsal esintileri ve mekân algısını önemsiyorum. Var oluşumu konumlandırabildiğim böyle mekânlarda kendimi iyi hissediyorum. “Yaşamak” olgusuna kolay yoğunlaşamayan birisi için kalabalık ortamın tezat oluşturduğunun farkındayım. İstanbul’un –özellikle - bazı mekânlarının çekici olmasını zihnimde oluşan tezatlığın neresine yerleştireceğimi bilmiyorum. Esaslı soru benim var olup-var olmayacağımla alakalı aslında, neden buradayım, neden yaşamayı seçiyorum, yaşamdan umduğum bir şey var mı ya da yaşamın benden umduğu nedir, sonunda üzüleceğimi bildiğim halde neden serüvene devam ediyorum gibi soruları kendime defalarca soruyorum, saatlerce bunu düşünüyorum. Lapa lapa kar yağarken Galata Köprüsü’nde martı çığlıkları eşliğinde kendi kendime defalarca sorup saatlerce düşündüğüm soruları unutuveriyorum, unutuyorum.
Ben bu şehri neden seviyorum? Buna cevap vermekte istemiyorum. Hiçbir cevabın karşılığı olmayacak çünkü. Son zamanlarda sürekli yaptığım kategorileştirmeyi İstanbul için de yapacağım sanırım. Galata’ya bir direk, bir direk Sultanahmet’e ve bir tane de Fatih’e dikip oluşturacağım üçgende var oluşumu konumlandırabileceğim mekânsal esintileri ve mekân algısını hissediyorum. Üçgen dışından Üsküdar’ı da ekleyebilirim bunlara. Evet, benim için özel mekânlar…

Sene 2005 / Kış

5 Şubat Cumartesi
21:00 Beşiktaş İskelesi. Kar başladı. İstanbul’a “merhaba” dedim. İstanbul’da beni karla selamladı.

6 Şubat Pazar
Kendi kendime yürümeye çalışırdım sokaklarda.
Oysa bütün rüzgârların beni sana götüreceğini bilmezdim. / Cemaat.com toplantısı.
[Nerden duydum nerde okudum hatırlamıyorum ama zihnimden sürekli bu cümle geçiyor.]

7 Şubat Pazartesi
Kar taneleri gök yüzünden süzüle süzüle yere doğru iniyor. Hiç biri inmemek için direnmiyor. Hiç birinde bir amansızlık görmüyorum. Görevlerini çok iyi öğrenmişler. Birbiri ardına, sanki sıraylaymış gibi çok düzgün bir şekilde yere ulaşıyorlar. Gök yüzüne baktıkça karların özgürlüğünü hissediyorum. Hepsi birbirinden bağımsız ve yaratandan aldıkları görevi yerine getiriyor.

8 Şubat Salı
Düşünce: Bomboş bir oda, sessizlik, sadece kendi nefesini hisseden aciz bir ruh. Sonsuzluk ve kendi düşüncelerim arasında gidip-gelmeler. Yalnızlık: Seslerin sahipsizliği… Kendisinden bile korkan bir yürek. Cesurca savunduğu düşüncelerin doğruluğundan şüphe eden ve şüphe ettiğinden korkan ben. Başkalarının kendi içinde kaybolması. Kısaca olup biten her şey.
“görebileceğiniz her şeyi tanıklığa çağıracağım; ve bütün göremediklerinizi.” hakka/38-39
Her defasında bir umut beklermiş gibi geçmişe dönüp bakmak yorucu…

9 Şubat Çarşamba
“Kutsal olanlar gerekli, bir kalbi daha olan gerekli” Nuri Pakdil

10 Şubat Perşembe
Zaman hızlı akıp geçiyor…
Beykoz-Yuşa Tepesi ve deniz.

11 Şubat Cuma
Galata’da kar altında yürüyüş. Canım hiçbir şey yapmak istemiyor.
Gece…
Geceyi sana yazdım sızımı sana…

12 Şubat Cumartesi
Sultanahmet
— İyisin değil mi?
— Bilmiyorum.
— …

13 Şubat Pazar
Hayat sıkıcı, oldukça. Tedirgin olmaktan daha anlamlı bir şey yok aslında hayatımda. Ancak dünyam o kadar sıradanlaştı ki tedirgin de olamıyorum. Beynimdekileri susturmalıyım.
Gece…
Gitme vakti. Ne söyleyeceğimi bilmiyorum aslında.
Yine yağmur yağıyor.
İstanbul “aleyküm selam” dercesine kararan geceden göz kırptı.

http://www.patagonya.org/?p=159

  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

Esenlikle Selamlıyorum

Halid Aslan — Çar, 23/07/2008 - 13:37

öc almanın vakti gelmişse "öcalınmak gerektir"

Bir şehrin urgan satılan çarşıları kenevir
kandil geceleri bir şehrin buhur kokmuyorsa
yağmurdan sonra sokaklar ortadan kalkmıyorsa
o şehirden öcalmanın vakti gelmiş demektir

  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

Kategorilerden

Hür Tefekkürün Kaleleri Tefekkür Makamı-ı Dikkat Hay Sızı Tanıtılanlar Gülü Gülle Tartarlar Kimdir Nicedir Gelişi Güzel Reyhan Hüzün Alanı Ümidlere Dair Haberdar Şiir Makamı Zamana Dair İçe Dönüş Yürek Yarası Hakikat Hikayet Berceste Gonca Kara Kalem Yazıları Söz Ola Ümmet Coğrafyası Düş Vakitleri Güncel Kişilere Dair
tamamı

Üye girişi

  • Üyelik başvurusu
  • Şifremi unuttum

Gezinti

  • Son Gönderiler
  • Site Rehberi (Yol Haritası)
  • İletişim
  • Kategoriler

Üyelerimiz

  • Çevrimiçi
  • Yeniler
Şu an 0 üye ve 0 misafir çevrimiçi.
  • saliha desem
  • Aysen Erarslan
  • abdullah çal
  • şefika
  • sevgi özsarıoğlu

Duyuru - Etkinlik

-Minare Dergi 2
  • - Az Edebiyat Dergisi'nin 2. Sayısı Çıktı
  • - Rihle Dergisi'nin 3. Sayısı
  • - Yirmiikinci Tasavvur!
  • - Zemheri Edebiyat 6. sayısıyla okurla buluştu!
  • - filbahar 7
  • - Sezai Karakoç Sempozyumu 15 Kasım 2008
  • - Terk Ettiğimiz Doğu'
  • -Temrin Kasım Sayısı
  • - Yankı Bir Dedi
  • ... Devamı
  • Kapı Komşusu

    Cemaat

    Anket

    Ülkemizde sporun (özelde futbolun) dostluk, kardeşlik tesis ettiğine inanıyor musunuz?:

    Son yorumlar

    • hayrolsun...
      15 sa. 48 dk. önce
    • Bir şeyler yapalım ya hu.
      16 sa. 15 dk. önce
    • Dağişik tarzda yazıları
      16 sa. 26 dk. önce
    • İyilerden Allah razı olsun... Kötülerden de
      16 sa. 33 dk. önce
    • insanin gozlerini dolduran
      16 sa. 38 dk. önce
    • Her okulun nasibine bir tane
      18 sa. 56 dk. önce
    • hayrolsun
      1 gün 7 sa. önce
    • İşte şiir diyebileceğim bir
      1 gün 20 sa. önce
    • Yazınn içeriğinde var olan
      1 gün 20 sa. önce
    • Hocam şiiri hangi duygularla
      1 gün 21 sa. önce

    Dostlarımız

    • Dostlar
    • Bunlar da Dostlar

    Hakan Albayrak
    Tarık Tufan
    Cemaat
    Kurtuba
    Kâinata Mektup
    Pata-Gonya
    Minare Dergi
    Rûh-i Gusül...
    Arşivdesiniz
    Dünya Bizim

  • Kuşluk Vakti
  • Mecazz
  • Akabe
  • Sadık Yalsızuçanlar
  • Dergibi
  • Zemheri Edebiyat
  • Yenilgi
  • İsmet Özel
  • Gök Ekin
  • Edebistan
  • Yazıhane
  • İstisnai
  • Gözdeler

    Bugün:

    • Cahit Sıtkı Tarancı’nın Şiirlerinde İnsan ve İnsan Psikolojisi
    • Yazıyorsam, Ey Âh!..
    • Hatırlıyorum, Hiç Unutmadım ki...

    Bilgi

    Kitap

    Bülent Akyürek - İçinizdeki Öküze Oha Deyin

    Sayha Dergi © (1990) 1998 - 2008

    • 100 türk büyüğü
    • kimdir, nicedir?
    • ara
    • İletişim