Hicri Takvim
Nefi Selamoğlu — Çar, 23/07/2008 - 11:54
Hicret ve çağrıştırdıklarından önemli bir konu da takvim olsa gerek..
hicrî takvim.
hicri takvimi peygamberimizin mekke'den medine'ye hicretini başlangıç kabul eden ve ayın dünya çevresinde dolanımını esas alan bir takvim sistemidir. hicri takvim; hicri semsi ve hicri kameri takvim olmak üzere ikiye ayrılır:
hz. peygamber, safer ayinin 27.günü hz. ebubekir ile birlikte medine'ye hicret etmek üzere mekke'den ayrılmış, 4 gece sevr mağarası'nda kalmış. 1 rebiülevvel pazartesi günü sevr mağarasından medine'ye doğru yola çıkmışlardır. 8 rebiülevvel / 20 eylül 622 pazartesi günü küba köyü'ne gelmiş. burada küba mescidi'ni inşa etmiş ve 12 rebiülevvel cuma günü medine'ye doğru hareket etmişlerdir.
1- hz. peygamberin küba'ya geliş günü olan 20 eylül 622 tarihini, hicri sene başlangıcı olarak kabul eden ve dünyanın güneş etrafındaki dolanımını esas alan takvim sistemine hicr-i semsi takvim denilmektedir.
2 -islamiyet'ten önce, her önemli olay tarih başlangıcı olarak kabul edilirmiş. en son fil vakası da takvim başlangıcı olarak kabul edilmiştir. bu uygulamada seneler, her önemli olaya göre sayılarak geldiğinden birçok karışıklıklara sebep oluyordu. hz. ömer zamanında hicretin 17. yılında alınan bir kararla hicretin olduğu sene hicri takvimin 1. yılı ve o yılın muharrem ayı da hicri kameri takvimin yılbaşısı kabul edilmek suretiyle, o yıl 1 muharrem'in rastladığı 16 temmuz 622 tarihi de hicri kameri takvimin başlangıcı olarak kabul edilmiştir. biz bunu hicri kameri takvim değil hicri takvim olarak bilmekteyiz.
hicri kameri takvimde aylar; muharrem, safer, rebiülevvel, rebiülahir, cemaziyelevvel, cemaziyelahir, recep, saban, ramazan, şevval, zilkade ve zilhicce seklinde sıralanırlar.
hicri takvimlerde, miladi takvimlerde olduğu gibi artık yıllar mevcuttur. 30 yılda yaklaşık 11 günlük bir gerileme yapmaktadır. bu gerilemeyi düzeltmek için 30 yıllık dönemlerin 2, 5, 7, 10, 13, 15, 18, 21, 24, 26 ve 29 yılları 355 gün, diğer yıllar ise 354 gündür.
ay, dünya etrafında 12 defa döndüğü zaman bir kameri sene olur ve 354.367 gün veya 354 gün 8 saat 48 dakika 34.68 saniyedir. dünya, güneş etrafında 1 defa döndüğü zaman da bir miladi sene olur ve 365.2422 gündür.
hicri yıl miladi yıldan ( 365.2422 - 354.367 =) 10.8752 gün daha kısa olduğundan aylar bazen 29. bazen de 30 gün çekmektedir
hicri yilin miladi yila çevrilmesi
hicri yılı 33'e bölünüz 1420 : 33 = 43.03 (=43)
çıkan sayıyı hicri yıldan çıkarınız 1420 - 43 = 1377 (1.sayı)
1.çıkan sayıyı 622 ile toplayınız. 1377 + 622 = 1999
miladi yilin hicri yila çevrilmesi
miladi yıldan 621 rakamını çıkarınız 1999 - 621 = 1378 (2.sayı)
(2.sayı) çıkan sayıyı 33'e bölünüz 1378 : 33 = 41.75 (=42)
bölümü 2.çıkan sayı ile toplayınız 1378 + 42 = 1420
hicri sene, miladi seneye göre her yıl 10-11 gün evvel, başlamaktadır. hicri kameri takvim her 33 senede tam bir devir yaparak senenin bütün günlerinde oruç tutulmaktadır.




Hicri Takvim ilk ne zaman kullanılmaya başlandı?
Nefi Selamoğlu — Cum, 25/07/2008 - 12:46Hz. Ömerin hilafeti döneminde hicretin 16-17. veya 18. Senesinde bir olay meydana geldi. Şaban ayında ödeneceği yazılı olan bir borç senedi davası Hz. Ömer (r.a) e arzedildi. Hz. Ömer (r.a) bu hangi şabandır? içinde bulunduğumuz bu senenin Şabanımı? geçen senenin Şabanımı yoksa gelecek senenin Şabanımı? diye sordu. Sonra Sahabe-i kiramı topladı ve onlarla istişare etti. Bazıları Farslılar’ın tarihi gibi tarih atın dediler. Hz. Ömer bunu doğru bulmadı çünkü onlar, arka arkaya krallarının tahta çıkışlarını tarih atıyorlardı. Birisi rumların tarihini koyun dedi. Rumlar Makedonya’lı Filibs’in oğlu Iskenderin tahta çıkışını tarih olarak kullanıyorlardı. Hz. Ömer bunu da uygun bulmadı.
Bazıları Peygamber (s.a.v)’ın doğumunu, bazıları Peygamber olarak gönderilişini-biseti- bazıları Hicreti’ni bazıları da vefatını tarih atın dediler. Bunlar arasından, daha belirgin, daha meşhur olanı Hicret olduğu için Hz. Ömer Hicret’in esas alınmasından yana ağırlığını koydu ve bütün sahabi onunla birlikte, Hicret’in esas alınması üzerinde ittifak ettiler. (El-Bidaye Ve’n-Nihaye 3/348)
Muhammed Hamidullah burada şu ayrıntıyı vermektedir.
Her ne kadar Muhammed Aleyhis-salâtü v’es-selâm 12 Rebi’ul evvel günü Medine’ye varmışsa da, sonuncu Akabe bîatı’nın akdedil-mesinden birkaç gün sonra, yine onun müsade edip emretmesi üzerine, Mekke’deki Müslümanlar, üç ay önce küçük kafileler halinde Medine’ye Hicret etmeye başlamışlardı. Işte bu sebepledir ki 1Muharrem,Hicrî takvim’in başlangıç günü olarak kabul edilmiştir. Bu yıl, Milâdî takvimde 622. Seneye rastlamaktadır. (Muhammed Hamidullah -Islam Peygamberi 1/167 terc. Salih Tuğ- Irfan yayıncılık Ist,1991)
Işte bu ayların 12.si olan Zü’l-hicce ayında, hacılar şeytan taşlamak üzere Mina’da kaldığı günlerin bir gecesinde -on iki Zü’l-Hicce olabilir- gerçekleşen son Akabe biatı ile, Medine-i Münevvere’ye Hicret kararı alındı, Muharrem ayından itibaren Müslümanlar gruplar halinde Hicret etmeye başladılar. Peygamber (s.a.v) Hicret için izin gelmesini bekledi. Bu arada zaman zaman Hicret etmek için kendisinden izin isteyen Hz. Ebu Bekri “Olur ki Allah sana hayırlı bir arkadaş nasib eder” diyerek bekletiyordu. Bu zaman zarfında müslümanlar Medine’ye göçmek üzere Mekke’den ayrıldılar. Mekkede Peygamber (s.a.v) efendimizle Hz. Ebu Bekir ve ailesi bir de Hz. Ali kalmıştı.
Şunu önemle belirtmek gerekir ki, Hicret basit bir göç olayı değildir. Hicret, Peygamber (s.a.v)’in dünyada ençok sevdiği bir yeri, çok önemli bir görevi yerine getirmek için terkedip başka bir yere yerleşme hadisesidir.
Resülüllah (s.av)’ın Mekke’den çıkarken “Gerçekten biliyorum ki muhakkak sen, ülkelerden bana en sevimli olanısın ve sen muhakkak Allah’a en sevimli olan yersin eğer Müşrikler beni senden çıkarmış olmasalardı çıkmazdım.” demesi bunun şahidir.(Mucemul-Buldan , Mekke Maddesi)
kendisini oluşturan 12 ayın
Halid Aslan — Çar, 23/07/2008 - 11:56kendisini oluşturan 12 ayın manaları şu şekildedir.
muharrem: arabi ayların başı, birincisi. haram edilmiş olan. bu muharrem ayında müslümanlıktan evvel arablar arasında muharebe yasaktı. bundan dolayı bu isim verilmiştir. haram kılınmış, tahrim olunmuş.
safer: boş ve hâli olmak. arabi aylardan ikincisi.
rebi-ül evvel: ilkbahar. çiçeklerin açıp otların bittiği mevsim.
rebi-ül ahir: sonbahar.
cemaziyel evvel: arabi ayların beşincisidir. ilk mazi, geçmişi.
cemaziyel ahir: arabi ayların altıncısıdır. son mazi, geçmiş.
receb: azametli, heybetli. ta'zim etmek. cennet'te bir nehir ismi. mübarek üç ayların birincisi ve kamerî aylardan yedincisi.
şaban: aralık, fasıla. hicri, kameri ayların sekizincisi, üç ayların ikinci ayı.
ramazan: yanmak demektir. çünkü bu ayda oruç tutan ve tövbe edenlerin günahları yanar, yok olur.
şevval: bu aya şevval denilmesinin sebepleri arasında, dişi develerin bu ayda kızgınlıklarının artması veya gebeliğe alâmet olmak üzere kuyruklarını yukarıya kaldırmaları gösterilmektedir.
zilka'de: arabi ayların on birincisi. câhiliye devri arapları tarafından hurmaların olgunlaşması ve mahsulün toplanması mânâsında kullanılmaktaydı.
zilhicce: arabi ayların on ikincisi.
Hicri Takvimin 12 Ay'ı
Nadir Marmara — Per, 31/07/2008 - 07:03Bir kere Hicri takvimde yer alan aylar, İslam'dan önce de kullamaktaydı. İslamiyetten sonra kullanılmasının da dinen bir sakıncası yoktur. Açıkcası ben sevgili Halid'in söz konusu ayların açıklamasına takıldım. Örneğin Rebiü'l-evvel ve rebiü'l-ahir'in ilk ve son bahar anlamı vermesi bana tuhaf gözüktü. Zira, Arap takvimi Ay takvimi olduğundan, fasılların yerini belirlemez. Yani rebiü'l-ahir yaza denk geldiğinde, sonbahar mı olacak. Bunun gibi Cemaziye'l-evvel ile ahir'in de "geçmişin ilk ve sonu" olması komik.
Öncelikle Rebiü'l-ahir ve evvel'deki "reb" sözcüğü "efendi" demektir ki, Tanrı yerine de "Rab" anlamında geçmektedir. Aslında bu dört ay (rebiü'l-evvel ve ahir, cemaziye'l-evvel ve ahir) anlam ve içerik olarak birbirlerine bağlıdır. Belki size garip gelecektir, ama Rebiü'l-evvel ve Rebiü'l-ahir, Roma takvimindeki "Julinaus" (Temmuz) ile "Agustius" (Ağustos) adlarının tercümesidir. Yani Araplar İmparator Julianus'u "Birinci Efendi" (Rebiü'l-evvel), İmparator Agustius'u da "Sonuncu Efendi" (Rebiü'l-ahir) olarak tercüme etmişlerdir. Burada "Reb/Rab" "imparator" sözcüğünün karşılığıdır, zira her iki imparator da kendisini "tanrı" ilan etmiştir.
"Cemaziye'l-ahir" ile "cemaziye'l-evvel" de topluluğa işarettir. Ki burada da "Septimus" ile "Oktavianus"a gönderme vardır. Zira biri ilk, diğeri de son olaya işaret ederken, ikisi de bir birinin peşi sıra gelmişlerdir. Yani "dün neydi, bugün ne" gibisinden bir ifade içermektedir. Zira Septimus döneminde küçük bir topluluken Roma, Oktavanus'ta bir imparatorluktur. Yani Eski Araplar takvimlerindeki bu dört ay birebir Roma takvimindeki isimlere benzer içerikte tercüme etmişlerdir.
Diğer ayların açıklamasında ittifak halindeyiz.
Bahar mı Rab mı? Allahu A'lem
Halid Aslan — Per, 31/07/2008 - 09:46Mesela eski ebem dedem hesabında "Abdul beşi" vardır (April da denir). Sakın abdulun beşinden ayırır öküzü eşinden vecizesine de kaynaklık eder o gün. Allah kimseyi ayazda, dışarı da bırakmasın pek fena keser soğuk... "Rumi Takvim' in beşine rastlayan bu günde ' Camız Kıran Fırtınası ' olur. Bu sebepten hayvanlar ahırdan dışarı çıkarılmaz. Halk arasında ' Kork aprılın beşinden, camızı ayırır eşinden hele hele on beşinden ' sözleri de işin katmeridir...Bu en önemli sayılı günde kar yağabilir. Keskin poyraz eser, dolu yağarsa yeni uyanmaya başlayan ağaçları soğuk alır. Özellikle kayısı, badem ve kiraz çok etkilenir. Yine halk arasında;'Aprıl apışır dudak yere yapışır' veya 'Aprıl beşinde tohum ya elde olmalı yada yerde olmalı' derler. Çünkü önceden ekilmiş ve filizlenmişse muhakkak soğuk alır.
Ulen dedim kendi kendime bu nisan ile april ne alaka olsa gerektir... sonra birader ile brother çıktı karşıma... buna benzer nice kelime daha... Eskilere ben bayılıyorum. Diyeceğini diyor ve "Allahu A'lem" (Doğrusunu Allah bilir) deyip işi bağlıyorlar... Ben de bu makamdayız şimdi. Allah'u A'lem, şöyle deniyor:
Bu ay, adını, Arapça "bahar" demek olan "rebi" kelimesinden almıştır. Araplar "Rebiu'ş-Şuhür" ve "Rebiul-Ezmine" şeklinde iki baharlı bir zaman anlayışına sahiptiler. Rebiu'ş-Şuhür, Safer ayını takip eden iki aydır. Rebiul-Ezmine ise, bahar ve güz mevsimlerini ifade etmektedir. Çiçeklerin açtığı zamana Rebiul-Evvel, meyvelerin olgunlaştığı zamana da Rebiu's-Sani denilmekteydi. Araplar, ilk başlangıçta seneyi dört mevsime ayırmış, ilk mevsimi Sayf (yaz) kabul etmişler ve ilk bahara tekabül eden dördüncü mevsime de Rebi' demişlerdi. Ancak, kamerî aylar, senede güneş takvimine on küsûr günlük bir fark yaptıkları için bu aylar, bazan yaza bazan da kışa denk gelerek seneyi otuz üç yıl gibi bir zaman zarfında deveran etmektedirler. Rebiul-Ahir ayı, eski belgelerde "R" şeklinde kısaltılarak gösterilmektedir.