Her Hicret Bir İnkılaptır
Cihan Ülsen — Per, 24/07/2008 - 11:06
her iklim kendi vatanına gebedir.
her söylence, kendi ikliminin dilini açığa vurur…
*****
Tadı da kaçar yağmurun bir vakit sonra şehre çöken sisin ağırlığında.
Kaybedilen mavinin alacada, tam da gittiğinin ertesinde…
Kırmızlıklarda mesken olduğumuz gibi...
Sınırları da kalkar bir zaman aralığında, şehirlerin.
Şehirler, ergen çocuk gülümsemesinden münezzeh yaşayıverir ezberine yerleşeni.
Yerleştirdiği kadar hüküm sürer çünkü.
Hüküm kurduğu kadar muktedir…
Akar zaman, bakmaz gerisin geriye, en olmadıkları peşinden ayırmadan, en tahminden uzak olanları gerisinde bırakmadan.
El ele verirler mekânla.
Zaman ve mekân denklemi kurulur.
Vakitlerden bela.
Belalardan aymaz olan gündönümleri yerleşir atlasa.
Memleketler kurulur, dâhilen ve haricen.
Bir iktidar olma çabasının en netameli hali hâsıla mesken olur, ismin –den halinden.
Sacayakların korunaklı kısmından antikor hükmünde yalnızlık akar bir zaman sonra.
Bir zaman sonra yerleşiverir denklem dediğimiz haki bıçak hükmündeki keskinlikler...
Anlamaz olur âdemoğlu, alnına divit ucu ile dökülenleri.
Anlamaz, ziyan olur.
Yordam araması peşi sıra gelirken arkasından, yol’un karanlığı hesaba kitaba konu olmaz.
Bir olmamışlık, bir ahir zaman olur.
Ahir zaman, yoksunluk...
Yoksunluk, şehir hülyası…
Şehir, kayıp bir atlas, insan ruhundan arındırılmış…
*****
İzahta eksik kalınan denklem, uymaz âdemoğlunun tıynetine.
Başka yolların sevdasına kendini duçar eylemenin zamanıdır artık.
“Aşkın en elif haline*”….
Bir inkılâp çağrısının en kulağa yakışanı peyda olur hayatın ucu bucağı görünen kısmında.
Satıhlara düşürülen şerhlerin, hükmünde kuvvet barındırması gerektiği bir çağın ayak sesleri yerleşir kulaklara.
Tırmalayan değil elbet, sukut kıvamında…
Hicret, sukuta eşlik eder.
Sukut gidilmesi elzem şehre…
Ruh, başka bir dilden konuşur:
“Her hicret bir inkılâptır**”.
Her inkılâp, kendi şahsi tarihine düşürülmüş şerh.
Tüm bir ömür üzerinde sürekli bir geri dönme hali.
Geri dönme ve ezber tazeleme çabası…
Umurun umurunda olmadığı nice umudun onarılma telaşı.
Telaşın safkan insan olan hali…
Şehir, hicrette hayat bulur...
Damarlardan sadece antikor değil kan da akmaya başlar.
Her muktedir çaba paspasa niyetine dağılıverir ayaklar altında.
Her mavi kapı tıkırtısı kadar yakın olur.
Her kırmızı kendi kaderi ile başbaşa...
*****
*Murat Çelik
**Ali Şeriati




Hicrete "Hicret" ederek
Halid Aslan — Per, 24/07/2008 - 18:39Hicrete "Hicret" ederek baktınız, baktırdınız. "Sukut gidilmesi elzem şehre" bir inkılap yaşayarak girme düşüncesiyle...