Sayha Dergi

  • 100 türk büyüğü
  • kimdir, nicedir?
  • ara
  • İletişim
Ana sayfa › Forumlar › Hicret ve Şehirler

Sığınalacak Bir Yer Arama Melce (Taif Yolculuğu)

Zehra Arslan — Cts, 26/07/2008 - 19:28

Mekke' de sop başkalarının hangi usüle baş vurularak seçildiği hususu karanlıktır: Abd'ul Muttalib'in ölümünden sonra, Benu Haşimin başına onun oğlu Ebu Talip geçmişti.

Ebu talibin vefatı üzerine aynı mevkie, onun kardeşi Ebu Lehebin getirildiğini görüyoruz. Bu işte yaşın mühim bir rol oynamadığı anlaşılmaktadır. Konunun burada münakaşası önem taşımıyor.

Ölüm bir çok kin ve düşmanlıkları siler, yok eder. Ebu Talibin ölümü üzerine Ebu Lehebin Muhammed a.s.s.'a karşı araya hiç vakit sokmadan takınmış bulunduğu tutum da her halde buradan gelmektedir ; bu değişik müsbet tutumu ancak böyle izah edebiliriz. Tarihçiler ittifakla beyan ederler ki Ebu Leheb sop başkanı olduktan sonra bütün gücüyle, diğer sopların Muhammed a.s.s. aleyhine yürüttükleri tahrik dolu hareketlere karşı onu müdafaa etmiş ve bu tutumunu, Muhammedin açıklayıp bildirdiği şeylere karşı fikrinin değiştiği şeklinde değil ve fakat sırf kabile içinde tesanüd ve dayanışmayı sağlama mecburiyetinde oluşundan ileri geldiği şeklinde izah etmiştir. Ancak bu durum uzun sürmedi. Ebu Cehl, ona, ailesi mensuplarından gelip geçmiş putperestlerin öldükten sonra Allah huzurunda başlarına gelcek şeylere dair Resulullaha bir sual sormasının Ebu Lehebe teklif eti. Alınan cevap şüpheye yer bırakmayacak şekilde açıktı." Putlar ve putlara tapanlar cehenneme gideceklerdir" kaynaklarımızın bildirdiklerine göre Ebu Leheb bu cevap üzerine şoke olmuş ve yeğenini toplum dışı ilan etmiştir. Sahip olduğu basit ön hükümler arasında unutuyordu ki Ebu Lehebin ataları, Resulullahın da atalarıydı ve onlara karşı bu sözleriyle, o hürmete kusur etmiş olmazdı ve hiç bir tarafı tutmaksızın sadece bir prensibin tatbiki mevzu bahisti.. Gerçek ise, Resulullahın takındığı bu tavır, son derece övülmeye değer bir şeydi; zira o , soy ve sopuna dahil kimselere eskiden beri bilinen bağlılığına rağmen bu konuda en yakın akrabalarına bile bir ayrıcalık tanımıyordu.

Bunun için Taifi düşündü. Bu şehirde hüküm süren Benü Abdi Yelil ailesi Muhammed a.s.s. annesinin amcaları yoluyla akraba durumundaydı. Mekkeli ve Taifli bu iki sop arasındaki ilişkiler dostane bir durum içinde bulunuyordu. Bundan ayrı, Muhammed a.s.s. pek yakın dostu durumundaki genç amcası Abbas kardeşi Ebu Lehebin aksine Taiflilere önemli bir nüfuza sahip bulunuyordu zira Abbas r.a. Taiflilere ödünç para veren bir bankacı durumundaydı. Bundan başka bu havali Mekkede en fazla iki gün süren bir yolculuk mesafesinde bulunuyordu.

Muhtemeldir ki Muhammed a.s.s Mekkeyi gizlice terkedip yaya olarak buraya gelmişti. Kaynaklarda mevcut bir anlatıma göre yalnız başına, bir diğerine göre ise yanında evlad edindiği Zeyd ubn harise de bulunuyordu. Buradaki halka hitab etmeden evvel , mahalli başkanlardan birinden himaye hakkı ve müsaade almak icab ediyordu. Kendisi ile akrabalık bağlarına sahip üç başkan ile görüştü. Bunlardan biri gayet sert ve haşin surette, kalan ikisi ise kendisi ile alaylı bir şekilde konuştular ancak her üçü de hiç vakit geçirmeden şehri terketmesini emrettiler. Muhammed a.s.s. buraya gelmesinin asıl sebebi olan ilahi tebliği vazifesini kimseye açıklamamalarını onlardan istedi ise de, aksine bunlar ona karşı sokak çocuklarını, köleleri kışkırttı; bu bir sürü insan onun peşini bırakmıyorlar ve ona taş atıyorlardı. Muhammed a.s.s. bunlardan yaralanmış olduğu halde zorluk içinde Taif dışında Mekkelilere ait bir bahçeye kendini dar attı. Burada kendine sığınacak bir yer ve hatta dostluk buldu. Hıristiyan dininden olan bahçeci onun davasına, putperest hemşerilerinden daha çok anlayış göstermiştir. Onun bu teşebbüsü, Resulullahın asla şüpheye düşmediği varılacak hedef ve sonucun bir başlangıcı olmuştur.

Bu sokak zalimlerinden kaçıp da bu bahçede nefes alabilcek hale gelen Resulullah, ellerini kaldırıp, şu pek meşhur ve hatta kudsi dua ile Allah' a yalvarıp

" Ya Rabbi, kuvvet ve kudretimin en zayıf haliyle, elimdeki çare ve vasıtaların en basitiyle, insanların gözünde ifade ettiğim en hafif şahsiyetimle senin huzurunda sana yalvarıyor sana sığınıyorum, ya ERHAMERRAHİMİN!..sen sıkıntı ve zulüm altında zayıf düşmüş olanların Rabbisin. Sen benim Rabbimsin. Sen beni kimlerin eline bırakıyorsun? Beni sertlik ve haşinlik içinde karşılayan bir yabancıya mı? Yoksa, davamda bana hüküm geçirteceğin bir düşmana mı? Gerçekte benim üzerime çöken bir musibet ve eziyet, şayet senin bana karşı bir gadap ve öfkenden gelmiyorsa, ben buna aldırış etmem ve gönülden tahammül ederim. Fakat senden gelecek bir himaye ve koruyuş, her zaman çok daha hoştur. İster bu dünyada ister ahirette, her işi nizamlayan ve karanlıkları ( cehaleti) aydınlığa boğan senin yüzünün nuru altında, inecek gadabın yahut bana musallat olacak öfkenden kaçıp kurtulabilceğim bir melce' arıyorum. Kuvvet ve kudret ancak sendendir"

Maruz kaldığı bu durum karşısında Resulullah Muhammed a.s.s tarafından dua ve yakarış tarzında ortaya konan bu şekil bir hal tarzı ve allaha iltica, matta(27/46) ile markos(15/34) incillerinde yer alan: "Eli, Eli! Lama sabaktani?!" yahut: "Eloi, Eloi! Lama sabaktani?! yani: ( Allahım, Allahım! beni niçin terkedip bıraktın)Şeklinde karşılaştığı zorluk karşısında Hz. İsanın( güya) Allaha yakarışı cümlelerinden ne kadar farklı ve zıd yönde bir durum arzetmektedir.

Bir müddet istihbarat etmesini müteakip, Mekkedeki evine dönmek üzere yola çıktı. Yolda, geceyi geirmek için bir yerde konakladı ve içinde bulunduğu tam bir sıkıntılı hal içinde namaza durdu. Kendisi hiç farkında değilken oradan gecen bazı cinlerin dikkatini onun okuduğu kuranı kerim ayetleri çekti ve hemen islamı kabul ettiler.

" şöyle de : bana vahy oldu ki bir küme cin gelip kulak kabarttılar" denmektedir. Bu İfaden de anlaşılacağı gibi bizzat Resulullah bu olayı farkedememişti; kendisine bir vahiyle açıklanması gerekmişti. Bu ilahi beyandan da anlaşılacağı vechile, cinler arasında da çeşitli dinler mevzu bahistir: Allaha inananlar olduğu kadar münkirler de vardır bir çok vesilerler kuranı kerimde hemen insan denen yaratıklar yanında, cinlerden söz edilmekte ve her iki yaratığın da fiil ve yaptıkları haereketlerden Allah katında mesuliyet taşımakta oldukları belirtilmektedir.

Takatsiz ve yorgun bir vaziyette, doğduğu şehrin etrafını çeviren teplere varabildi. Ebu Leheb kendisini hukuk dışı ( cemiyet harici) ilan etmişti. Bu duruma göre Resulullah şehre girmeye cesaret edemedi. önce Mekkenin akıllı uslu ileri gelenine adam göndererek kendisini himaye altına alınmasını rica etti, ancak bu zat onu reddetmiştir. Bunun üzerine diğer bir başkana aynı ricada bulunmuş fakat aynı menfi sonuçu almıştı. Nihayet bir üçüncü Mutim ubn Adiy di ki kendisi sosyal boykotun kaldırılması için gerçekeleştirilen teşebbüse katılmış bulunuyordu, onu himaye altına almayı kabul etti. Yanına baştan aşağı silahlı oğullarını da alarak Muhammed a.s.s. karşıladı ve onu Kabe etrafında Yedi tavaf icra edebilmesi için oraya kadar götürdü, sonra evine kadar refakat etti, ve bütün şehirde Muhammed a.s.s. himayesi altına aldığını ilan etti...


Kaynak: İslam Peygamberim Prof.Dr. Muhammad Hamidullah( Birinci cilt)

"Bırakıp Gittiğin Kadar Olmayı Bile Başaramadık..."

‹ Hicri Takvim Habeşistan'a Hicret ›
  • Hicret ve Şehirler
  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

Allah Resûlü, Taif'te gördüğü

Halid Aslan — Cts, 26/07/2008 - 19:50

Allah Resûlü, Taif'te gördüğü işkencelerden sonra Utbe b. Rabia'nın bağına sığınıp Allah'a şöyle dua buyurdu:

"Allah'ım! Kuvvetsiz ve çaresiz kaldığımı, halk nazarında hor ve hakir görüldüğümü ancak sana arz ve şikayet ederim.

Ey merhametlilerin en merhametlisi! Herkesin hor görüp de dalına bindiği biçarelerin Rabbi sensin. Benim de Rabbim sensin...

Sen beni, kötü huylu, yüzsüz bir düşman eline düşürmeyecek, hatta işimin dizginlerini eline verdiğin akrabadan bir dosta bile bırakmayacak kadar bana merhametlisin.

Allah'ım! Senin gazabına uğramayayım da çektiklerim ne olursa olsun katlanırım! Fakat senin af ve merhametin bana bunları göstermeyecek kadar geniştir. Allah'ım, senin gazabına uğramaktan, ilahi rızana uzak kalmaktan sana, senin o karanlıkları aydınlatan, dünya ve ahiret işlerini yoluna koyan ilahi nuruna sığınırım.

Allah'ım! Sen hoşnut oluncaya kadar afvını dilerim.
Allah'ım! Her kuvvet ve kudret ancak seninle kaimdir." (Fıkhu's Siyre - Ramazan El - Buti- Gonca Yayınları sy. 143)

  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

Kategorilerden

Haberdar Reyhan Hür Tefekkürün Kaleleri Ümmet Coğrafyası Tefekkür Güncel Düş Vakitleri Kişilere Dair Gonca Yürek Yarası Şiir Makamı Gelişi Güzel Tanıtılanlar Makamı-ı Dikkat Hüzün Alanı Hakikat Hikayet İçe Dönüş Zamana Dair Kimdir Nicedir Ümidlere Dair Söz Ola Gülü Gülle Tartarlar Berceste Kara Kalem Yazıları Hay Sızı
tamamı

Üye girişi

  • Üyelik başvurusu
  • Şifremi unuttum

Gezinti

  • Son Gönderiler
  • Site Rehberi (Yol Haritası)
  • İletişim
  • Kategoriler

Üyelerimiz

  • Çevrimiçi
  • Yeniler
Şu an 0 üye ve 0 misafir çevrimiçi.
  • saliha desem
  • Aysen Erarslan
  • abdullah çal
  • şefika
  • sevgi özsarıoğlu

Duyuru - Etkinlik

-Minare Dergi 2
  • - Az Edebiyat Dergisi'nin 2. Sayısı Çıktı
  • - Rihle Dergisi'nin 3. Sayısı
  • - Yirmiikinci Tasavvur!
  • - Zemheri Edebiyat 6. sayısıyla okurla buluştu!
  • - filbahar 7
  • - Sezai Karakoç Sempozyumu 15 Kasım 2008
  • - Terk Ettiğimiz Doğu'
  • -Temrin Kasım Sayısı
  • - Yankı Bir Dedi
  • ... Devamı
  • Kapı Komşusu

    Cemaat

    Anket

    Ülkemizde sporun (özelde futbolun) dostluk, kardeşlik tesis ettiğine inanıyor musunuz?:

    Son yorumlar

    • hayrolsun...
      15 sa. 56 dk. önce
    • Bir şeyler yapalım ya hu.
      16 sa. 23 dk. önce
    • Dağişik tarzda yazıları
      16 sa. 34 dk. önce
    • İyilerden Allah razı olsun... Kötülerden de
      16 sa. 41 dk. önce
    • insanin gozlerini dolduran
      16 sa. 45 dk. önce
    • Her okulun nasibine bir tane
      19 sa. 4 dk. önce
    • hayrolsun
      1 gün 7 sa. önce
    • İşte şiir diyebileceğim bir
      1 gün 20 sa. önce
    • Yazınn içeriğinde var olan
      1 gün 21 sa. önce
    • Hocam şiiri hangi duygularla
      1 gün 21 sa. önce

    Dostlarımız

    • Dostlar
    • Bunlar da Dostlar

    Hakan Albayrak
    Tarık Tufan
    Cemaat
    Kurtuba
    Kâinata Mektup
    Pata-Gonya
    Minare Dergi
    Rûh-i Gusül...
    Arşivdesiniz
    Dünya Bizim

  • Kuşluk Vakti
  • Mecazz
  • Akabe
  • Sadık Yalsızuçanlar
  • Dergibi
  • Zemheri Edebiyat
  • Yenilgi
  • İsmet Özel
  • Gök Ekin
  • Edebistan
  • Yazıhane
  • İstisnai
  • Gözdeler

    Bugün:

    • Cahit Sıtkı Tarancı’nın Şiirlerinde İnsan ve İnsan Psikolojisi
    • Yazıyorsam, Ey Âh!..
    • Hatırlıyorum, Hiç Unutmadım ki...

    Bilgi

    Kitap

    Bülent Akyürek - İçinizdeki Öküze Oha Deyin

    Sayha Dergi © (1990) 1998 - 2008

    • 100 türk büyüğü
    • kimdir, nicedir?
    • ara
    • İletişim