Zihni Karışıklar İçin Alışkanlık Reçetesi
bedran yoldaş — Cts, 02/08/2008 - 11:34
Zihni karışıklar İçin Alışkanlık Reçetesi Şair yazar Metin Önal Mengüşoğlu'nun Beyan Yayınlarından çıkan son kitabı.
Kitab üç ana bölümden: “Selim akıl”, “Sahih Din” ve “Dünya Nimetleri –Mal-can-Irz’dan” Oluşmakta.
Birinci bölüm Selim akıl: “Akıl medeniyetinin karakteri”, “düşünce fotoğrafının negatifi”, “zihni karışıklar için alışkanlık reçetesi”, “uysallık uykusu”, “İslami düşüncenin soykötüğü”,
ikinci bölüm sahih din: “Protestanlık dinsizlik midir?”, “Ortodoksluklar”, “kötü misal emsal olmaz”, “mescitten tapınağa savruluş hikayesi”, “salat’tan namaza doğru bir kırılma”, “geleneğin esrarengiz tezahürü”, “tevhidin tekrarı ibadettir”, “Hakk’a rağmen hak”, “Müslüman aile geleneği üzerine”, üçüncü bölüm dünya nimetleri: mal-can-ırz: “ah Amerikan ah”, “vah Afganistan vah”, “ve bizim Türkler, heyhat”, “ben demokrat değilim”, “toplum sözleş[me]mesi”,”dava adamı ve politikacı”, “İslamcılık bir tarz siyaset midir”,”yeni Osmancılık mı sahih İslam mı?”, “ Bircan’ın ölümü bincana ibret”, “Türklük üniforması”, “haritada kan lekesi: Filistin” alt başlıklarından oluşmakta
Akıl medeniyetin karakteri: “batı uygarlığı bize bir bilim ve akıl uygarlığı diye tanıtılmaktadır. Batılıların kendilerinden çok, onlar karşısında komplekse düşmüş doğulularca bu husus daha ziyade vurgulanmaktadır.” Savıyla olaya açıklık getirmeye çalışan yazar : “insaflı düşünürsek, evet, bugün batı dünyasında teknolojik alet zenginliği nedeniyle bir güç ve buna bağlı egemenlik erkini görmek mümkün”dür (7) diyen Metin Önal Mengüşoğlu: “peki zengin ve egemenlik erkini elde bulundurmak haklı ve akıllı olmanın yegâne ölçütü müdür?” sorusu ile açıklık getirmeye çalışır. “yakıtı insan cesetleriyle sağlanan bir cehennem gibidir bugünkü batı dünyası”(7) teşhisi ile olaya açıklık getirirken, teşhisini şöyle sağlamlaştırırı: “kendilerine aykırı düşünenlerin cesetleri üzerinde yükselmiş yapılardan mürekkep bir dünya. Kendi ifadeleriyle batıda, insan insanın kurdudur.”(7)
Batının aklı var edeni unuttuğunun altını çizen yazar: “aklı her şeyin ölçüsünü tayin eden alet yerine koymalarından” yakınarak batı felsefesinin temelinin çözümsüzlük üzerine bina edildiğinin altını çizer ve batıyı taklide yönelen doğuluların da aynı hataya düştüklerini özellikle vurgular.
Düşünce fotoğrafının negatifi: her şeyin zıddıyla tezahür ettiğini vurgulayan yazar “insanlar, fikirler, iddialar hayatın birçok safhasında düşmanıyla veya zıddıyla tanımlanır.”(13)
Tevhidi bilmenin yegâne yolu şirki bilmekten geçer. Ak karanın zıddıdır. Ve ak karayla bilinir. Zıtlıklar karşılıklı bir birini tanımlar. “düşünce insanın ayırt edici vasfıdır”(17) temel sorunun farklı düşüncelere saygı göstermeyi bilinmesinden kaynaklandığını ifade eder.
“insanlar hür bir biçimde yollarını, dinlerini, düşüncelerini seçebildikleri bir toplumsal yapı insana yakışan bir yapıdır (18) düşüncesini ileri süren yazar bu tezini çeşitli delillerle sağlamlaştırır.
Zihni karışıklar için alışkanlık reçetesi: günümüz Müslümanlarının zihni karışık mıdır? Suali ile konuya giriş yapan yazar, yıllarca yanlış bilgilenme ve davranış bozukluklarının “temel espiri” yerine düşünce bulanıklığına sebep olduğunu, yanlış davranış ve tutumların “aslın” yerine inşa edildiğinden yakınır. “yüzlerce yıllardan beri temel akidesini yani imanlarını, ahlaki prensiplerini Vahy’in rehberliğindeki akla dayandırılması beklenirken, İslam âlemi bunun tam tersini yaptı. Doğmaya bağlanır gibi teslim oldu”(21)
Yazar camilerin bugünkü konumunu da sorgulayarak, asıl işlevlerini yitirdiğini vurgulayarak camilerde sadece namaz kılmanın bidat olduğu sonucunu çıkarıyor:
“ben diyorum ki camiye sadece namaz kılmak maksadıyla uğramak bid’attır”(22)
Alışkanlık ve düşünmeyi irdeleyen yazar bu konuda da şu hükme varıyor: “insan alıştığı için değil, düşündüğü için yaşarsa ancak o zaman Ahsen-i takvim sıfatını kazanabilir. Yoksa diğer canlılardan bir farkı kalmaz.” (24)
Uysallık uykusu:
Müslümanlar dünyanın hemen bütün bölgelerinde doğrudan veya dolaylı biçimde kendileri gibi düşünmeyen siyasi hâkimiyetin altında yaşadıklarını vurgulayan yazar “mevcut durumu kader gibi görenler bile vardır” (25)diyerek durumun vahametini gözler önüne seriyor.
Bu konuda çözüm üretmek yerine bahaneler üreten insanların “ne hikmetse bu ihtiyaçlarını sürekli sonraki zamanlara ertelemektedir. Kalp üzerindeki baskıyı def etmeyi ertelemek, kalbin hem gücünü azaltmakta hem tedaviyi imkânsız kılmaktadır.” (26)
Uysallaşmanın yolu dilin bozulmasına bağlayan yazar, toplumun uysallaşmasındaki ana tehlikeyi şöyle açıklar: “Müslümanları kuşatan ve çoğu kez boyunduruğuna alan iki tehlikeyi hatırlayalım: batı ve töre. Batının dil kaynağı beşeri ben- merkezciliktir. İlahi hükmü red ve inkâr, onun yerine beşeri görüşü ikamedir. Törenin kaynağı ise efsane, masal ve hurafedir. Hurafe efsaneyi hakikatin yerine ikame etmeye çalışır. Bilinir ki egoizm bireyi toplumdan koparır; efsane ise şimdiki hayattan…” (28)
Bu durumdan kurtulmanın yolunu da tarif eden yazar şöyle der “başka bir dilin taarruz ve tasallutundan kurtulmanın yegâne yolu kendi dillerini edinmek, kendi diliyle konuşmak ve düşünmektir.”(28)
İslami düşüncenin soykötüğü:
İslami düşüncenin soy kötü bölümünde yazar Seyyid Hüseyin nasır’ın bir yazısından yola çıkarak, narsın düşüncelerine reddiyesini sıralar. Nasır’ın olaya tarafgirlikle yaklaştığını ve müsteşrikler gibi baktığından şikâyetle durumu detaylandırır.
Sahih din
Protestanlık dinsizlik midir?
Dini muhteva da yüklü olan Protestan ahlakı ve eğilimini propoganda eden devlet, gerektiğinde cebren uygularsak bizim halkımızda çağdaşlaşır anlayışına sahiptir. Çağdaş batılı değerleri onlara aşılayarak onları da yüceltmiş oluruz zehabına kapılıyor. Yazar durumu:”devlet böyle düşünerek söz konusu kendi halkını dünyacılaştırma veya Protestanlaştırma politikalarını, cumhuriyetinin belirli dönemlerinde beri aşama aşama uygulamakta, giderek yerleştirmektedir” (38)diyerek resmi yaklaşımı gözler önüne serer, geniş bir tahlilden geçirdikten sonra : “devleti kınamak kolaydır diyorum. O, soyut bir varlık. Okları bizzat insana döndürdüğümüzde galiba iş zorlaşıyor”(42) diyerek asıl adresi gösteriyor.
Ortodoksluklar
Ortodoks kelimesi Türkçeye doğru kanaat şeklinde tercüme ediliyor (45) zaman içinde kültüre karışıp kavramlaştıktan sonra ise daha ziyade dogmatik inanç veya kabullere işaret eden anlam yüklendiğini vurgulayan yazar ne yaptığından bi haber olan herkesi körü körüne davranmakla pekâlâ dogmatik diye sınıflandırabiliriz. Bir Müslüman için dogmatik hiçbir inanç iman seviyesine ulaşamaz.(46) der.
İbadet için vakit ve niyetin şart olduğunu ifade eden yazar “vakit gelmeden işlenen davranışlar ibadet yerine geçmez. Belki adet, alışkanlık sayılabilir. Yine Allah indinde niyetsiz makbuliyetinden söz edilemez.(46) Niyet ise dil ile tekrarlanan bir tekerleme olmaktan uzak olduğunun altını çizen yazar şöyle devam eder: “niyet kişinin ne yaptığının bilincinde bulunması ahvalidir. Ne yaptığını bilmeyenlerin davranışları ise ya alışkanlık yahut körü körüne dogmatik bir eylem biçimidir” (46)
İslamı Protestanlaştırma projesinden sıklıkla bahsedildiğinden yola çıkarak “oysa bence İslam dünyasındaki Ortodokslaşma temayülü Protestanlaşma tehlikelerinden çok daha tehlikeli”(46) olduğunun altını çizerek Müslümanların bugünkü durumunu tahlil eden yazar dinin belirli gün ve gecelere hapsedilerek asıl hüviyetinden uzaklaştırıldığından dert yanar. Toplumun dejenerasyonunda rol alanların dogmatik bir dayatmayı yol olarak seçtiklerini belirterek bu tür hasletleri din diye topluma arz ettiklerinden yakınır.
“din elden gidiyor. Ama giden din Allahın dini değil. Allahın dini dünya yaratıldığından beri hep ayaktaydı. Hiçbir zaman elden gitmedi. Ve hep oydu Hak’kı gösteren. Yeter ki siz Allah’ın dinine tabi olur. Ondan başkasına boyun eğmeyin”(51)
Diyen yazar gönümüz Müslümanlarının içinde bulunduğu çıkmazı ve çıkış yollarını bir bir gözler önüne sergiler.
Gelin kitabı hep birlikte bir daha baştan sona kadar okuyalım.
Zihni Karışıklar İçin Alışkanlık Reçetesi
Metin Önal Mengüşoğlu
Beyan Yayınları: 0212 512 76 97
- bedran yoldaş yazıları
- yorumlamak için giriş/kayıt gerekli




Metin Önal Mengüşoğlu denildiğinde
Abdullah Birokur — Salı, 05/08/2008 - 08:29Bir güzel insan: Metin Önal Mengüşoğlu. Yıllardır eserleri ile aramızda. Yol gösterici, uyarıcı, öncü mütefekkir...Hemen bütün eserlerinde hakikat bir vesile ile anlatılır. Yollar Allah'a çıkar. Derdi olan insan, meselesi olan insan Mengüşoğlu. "Vahiy ve Sanat" kitabını hatırlıyorum, şiirlerini, hikâyelerini hatırlıyorum. Bir güzellik, iyilik çoğalıyor. Bedran Yoldaş'a kitaba işaret ettiği için teşekkürler. Selam ve muhabbet ile...
"Ama giden din Allahın dini
M.Nuri Bingöl — Pzt, 04/08/2008 - 13:23"Ama giden din Allahın dini değil. Allahın dini dünya yaratıldığından beri hep ayaktaydı. Hiçbir zaman elden gitmedi. Ve hep oydu Hak’kı gösteren. Yeter ki siz Allah’ın dinine tabi olur. " ifadeleri tavzihe muhtaç gibi... Böylesi ifadeleri remormistler de kullanıyor çünkü. Dinimiz İslam'ın temel kaynağı "Kur'an-ı Kerim"dir, amenna! "Ehadis" ise " Kur'an'ın hakiki müfessiri"dir. ( Bediüzzaman) "Sahabe, İslaf-ı İ'zam, müçtehidin-i salife, fukaha" yı da onlardan ayrı sayamayız. Çünkü onlar Kur'an'ın manasını bizlere yansıtan birer ayna, Peygamber-i İ'zamul-Ekrem (asm)den tefsirini alarak elbet.
" TEBEDDÜL-Ü ESMA İLE HAKAİK TEBEDDÜL ETMEZ. HAKİKAT HAKTIR."