Küflendin günlüğüm...
Minare — Per, 21/08/2008 - 08:19
Ölülerin ölü kalması gerek çünki. Geri veremem acıları edindiğim ölülerin ardından. Shakespearin sonnelerini okuyorum dayayarak sırtımı Necip Fazıl'ın bahsettiği kaldırımlara. Şiir yazarken titriyorum. Meğer doymak için yazdığım bütün şiirler açlığımı beslemiş. Hadi çaylar neyse de, içtiğim tütünlerin kusuru neydi peki ? Gerçekleri yazıyorum, kirleterek... Siyaha buluyorum ufkunu sadakatin. Canına değdiğimin dünyası hakikatı ve aydınlığı mı hakediyor sanki. Boşversene... Ölüyorum baksana...
Espiriler yapıp gülücükler kazanıyorum fabrika işçilerinden, ama onlar ! ... Düşleyemediğim kadar saf bir hayatın veznedarlığını yapıyorum yaşam bankasında. Bir çok temiz hayatı ellerimle teslim ederken, berbat olanları hep kendime saklıyorum. Tıpkı güzel olanı çocuğuna yedirip, kötü olanı kendine tercih eden anne şefkati gibi. Anne ! Anne dedim sönüyorum. Sönüyorum yaksana...
Sevgi mi ?
Sadakat mi ?
Aşk mı ?
Hayaller mi ?
Tebessümler mi ?
Düşler mi ?
Söylesene hangisi. Hepside devam edemeyecek kadar güzel. Hiç biri devam edemez değil mi bir ömür boyu. Dedim ya çunki devam edemeyecek kadar güzel hepsi... Deftelerime bir bak. Hiç bir zaman tamamlanmamış küflü aşk şiirlerine kömürlük vazifesi yapıyorlar. Şiirler defterleri, defterlerse beni çekiyor aşağı doğru merdivenlerden. Düşüyorum, düşüyorum dedim, düşüyorum tutsana...
Bir şairin bağırışını duydum haliçten istanbula doğru. Sen nasıl sevemedin diye bağırıyordu. Bir taşı bile eritecek kadar çok sevdim seni, sen nasıl sevemezdin, sen nasıl sevemedin diyordu...
Ben mi ? Afrikalı bir yerlinin ağzı ile küfürler saçan yalnızlığımı keşfediyorum seninle, sensizlikle. Sabahtan beri ağlıyorum. Dile kolay, sabahtan beri...
Sen mi ? Sen küflendin, kabul et, sen küflendin günlüğüm...
- Minare yazıları
- yorumlamak için giriş/kayıt gerekli




çok güzel bir
NURA_HASRET — Paz, 24/08/2008 - 00:45çok güzel bir yazı.....Kaleminize sağlık..... :)