Yılmaz YILMAZ yazıları
Bizim Külliye'de Mart bereketi
Yılmaz YILMAZ — Paz, 15/03/2009 - 11:07
Bizim Külliye dergisinin bu sayıdaki dosya konusu “tarih ve edebiyat”. Konuyu oldukça geniş bir yelpazede ele alan derginin bu sayısında şu kalemleri görüyoruz:
Nazım Payam “Tarihi Edebiyat Doldurur” başlıklı yazısında “Abıhayatın kaynağı edebiyattadır. Edebiyat, fertlere her an, her saat, her türden tehlikeye karşı uyanıklık hâlidir. En sağlıklı seferberlik; insanı, insanlığı göz ardı etmeden edebiyatla yapılan seferberliktir.” diyor.
Mustafa Miyasoğlu, tarihin bir edebiyat türü sayıldığını, tarih kitaplarının da teşbih ve istiare gibi edebî sanatlardan yararlanarak okuyucusunu etkilemeye çalıştığını belirtirken, Hasan Akçay tarih ve edebiyatın, farklı alanlar gibi görünse de aslında iç içe geçmiş iki türden ibaret olduğu görüşünde...
Bu Yolun İzi Yok ya da Katırcılar
Yılmaz YILMAZ — Cts, 14/03/2009 - 10:31
Bir yol… İki tarafına yığılmış karlar yolun karasına inat tüm beyazlığı ile gözlere batıyor. Öteden bir otobüs geliyor salınarak. Aniden yolu geçen altı katırlık bir kervan… Kervana yaklaşan otobüsü resmigeçit töreninde devlet erkânının geçişine izin veriyor gibidir. Kervan yolu kesen hattı müdafaa eder gibi heybetli, katırcılar mağrurdur, yüzleri-gözleri hep önde, ellerinde katırların dizginleri ile önlerinde, ayaklarında kar kızağı…
Şerif Gören’in Fuat Çelik’in öyküsünden filme aktardığı Katırcılar bu sahne ile başlar. 1987 yapımı film, Bingöl’de çekilmiş. Göz alabildiğine beyaz her yer, insan kendini bir kâbusta ya da bir simülasyonda zannedebilir. Bir kurgunun bu kadar can sıkıcı olması akla başka bir şey getirecek gibi değildir zaten. Meselâ, Morfeus Neo’ya Matrix’i anlatmaya çalışırken de öncelikle bembeyaz bir oda ( ya da uzam) aracılığı ile dener bunu. Özelde Bingöl, genelde Doğu Anadolu simülasyona (benzetim) yer vermeyecek ya da başvurmayacak kadar yakındır bu gerçeğe.
Dergah, mart sayisi
Yılmaz YILMAZ — Paz, 08/03/2009 - 10:25
DERGÂH DERGİSİ
Aylık edebiyat, sanat, kültür dergisi
SAYI: 229 Şubat 2009
Dergâh dergisinin 229. sayısı, roman sahasındaki geniş oylumlu çalışmalarıyla öne çıkan Hakkı Özdemir’in bir yazısıyla başlıyor. “Olguların dışında, metinlerin içinde; tarih ve roman” başlıklı yazı, adeta yetkin bir eleştirmenin müjdesini veriyor.
Hüseyin Akın, Durmuş Beyazıt, Mehmet Tepe, Nurettin Durman, Yavuz Yavuzer, Mesut Bostan ve Mustafa Burak Sezer bu sayının şairleri.
Kuşluk Vakti’nin Mart Sayısı Yayımlandı !..
Yılmaz YILMAZ — Cts, 07/03/2009 - 21:58
Merhaba Canlar,
Tam bir yıl önceydi ve biz, bir kuşluk vakti çiğ tanelerinin üstünden selamlamıştık siz dostları. Elimizde ve gönlümüzde açmaya koşan bir gül ile kapınızı çalmıştık.
Ne mutlu bize ki, sizler bizi içeri buyur edip gönlünüzün en mutena köşesinde ağırladınız. Eğer ağırlamamış olsaydınız bu bir gül on bir gülden oluşan bir demete asla dönüşemezdi.
Binlerce teşekkür…
Hece'nin Mart sayısı
Yılmaz YILMAZ — Cts, 07/03/2009 - 10:05
Hece dergisinin Mart sayısı yine dolu dolu geliyor.
Derginin içeriği şöyle
KUM SAATİ
Necati Mert/Bir Filme Girmek 3
Hayriye Ünal/Harf Mühimdir/Zorunlu Bir Tashih: Kayahan Söylüyor:
"Yılandan Korkmam Yalandan Korktuğum Kadar" 4
Hasan Aycın/Çizgi 11
Ömer Aksay/Yeşilçam Önergeleri -3- 12
Kenan Çağan/Hepsi Unutmaktır 14
Rahmi Kaya/Gül Kokulu Sabahları Yusuf Yüzlü Geceleri 16
Erdal Çakır/Tel'in Bildirisi 18
Hasan Yurtoğlu/Giyom Tel 20
Fatih Yavuz Çiçek/Oyun 21
Baran Çaçan/Felaket Adaları 22
Burhan Özdin/Tarih Dersleri II 24
Mühür, mart sayısı
Yılmaz YILMAZ — Cts, 07/03/2009 - 10:05
Şair Kayıplarının Telafisi Var Mı?
Türk şiiri birbiri ardına önemli şairlerini kaybetti. Kuşkusuz bu isimlerin yokluğunun sadece bedensel varlıkları olduğu söylenebilir. Ama bu bir kaçamak düşünce olur bize kalırsa. İlhan Berk’in, Dağlarca’nın vefatları bize şunu düşündürmeliydi oysa: “Devrolunan şeyden şairlerin haberi var mı?” Görünen o ki şairler bilmeleri gereken şiir bilgisinden başka hassasiyet yitimine de duruş kaybına da uğruyorlar. Kendilerine devrolunan şeyi, sanıyorlar ki devretmeyecekler. Buradan çoğu kere olumsuzlukları kaleme almamızın başta gelen nedeni bu işte.
Har, yeni bir dergi
Yılmaz YILMAZ — Cts, 07/03/2009 - 10:04
Har Kültür Sanat ve Edebiyat Dergisi Yayın Hayatına Başladı.
Gaziantep’de yayın hayatına başlayan Har Kültür Sanat ve Edebiyat Dergisi ilk sayısında zengin bir içerikle okuyucularıyla buluştu. Sahipliğini Sema Çetinkaya ve Yayın Yönetmenliğini Kemal Vural Tarlan’nın yaptığı dergi; Gaziantep Devlet Tiyatrosu salonunda, tanıtım kokteyline kalabalık bir edebiyatseverle topluluğu okuyucularıyla buluştu. Har Kültür Sanat ve Edebiyat Dergisi yayın kurulu adına bir açıklama yapan Sema Çetinkaya; “Derginin, Türkiye ve dünyada yazılmış ve yazılmakta olan edebiyat eserinin izini sürmeyi, yaşadığımız coğrafya ve bu coğrafya üzerinde yaşayan kadim halkların kültürel birikimine yaslanarak, bu toprakların sanat ve edebiyatını okuyucularına ulaştırma çabasıyla yola çıktığını belirti.”
Buruciye Edebiyat 5
Yılmaz YILMAZ — Per, 05/03/2009 - 14:12
Sizlere, Karlar şehri Sivas’tan, kar beyazlığında duygularla seslenmek, ikinci yılımızın ilk sayısını özlemle duyurmak arzusundaydık.
Arzusundaydık… Ama Gazze’den gelen kara haberler evimize şivan düşürdü. Gönlümüz mahzun, gözümüz yaşlı, başımız eğik…
Zaman, safları belirginleştirme zamanıdır. Dava, insanlık davasıdır.Şairleri haykırmayan bir millet, biliriz ki sevenleri toprak olmuş öksüz çocuk gibidir.
Yine biliriz ki: Zulmü alkışlamayan, zalimi asla sevmeyen, birilerinin keyfini yetirmek için kalkıp geçmişine sövmeyen onurlu şairleri de bu millet yetiştirmiştir.
Edebiyat Ortamı 7
Yılmaz YILMAZ — Per, 05/03/2009 - 14:11
EDEBİYAT ORTAMI'NDAN (7. sayı, MART-NİSAN 2009)
Zaman geçer, şekil başkalaşır, düşünce kendine yeni ifadeler bulur. Ne var ki insan, sonsuzdan ilham almış bir ânı yakalamak muradındadır. Hayatın bir akış olduğunu söyleyenler yanılıyor olsa gerek. Ressamın tek bir fırça darbesindeki gerilimi, fışkırışı, ödevli oluşu hangi süreç, hangi akış karşılayabilir ki! Dingin bir ‘duruştan’ başka. Hayatı bir akış şeklinde görmenin sürükleniyor oluşla bir ilgisi yok mu acaba? Bu sürüklenişi durdurmaya çalışanın bir ânlık düşünüşü, bütün zamanların kalbine imge olur. A. Kadir Geylâni’nin dediği gibi: insanın bütün ömrünce kahraman diye anılması göstermiş olduğu bir ânlık cesaretten ibarettir. Sanat ânın ürünüdür. Bütün birikim bir âna damga vurmak içindir. Kavgasız, gürültüsüz ama içten ve derinden.
‘Can Ağrısı’ Nedir Doktor?
Yılmaz YILMAZ — Salı, 03/03/2009 - 15:40
Can Ağrısı (Sütun Yayınları, İstanbul Ocak 2007) Recep Şükrü Güngör’ün beşinci öykü kitabı. Samut adlı birinci bölümde dokuz; Tavukçunun Ölümü adlı bölümde beş olmak üzere toplam on dört öyküden oluşuyor kitap.
1971 Kahramanmaraş doğumlu olan yazar Recep Şükrü Güngör’ün öykücülüğünde beşinci durak. Öykülerini Hece Öykü, Kaşgar, Yitik Düşler, Yağmur, Sühan, Yedi İklim gibi dergilerde yayınlayan ve okura sunan Güngör, bu öykülerini 2001’den bu yana kitaplaştırmaya başladı. İlk öykü kitabı Yüreğimin Mevsimi’ni (2001) sırasıyla; Hüsn ile Aşk (2003) Âdem ile Havva (2003), Yas Ayini (2005) takip etti.
