asude zeynep toprak yazıları
Pencere Fıtratı
asude zeynep toprak — Paz, 10/08/2008 - 04:46
Bu gece sana o hep bilindik öyküyü ısıttım; hayatı… Bütün pencerelerde dillendirilmiş sözleri sezinledim. El yordamıyla birkaç vedayı yerinden oynattığımı da itiraf etmeliyim. Şehir yazıları gibi, veda yazıları, ağıtları döküldü duvarlardan. İşte o hep bilinen hayatlardan çıkageldim sana, dilimde kimsenin söylemediği şarkılarla…
Bir gece uyku tutmamıştı. Karşı penceremde yağmurdan rica da bulunan bir kızla tanış olmuştum. O gece bana nice eskimiş birikintileri fısıldadı. Penceresinden hayatının önsözünü dillendiriyor gibiydi;
-Yağmur, seni seviyorum, çiçekler de seviyor, seni herkes seviyor ama babam sevmiyor. Lütfen onunla konuşur musun? Çünkü senin yüzünden anneme kızıyor, su yine çok geldi, hep senin yüzünden diyor, dikkatsizmiş annem, babam öyle söylüyor. Rica etsem bize biraz daha az gelir misin?
Gözyaşı Vesairesi
asude zeynep toprak — Per, 31/07/2008 - 07:23
Yumuşak başlı mektuplarda varıyorum sana…
Özeniveriyor uzun bir cümle yokluğuna.
Devriliveriyor anlamı mecazlarıma.
İmlama sığmıyor seni noktandan ayırmak,
Üçe beşe vuruyorum gerisinde kaldığım şiirleri…
Sözünü tutamamış bir iklimden sesleniyorum sana.
Temmuzunda kar yağar böylesinin,
Ki görmezsin parmak uçlarında biriken üşüyüşü…
Bir bakarsın paltosu sırtında,
İhtilaldan dönüyordur kafiyelerim…
Yedi Şiir ve Bir Ölüme Dair
asude zeynep toprak — Cum, 25/07/2008 - 06:25
1.
Metrelerce yanıldı adımlarım,
Bir gidiş kondurdu gözlerin,
Gördüm,
Islaktı…
2.
Yaşam kıyılarıma dokundu,
Kelimelerim seni saydı, bildi; yarım!
Genzime kaçtı gece,
Sızladım!
Mide Ağrısı
asude zeynep toprak — Cum, 18/07/2008 - 01:58
Zamansız mide ağrıları sergileniyor vücudumda. İliklerim haber bekliyor sıradan bir kanser için. İliklerim isyan ediyor. ‘Biri şu dünyayı içinden alsın.’ Biri diyorum, şu dünyayı içimden alsın… Bu meret gözlerimi mest etmiyor. Gözlerimin üşütmesi an meselesi…
Üçlü koltukta oturan pervasız kız, arada bir başını kaldırıyor benim olduğum yöne doğru. Yönümü değiştiriyorum, dünya bana dönüyor, boynum tutuluyor. Af diliyorum ve cebimde ne varsa ortaya karışık döküyorum. Cebimden çıka çıka dünya çıkıyor. Ah midem! Bu kramp gözlerimi Japonlaştırıyor.
Cümleyi Nasıl Bilirdiniz?
asude zeynep toprak — Pzt, 30/06/2008 - 07:32
-GECEYLE BİR…
Sözün gümüşü çoktan çamaşır suyuna düşmüştü… Gece ilerlemek bilmeyen bir hal almış, insanlar susuyordu… En çok kelimelerin silinmesi gerekiyordu, ama zedelenmiş sözler çoktan ilmeği boğazlamışlardı… Kelimeler tıkanmıştı geceye, gece geçit vermiyordu.
Sarp hüzünlerle, bağdaş kurmuş şehir alevleri, yakmıştı gözlerini. Yakılacak köprüler olmadığından mı artık bilinmez, gitmekten bahseder olmuştu hepsi birden… Köprüler şehirleri biraz daha birbirine uzak kılarken bir geceyle bir cümle âşık oldu birbirine…
Denedim Gözüm Çıksın ki…
asude zeynep toprak — Salı, 24/06/2008 - 07:43
Bir, iki ve üç, işte böyle… Çiçekler bir adım ileri, yüz buldu kuşlar adımlarının hesabı yok, çocuklar ilk adımlarını attı güneşe… Güzel bir gün anlayacağınız… Ben bile yerli yerinceyim, Feridun Düzağaç bile fazla gelmiyor hayata… ah aşk! Yamasını kasımında bırakmış kardeşim.
Dans bozuldu…
İki ileri bir geri demişti hayat... Cama çıktı mahallemizin annesi;
— Örgü mü örüyorsun? İki ters bir yüz mü dedin… Bari bir işe yara…
Yalnızlık Hüküm Sürüyor Cümlelerimde
asude zeynep toprak — Salı, 17/06/2008 - 12:43
Bu kadar aydınlığı hak etmiyor gece’m. Kalemin selameti için yakıyorum lambayı. Kâğıdın ve hayatın selametinden, gölgesi kalemi yutacak olan ellerim sorumlu. Biri çıksa dese; ‘ellerinden belli olur bir kadın’… Bende desem ki; hayat payı olacakmış gibi… Hayat payı bir çentik atıyorum öyküye… Rüzgârın bu durumda, nereden estiği çokta önemli değil. Setlerle dolu yüreğim.
Evde Kalmış Şehirlerin Yolcusu
asude zeynep toprak — Salı, 20/05/2008 - 10:03
Yeni bir şehre girmek siyahtı… Renkleri yalanlayan bir yanla çıkagelmişti gitme hissi… Önce eşyalarında olan düzene hayret etti, sonra çalan şarkının gereksizliğini ve sonra isabetli bir karala koyduğu çayın fokurdadığını…
Önce siyah vardı… Beyazın genç kızlık hayallerini perdeleyen siyah, önce valizi attı yatağın üzerine. Çayını hızla karıştıran ve çay kaşığını hınçla çay tabağına atan ve dünyalık olan yaşlılara benzeyen bir yanının olduğunu kesik bir kokuyla da olsa fark etti. Fark etmek dizlerine çöken yalnızlığa benziyordu… Çayı tek başına bırakıp gitmek büyük kabalık olurdu, bunu içine sindiremediğinden bardaktan içine boşanırcasına çay döküldü, zira şehirde yağmurun zerresi bile yoktu…
Bana Geç Kal
asude zeynep toprak — Pzt, 12/05/2008 - 12:22
Tahminimce yersiz bir nefes aldım,
Af diliyorum dünyadan…
Bir meyve daha kopardım yaşımdan,
Af diliyorum hayattan…
Kelimeler sevimli buldu beni,
Af diliyorum cümleden…
Noktalar terki etti cümlemi,
Af diliyorum kendimden…
Hınçlarıma… Saygı Karşımı…
asude zeynep toprak — Cts, 03/05/2008 - 08:55
‘Sen ol küçük bir kıvrımdan, bir heceden
Aşk için bir vaha değil aşka otağ yaratan
Sen ol zihnimde yüzen dağınık şarkıları
Bir harfin başlattığı yangın ile söndür
Beni bir ses sahibi kıl kefarete hazırım
Öyle mahzun
Ki hüzün ciltlerinde adına rastlanmasın.’*
*İsmet Özel
Gündüze yeminli bir günün ardından kelamın dizini kırıp önüne birkaç satır daha kendim için söylüyorsam ne olayım? Şaire olayım…




Son yorumlar
1 sa. 57 dk. önce
1 sa. 55 dk. önce
2 sa. 4 sn. önce
4 sa. 9 dk. önce
5 sa. 5 dk. önce
6 sa. 29 dk. önce
8 sa. 51 dk. önce
10 sa. 1 dk. önce
11 sa. 7 dk. önce
1 gün 5 sa. önce