Nefi Selamoğlu yazıları
Osmanlının Ali Suavi ile İmtihanı
Nefi Selamoğlu — Çar, 03/09/2008 - 08:13
Bir Ali Suavi geçti tarih sahnesinden.
Rüyalar gören, hayaller kuran bir Yeni Osmanlı.
Mabeynci, damat, saray mensubu, vezir çocukları arasında, yalnız o halktandı. Yani bizden birisi. Hani hep şu aşağılanan, hor görülen tabakadan. O, halkın dilini bilhassa halk mantığı ile konuşan birisiydi. Cemaate konuşan kimsenin halk dilini kullanması kadar tabii ne olabilirdi?
Çarşaf Kadar Fetvâ
Nefi Selamoğlu — Cts, 16/08/2008 - 10:30
Ne çok bekledik yolunu!
Kardeşinin aksine içki ve sefahatten hoşlanmayan sade bir insandı. Mertti, güçlüydü. Bileğinden yakaladı mı hasmını, sırtını yere getirmeden bırakmazdı. Herkesin taklitçiliğe varan aşırı yenilik düşkünlüğüne inat geleneklerine bağlı ve umuttu.
Ne de güzel başlamıştı!
Harem kurmayacaktı; yüksek maaş alıp hiçbir iş görmeyen lüzumsuz adamları defedecekti; israf etmeyecekti... Herkesin beklentisi idi O.
Geçdi Siham-ı Kaza
Nefi Selamoğlu — Cum, 18/07/2008 - 02:58
17. asrın ilk yarısında yaşamış bir cevelan. Kaside üstadı. Erzurum’un Hasan Kal’ası’nda doğduğu için kaynaklarda Erzenü’r – rûmi Ömer Bey veya Erzurumi Ömer Efendi diye kayt altına alınmış. Üstad’ın çocukluğu ve gençliği hakkında hemen hemen hiç bir şey bilmiyoruz. Tıpkı yaşamları ile iz bırakan ve ölümlerinden sonra meşhur olan diğer üstadlar gibi. Eserlerinden ise iyi bir tahsil gördüğü, Arapçayı ve özellikle Farsçayı çok iyi bildiği, o dönem şartlarına rağmen Fars Edebiyatını yakından takip ettiği anlaşılmaktadır.
Tarihçi Ali’nin “Mecma’ul – Bahreyn”inde iyi yetişmiş, zeki bir genç olarak tanıtılan Üstad, önce “Darrî” (zarara mensup, zararlı) mahlasını almışken sonradan “Nef’î” (yarara mensup, yayarlı) mahlasını kullanmaya başlamış. Kim bilir nedir hikmeti?
Nergisin gözü süzülmüş yok mecali kırpmağa
Nefi Selamoğlu — Cum, 13/06/2008 - 13:52
Her nesnenin bir hikayesi vardır mutlaka desek büyük laf mı etmiş oluruz? Mesela çiçeklerin… Çiçek, hani şu elimizin altında daim oluveren… Hani bir çok anlam yüklediğimiz, semboller sermayesi nesneler… Mesela Divan şiirimize Gül şiiri desek hata mı etmiş oluruz? Sezai Karakoç Üstad “gelin gülle başlayalım şiire atalara uyarak” mısraını laf olsun diye mi söylemiştir? Hiç sanmıyorum. Gül, bütün doğunun remzidir.
Düşünmeyi Düşünmek 1
Nefi Selamoğlu — Pzt, 12/05/2008 - 12:28
Ansiklopedi maddelerinden psikoloji kitaplarına, Felsefeden temel kaynaklara kadar bir çok kitap tarandığı vakit "Düşünme" üzerine sayısız sözün edildiği, cilalı ve efsunlu bir yığın tarifin yapıldığı görülür. Bunlardan bazıları şu şekilde sıralanabilir:
"Objeler yerine onların sembolik mümessilleriyle problem çözme."
"Düşünme, simgesel aracılık (Symbolic mediation) işlemidir."
Nefsin külli nefsden istifade etmesi. Çünkü külli nefs, bütün alim ve düşünürlerden daha çok tesir eder ve daha çabuk öğretir. Düşünce kapısı nefse açılınca, nefis düşünmenin ve sezgi ile istenene ulaşmanın keyfiyetini bilir." vs. vs.
Evliya Torunuma Babasının Nasihatları
Nefi Selamoğlu — Pzt, 07/04/2008 - 08:10
Tarihte kaç kişi vardır eseriyle bu denli özdeşleşen? Bilebilir misiniz? Tamam Hicv deyince ben aklınıza gelirim de benim yerim başka siz de bilirsiniz, nihayetinde ben “Mu’cizeler söyleyen bir papağanım.” Amma ve lakin Seyahatname deyince hemen aklınıza asırdaşım ve genç torunum Evliya Çelebi gelir. Tarih ve Edebiyatın bu vazgeçilmez çocuğu hakkında çok rahat ulaşabileceğiniz biyografisini bir yana bırakarak “Babasının Evliya Çelebi’ye nasihatlarını" zamane gençleri ile paylaşmak istedim. Her ne kadar “nasihat” sizlerde bıkkınlık ve usanç meydana getirecek olsa da erinmeden aşağıya yazdığım metni sabırla okumanızı murad etmekteyimdir.
Çatık Kaşlarla
Nefi Selamoğlu — Pzt, 31/03/2008 - 16:25
Çatık kaşlarla dağılıyoruz arza. Konuşmalarımız, yazılarımız keskin kılıç. Kıt kanaat aklımızla durmadan birilerini bir şeylerle itham ediyoruz. Yarım bilgilerimizin kıratınca yuvarlandığımız derin vadilerde halimizin ilmine de alabildiğine uzağız.
Yıldız’dan Beri
Nefi Selamoğlu — Per, 20/03/2008 - 14:20
Yıldız’ın pencerelerinden bakan adam önce sürgüne, sonra öbür dünyaya gitti gitmesine lakin Fukuyama’nın beyanı üzere ne tarihin sonu geldi ne sıkıntılarımızın. Hâlâ aynı otlakta kalan atlarımız, meşrutiyet sloganları arasında kelle alıp kelle vermenin ulusal mizahını kara gözleriyle seyirden kurtulamadılar.
Geldiler – Gördüler - Yendiler
Nefi Selamoğlu — Paz, 16/03/2008 - 10:18
Venedik gemileri limana yanaştı. İlk karşılayanlardan biri 6. Filo oldu. Devrimciler, yüksek tonda sloganlarla buyur ettiler. Che, oradaydı. Orhan Pamuk, Tolstoy, Cemil Meriç, Kemal Tahir ve hatta Galatasaraylı Hagi oradaydı. Yıldız Sarayı’ndan aralanan tül perdenin gerisinden bir çift efsunlu göz, müteessir seyrediyordu manzarayı.
Niyet
Nefi Selamoğlu — Salı, 11/03/2008 - 19:49
Miladı yırtıp attık güvercin kanatlarından. Zamana tütsüler dökülüp kafiyelere yaranmayacak artık. Kimse. Hiç kimse ne olup bittiğini anlamayacak. Yalnız gizemi kalacak heyecan ve tecessüs sahibi insanlara gecenin. Uygun adım yürüyüşler, hep bir ağızdan marşlar söylenmeyecek. Çünkü çok gizli aşkların ihanetine yöneldi takvim yaprakları. Bahar, yalancı çehresini fırlatıp attı bir yana. Bakire sevgililer anne oldu yabancı babalara.



Son yorumlar
10 sa. 54 dk. önce
11 sa. 10 dk. önce
18 sa. 9 dk. önce
18 sa. 13 dk. önce
18 sa. 14 dk. önce
18 sa. 25 dk. önce
18 sa. 29 dk. önce
1 gün 1 sa. önce
1 gün 14 sa. önce
1 gün 19 sa. önce