Bakışı Güzeller
Tek Bir Söz
Fatih Mehmet Mirza — Cum, 11/09/2009 - 09:44
“Dünyanın gördüğü her büyük başarı, önce bir hayaldi. En büyük çınar bir tohumda, en büyük kuş bir yumurtada gizliydi.”
James Allen’ın bu sözünü her okuduğumda inancın vazgeçilemeyecek en ulvi duygu olduğunu hatırlarım. Hayaller ve getirdikleri veya götürdükleri…
Hep bir başlangıcı vurgular bu cümle, yaşama atılan ilk adımı, hayata sunulan ilk manayı.
Yıldızlar En Çok Onları Selamlar
medine dogan — Per, 30/04/2009 - 14:44
Yibo çocuklarına…
Araba hızla kasabadan ayrılıyordu. Ve başlıyor küçük olan kız elektrik direklerini saymaya, ”bir, iki, üç, dört, beş… On… On beş…” Gözlerini açtığında kaç direk, kaç köprü geçtiğini sayamamanın üzüntüsü ile geri kalan yolu izlemeye başlamıştı. Şimdi nasıl hesaplayacaktı annesi ile arasında geçen mesafeyi. Henüz okuma yazma bilmeyen bu kız için camda izlediği hurma ağaçları, o kadar düzenli gelmişti ki… Bir an hurma ağaçları bitti tel duvarlar arasında büyük demir kapının önünde durdu araba korkmuştu, çocuklar arabada ürkek adımlarla inerek, babalarının ardında birbirine sokularak beklediler .Ne kadar büyük bir kapı diye düşündü küçük kız.Acaba bir daha çıkmayacaklar mıydı? Ürkerek ablasına sokuldu. Acaba o da korkuyor muydu?Acılan kapı ile iki kenarı Hurma ağaçlı yolda babalarını takip ettiler . İdarede kayıt işlemleri yapılmıştı. Küçük kız hiçbir şey anlamamıştı. Biraz da babaları onları bırakıp gidecekti… Belki anneden ayrılmak kadar zor olmayacaktı. Ellerinden tutulan çocuklar okul bahçesine gelmişti… Artık baba da yanlarında değildi. Haşarı olan oğlan çocuğu ne kadar uslanmıştı. En küçüğü altı, en büyüğü on olan bu dört kardeş hiç olmadıkları kadar sokuldu birbirine, bankta annesi ile oturan kız çocuğu onu bırakmıyordu, eteklerinde sarılmış, “ummi” diye ağlıyordu…
Duyarken, Duyarsızlaşmak
Fatih Kayabaşı — Pzt, 19/01/2009 - 15:55
Vefa’dan Süleymaniye’ye hızlı adımlarla yürürken insanlara sırtını dönmüş bir çocuğu gördüm. Ayakları yalındı. Ellerini vücudunun arkasına atmış, bir eli diğer elinin üzerindeydi. Bulunduğum yerden heyecanla seslendim:
-Şişşt…Küçük çocuk buraya bakar mısın?
Aynı cümleleri tekrar tekrar kurmuştum ama nafile cevap vermiyordu. Yanına gidecektim; ancak çok acele bir işim vardı yetişmek zorunda olduğum.
-Allah’ım! Sen bu gariplerin yardımcısı ol diyerek oradan geldiğim gibi hızlı adımlarla uzaklaşmaya başladım.
"Sehl-i Mümteni" ve Yapı Nazariyesi
M.Nuri Bingöl — Per, 31/07/2008 - 08:20
Eleştirmenler edebî türlerde belli yapı elemanlarını ifâde eden, göz ve gönüllere türlü mânâları ağdıran, akıl ve idrâk melekesine apayrı fikirleri aksettiren bazı temel unsurları – bildiğiniz gibi- tesbit etmişlerdir. Bu nevi unsurların klasik tanımları çokların karihasında. İşin o yanını “ estet”lere bırakmak, demek istediğimi daha kestirme yollara çevirir.
“Irmaklarca” Şiir
bedran yoldaş — Per, 29/05/2008 - 13:32
Irmaklarca, Murat Soyak’ın ilk göz ağrısı. Yılların birikimlerini mısralara aktaran şair taşralı. Niğdeli. Niğde de doğup büyümüş. Marmara Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyat bölümü mezunu. Bir dönem “gül aydınlığı” adlı bir dergi çıkarmış.
Felsefe ve Biz
M.Nuri Bingöl — Çar, 07/05/2008 - 13:45
Kelime iştikakı , türediği kök kelimeler, filos ve zofos; ikisi birlikte “ Düşünce dostluğu veya devamlı fikren arama taraftarlığı” manasındadır. Tatbikat ve şuur bakımından da aşağı yukarı aynı manaya geliyor. Bir farkla; “hiçbir önkabul veya değerler sistemine bağlı kalmadan yapılan bir düşünce arayışı...”
Şeyh Galib Ve “Zügürtlük” Gazeli
M.Nuri Bingöl — Pzt, 28/04/2008 - 14:08
Şeyh Galib denilince, kalem ehli ya da edebiyata müştak insanların çoğunun aklına eminim ki “Hüsn ü Aşk” mesnevisi gelir. Hani “mecazi” bir aşk hikayesinden hareketle, türlü alegoriler kulanılarak, “aşk-ı hakiki” olan “ Mutlak Maşuk”a vasıl olunmanın hikayesi var ya; işte o eser.Meselenin daha fazla “derun”una inen “kalp ehlince”, yazıldığı lisanın farklı olduğu “Mem ü Zin” mesnevisi ile mukayese neticesinde bedihi kanaatlere ulaşılabilen manzum hikâye.
Aynalardan Yansıyanlar
Sergül Vural — Cts, 19/04/2008 - 23:16
Aynalarda öyle bir ben var ki kimi zaman bir çocuk kadar saf ve temiz, kimi zaman delikanlı çağım kadar genç ve dinamik, kimi zaman yüzünde derin izler taşıyan bir ihtiyar. Keşfedemediğim bir kilit gibidir gözlerim aynaların gözlerinde. Hayat denen bu saklambaç oyununda sobelenmek istemeyen bir ebe gibiyim. Gözlerimi kapatsam da kapatmasam da anahtarını arayan bir kilitle aynı kefedeyim .
