İz Bırakanlar
Bir Hükümeti Deviren Kadın: Fadime Şahin
Fatih Kayabaşı — Per, 04/03/2010 - 19:50
Çizgi filme benzemiyordu ekranlarda gördüğüm. Çocuktum. Algılayamıyordum yaşanılanları.
Sözde bizlerden biri haber bültenlerine çıkıyordu. Yeni Türban sitiliyle; ablamız, kardeşimiz, kızımız sandığımız bu kişi sanki gelecekten geliyordu. Masum saf rolüne bürünen bu kız, yüreklere: ‘‘ Yuh be! Hacılardan, Hocalardan korkacaksın’’ Brifingleri veriyordu. Ne yalan söyleyeyim! Ben de inanmıştım bu masum ablamıza. Ama sonraları bu kızın bizlerden biri değil, aksine onlardan biri olduğunu - öğrenecektik - öğrenecektim.
Kayseri’den Bir Derya Geçti: Rey Yayıncılık
Kâni Çınar — Paz, 14/02/2010 - 07:36
Kayseri kültürünün Süleymaniyesi sevgili Esat Ayata’nın yanına varıyoruz. Bu sefer ki varış sebebimiz ne çay içip muhabbet sıcaklığı dermek ne de kitap aşıklarının vaz geçilmez mübtelalığı kitaplarla haşır neşir olmak… Sebebi ziyaretimiz, Sevgili dostumuz Asım Gültekin’e verdiğimiz sözü yerine getirmek için Kayseri yayın dünyasının en nadide kuruluşu olan Rey Yayıncılık’la ilgili birinci ağızdan bilgi almak…
Esat Ayata, her zamanki samimiyeti ve muhabbeti ile kucaklıyor bizi. “Bir gün” diyoruz “surat asmaz mısın sen? Yine mi siz demez misin?” Gülüyor. Daha yerlerimize oturmadan çaylarımız söyleniyor. Eskiden çaycılar için diafon vardı, çay pek sıhhatli olmayan bir şekilde söylenmeye çalışılır ve ekseriya iletişim probleminden dolayı çaylar ya eksik gelir ya hiç gelmezdi. Esat Ayata aşmış bu günlük sıkıntıları. Messenger ile söyleniyor çaylarımız, bismillah demeden sehpada yerini alıyor.
Özgürlüğün İçindedir Tutsaklık
Fatih Mehmet Mirza — Cum, 12/02/2010 - 09:01
“Her Özürlük içinde bir tutsaklığı barındırır”
Tutsaklık ve özgürlük kelimelerinin zihnimde vücut bulması çocukluk yıllarımda olmuştu.
Karasal iklimin hâkimiyetini sürdüğü bir şehirde dünyaya misafir oldum. Üç çocuklu ailenin en küçüğüydüm. İklimin etkisinden olsa gerek, meşrebi sert bir babam ve vakur duruşlu bir annem vardı. Ablam hamaratlığı ile anneme benzerken, ağabeyim sergilediği duruş ile benim önderim konumuna çoktan gelmişti. Babam her akşam yemekten sonra bizleri bir arada toplar ve yaşamamızı sorgulamamızı gerektiren değerleri bize anlatırdı. İnandığımız gibi yaşamayı bize öğreten belki de tek değerdi babam.
- Fatih Mehmet Mirza yazıları
- yorumlamak için giriş/kayıt gerekli
- tamamı
Hasan Nail Canat'a Vefa
Asu Turnacı — Cum, 05/02/2010 - 10:09
Şair, yazar ve oyuncu Hasan Nail Canat'ın 41 yıllık sanat hayatına ait resim, yazı ve görüntülerin yer aldığı http://www.hasannailcanat.com adlı internet sitesi kuruldu.
Alınan bilgiye göre, 21 Ekim 2004'te vefat eden Hasan Nail Canat'ın adına kurulan sitede, sanatçının hayatı, eserleri, fotoğrafları, videoları ile aldığı ödüllere yer verildi.
Sitede, sevenlerinin Hasan Nail Canat hakkındaki duygu ve düşüncelerini yazabilecekleri 'Şeref Defteri' ve 'Anma Defteri' de açıldı.
Allah Yolunun Sevdalısı: Alleme Muhammed İkbal
abdurrahman tunç — Salı, 17/11/2009 - 08:30
Benlik
Benliğinizi altın gümüş karşılığında satma,
Kıvılcım karşılığında alev vermezler.
Sürmesinden acemin gözü ince görüşlü olan
Ve hakikatleri gören Firdevsî şöyle der:
Para uğruna kötü ve alçak tabiatlı olma!
Para olmasa da iyi huyunu terkedenlerden olma! ’.
"Işık Doğu'dan Gelir" ve İhvan-ı Safa Üzerine
salihfurkan — Pzt, 28/09/2009 - 12:14
İçinde çok farklı kavram ve konuları sembolleştiren bir eserle karşı karşıyayız. Siyaset, felsefe, sosyoloji ve din bunlardan sadece birkaçı. “Tüm bunlar bir ışık ve hepsi “Doğu” dan gelir.” demeye getiriyor münevverimiz. Doğuyu bilmeyenlere bir isyan, tanımak isteyenlere rehber aslında eserimiz. Hiç gündeme gelmemiş, gündeme geldiğinde üzerinde muhakemeye değer bir şey bulunamamış eserler ve konuları peşi sıra tanımaya çalışacağımız orijinal bir içerik. Amacı ders vermek değil, tanıtmak. “Ansiklopediler”, “ İslam’da Kozmolojik Doktrinler”, “Muhteşem Bir Abide: Doğu Kütüphanesi”, “Bible Yahut Kitab-ı Mukaddes” içindekilerden sadece birkaçı. Az sözle çok şeyi dillendiren hazine.
Bir Şairin Kemikleri
irfan Setenci — Çar, 26/08/2009 - 08:51
Bir vakit şiir kitabından mısralarını okuduğum hayalini, ufkunu, hayatını kağıda döken adam öleli 20 sene olmuştu, şimdi 32’ ye tamam olmuş. 32 yıl geçmiş son nefesini vereli, her yolcunun gezindiği dünya zemininden bodruma ineli.
32 yıl sonra açılan kabirde kayda değer yekpare sayılabilecek bir kafa tası, bir kalça kemiğinden maada, kırık dökük iki avuç kemik kalmış kafiyesiz, redifsiz. Kafiyeli tek şey var, soy adları ve DNA kodları. Çünkü bugün o şairin oğlunu gömdük aynı kabre, yanına.
- irfan Setenci yazıları
- yorumlamak için giriş/kayıt gerekli
- tamamı
Yüreği Kefeninden Ak Bir Güzel İnsan: Faruk Yücel
M.Nihat Malkoç — Paz, 14/06/2009 - 14:02
Sevdiklerimiz ötelere göçerken aslında bir yanımızı da beraberinde götürüyorlar. Her geçen gün biraz daha yalnızlaşıyoruz; belki en uygun tabirle gittikçe azalıyoruz. Barış yerine özlemler getiriyor uzaklardan güvercinler… Terk edilmişliğin acısı çöküyor yüreğimize.
‘Her ölüm erkendir’ aslında. Çünkü beden yaşlansa da ruh her dem taze kalıyor tende. Ölüm daha çok yaşlılara yakıştırılıyor. Onun içindir ki ölümle alakalı olarak halk arasında ‘Yaşlılar sıra sıra, gençler ara sıra…’ sözü söylenir. Ara sıra karşılaştığımız genç ölüler bizi iyice üzüyor ve sarsıyor. Onların boşluğunu hiçbir şey doldurmuyor. Bunu yaşayanlar bilir ancak… Ateş bu durumda düştüğü yeri yakmakla kalmaz, yangın yüreğe kadar varır.
Son Devrimci
Aynur Yavuz — Pzt, 25/05/2009 - 11:02
“Dünya artık hiçbir zaman 1 Şubat 1979’dan önceki gibi olmayacak”. (Times-1980)
Neredeyse kural gibidir bu ülkede bazı şeyler.
Herhangi bir kişi, olay veya olgu karşısında birimiz ak diyorsa, diğerine göre bahsi edilen o şey, kesinkes karadır. Bunun ortasını bulmak pek güçtür. Ama imkansız da değildir.
Orta yolda buluşamadığımız kişilerden biri de Humeyni. Kimine göre “zamanın put kıran İbrahim’i o. Son devrimci diyor bazıları da. Atatürk ve Humeyni karşılaştırması yapanlara ise hiç değinmiyoruz. Sonuç olarak biri göklere çıkarıyorsa, biri yerin dibine gömüyor İmam Ayetullah Humeyni’yi. Peki asıl gerçek ne?
Şah-ı Ezhar'ı Fatıma
Mehlika Toyga — Cum, 15/05/2009 - 11:29
Fatıma'nın ektiği gözyaşı ki derûnumda büyüyen,
analardan analara devir devran sürülen,
cennetin kızlarına mihir deyü verilen,
karanlığın gündüzleri esir tuttuğu asrın
üzerini mihr-ü meh ile bürüyen.
Anka'yı saldılar da hüznün diyarına,
nurdan bir parça getirdi kuzgun sabahıma,
fi'l-hâl efendimden bir iz bırakıldı bana,
iffet ve tevazuyu bekleyen aşiyanıma...



Son yorumlar
7 sa. 43 dk. önce
8 sa. 6 dk. önce
8 sa. 48 dk. önce
12 sa. 5 dk. önce
12 sa. 50 dk. önce
23 sa. 13 dk. önce
1 gün 9 sa. önce
1 gün 10 sa. önce
1 gün 11 sa. önce
1 gün 16 sa. önce