İz Bırakanlar
Üstad Ferîd Kam
Nefi Selamoğlu — Çar, 30/06/2010 - 08:15
Ömer Ferit Kam, 1 Şaban 1280/ 11 Ocak 1864'te İstanbul'da Beylerbeyi'nde doğmuştur.
Ülkemizde yetişen ilk doktorlardan Gazi Ahmet Muhtar Paşa'nın oğludur, dedesi ise Çankırılı Deli Kurtoğulları'ndan Sadık Efendi'dir. Annesi, Çankırılı Molla Kuzu ailesinden Emin Efendi'nin kızı Fatma Fıtnat Hanım'dır.
Ahmet Muhtar Paşa, Sultan II. Abdülhamit ile tanışmış ve beraber tavla oynayacak kadar samimiyet kurmuş, daha sonra saray doktorluğuna atanmıştı. Kendisi ilim ve sanat adamlarını sever, onları konağında ağırlardı. Bu toplantılara Giriftzen Âsım Bey, Hacı Faik Bey, Kemençeci Vasilâki, Neyzen Salim Bey ve Tamburî Ali Efendi gibi sanatkârlar katılırdı. Bu toplantıları yakından takip eden Ferit Kam, Tamburî Ali Efendi'den tambur dersleri almıştır. Bu musikî toplantılarının tesiri Ferit Kam'dan onun oğlu Ruşen Ferit Kam'da kendisini göstermiş ve önemli bir kemençe üstadı olmuştur.
Sır'rın Kanatlarında Gece
nur zelal — Cts, 24/04/2010 - 08:52
(Hem yaramız, hem şifamızdır)
“Başkaları “diye girdi muhabbete öyle orta yerden. Zaten ne zaman bir araya gelsek ya bağdaş kurardı yere - o zaman bilirdik ki uzun susmaların ve yitip gitmelerin vaktidir- ve gözlerini olmayana dikerdi. Ya da şöyle kurulurdu üst başa, meselemizin tuvaline umulmadık bir rengin sayhası düşerdi. Ses miydi,içimizde tüten dumanı mıydı ‘yok’luğun?
Bu defa garip bir hal vardı üzerinde. Sanki bir kapının açılmasını bekler gibi saygıyla başını öne eğmiş, bir yandan da kimsenin görmesini istemediği bir endişeyle dondurmak ister gibiydi ânı.
Diriliş ve Reddediliş Nesli
Fatih Kayabaşı — Çar, 07/04/2010 - 13:04
Ülkemizin en güzel Aşk şairlerinin başında gelen bir Üstad’ın düşüncelerinden meydana gelmiş bir nesildir diriliş nesli. Hani Monna Rosa’nın ünlü Şairi diyor ya:
Yağmurlardan sonra büyürmüş başak
Meyvalar sabırla olgunlaşırmış
Bir gün gözlerimin ta içine bak;
Anlarsın o zaman ölüler niçin yaşarmış
Yağmurlardan sonra büyürmüş başak
İşte Şairin bu dediğini uygulayıp O’nun gözlerinin içine baktığında Muazzez Akkaya Hanım, - Gerçi bu şiirin genelini irdeleyip akrostiş dizilişine baktığınızda Üstad, Muazzez Akkayam diyerek duygularını iyice perçinleştiriyor - anlayacaktı ölülerin nasıl yaşayacağını. Ama biliyorum Muazzez Hanım hiç anlamadı Onu. Hiç de dinlemedi. Dinleseydi bu şiir o Şairin yüreğinden dökülür müydü hiç? Evet doğru yoldasınız. Sezai Karakoç’tan bahsediyorum.
Bir Hükümeti Deviren Kadın: Fadime Şahin
Fatih Kayabaşı — Per, 04/03/2010 - 19:50
Çizgi filme benzemiyordu ekranlarda gördüğüm. Çocuktum. Algılayamıyordum yaşanılanları.
Sözde bizlerden biri haber bültenlerine çıkıyordu. Yeni Türban sitiliyle; ablamız, kardeşimiz, kızımız sandığımız bu kişi sanki gelecekten geliyordu. Masum saf rolüne bürünen bu kız, yüreklere: ‘‘ Yuh be! Hacılardan, Hocalardan korkacaksın’’ Brifingleri veriyordu. Ne yalan söyleyeyim! Ben de inanmıştım bu masum ablamıza. Ama sonraları bu kızın bizlerden biri değil, aksine onlardan biri olduğunu - öğrenecektik - öğrenecektim.
Kayseri’den Bir Derya Geçti: Rey Yayıncılık
Kâni Çınar — Paz, 14/02/2010 - 07:36
Kayseri kültürünün Süleymaniyesi sevgili Esat Ayata’nın yanına varıyoruz. Bu sefer ki varış sebebimiz ne çay içip muhabbet sıcaklığı dermek ne de kitap aşıklarının vaz geçilmez mübtelalığı kitaplarla haşır neşir olmak… Sebebi ziyaretimiz, Sevgili dostumuz Asım Gültekin’e verdiğimiz sözü yerine getirmek için Kayseri yayın dünyasının en nadide kuruluşu olan Rey Yayıncılık’la ilgili birinci ağızdan bilgi almak…
Esat Ayata, her zamanki samimiyeti ve muhabbeti ile kucaklıyor bizi. “Bir gün” diyoruz “surat asmaz mısın sen? Yine mi siz demez misin?” Gülüyor. Daha yerlerimize oturmadan çaylarımız söyleniyor. Eskiden çaycılar için diafon vardı, çay pek sıhhatli olmayan bir şekilde söylenmeye çalışılır ve ekseriya iletişim probleminden dolayı çaylar ya eksik gelir ya hiç gelmezdi. Esat Ayata aşmış bu günlük sıkıntıları. Messenger ile söyleniyor çaylarımız, bismillah demeden sehpada yerini alıyor.
Özgürlüğün İçindedir Tutsaklık
Fatih Mehmet Mirza — Cum, 12/02/2010 - 09:01
“Her Özürlük içinde bir tutsaklığı barındırır”
Tutsaklık ve özgürlük kelimelerinin zihnimde vücut bulması çocukluk yıllarımda olmuştu.
Karasal iklimin hâkimiyetini sürdüğü bir şehirde dünyaya misafir oldum. Üç çocuklu ailenin en küçüğüydüm. İklimin etkisinden olsa gerek, meşrebi sert bir babam ve vakur duruşlu bir annem vardı. Ablam hamaratlığı ile anneme benzerken, ağabeyim sergilediği duruş ile benim önderim konumuna çoktan gelmişti. Babam her akşam yemekten sonra bizleri bir arada toplar ve yaşamamızı sorgulamamızı gerektiren değerleri bize anlatırdı. İnandığımız gibi yaşamayı bize öğreten belki de tek değerdi babam.
- Fatih Mehmet Mirza yazıları
- yorum yap >giriş/kayıt
- tamamı
Hasan Nail Canat'a Vefa
Asu Turnacı — Cum, 05/02/2010 - 10:09
Şair, yazar ve oyuncu Hasan Nail Canat'ın 41 yıllık sanat hayatına ait resim, yazı ve görüntülerin yer aldığı http://www.hasannailcanat.com adlı internet sitesi kuruldu.
Alınan bilgiye göre, 21 Ekim 2004'te vefat eden Hasan Nail Canat'ın adına kurulan sitede, sanatçının hayatı, eserleri, fotoğrafları, videoları ile aldığı ödüllere yer verildi.
Sitede, sevenlerinin Hasan Nail Canat hakkındaki duygu ve düşüncelerini yazabilecekleri 'Şeref Defteri' ve 'Anma Defteri' de açıldı.
Allah Yolunun Sevdalısı: Alleme Muhammed İkbal
abdurrahman tunç — Salı, 17/11/2009 - 08:30
Benlik
Benliğinizi altın gümüş karşılığında satma,
Kıvılcım karşılığında alev vermezler.
Sürmesinden acemin gözü ince görüşlü olan
Ve hakikatleri gören Firdevsî şöyle der:
Para uğruna kötü ve alçak tabiatlı olma!
Para olmasa da iyi huyunu terkedenlerden olma! ’.
"Işık Doğu'dan Gelir" ve İhvan-ı Safa Üzerine
salihfurkan — Pzt, 28/09/2009 - 12:14
İçinde çok farklı kavram ve konuları sembolleştiren bir eserle karşı karşıyayız. Siyaset, felsefe, sosyoloji ve din bunlardan sadece birkaçı. “Tüm bunlar bir ışık ve hepsi “Doğu” dan gelir.” demeye getiriyor münevverimiz. Doğuyu bilmeyenlere bir isyan, tanımak isteyenlere rehber aslında eserimiz. Hiç gündeme gelmemiş, gündeme geldiğinde üzerinde muhakemeye değer bir şey bulunamamış eserler ve konuları peşi sıra tanımaya çalışacağımız orijinal bir içerik. Amacı ders vermek değil, tanıtmak. “Ansiklopediler”, “ İslam’da Kozmolojik Doktrinler”, “Muhteşem Bir Abide: Doğu Kütüphanesi”, “Bible Yahut Kitab-ı Mukaddes” içindekilerden sadece birkaçı. Az sözle çok şeyi dillendiren hazine.
Bir Şairin Kemikleri
İrfan Setenci — Çar, 26/08/2009 - 08:51
Bir vakit şiir kitabından mısralarını okuduğum hayalini, ufkunu, hayatını kağıda döken adam öleli 20 sene olmuştu, şimdi 32’ ye tamam olmuş. 32 yıl geçmiş son nefesini vereli, her yolcunun gezindiği dünya zemininden bodruma ineli.
32 yıl sonra açılan kabirde kayda değer yekpare sayılabilecek bir kafa tası, bir kalça kemiğinden maada, kırık dökük iki avuç kemik kalmış kafiyesiz, redifsiz. Kafiyeli tek şey var, soy adları ve DNA kodları. Çünkü bugün o şairin oğlunu gömdük aynı kabre, yanına.
- İrfan Setenci yazıları
- yorum yap >giriş/kayıt
- tamamı

Son Yorumlar
1 gün 20 sa. önce
1 gün 20 sa. önce
2 gün 14 sa. önce
3 gün 15 sa. önce
4 gün 2 sa. önce
6 gün 8 sa. önce
6 gün 9 sa. önce
6 gün 13 sa. önce
6 gün 13 sa. önce
6 gün 14 sa. önce