Gelişi Güzel
Bir Oyun Tuttum
asude zeynep toprak — Pzt, 16/11/2009 - 14:12
Üzerime geceyi çekiyorum sevgilim. Üzerimi yağmurdan bir şehir örtüyor, tam alıştım derken gök gürlüyor. Tam unuttum derken üzerime sen düşüyorsun. Tam yenilendim derken, ısınmaya duruyor şehir. Güneşi giyiyorum sırtıma.
Bilmediğin çok şey var. Örneğin, nasıl uyur bir şehir bunu bilmiyorsun. Bir şehrin uyuması için ne gibi gereksinimleri olduğundan habersizsin. Sen uykuya dalarken uyanır bir şehir bunu da bilmezsin. Sen uykuya daldığın sırada sana bakakaldığımı da bilemezsin. Hiçbir şeyden haberin yok sevgilim, boşuna okudun onca şeyi…
Bayramsa Bayramınız Mübarek Olsun
Fatih Kayabaşı — Paz, 20/09/2009 - 06:27
Bu yazı hiç de klasik bayram mesajları taşımayacak… Çağa ayak uyduran, ilerici, gerici tutumlar sergilemeyen, alışık olmadığımız duyguların hislerine kapılacaksınız. Sıkılmayacaksınız amma velâkin bunalacaksınız. Bu dünya size yetmeyecek. Üzülmeyin, gevşemeyin, korkmayın! Allah müjdeyi veriyor Kur’an-ı Kerim’de. Evren genişliyor…
Ne zahmet etiniz, ne gereği vardı bunca emeğin? Soframızı öyle zengin tutmuşsunuz ki bir kuş sütü eksik. Kabir ziyareti mi dediniz? Efenim daha dün gittik. Hele bir kahvaltımızı yapalım gün ne hediyeler sunacak bizlere…
Sustun Be adam
Fatma Zehra Arslan — Per, 16/07/2009 - 07:15
Sudan sebeplerle yıkayalım ömrümüzü
Kireçlenmiş ruhlara inciler takalım
Belki parlar vücutlar…
Ölümümüze ahenk katalım incinin beyazından olsun kefenimiz
Hep inleyen bir zılgıt çekelim…
Aslında biz çok şeyler yapalım
Gidelim gelelim bazen hiç dönmeyelim
Ebelemeç oynayalım hep sen ebe ol
Ben hep körebe oyununda hayata karşı kör olayım…
Kâbuslara Bilet Satılır Sensiz
leyla marankoz — Salı, 12/05/2009 - 12:41
Annem de bütün anneler gibi alüminyum tepsilerde pirinç ayıklardı. Garip olmayan, ağdalanmış bir aşinalık armağan ederdi bize her sabah. Her sabah bitmek tükenmek bilmeyen bir şefkat ısmarlardı rabbine sanki.
Şefkatinin kadife kumaşından ver bana diye ağlayışım boşa değildi. Ben ağladım mı, alnında yürünmemiş sokakların acemilikleri, izlenmemiş gün batımlarının huzursuzlukları belirirdi onun. Çıkıp gidemeyeceği bir mahkûmiyeti vardı bize zannımca. Salata suyuna ekmek banmak kadar çocukçaydı gülüşü. Her zile basışımda kapıyı açacaktı, bilirdim.
Nihavend Kıyılar
Leyla Karaca — Paz, 03/05/2009 - 18:03
Aşık, bir damla suya baktı, onun yüreğine daldı.Aşk, bir damla suda baldı.Baldırandı.O bir damla su harlandı.Harelendi. Dile geldi. Tel tel döküldü. Şerbetlendi.
Su damlası varlık aleminde gözünü açınca, ilkin bir yudum muhabbet aradı ve dört bucağa bakındı . Yanıbaşında dev bir keder evinin kucağında karılı buldu muhabbeti.O keder evi, dev bir hanın önünde bir halayık gölgesi kadardı .
Türk Aşk Müziği
Güçer KAFA — Per, 26/03/2009 - 16:45
Türk Sanat Müziği dinlemeyi sever misiniz? Yoksa zamandan kaynaklanan eğilimlerin dürtüsüyle, müzik olduğu ileri sürülen gürültülerden keyif mi peydahlarsınız? Hep merak etmişimdir! Acaba günlük tüketim malzemesi olarak piyasaya sürülen şarkıların kaç tanesi, dinleyenini başka alemlere götürmeye muktedir? Yanlış anlamayın… Elbette ki takdire şayan eserler ve yorumcuları kast etmiyorum burada… Ama artık klasik olduğu söylenen sanat müziğimizin, insanın gönlünde alevlendirdiği his demetini, zamanımızın müzik eğilimleri içermiyor çok defa… Şöyle bir sav ileri sürerek konuyu derinleştirmekte fayda var zannımca:
Aşkın idrakine vardıkça, Türk Sanat Müziğinin sihrini yaşamaya başlıyor insan… Bunu ısrarla vurguluyorum… Hatta daha da ileri giderek Türk Sanat Müziği demektense, Türk Aşk Müziği olarak adlandıralım… Olmaz mı?
Komşusu Aç İken Tok Yatanlar…
Bilal Atış — Pzt, 02/02/2009 - 14:50
Bir Pazar sabahı İstanbul’un yeni gözdelerinden Başakşehir’deyim. Eşimin ailesi burada ikamet ediyor. Kayınpederim etinden tırnağından arttırdıklarıyla Başakşehir’de 67,5 metrekarelik bir daire aldı. Kendi tabiriyle yirmi beş senelik kiracılık da bitmiş oldu. Bazı hafta sonları kayınpederlerimde kalırız. Her defasında rast geldiğim görüntüler ve İstanbul’un değişik semtlerinde rastladıklarım beni hep düşündürmektedir.
Sabah taze ekmek almak için sitenin merkezindeki markete ve yanındaki fırına gittim. Başakşehir ağırlıklı olarak İslami hassasiyeti olanların ikamet ettiği bir yer. Müslüman kesimin gözde mekânlarından birisi denilebilir.Bir çok tanıdığım, yakınlarının yerleşmesi veya çocuklarını daha iyi yetiştirmek gibi kaygılarla Başakşehir’e taşındılar. Dışarıdan bakınca da hali vakti yerinde olanların toplandığı bir yer haline geldi. Son zamanda ikamete açılan 5. etap ve 125–150 metre karelik yerleşim yerlerinde elit bir Müslüman yapı oluştu.
Vird-i Nûn
Nihan Öz — Cts, 31/01/2009 - 09:41
Bahar kapıda, rûzigâr bir hışım esmede! Sanki bir alacağı var bulutlardan... Savurup, savrulup duruyor... Radyodaki ses, boğuk.. başka bir diyardan gelmede sanki;
“Benim gözlerim yeşildir âh, onun gözleri kara;
Ben günah kadar kadar beyazım, o tevbe kadar kara...”
‘günahın beyazı;
tevbenin karası...’
İşte yine çıkışı bulamayacağım bir yola erdim. Hikmet ve sükunetle gelip geçenleri, gıpta nazarları ile temaşa edeceğim bir mevkideyim. Buraya nasıl geldim, bilmiyorum. Dünyamı arıyorum, kelimelerini, kendimi. Sendeyim, kaleminde...
Kalemindeyim...
Yaprak döküyorum, ağaçlar gibi
mehsani — Per, 25/12/2008 - 20:37
Otları sararmış kıraçlar gibi
Sonbahardan kışa doğaçlar gibi
Açlığa direnen sağ açlar gibi
Yaprak döküyorum ağaçlar gibi
Yılkıya sürülmüş hür atlar gibi
Ömrü vefa etmez zül artar gibi
Ağır aksak cürm-ü süratler gibi
Yaprak döküyorum ağaçlar gibi

Son yorumlar
34 dk. 45 sn. önce
32 dk. 54 sn. önce
1 sa. 22 dk. önce
13 sa. 11 dk. önce
22 sa. 56 dk. önce
1 gün 4 sa. önce
1 gün 6 sa. önce
1 gün 23 sa. önce
2 gün 2 sa. önce
2 gün 23 sa. önce