Hay Sızı
Yüreğimin Tortusu
ismail okutan — Cum, 08/01/2010 - 10:03
Büyür evlatlarım elbette bu zorba eller altında
Büyür gür ırmaklarla sulanan deli ormanlar gibi.
Mademki sana bir çıkış sunamıyorum
Gel çıkar beni bu girdabın kollarından
Çıkar yüreğimi mazlum ve masum ayarından
Ey kalbimin sonsuzluğa uzanan
Ölümsüz sevdasının sahibi
Yeni doğan bir güneş gibi al yükselt beni
Susuyorum
Mehmet Akif Baltacı — Pzt, 14/12/2009 - 14:31
Bir seher vakti arkandan bakarcasına, söyleyemediklerimi suskunluğumla anlatıp eğiyorum başımı..Bir el uzatımı kadar yakınımda olduğun günler geliyor aklıma .Gözlerinde bulduğum gülümsemeni bir unutabilsem ah çıksa aklımdan her sözün.Güzel yüreğin kadar yüreklenebilsem, hasretimi yazsam dağlara , en onulmazından bir sevda titretse dağların taşdan bedenini.Kuyuya atılmış bir yusuf kadar çaresizim şimdi.Bir seher vakti Züleyha nın arkasından yırttığı gömlek kadar anlamlı.Gözlerim ötelerde ..Gül sancısı çeken yüreklerin yaşadığı ülkeleri arıyor ruhum.Sevgili bırakma ellerimi ,gökyüzünde yıldızlar kadar yalnızım şimdi.Ayın güneşe tutulması gibi bir hal seziyorum içerimde.Ilık rüzgarlar vuruyor köpükten gövdeme sarsılıyorum.Kıtalar ötesinden seslenişin çınlıyor kulaklarımda ,ruhunu rüzgara verdiğin günden beri ,her samyeli esişinde senin kokunu duyuyorum.
Ruhum Ötelere Hasret
Mehmet Akif Baltacı — Paz, 29/11/2009 - 10:26
Gönül mabedimde okunan salalarla uyanıyorum bu sabah.Yüreğim yıllardan kalma kitapların raflardaki tozlu hali gibi.Yine savruluyor samyeli rüzgarlarında.Her nefes alışımda bir günahın diyeti gibi yanıyor ciğerlerim.Yanmak temizler tüm günahları diyor bir ses.Yanmışlar yanmaz ki diyorum içimden.Bir narın yaktığı sineleri su bile söndüremez.
- Mehmet Akif Baltacı yazıları
- yorumlamak için giriş/kayıt gerekli
- tamamı
Kerbelâ'da Ağıt Var
Muhammet Esiroğlu — Per, 05/11/2009 - 15:57
Kerbela, ebediyete taşınan bir direniş manzumesidir. Ölüm manifestosu haksızlığa karşı birde. Sindirilmiş duyguların; dumura uğratılmış değerlerin yeniden filizlenmesidir. Yeniden var olmak için atılmış ölümüne bir adımdır, ölümüne bin adımdır. Aşık olmanın adıdır ölüme en Yüce’nin hatırına. En Yüce’nin hatırına ölümle kıyılmış nikahtır bu, Hüseyni bir nikah.
Kerbela, yetmiş iki yiğidin ağlamasıdır. Sanmayın ağladığını ölüm için; haklılığın boynunun bükülmesidir ağlamanın müsebbibi. Kerbela, yetmiş iki yiğidin feryadıdır kulaklarda çınlayan. Sanmayın korkudur feryadın sebebi, feryat hak uğrunda ölmenin gür sesidir, inanan kalplerde. Feryat, mazluma umut, zalime korku salmanın çığlığıdır sindirilmiş duygularda.
Dönemeyişlerin
Fatma Zehra Arslan — Per, 06/08/2009 - 05:34
Uzundu geceler ,
Kör gözleri ruhumda bir yanı tırmalar gibi bakardı
Karanlığa gömülünce uykular,
Koca dişli rüyalar görürdüm hep
Sen hep giderdin , çöllere doğru..
Ay ışığı vurunca sadra,
Birisi dürterdi kollarımı, hasret yeniden başlardı...
Seni Uzaktan Sevdim
muhsin kalender — Cum, 03/07/2009 - 06:44
Ellerinde cüz taşıyan küçük bir çocukken daha, öğretmişti Yaradan bana aşkı.
O vakitler şehlâ gözlerinden yağardı ikindi yağmurları. Ben hep seni ıslanırdım kalabalık caddelerde. Çocuktum ve ürperirdim aşktan. Daha önlüğünü bile kendine yakıştıramayan ben, nasıl yakıştırırdım seni ömrüme. Okulun bahçesinde kuşlar cıvıldardı, ben hep onlardan dinlerdim sana dair şarkıları. Utanırdım, birbirine su içiren mesrûr güvercinlerden. Sen düşerdin aklıma, korkardım.
Hocam Elif derdi, ben seni okurdum cüzünden. Nûn derdi, düşerdi körpe gönlüm cennetler akan yüzünden. Seni şeddelerdim içimin kitabelerine, ne vakit aşk dese biri. Seninle cezimlerdim kirpiklerime düşen hayalini. Bir Lâmelif gibiydin içimde, çeksem bitecekti sanki aşkın elifbâsı. Düşecek gibi olurdum gözlerinden, korkardım.
Kayboluş
Mehmet Akif Baltacı — Salı, 09/06/2009 - 13:34
Titreyen ellerle tuttuğum güllerin kokusuyla uyanıyorum daldığım rüyadan.Hep yarım kalan hülyalar birikiyor
kitaplığımın tozlu raflarında. Bu sefer olacakların sorumluluğunu üstlenmeden tekrardan dalıyorum hayallere.
İçimdeki yürekli adamın çığlıkları , ağlayan bir çocuğun hıçkırıklarına karışıyor pervasızca.
Gitmeler ,gelmelerle aşınan kapılar, ardında tozlu ayak izlerini bırakıyordu kaybolmuşluğa inat.Bir adım kala
hasrete, vuslata ve özleme köşeyi dönedüğümde kayboluyordu her şey .Ellerimin altından kayıp giden zamanlar
ıssız çöllere doğru yol aldırıyordu , içimdeki öksüz çocuğa.
Kara Olsun Yine Rengimiz
Fatma Zehra Arslan — Cts, 06/06/2009 - 11:07
Kara ömre bir ak çalalım bayım,
Ruhunuz yine titremekte,
Gözleriniz, soluk almak istercesine atmakta
Kızardınız bayım, iki kelimeyi beş hayata mahpus ettiniz
Yine yaz mevsimini, karanlığa mahkum ettiniz…
- Fatma Zehra Arslan yazıları
- yorumlamak için giriş/kayıt gerekli
- tamamı
Karla Karışık Ölüm
asude zeynep toprak — Çar, 25/03/2009 - 14:16
“Ey dağların dertlerini dinleyen rüzgâr!
Benim arık yalnız sana itimadım var. "Sabahattin Ali”
Sulu göz bir yazın faturasını hep sonbahar ödemiştir. Yaprakların dökülmesi, terennüm olmaktan çıkmıştır… Aşk ve ayrılık kelimelerini aynı cümlede kuranlar, suçlarını ustaca hazan’a atmışlardır. Bu yüzyıllardır böyle süregeldiğinden, değiştirmeye cesaret edemiyor varlığım… Velev ki cümlelerim başka söylesin, mevsimlerin hepsini kuşatan yalnızlığım var. Sonbahar, mevsimlerin süper kahramanı… Yalnız Türk filmi usulü bir kurtarıcıdan bahsediyorum.
Kara-Kalaba
asude zeynep toprak — Pzt, 02/03/2009 - 17:46
“bir çocuğun şehri çarpar yüzümün varoşlarına”
İsmet Özel
Söze itaat eden yollar vardı. Yollar, huzur ve hüzne aynı anda şükreden kadınlardı. Mahallemizin varoş yanıydı âşık olabilen erkekler. Her birinin yüreğinde bir güvercin sürüsü konaklardı.
Mahallemizin şen/şakıyan sözleri vardı. Hayalden öteye varmayan, aşk-ı aşikâr haller bahtiyarlardı. Dizleri sökülmüş çocuklarımız vardı. Mahallemiz, seyirlik karları, gezmelik baharları sunan, daimi yağmurlu bir pencereydi.
Ne var ki, yolların kaderi, henüz yazılmamış gibi itaat ederdi Allah’a…



Son yorumlar
7 sa. 56 dk. önce
8 sa. 19 dk. önce
9 sa. 1 dk. önce
12 sa. 18 dk. önce
13 sa. 3 dk. önce
23 sa. 26 dk. önce
1 gün 9 sa. önce
1 gün 10 sa. önce
1 gün 12 sa. önce
1 gün 16 sa. önce