Yürek Yarası
Seyyah Suskunluğu - 5
fatıma zehra — Cts, 26/06/2010 - 08:07
/Yolcuma Mektup...
Olmayacak böyle Yolcum; olmayacak. Sen susuyorsun, geceler büyüyor...
Bürümcük kumaşlarda büzüldü içsel yanlarımızın yüz örtüsü. Ütüsüz ayrılıklara hüküm giydik; kırışmış entarisi, örtülü şal deseniyle. Şık durur mu üzerimizde bu susuş, inan ki bilmiyorum. Aşk, aralık aylarına sığar da, aralıksız bırakır mı cadde kollarını? Câmid hırkalarda üşüsün mü çocukluğum? Hasretin bürdesini sorsun mu yoksulluğum? Yarınların notlarında ücretsiz târifelere kaçtığını sandı hayatımız. Dünler, hesabı tam ödenmemiş bir sofra nimetiydi. Öderdik nasılsa beş parasızken. Hem mutfak denilen sığınaklarımız, bulaşık eylerdi ellerimizi içimizin tezgâhında / kırılıp dökülür müydük? Kızar mıydı kızgınlığımız bize? Ya kırgınlığımıza ne demeli? Hadi itiraf et, üşütmüşüm belli...
Zelâl Yağmuru - 4
yavuz akengin — Cum, 11/06/2010 - 09:31
masum kalabilmişler'e...
Yağmurun yumruk gibi şehrin kaldırımlarına indiği bir mayıs sabahına açıyorum gözlerimi. Perdeleri çekilmiş evin dışından içeriye, eşsiz bir müzik sesi gibi dolan davetsiz ses, yağmurun sesi. Ağaçların yapaklarına değen damlaların sevinciyle her bir yaprağın kendince attığı sevinç çığlıkları benim duyduğum. “Kalk hadi Zelâl epey ilerlemiş saat. Üstelik yağmur da yağıyor” diyorum gülümseyerek. Pencereye çarpıp, bir yol bulsam da içeriye girsem diye birbirleriyle yarışan minik damlacıkları hayal etmeye çabalıyorum. Yapamıyorum. Hayal etmeme gerek yok. Sesini duyduğum şeyin hayalini kurmamın bir anlamı yok, deyip aralıyorum perdeyi…
Gökyüzünde Çığlık
Tahir Çiğdem — Çar, 05/05/2010 - 19:16
Derin derin soluklanıyordu,göğsünün kafesini dolduran hava sırtını yastladığı kapıyı bastırıyordu.Bütün dünyaya sırtını dönmüştü artık, elleri belinin boşluğuna sığınmış avuç içleri yastlandığı kapıya dayanmış halde bekliyordu. Gözleri perdelere bakıyordu, elmacık kemiklerinin kıvrımlarında uzayan damlalar kendini toplamasına yardımcı olmuyordu.
Burun kanatlarını saran kızıllık yavaş yavaş açan gelincik rengiyle yüzüne yayılıyordu. Gözlerinin koyu kahve vurgusu bu resmi benek benek tamamlıyordu. Narin ince bedeni titrek bir gelincikti artık. Elleri yavaş yavaş kımıldayıp çenesinin altında başörtüsünü tutan iğneye uzandı ve yüreğine batan acıyı söker gibi usul usul çekip aldı. Gevşeyen örtüyü sıyırıp çekti başından ardından bonesini.Olduğu yerde dizlerin takatide başörtüsüyle çözülmüştü adeta, adım atacak gücü bulamadığından sırtı bir damla suyun camda kayması gibi usul usul izler bırakarak yere doğru yığıldı.
...Seyyah Suskunluğu - 4
fatıma zehra — Çar, 10/02/2010 - 09:46
/Yolcuma Mektup…
Düşen Kasım'ların hep öteye ısmarlanan yapraklarında dal dal kuruyarak geliyorum sana. Kızıl düşler aralığında buluta binip giden çocukluğumla. Al bir mektuba başlıyorum, sana al diyerek, sandalına binerek... Suyun çöle dönüştüğü saatlerde, kıvamında hasret dolaşıyor damar damar ayrılığın. Geceye gece olup gizlenen azlaşıyor. Münzevî cemâline cem oluyor ızdırap ve yoğun bakımlarda yoğruluyor sabırlı salât. Hançerini saklayan delikanlılar delip geçiyor maziyi. Tarih atı, binicisini arıyor. Yollar tekmil yolcusunu...
- fatıma zehra yazıları
- yorum yap >giriş/kayıt
- tamamı
gündoğumu
bedran yoldaş — Çar, 27/01/2010 - 09:10
ne gam bilmem
gülmek adına uğraşım
zaman çarkları arasında yorgun bir hisle
alınterine yansır şafkı
dem bu dem mi ki
gülmek istersin kitap sayfalarında
sokaklarda, küçelerde
- bedran yoldaş yazıları
- yorum yap >giriş/kayıt
- tamamı
kalemin mührü çözüldü ya hir!
Bilal Can — Cts, 09/01/2010 - 09:51
ı.
oyundan kaçmış bezgin çocuk yüzleri
yüzümde kapalı bir kutu gibi sevdirir
ölümü
ben ölümü kalemin ucuna sığmış dünyada
üç sokak öteden yazdım
Azrail soluğundan nefesim kesildi.
kalemin mührü çözüldü ya hir!
yaşamak için çokum
ölmek için az
Uzunlamasına Sağ Beke Bir Pas
Faik Salik — Cts, 02/01/2010 - 07:52
Yapağı mıydı o murdar köpeğin tüyleri
Öylece yetimce bakınca gözlerime
Hele çeşmemi de beğendi deyişi kalb dilince
Kaybedince hani ilk haneden sonraki yolu
Öylece dibe çökeldi kalbimdeki bütün kin.
- Faik Salik yazıları
- yorum yap >giriş/kayıt
- tamamı
Ana Yüreği
Mehmet Özkal — Per, 10/12/2009 - 16:59
Ayşe gelin gittikten sonra hepten yalnız kaldı. Zaten ömrünün önemli kısmını yalnız geçirmişti; ama O’nun yokluğuna hiç alışamadı. Yaklaşık üç buçuk sene olmuştu, telli duvaklı evden çıkması.
Oturduğu kerpiç evinden başka bir dikili ağacı bile yoktu. Üç ayda bir aldığı yaşlılık maaşı, bir de yeşil kartı vardı. Köylülerin yardımı olmasaydı, dünyada geçinemezdi.
- Mehmet Özkal yazıları
- yorum yap >giriş/kayıt
- tamamı
…Seyyah Suskunluğu-3
fatıma zehra — Cts, 05/12/2009 - 09:45
/Yolcuma Mektup…
Hüsran demeti ellerinde, kırılmış dalları var yağmurun. Damla kırığı bir gülşene adanmışım, adsızım. Rengi koyu bir kırmızı denize yakın tüm tarlaların. Deniz, bilmem kaçıncı harpten çıkmış gibi davakâr ve suskun. Kan kokusu şehitlikle taçlanırken, yine geldim sana Yolcum...
Sınanmış kavimlerin helâk âyetleri güncemde. Taşkın suların anlattığı, yanardağların patladığı, yerin cesetler celsesinde, vaad olunan yakındır ki Yolcum, gitmelerin de gidişleri var. Arkana bakmayacaksın; en yakının da olsa kadere rızâ göster, sınanacaksın...
Susma Meclisi O ve Ben -1
Mehmet Akif Baltacı — Paz, 25/10/2009 - 06:40
Yürüyorum yine aynı mekanda ona doğru , sokaklardan geçerken baharat kokuları bölüyor nefesimi .Yollar ona çıkıyor ben ona giden yolları adımlıyorum bir seher vakti..Belki vakit geçirmek için yapıyorum bunu, belki de ona olan özlemimi dindirmek için , mesafeler ve Ah zaman diyorum çaresizliğime.Eskiden kalma zamanların tılsımı sarıyor bedenimi ,bu diyorum ,aradığım bu olsa gerek.El değmemiş bir sevdanın en onulmazından olmalı bu.Hicabından iki büklüm bir çift göz.Titreyen sesler ve eller.Susma meclisinde gül sancısı çekiyoruz.Karşımda o ve ben.Bir rüya aralığında her şey durmuş sanki.Konuşursa
- Mehmet Akif Baltacı yazıları
- yorum yap >giriş/kayıt
- tamamı

Son Yorumlar
1 gün 20 sa. önce
1 gün 20 sa. önce
2 gün 14 sa. önce
3 gün 15 sa. önce
4 gün 2 sa. önce
6 gün 8 sa. önce
6 gün 9 sa. önce
6 gün 13 sa. önce
6 gün 13 sa. önce
6 gün 14 sa. önce