Tanıtılanlar
Turan illerinden saçılan ritim: Asya'nın Kandilleri
Fatih Mutlu — Per, 28/05/2009 - 08:57
“Onlar hem asya’nın göklerini aydınlattılar, hem insanlığın ufkunu genişlettiler…”
“İki ordu Dandanakan denen yerde karşılaştı”, “Malazgirt Savaşı ile Anadolu’nun kapısı Türklere açıldı”, “Almanlar yenilince biz de yenilmiş sayıldık…” Sıkıcı tarih kitaplarının bezdirici cümleleri. En ateşli delikanlıyı bile önsüz ve sonsuz, basık ve ışıltısız bir koridorun içerisinde yürüten tuhaf bilgiler. Ezberlenen savaşlar, ezberlenen isimler, ezberlenen mekanlar… ve en korkuncu: Ezberlenen tarih!
Bu topraklarda yetişmiş vasat bir genç için tarih, lise kitaplarının çirkin ebatlarıyla sınırlı kaldı. Okuma işine henüz girişmiş olanlar ya magazinel tarihi romanları buldu karşılarında ya da tüm bir tarihin jelatinli bir komplodan ibaret olduğunu savunan makaleleri… Dandanakan Savaşı’nın Malazgirt Meydanı’ndaki aksini anlatmadı hiç kimse. Sultan Alparslan’ın Birinci Dünya Savaşı’na katılışını hayal edemedik aynı sebeple. Tarih anlatılarımız ‘yenik sayılmakla’ bitti hep böylece.
Aşkar dergisinin 8. sayısı üzerinedir bu diyeceklerim!
Gül Çiğdem — Çar, 25/03/2009 - 14:11
Aşkar dergisi Mart ayında yeni bir solukla tekrar karşımıza çıktı. Yine dopdoluydu.
Kapakta Aziz Mahmut Öncel'in ''kill me'' şiiri bizi karşılıyor. İki kısıma ayırmış Öncel şiirini: ''must'' ve ''death''. Vurucu cümleleri var eserinin.
''you must kill me
yoksa
kimse dirimin farkına varmayacak''
- Gül Çiğdem yazıları
- yorumlamak için giriş/kayıt gerekli
- tamamı
Kültür’den Rumeli Özel Sayısı
Asu Turnacı — Pzt, 23/03/2009 - 19:38
Üç ayda bir tematik yayın yapan Kültür dergisi bu sayısında yüzyıllarca Osmanlı toprağı olarak kalmış ancak daha sonra elimizden kayıp giden Rumeli’yi konu edindi. Osmanlı Devletinin genel anlamda Avrupa’daki topraklarına verilen Rumeli adı, Türk halkının hafızasından hiçbir zaman silinmemiş, bölge sanki seyahate çıkmak üzere kısa bir süreliğine terk edilmiştir.
- Asu Turnacı yazıları
- yorumlamak için giriş/kayıt gerekli
- tamamı
Gazze Dosyası'yla Filbahar / 9
Gül Çiğdem — Cum, 13/02/2009 - 13:20
Dedik ki Filistin bizim ağrıyan yanımızdır. Kanlı tarafımızdır. Acıyan damarımızdır. Bizim en sahici gözyaşımızdır.
Çok söylendi. Çok sözlendi. Çokça işlendi. Ama biz Filistin dosyasını hazırlarken dedik ki gençlerimize yönelik olsun. Gençlerimiz bilsin... Bir nebze bile olsa duysun bu çığlığı…
Tam olarak yansıtamasak da hiçbir şeyin gereksiz olmadığı düsturuyla elimize gelen, elimizden gelen şeylerle bunu yansıtmaya çalıştık.
Birkaç porte yazısıyla arkadaşlarımız bize yardımcı oldu. Biri Hanzala, yüzü dönük çocuğu yazıp söyledi bize biri Derviş’ce sözleri derip heybemize kattı, biri Filistin yürekli bir duruşla aslında hepimizin meselesi olan bir anekdot aktardı bize, biri aklımıza çakarcasına ve iyi bir dille ‘’aynamızı kendimize çevirelim’’ dedi. Biri yetimliği anımsattı bize. Babasız ve annesiz kalmanın içli türküsünü…
- Gül Çiğdem yazıları
- yorumlamak için giriş/kayıt gerekli
- tamamı
''Aşkar 7'' ledi
Gül Çiğdem — Per, 29/01/2009 - 21:37
Sivas'tan soluk alarak çıkan ''Aşkar'' yoluna hala devam etmeye niyetli olduğunu bize 7.kez kanıtladı.Daha önceki sayılarında ''karaşın yazıları'' yla dikkat çeken ''Aşkar'' bu kez karaşın yazıları yazmadığını belirterek ''edebiyat,kültür,sanat'' etiketiyle piyasada.
Dergi şiir, düşünce, eleştiri ve öykü yazılarıyla kaliteye doğru ilerliyor gördüğümüz kadarıyla. Ciddi solukta yazılar ele alan İdris Ekinci 'nin bu kez kaleminin Ali Ayçil şiirleri üzerine odaklandığını görüyoruz.
- Gül Çiğdem yazıları
- yorumlamak için giriş/kayıt gerekli
- tamamı
Siret-i Meryem (Cennet Kadınlarının Sultanı) / Sibel Eraslan
nur zelal — Cts, 24/01/2009 - 08:32
“Zeytine ve Tur dağına yemin eden Rabb,
Filistin’in kızlarına en çok yakışan giysi olarak
anneliği işaret ederdi.Zeytin ağacı kadar sabırlı
Ve zeytin ağacı kadar bereketin timsaliydi Filistinli kadınlar”
-ve hep öyle olmaya devam edeceklerdir-
Yetim bir seyyahtır Merzanguş. Görevi;şimdiye kadar el değmemiş,sırrının gölgesinde yitip gitmemek adına dile gelmemiş lâl bir hikayenin zor koridorlarında yol almaktır.Peşinen kabul etmiştir oysa, harflerinin “sevgili” olan Meryem’i anlatmakta kifayetsiz kalacağını.Peşinen boyun eğmiştir yazgısına: “Bu senin Meryem’indir. Göklerden inen değil…”
Kıssa Üzerine Düşünme Niyeti: Sonsuzluk Hecesi / LA
Gül Çiğdem — Per, 01/01/2009 - 08:12
'' Sen orada kan dökücü, fesat çıkartıcı birini mi yaratacaksın? '' Bakara - 30
Karadeniz ikliminin saray havasına mensup nazenin yazarlarından Nazan Bekiroğlu son kitabı Sonsuzluk Hecesi: LA ile kitap dünyasına hoş bir sada bıraktı geçtiğimiz günlerde. Bu sefer konusu insanlığın en karmaşık masalıydı: Âdem ile Havva. Yaratılışın aşk hamuruna bu kez Nazanca tatlar bıraktı.
Dünya sürgünlerinin en hüzünlüsünü yaşayan iki kahramanımız vardı tuvalimizde. Âdem’i kışkırtan günahkâr kadın olarak bilinen Hz. Havva, Nazan Bekiroğlu'nun kaleminde boz zihinlilere - olması gerektiği gibi - gerçek yüzünü gösterdi.
Bir dergi çıkarmak, bir dua etmektir
Alexandre Bey — Çar, 31/12/2008 - 14:44
Bir dergi çıkarmak bir dua etmektir diye başlıyor Selman Maltaş Kurtuba’ya. Aslında iki kocaman yıldır çıkardığı e-derginin kağıda dökülmüş hali bu dergi. Derledikleriyle, yazdıklarıyla, konuştuklarıyla, görüştükleriyle, şahitlik ettikleriyle Kurtuba şehrinin canlı arşivini kağıda döktü kısacası. Çok çalıştı şüphesiz. Kurtuba’da yürüdü evvela, gezdi, düşündü ve harekete geçti. Zaten aklı fikri edebiyatta, harekette, özeleştirideydi. Mütevaziliği ve devrimciliği, aşkı ve inancını paylaşmak istediği için dergi çıkardığını anlıyoruz.
Huzursuz Bacak - Mustafa Kutlu
Gül Çiğdem — Pzt, 22/12/2008 - 15:04
Çevremizde gördüğümüz ve yaşadıklarına inandığımız karakterlerin kalem tutucusu ve kendine has üslubuyla kutlu bir isim: Mustafa Kutlu… Öykü yazarlarına inat öykünün tam içindedir en samimi haliyle ve bir balkonda komşusuna laf atan sevimli bir komşu gibidir… Sıcak varlığını her daim hissederiz.
Onunla sessizce kapıları aralarken ‘’Huzursuz Bacak’’ kitabıyla yüz yüze kalışımdır bu diyeceklerim…
‘’Siz bu hikâyeyi daha önce okumuştunuz’’ diyerek başlar seyrine Huzursuz Bacak… Evet, bildik hikâyelerdir. Lakin o bildik acıları, yıllar öncesinde de, şimdi de aynı şekilde -bazen daha az, bazen daha çok- her daim yaşadığımızdan dem tutar…
Filbahar 8
Gül Çiğdem — Cum, 19/12/2008 - 12:29
gözüme kum doldu söyleyemedim
gibi bir söz besleyebilirdim aslında
ama hıçkırmayı bir soğuklukta
eksiye düşen sesimin çarpıntısında
harflerimi yıktı yokluk.
Biz yokluğun kımıldayan halinde bir ‘’diriliş’’ ile açtık bağrımızı. Göğsümüzde mızrakla gezindik, en çok yaramızı sevdiğimizdi gülüşümüz, en çok ölmeyi beslediğimizdi yalnızlığımız.
‘’asi gülücüklerim’’(iz) vardı bizim en çok da sustuğumuz ve yenildiğimiz vakitlerde bile bile ağlamayı reddedip gözlediğimiz ve ağzımızın ortasında sert harfler çıkartarak bağırdığımız:
‘’ çünkü
kırılgan bir yanı elbet vardı kalbimin
- Gül Çiğdem yazıları
- yorumlamak için giriş/kayıt gerekli
- tamamı



"Bana Bir Kitap Söyle Okunası Olsun" Hani adamın birisi "bir kitap okudum ve hayatım değişti" diyor ya güneşten ve goncadaki yağmur damlasından ilham alarak soralım dedik dostlar ne buyurur:...
Son yorumlar
5 sa. 12 dk. önce
5 sa. 48 dk. önce
5 sa. 59 dk. önce
8 sa. 37 dk. önce
14 sa. 18 dk. önce
18 sa. 8 dk. önce
1 gün 5 sa. önce
1 gün 10 sa. önce
1 gün 10 sa. önce
1 gün 10 sa. önce