Sorulunca Söylenenler
Kar Yağarken Yapılmayacak İşler
İbrahim Talha — Cum, 29/01/2010 - 08:42
Yine ben geldim dostlar... Geldim ki cemreler gelsin, bahar gelsin, hükumet insafa gelsin, insan insana gelsin, muhabbete gelsin...
Dedim ve elhamdülillah kar geldi.
Hem de ne gelişle.
Şairler kıskandı kar karşısında, kalemlerini kırıp şiirlerini yırttılar, başlarına savurdular karla kelimeleri. Kar geldi yüzümüze nur, evimize huzur geldi.
Elhamdüliilah.
Dostlar,
Sovyetlerin hürriyetindense, Türkiye zindanlarında yaşamayı tercih ederim!
Bekir Fuat — Pzt, 30/11/2009 - 07:45
Ünlü şair Nazım Hikmet üzerine ‘sol’ ve ‘sağ’ kesimi ters köşeye yatıracak bir kitap yayınlandı: “Kerem Gibi”. Yazar Anar Rızayev, hayattayken Nazım Hikmet’le çok yakından tanışan bir isim. Halen Azerbaycan Yazarlar Birliği Başkanı. Bengü yayınlarından çıkan kitap Nazım’ın şiir ve edebiyat anlayışına olduğu kadar, Sovyetlerdeki macerasına ve kişiliğine de ışık tutuyor. Anar’la Nazım Hikmet’i ve daha pek çok şeyi konuştuk
Nazım Hikmet’le çocukluğunuzda tanışmışsınız. Kitabın yazılışı o hatıralara mı dayanıyor?
Nazım’ı şahsen tanırım. Babam Resul Rızayev’in yakın arkadaşıydı. Bakü’deki evimize her zaman gelip giderdi, biz de onun Moskova’daki evine giderdik. Sohbetlerini, şiirlerini dinledim. Babama, anneme söylediklerine, yaşadıklarına tanık oldum. Kitabı yazmadan önce, hakkında yazılan her şeyi okudum, onun yazdıklarını da tekrar baştan okudum.
Semazenler ve Mevlana Döner Sermaye Oldu!
Bekir Fuat — Paz, 08/11/2009 - 08:02
Geçen yıl okunma ve tartışma rekorları kıran “İçinizdeki Öküze Oha Deyin” ve “Yılgın Türkler”den sonra, farklı bir kitapla daha döndün, mevzu bulmak bu kadar kolay mı gerçekten?
Modern dünya demek konu bolluğu demektir. Çelişkiler ve karmaşa çağındayız, fikir birliği ve kolektif düşünce kalmadı. Türkiye’de yaşıyorum çok şükür, konudan çok ne var?
“Öğlen Namazına Nasıl Kalkılır?”da “Müslümanlar, kadın tacirleri kadar erkek olamadıkça yenileceğiz.” Diyorsun. Daha yumuşak anlatmanın bir yolu yok mu?
Ben cesur bir adam olduğumu söylemiyorum, galiba konuşurken ve yazarken korkmayı unutuyorum. Yazdıklarımı okuyan, televizyonlardan izleyen veya konferanslarımda karşılaştığım insanlar yanıma geldiklerinde “Abi sen O’sun, aynı adamsın.” diyorlar. Neysek o olmalıyız değil mi?
Doğru Eş Seçiminin Kurbanları “Muhafaza-Kârlar”
Fatih Mehmet Mirza — Çar, 30/09/2009 - 14:22
Ağustos kavurucu sıcağını Eylül’ün ılık esintisine bırakırken ben yine bilgisayarımın başında duygularımı parmaklarımdan ayırıyorum. Bir çıkmazın içinde olduğumu bilerek hayatıma herhangi bir müdahalede bulunmak istemiyorum. İnsan böyle durumlarla ara sıra karşılaşır diyor ruhumun derinliklerinde yankılanan bir ses. Aslında çokta aldırış ettiğim söylenemez, belki de kendimi böyle avutuyorumdur.
….
Yeni biriyle tanıştım yaklaşık on gün önce. Aslında tanıyordum ama bir o kadar da tanımıyordum kendisini. Sahte kimliklerin gerçek duyguları bünyesinde barındırdığına ilk defa kati bir şekilde şahit oldum. Belki de küçük bir sınavdı, belki de adlandıramadığım bir durum, her neyse…
Çocuklar bizi hakiki sese çağırırlar her zaman!
Bekir Fuat — Cts, 05/09/2009 - 09:18
Milli Sinema Akımı’nın en önemli temsilcilerinden biri olan yönetmen, yapımcı ve senarist Yücel Çakmaklı, İstanbul’da Hakk’ın rahmetine kavuştu. Çakmaklı, Küçük Ağa, Bir Adam Yaratmak, Minyeli Abdullah, Sahibini Arayan Madalya ve Kuruluş gibi filmlerle izleyicinin gönlünde taht kurmuştu. Mekânı cennet olsun. Cesurdu, inançlıydı. Hayırlı işler yaptı, hayırla anılacak bir hayat yaşadı. Allah bilir, aşağıda okuyacağınız röportaj da belki kendisiyle yapılan son röportaj oldu. Çok değil, bundan bir ay önce Ankara’da Aile Şurası vesilesiyle karşılaştık. Yine ilk defa Gerçek Hayat’ta okuyacağınız yetiştirme yurdu günlerini paylaştı bizimle.
Hocam Allah uzun ömür versin, Türk sanatına, Türk sinemasına çok büyük hizmetleriniz oldu. İsminizin hayırla anılmasına vesile olacak güzel filmler, belgeseller yaptınız. Yaptığınız işleri iyi biliyor olsak da hayatınıza ve çocukluğunuza dair çok fazla bilgiye sahip değiliz. Çocukluk yıllarına ilişkin ilk neler var hatırladığınız...
Çocukluğumun en güzel, en heyecanlı günleri himaye-i etfal kurumlarında geçti.
Bana duanı söyle, Amin diyeyim!..
İbrahim Talha — Çar, 02/09/2009 - 22:17
Onlar, ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah’ı zikrederler ve göklerin ve yerin yaratılışı konusunda düşünürler. (Ve derler ki:) “Rabbimiz, Sen bunu boşuna yaratmadın. Sen pek Yücesin, bizi ateşin azabından koru.” “Rabbimiz, şüphesiz Sen kimi ateşe sokarsan, artık onu ‘hor ve aşağılık’ kılmışsındır; zulmedenlerin yardımcıları yoktur.” “Rabbimiz, biz: “Rabbinize iman edin” diye imana çağrıda bulunan bir çağırıcıyı işittik, hemen iman ettik. Rabbimiz, bizim günahlarımızı bağışla, kötülüklerimizi ört ve bizi de iyilik yapanlarla birlikte öldür.” “Rabbimiz, elçilerine va’dettiklerini bize ver, kıyamet gününde de bizi ‘hor ve aşağılık’ kılma. Şüphesiz Sen, va’dine muhalefet etmeyensin.” Nitekim Rableri onlara (dualarını kabul ederek) cevab verdi: “Şüphesiz Ben, erkek olsun, kadın olsun, sizden bir işte bulunanın işini boşa çıkarmam…” (Al-i İmran Suresi, 191-195)
Şair İsmail Özmel ile Yahya Kemal Beyatlı Üzerine Söyleşi
Murat Soyak — Cum, 07/08/2009 - 08:24
MURAT SOYAK: Yahya Kemal Beyatlı’nın şiirlerinde tarih, kültür, medeniyet konuları sıkça işlenir. Şair Yahya Kemal Beyatlı’nın tarihe bakış açısı hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?
İSMAİL ÖZMEL: Yahya Kemal’in tarihe ilgisinin Paris’te doğduğunu ve tarih kitaplarını ciddi bir şekilde okumaya Paris’te başladığını görüyoruz. Bu noktaya gelmesinin bir takım birikimler sonucu olduğu bir gerçektir. O zaman da bugün de gelişmek ve meselelerini kolaylıkla çözmek ve yükselmek isteyen toplumlar veya bu toplumların aydınları iyi bir tarih birikimine sahip değillerse başarı şanslarının çok düşük olacağını bilmek durumundadırlar. Gerek okuduğu gerekse dinlediği dersler ona Paris günlerinde bu gereksinimi duyurmuş ve en önce de milli tarihimizi okumaya ve öğrenmeye başlamıştır. Nitekim kendisi ile yapılan bir söyleşide, İstanbul gibi büyük ve zengin kütüphanelere sahip bir şehirde tarih okumalarına başlamadığı için kendisini suçlu hissettiğini söylemiş ve bu gecikmeyi bir kayıp olarak değerlendirmiştir.
Ya Türkistan Neden Ağlar!
Bekir Fuat — Pzt, 06/07/2009 - 18:05
Bekir Fuat'ın geçtiğimiz aylarda gerçekleştirdiği bu önemli söyleşiyi önemine binaen yayınlıyor ve yeniden alevlenen mes'eleye kardeşlerimizin dikkatini çekmek istiyoruz. Editör)
Geçtiğimiz günlerde uluslararası ajanslardan gelen küçük bir haber çok az gazetede yer bulabildi: Bundan beş yıl önce Pakistan’da tutuklanarak Çin’e teslim edilen İsmail Samed (İsmail Abdusemet Haci) isimli Doğu Türkistanlı aydın, Doğu Türkistan İslam Hareketi grubunun kurucularından olduğu suçlamasıyla 8 Şubat tarihinde idam edilmişti. Doğu Türkistan şimdilerde uzak bir diyar gibi görünüyor gözümüze. Ama aslında taşıdığı ve temsil ettiği anlam itibarıyla bize çok yakın olması gerekiyor. İslam medeniyeti içinde şekillenen özgün Türk kültürünün beşiği bu topraklar. Hiç olmazsa bu haber vesilesiyle Doğu Türkistan’ı hatırlayalım dedik ve Dünya Uygur Kurultayı Başkan Yardımcısı ve Doğu Türkistan Kültür ve Dayanışma Derneği Genel Başkanı Seyit Tümtürk ile Doğu Türkistan davasını konuştuk.
Bana Bir Kitap Söyle Okumaya Değmez Olsun
İbrahim Talha — Paz, 05/07/2009 - 17:48
Soruştur-ma sayar mısınız saymaz mısınız bilmem ey Okurlar bu sefer "aşağı çıkalım" dedik ve mübarek sorumuzu yönelttik. Azımızı çoğa sayın lütfen. Hani adamın birisi "bir kitap okudum ve hayatım değişti" diyor ya siz de bize "bir kitap okudum ve okuduğuma değmedi" makamına çıkaracağınız bir eser söyleyiniz. Mümkünse Niçin'le beraber...
Fısıldayın kulağımıza. Davul zurna ile çığıralım dünyaya.
Bana Bir Kitap Söyle Okunası Olsun
İbrahim Talha — Pzt, 15/06/2009 - 21:11
Soruştur-ma'lar devam ediyor aziz okur: Sağımızdan kalktık ve arz üzerinde parlayan güneşe bakarak baş kaldırdık, isyan ettik. Hani adamın birisi "bir kitap okudum ve hayatım değişti" diyor ya güneşten ve goncadaki yağmur damlasından ilham alarak soralım dedik dostlar ne buyurur:
"Ben okudum ve çok sevdim, sen de oku ey dostum..."
Fısıldayın kulağımıza. Davul zurna ile çığıralım dünyaya.



Son yorumlar
8 sa. 33 dk. önce
18 sa. 40 dk. önce
19 sa. 38 dk. önce
21 sa. 15 dk. önce
1 gün 1 sa. önce
1 gün 2 sa. önce
1 gün 20 sa. önce
1 gün 20 sa. önce
1 gün 18 sa. önce
1 gün 21 sa. önce