Sayha Dergi

  • 100 türk büyüğü
  • kimdir, nicedir?
  • ara
  • İletişim
Ana sayfa › Kategoriler › Gelişi Güzeller › Yüreği Güzeller

Duvar Dibinde Dar A(ğa)cı

Selman Maltaş — Cum, 06/07/2007 - 23:00

Kapıda kontrol var. Kimlikler yukarı. Temiz! Sen geçebilirsin.

- Peki ya ben?

- Sen mi?

- Evet ben!

- Sen şu köşede bekle bakalım, seninle daha yakından ilgileneceğim.

- Evet, bekliyorum!

- Bekliyor musun?

- Evet, dakikalardır sizi bekliyorum?

- Patladın mı hemşerim, görmüyor musun kontrol var! Döneceğim ben sana!

- Kaç dakika oldu hâlâ kıpırdanma belirtisi yok. Maksadı nedir acaba! Neden beni bu duvarın dibinde dakikalarca bekletmeyi, gölgesi kodaman olan duruşuyla doğal bir hadise âddedebiliyor. Bir saat oldu, gözlerindeki umarsızlık emarelerini kibirle kaf dağına doğru yükseltmeye devam ediyor. Bakar mısınız, bir saat oldu ve ben hâlâ beklemekteyim!

- Sen ne kadar sabırsız bir insan evladısın, bak duvar şikayet ediyor mu! O, bu bina yapıldı yapılalı aynı noktada bekliyor. Sabret, geleceğim birazdan.

- Sabretmek! Sabredebilirim, fakat gözlerinizden yansıyan güneş şahdamarımı yakmaya başladı. Aklediyorum ve bekliyorum. Ya sabır! Kapı caddeye çok yakın. Bu yüzden yoldan geçen araçların egsoz gazları ruhumu işkillendiriyor. Sahi, el hamdülillah ruhum yanımda. Şükürler olsun. Hey! İkindi ezanı okunmak üzre, ve siz gelmemekte ısrar ediyorsunuz. Bakın iki dersim sayenizde buhar oldu!

- Görmüyor musun, telefonum çalıyor. Telefona bakmak zorundayım. Sen beklemeye devam edeceksin. Alo! Evet, işyerindeyim. Ne diyorsun? Demek doğum sancıları arttı. Hemen kardeşime haber ver, o götürsün hanımı hastaneye.

- Bir anda duraksıyorum, o kodaman gölgeli adamın kelimelerinden bazıları, benim günlük hikâyelerimde merkezde olan kelimelerimden! Fakat, bakışlarının kırık bir aynada parçalanmış hâlleri var. Ve bu ayna, benim aynama benzemiyor. Ders bitti ve öğrenciler guruplar halinde dağılmaya başladılar. Ben ise duvar dibinde açmayı bekleyen bir gelincik çiçeği gibi öylece duruyorum. Kapılar açılıyor, kapılar kapanıyor. Dudaklarımda martılar geziniyor. Kodaman gölgeli adam ise ses vermiyor. Yüreğimin sürgülerini üzerime çeker gibiler! Gelmeye niyetiniz yok mu? Lütfen bir cevap verin!

- Telefonum çalıyor.. Evet! Ne diyorsun! Demek bir kızım oldu! Hanım iyi mi? Oh, maşallah! Bak! İsmini şey koymayı düşünüyorum, şey. dilimin ucunda. Ne idi o? Hah, hatırladım; ''Sümeyye'' olacak kızımın ismi. Şimdi kapatmak zorundayım. Görüşmek üzere.

- Özür diliyorum; bir sorum olacaktı!

- Evet?

- Bir çocuğunuz oldu sanırım?

- Evet! Hem de bir kız çocuğum oldu. İsmini Sümeyye koyacağım.

- Demek ismini Sümeyye koyacaksınız! Ne mutlu size.. Bakın saatlerdir bu taş duvarın dibinde boylu boyunca sizi bekliyorum. Bugünün dersleri de bitti!

- Kim demiş dersler bitti diye! Dersin daha bitmedi! Sana tavsiyem; beklerken şu gökteki yıldızları say, ben gelesiye kadar sen saymış olursun zaten!

- Ne demek gökteki yıldızları saymak?

- Gökteki yıldızları sayman demek, parmağını semaya doğru kaldırmak ve zihni tahâyyülünü harekete geçirmen demek! Ama, istersen çitten koyunları atlatabilirsin! Vakit geçirmiş olursun. Ben ne de olsa er ya da geç geleceğim!

- Siz aklınızı gaf kuyusuna düşürmüş olmalısınız. Ne demek yıldızları saymak, koyunları çitten atlatmak! Lütfen kilitli kapıları açınız.

- Kilitli kapıları açmak mı! Yok daha neler.. Köpek balıkları bütün anahtarları yuttu, yoksa sen duymadın mı? Telefonum çalıyor. Efendim! Sümeyye sen misin? Söyle babacığım. Tamam kızım, gelirken sana yaz kursu için bir elif ba getireceğim. Benim akıllı kızım, annene söyle hazırlansın. Onu da bu akşam kursa ben bırakırım.

- Duvarla birlikte kalbimin sıvaları tahriş oldu. Dökülüyorlar parça parça! Yıldızları saymaktan yoruldum. Artık sadece ay'ı saymayı ve parmaklarımın tahliye olmasını istiyorum. Gözlerime düşen kaçıncı ay ışığı bu? Kulaklarım uğulduyor. Gene rüzgârlar hücum ediyor duvar dibi esaretime. Bu sefer hangi sonbahar yaprağını yüzüme çarpacaksın vefasız rüzgâr? Sararmış benzime sonbaharın hüzünlü yaprakları çok mu yakışıyor dersin? Git başımdan, rahat bırak sevdalarımı!

- Hey, sen! Kendi kendine konuşmaktan ne zaman vazgeçeceksin. Er geç geleceğim dedim ya! Hırpalama kendini. Bak duvarın sesi çıkıyor mu yıllardır?

- Siz hangi gezegenin yağmurlarında ıslandınız merak ediyorum doğrusu! Şemsiyenizle yüreğinizi korumalıymışsınız!

- Cevap veremeyeceğim! Telefonum çalıyor. Alo! Oh, Sümeyye kızım, sen misin? Okulda mısın? Ne demek kodaman gölgeli bir adam seni duvar dibinde bekletiyor! Ağlama kızım, ben halledeceğim! Kapatma kızım.. alo.. alo.. Sümeyye kızım!..

- Kum çanağına dönmüş kalbinizde vaha mı arıyorsunuz bunca yıldır? Seraplarınızı toplasanız bir damla su etmez ne yazık ki! Bakınız, benim bekleyişlerimi toplamaya gücünüz yetmez! Fakat sizin nöbetlerinizi kimse elindeki bir çakıl taşıyla değişmek istemez, bunu bilesiniz. Bakın duvar gölgelenmek istiyor artık. Gelmeyecek misiniz?

- Peki, geliyorum! Kimliğini göster. Ama burada ismin yok. Silinmiş! İsmin nerede, söyle çabuk?

- Buradan silinen ismimi yıllar yılı kalbime kazıdım.

- Lütfen söyler misin; senin ismin nedir?

- Çok mu merak ediyorsunuz? Aman sakın, gözyaşlarınızı toprağa düşürmeyiniz! Toprak her yağmura pirim vermez! Bağrına kabul etmez her damlayı. Kabul edilmeyen damlalar yeryüzünün kursağında birike birike sel olur. Ve kendi tufanınızda boğar sizi!

- Lütfen ismini bağışla bana!

- Bakınız bulutlara, hangi figürü çiziyorlar bugün? Geceleyin hangi oyunu sahnelemek için yer açıyorlar yıldızlara? Size tavsiyem, semaya parmaklarınızı uzatınız ve saymaya başlayınız yıldızları. Bir kürek mahkumu olamazsınız elbet, fakat size bir ufuk mahkumu sıfatı yakışır. Ufkunuzu dar ağacına çektiğiniz bu kapı ve bu duvar şahitlik edecektir sırat-ı mustakimde. İsmimi sormuştunuz değil mi? Bu bağışlama, size ilk işittiğinizdeki teveccühü bahşedecek midir bilemiyorum, fakat söyliyeyim. İsmim; ''Sümeyye''.

  • Yüreği Güzeller
  • Selman Maltaş yazıları
  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

yıldızları sayarken duvara yaslanmak

Gül Çiğdem — Pzt, 06/10/2008 - 15:02

ironisi bol bir hikaye olmuş...

okurken acı acı tebessüm ettiğim oldu...ya da traji-komik mi demeliydim...

içinde cımbızla çekip alıncak sözlerin fazlalığı kayda değer bir başka unsur..aslında yazmak istedim hangilerinin olduğunu lakin o kadar fazlalar ki...dolayısıyla yazamadım...

uzun zamandır öyküzen kutlu nun ''kapıları aralamak'' kitabı dışında bir öykü okumamıştım

biraz öyküde cekici sözlerin fazlalığıdır bana öyküyü okutan...

kaleminiz çok zeki selman maltaş...onu mürekkebinden ayırmayın...

  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

Kategorilerden

Kara Kalem Yazıları Sorulunca Söylenenler Söz Ola İçe Dönüş Hay Sızı Gelişi Güzel Yürek Yarası Kimdir Nicedir Şiir Makamı Berceste Gonca İz Bırakanlar Hür Tefekkürün Kaleleri Gül Kokusu Ümmet Coğrafyası Gülü Gülle Tartarlar Düş Vakitleri Hüzün Alanı Güncel Reyhan Tanıtılanlar Zamana Dair Kişilere Dair Haberdar Tefekkür
tamamı

Üye girişi

  • Üyelik başvurusu
  • Şifremi unuttum

Gezinti

  • Son Gönderiler
  • Site Rehberi (Yol Haritası)
  • İletişim
  • Kategoriler

Üyelerimiz

  • Çevrimiçi
  • Yeniler
Şu an 0 üye ve 1 misafir çevrimiçi.
  • derya yelken
  • ramazan
  • deniz
  • furkan ünal
  • u.d

Duyuru - Etkinlik

  • -“Kurtuba'nın 40. Sayısı
  • - Temrin Ekim Sayısı Çıktı
  • - "Bir nokta" edebiyat dergisi (80. Sayı)
  • - Bir Ricamız Var Dostlar!..
  • -Son şiiriyle İsmet Özel
  • - 21. Tasavvur
  • - Kültür Dergisi "Osmanlı'da Çocuk" Özel Sayısı
  • - Ağır Misafir - İbrahim Tenekeci
  • - "Yedi İklim" edebiyat dergisi
  • ... Devamı
  • Anket

    Medya kim için özgürdür?:

    Son yorumlar

    • Yine Sensiz...
      10 sa. 27 dk. önce
    • fazla konuşmaya gerek yok
      1 gün 6 sa. önce
    • Deplasmanda Plasebo-postmodern bir murat menteş
      1 gün 6 sa. önce
    • Ah be hocam yüreğimiz yanıyor
      1 gün 6 sa. önce
    • Mollanız 52 farzı anlatıyor
      1 gün 6 sa. önce
    • hep hüzün,hep hazan...
      1 gün 8 sa. önce
    • Ülke TV'de Tarık Tufan ve
      1 gün 18 sa. önce
    • ..
      1 gün 18 sa. önce
    • bir soru
      1 gün 22 sa. önce
    • murat menteş
      2 gün 6 sa. önce

    Dostlarımız

    • Dostlar
    • Bunlar da Dostlar

    Hakan Albayrak
    Tarık Tufan
    Cemaat
    Kurtuba
    Kâinata Mektup
    Pata-Gonya
    Öyküzen
    Rûh-i Gusül...
    Arşivdesiniz

  • Kuşluk Vakti
  • Mecazz
  • Akabe
  • Sadık Yalsızuçanlar
  • Dergibi
  • Zemheri Edebiyat
  • Yenilgi
  • İsmet Özel
  • Gök Ekin
  • Edebistan
  • Yazıhane
  • İstisnai
  • Rehber gezintisi

    • FAQ - Sık Sorulan Sorular
    • Katılım ve Telif Bilgisi
    • Künye

    Gözdeler

    Bugün:

    • Safları Düzelten Edip: Murat Menteş
    • Aktütün'de Düşenler
    • Yüzüme mahsus hüzünlerim

    Sayha Dergi © (1990) 1998 - 2008

    • 100 türk büyüğü
    • kimdir, nicedir?
    • ara
    • İletişim