Ahinin Pazar Günü
cihad meriç — Paz, 09/03/2008 - 07:59
Bu sabah camiye koşar adım gitmedim . Ağır adımlarla hayatı sindire sindire yürüdüm. O güzel mekandan çıkışımda yavaş yavaş oldu. İçimde o huzur evinden ayrılmak istemeyen bir parça vardı; fakat İmam paltosunu giymişse mekan kapanacak demektir. Bir iki kelam ederek yürüdük "Din Görevlisi" ve ben.
-Nasıl cemaat ile aran?
-Yakınlaşmazsak , hatalarını söylemezsek iyi.
-Daha çok gençlerle ilgilen, kalpleri ve akılları katılaşmış olanlar geldikleri gibi giderler.
Son cümleden sonra selamlaşıp uzaklaşıyoruz.
İçimde eve sığdıramayacağım büyüklük oluşuyor. Bu vakitte kabir sessizliğine bürünmüş parka yürüyorum. 4 kişilik banka tek başıma oturuyorum. Aynı tarafa yürümüyorsak, heyecanımız ve aşkımız bizi coşturmuyorsa, rüyalarımız ve derdimiz ortak değilse böylesi daha iyi. Yalnızlık ve sükunet. İçime sığmayanları semaya bakarak boşaltmaya başlıyorum. Her nefes ile bir parça küçülüyorum. İki küçük kırlangıç yaklaşıyor yalnız değilsin dercesine, gözlerim onlarda ufuk çizgisini zorluyorum. Onlar son sınıra geldiklerinde bir grup ile buluşuyorlar ve çoğalıyorlar.
Anlıyorum ki yol uzun bir ufuk çizgisi geçilecek ve sonra diğeri başlayacak. Yürüyüş farklı şekillerde son nefese kadar devam edecek. Küçük öğretmenlerime teşekkür edemedim. Onlarda bunu sadece Allah rızası için yapmışlardır, teşekkür beklemeden. Ben yinede gıyaplarında onlara selam ediyorum. Ve onların vesilesi ile sadece Rıza için çalışan, iyilik üretme derdinde güzel işler yapan herkesi tekrar tekrar selamlıyorum. Tefekkür edilmesi gereken ayetlerden biri ile satırlarımı noktalıyorum.
“Hem biz Rabb'imizin bizi iyi kişilerle birlikte (cennete) sokmasını arzulayıp dururken, neden Allah'a ve hak olarak bize gelen şeylere inanmayalım!". (5-MAİDE: 84 )
- cihad meriç yazıları
- yorumlamak için giriş/kayıt gerekli


susmak ve tefekküre yaslanmak...
Gül Çiğdem — Salı, 07/10/2008 - 08:45maide suresiyle biten bu yazıda şöyle ekrandan bir an uzaklaşıp düşünceyle bir an hasbihal etmek lazım...
sadece istemenin fiil olarak cekildiği su asırda,
rızanın sadece özel isim olrak kullanıldığını bilen insanların fazlalığında,
tefekkür lafzının hali hazırda eski lügatları süslediğini düşünmek
çok acı...
ya da tefekkürün manasının daha doğrusu terim anlamının içinin boşaltılması
sadece istemekten ibaret sanılması
abesle iştigal eden şeylerin
serlevhası olsa gerek....
tefekkür havuzuna dalıp bir daha cıkmamak dileğiyle...