Lisan Namustur; Depremsellik Zırva!..
Halid Aslan — Pzt, 31/03/2008 - 01:00
'Kayseri Depremselliği Zemin Araştırmalar Çalıştayı' düzenlenecek.
Önce gazetede gördüm başlığı. Sonra gazetenin bunu belediyenin web sayfasından aynen aktardığına şahit oldum. Şaşırdım çünkü haberin spotu aynen böyleydi. Devamında ise: "Kayseri Büyükşehir Belediyesi, düzenleyeceği 'Kayseri Depremselliği Zemin Araştırmalar Çalıştayı' ile zemin araştırmalarının önemini ve Kayseri'nin zemin yapısının depremselliğini masaya yatıracak" buyruluyordu. Ve katılımcılar, Çalıştay'ın zaman ve mekan bilgileri...
(İlgilileri için haber - duyuru'nun tamamı şurada: Büyükşehir'den haberler )
Bu haberin içeriğindeki "Kayseri Depremselliği Zemin Araştırmalar Çalıştayı" başlığının ne Büyükşehir'e ne de webmaster (!) arkadaşa ait olmadığı kesin. Tamamen "akademik" bir büyüklenme ile Ahmet Necdet Sezer Türkçesi meftunu bir zat tarafından kaleme alınmış ve aynen "aktarılmış". Öyle ya akademik çalışmalar ve çalışanlar kutsallık arz eder. Dokunamazsınız, yanarsınız. Yine biliyorsunuz ki üniversiteye intisab etmiş bazı zevat TDK Türkçesi kullanmaya hassasiyet gösterir, dilimize yerleşmiş dahi olsalar menşei itibariyle Arapça veya Farsça kokan kelimlere pek tevessül etmezler, bunların yerine inadına ve ısrarla ya eski Türkçe (ki bunları ısrarla sosyal demokratlar kullanıyor hâlâ) ya da TDK sözlüğünden yanılsanmış sözcükler tercih ederler (ki bunlarda bir önceki parantez sahipleridir.)
Haberi iftiharla sunan kimselerle haberin muhatabı Kayserililer "Depremsellik" ve "Çalıştay" kelimelerinin anlamına ne kadar vakıf, tartışılır. Hadise biraz daha farklı. Şöyle ki:
"Malumdur ki" diyor Üstad A.Turan Alkan, "bir lisanın lezzet ve haysiyeti, zabtiye marifetiyle değil, o milletin üretim kabiliyeti, eğitim kalitesi, sanat ve fikir zenginliği, askerî caydırıcılığı ile temin olunur. Ekranlardan dakika başı üzerimize boca edilen Batılı hayat tarzının câzibesine karşılık Türkçe'ye sirayet eden her yabancı kelimeye bir karşılık bulmak neredeyse imkansız. Lakin hiç değilse ürünlerimize ve işletmelerimize isim verirken daha titiz davranabiliriz. Sırf milletlerarası pazarda piyasa şansı yükselsin diye Çorum'da, Gaziantep'te, Maraş'ta, Konya'da, Kayseri'de üretilmiş bir malın ismini frenkçeye benzetmek, aşağılık duygusunun daniskasıdır.
Bizim de yapacağımız ufak tefek şeyler yok değil, aynı sabunu aynı fiyata "bilmem ne hypre market"inden satın almak yerine "Kanaat bakkaliyesini" pekâlâ tercih edebiliriz mesela. "Ofis" yerine "yazıhane" demekle dilimiz yorulmaz. Yine de gayretten ötürü kendinizde bir ağırlık hissederseniz yorgunluğunuzu "cafe"de değil ama şu bizim çay ocaklarından, çay bahçelerinden birinde giderebilirsiniz." (Tartışmacı Arkadaşlara Başarılar Dilerim - Timaş Y. Sy: 36 - 37)
Lisânımızın izzet ve haysiyeti üzerine ne hoş ne zarif yazılar kaleme alınıyor. Her biri, kendi zaviyesinden taşı gediğe koyuyor. Serinliyoruz. Üstad da sağ olsun bir yol, bir usül gösteriyor bize. Su da uyuyor düşman da uyuyor sanki. Gelip geçiveriyor yaz yağmurları. Sokaklara çıkıyoruz sonra. televizyonlardan sokaklar yuvalarımıza akıyor. Dinsiz değiliz ve fakat imansız hakkımızdan geliyor. Lisânımızın boynunu bükük, cümlelerimizi nâkıs bırakıyor.
Lisâna, izzet ve haysiyetini kazandıracak biricik mekanlar, okullarımızdır ki onlar da "mektep" yaftasından ırak düşeli himmete muhtaç bir tenakus içerisindeler. Dersin kralı Türk Dili ve edebiyatı, kuşa çevrilen müfredatları ile lisâna sahiplikten, ilginç bir bilinç içerisinde uzaklaştırıldı. Çok uzağa gitmeden Nihad Sami Banarlı'nın edebiyatı ile günümüzde okutulan müsveddelere bakmak yeterli olacaktır. Dil şuuru alacak gençlerin, düzgün bir imlâ ve noktalama ile iki satır yazı yazamaz hâle getirildiği eğitim ile, nasıl dil bilinci vereceksiniz? Muamma.
Lisânımız, ÖSS ile dağa kaldırıldı. Çok cüretkâr bir ifade olduğunu sanmıyorum. Ne öğretmenlerin ne öğrencilerin imtihandan başka kaygıları yok. Esasında bütün liselerimizin reklam yeri olarak ÖSS'yi tercih etmeleri, aktiviteyi olumsuz yönde hızlandırdı. İmtihan için genel geçer dilin TDK patentli olması da cabası idi. Suyun mecburî istikamete akması gibi boşa aldığımız eğitim vitesi ile bayır aşağı gidiyoruz. Edebiyatı, mef'ûlü, mefâîlü olarak algılayan bir zihniyet, dile de istihzâ ile yaklaşarak sahip olduğu en büyük mirası elinin tersiyle yitmeyi, yiterken de duyduğu hazla iflasını i'lâm için "geri dönüşüm kutusu"ndaki bilgileri kalıcı olarak silmeyi marifet sayıyor. (Dip not: Bakınız, dışınızdaki dünya.)
Kötü misâl emsâl teşkil etmezmiş. Bal gibi ediyor işte. Birilerini, o kötü misâlin niçin kötü misâl olduğunu anlatmaması kadar kötüye meyyalliğimiz sebebiyle "gelen ağam giden paşam" felsefesini "elle gelen düğün bayram" realitesiyle ictimâ edip "bana dokunmayan yılan bin yaşasın" kelam-ı kibârı ile hitama erdiriyoruz.
Mesele dil ise mes'uliyet herkese düşer. Türkçe tabelalı ticarethane isimleri ve bunlarla ilgili kampanyalar ne kadar önemli ise icraatlarımız da aynı derecede önemlidir.
- Halid Aslan yazıları
- yorumlamak için giriş/kayıt gerekli


lisan kurban seçildi
resul davutoğlu — Pzt, 31/03/2008 - 09:00kanayan derin yaraya parmak basmışsınız.
lisanımız katledildi. cahilce ve cesurca. işlenmiş bir mücevher bir taş parçası için atıldı.
devrim yobazları kördü. sağır ve aldırmaz. heder ettiklerinden zevk alıyorlardı.
imparator bir lisan yerine bize bir kabile dilini iftiharla sundular. musikili bir lisana baltayla saldırıp yerine cızırtılı bir kaya diktiler.
nihayetinde cehalete sınır yok. ve yıkmak kolay.
bu millet çok büyük ihanetler gördü. devasa.
"cehlin ol mertebesin sehl
Nefi Selamoğlu — Pzt, 31/03/2008 - 16:13"cehlin ol mertebesin sehl olmaz" diyor ya şair bunların modernlik anlayışı, cehalet ve ihanet ile halktan kopuk bir mevkiye sürüklüyor. nice ihanetlere imza attılar ve en verimli alan olarak seçtikleri "lisan" alanında batağa saplandılar. sanırsınız "güneş dil teorisi" hala yaşıyor bu köhnemiş dil tacirleri için. Sümerler, Etiler sonsuz bir medeniyet sunuyor. Ne çıkmaz bir sokak ne büyük bir ihanet...
Kayseri gibi değerlerine sahipliği ile bilinen bir şehrin bu tuhaf dil ile anılması da ayrı bir ayıp olsa gerek.