Yâr Mektupları - III
Kerem Dağlı — Cts, 05/04/2008 - 21:15
Kendimi siyah beyaz bir filmde seyrettim. Sinema perdelerine sığmıyor, rolden role giriyordum. Baş kahramanlar ikimizdik. Dünyanın en güzel mekanlarında el ele, yürek yüreğe dolaşıyorduk. Milyonlarca metrelik filmler kullanılıyordu. Aşkımı yine de anlatamadı. Film koptu.
Bir parçam olacaksın Sevgili. Bakışlarım gibi, yüreğim gibi. Ülkelerden gelip ülkelere gideceğiz. Kelimeler, kıymetini bizle anlayacak. Bizle var olduğunu bilecek baharlar. Hayalle kopardım bağlarımı. Leyla’dan, Aslı’dan bana ne? Ben, sevgili denen bir hayatın kıyılarında, tatlı su pınarlarının başında senle bir beden dolaşmıyor muyum? Sen değil misin gözlerimin içinden akan? Sen değil misin, minik bir serçenin heyecanıyla yüreği inip kalkan? Canım değil misin? Sen, aşksın. Ben, uslanmak bilmeyen müridinim.
Ne diyor Sevgili, Osman Nevrez:
Halet-i aşkı kolay sanma ki aşık olanın
Bağrı kan, gönlü yanık, eşki revan olmalıdır
Her dostum biraz Brütüs idi. Çarmıhtaki vücuduma hakaret etmeyen, saldırmayan kalmadı. Bir sen oldun, dudaklarımın kanını gözyaşları ile temizleyen. Talihin kıskançlığı karşıma ne Şems’i çıkardı ne Spartaküs’ü. Mevlana’nın ney’i şikayeti benden çaldı, tevekkülü yine benden. Saadeti, kapalı kapıları kırarak önüme atan sen değil miydin Sevgili? Sen değil misin dilime doladığım hüzzam şarkıları rast’a çeviren? Sen böyle yaparsın da şair yürekli ben duru muyum yâr?
Bir demür tagı delip boynuna almak gibidir
Her kişi aşık olurdu eger asan olsa
Ben bu dağı omuzlamış koşuyorum her gece sana doğru. Buyur eder misin beni, can kuşum, umudum, canım sevgilim…
- Kerem Dağlı yazıları
- yorumlamak için giriş/kayıt gerekli


Jezabel
Halid Aslan — Salı, 08/04/2008 - 20:02Bahar bitmek bilmiyor. Kuşların feryadına takatim yoksa bu sana müptelalığımdandır Jezabel. Bu bahar bitmiyor, bu ağrım gitmiyor Jezabel.
Adınız ne idi Jezabel? Ya elleriniz? Dokunduğunuz ateşlerin güzelleştiğini, mevsimlerin durduğunu, dağın ötesine düşen ay kırıntılarını görmüyor musunuz Jezabel? Bu kadar yıldır bana dokunmadınızsa, ellerinizin meltemliğini, nefesinizin yangınlığını tattırmadınızsa bana, sizin merhametinizdendir Jezabel. Gövdesi aşk tutmuş şairin, dokunuşlarla eriyeceğini bildiniz Jezabel. Bakışınızı esirgediniz çünkü takatsizliğimi görüyordunuz. Bir kelam etmediniz harflerinizin üzerime yığılacağını anlıyordunuz Jezabel. Sizin aşkınıza sığınarak yaşadımsa bunca zaman; bu ıstırabı, bu çileyi öğrettiğiniz içindir. Yoksa halim nice olurdu Jezabel?
Gözlerinizi gözlerimden ayırmayın Jezabel. Bu aşka ancak gözlerinizle dayanırım ben. Ağlamayın Jezabel; Bu insan yıllardır her aşık adına ağlamaktadır. Aşığım. Bana benzer kimse yoktur dünyada Jezabel. Fuzuli, Nedim benim kopyamdı. Aşk adına kim ne demişse Jezabel, benim tekrarımdan başka bir şey dememiştir. Ben bu şehrin aşığıyım Jezabel.
Aşk asan olsa idi sizi sever miydim Jezabel?
Lebdeğmez küfürler yok artık. Sonbaharın süs çiçeği kasımpatı olsa ne olur, olmasa ne Jezabel? Benim baharlarım uğramaz şehirlere. Sülüs değil sabah Jezabel. Belki gece, mahmur makamıdır bilinenler dinçleşsin, öne konulan nesnelerin ismi bilinsin için.
Geçtiğim sokaklara aşure gününden beri yeni isimler veriyorum Jezabel. Sizin sokağına 'heşt behişt' dedim o gün. O gün Nef'i öfkesiyle yürüdüm pencereniz altından. O gün, yağmura eş'arımı sundum. Haytalık ettim rüzgarın saçlarım arasında gezinmesine. Sanrı dedim sonra sokağınızın başlangıç ve bitiş adımlarına. Elektrik direklerine haşiyeler kazıdım. Kendi sokağımızın adı 'hâşim' oldu, gölgeler dahi çirkin insan manzaraları sunarken bana. Sulusepken yağarken okul yolunda 'çıvgın' ilişti tabelalara. Siz, dante'nin aşık olduğu beatrice değilsiniz Jezabel. Hüsnüzansınız belki şairliğim için. Kim olursanız olun güzel Jezabel. Değil mi ki 'emr ü ferman hazret-i men lüh-ül emrindir.'
Lebdeğmez küfürler yok artık Jezabel. Sabah ve mevsim ve insanlar yok. Bıkmadan, usanmadan sokaklarına ad koyduğum şehir, yüreğimin dışında. Gayrı her yer sizsiniz Jezabel...