Ben Kar Yağarken
Kâni Çınar — Pzt, 07/01/2008 - 17:16
Perdeleri sıyırıp camın dibine sandalye attım, oturdum.
Kar yağıyor. Kar…
Fi tarihinden beri böyle yaparım. Sanırım ben oradan kalkınca kar kesilecek. Sanki benle yağar kar yahut ben kar’dan yağarım. Ne zaman düşmeye başlasa gökten, “her birini bir melek bırakıyor” der ve Rahman’ın kudretini tekrar idrake çalışırım.
Her birini bir meleğin bıraktığı kar şiirsiz de olmaz ya, koşar Cenab Şehabettin’e nasıl da kulak veririm:
Bir beyaz lerze, bir dumanlı uçuş,
Eşini gaib eyleyen bir kuş
gibi kar
….
Bu sene de hazretin teşrifi yine Ocak’ın ilk haftasını buldu. Nasıl da özlemiştik. Sanki kar’sız geçen Aralık ziyan olmuştu. Kuru bir soğuk, yavan bir ayaz… Hele kaç gündür buz kesen bir ayazın pençesinde debelenip dururken “bari kar olsa da onun soğuğunu çeksek” demiştim. Sanki duyup da geldi mübarek. Gümbür gümbür geldi kar.
Kar geldi, gümbür gümbür etti yüreğim.
Kar yağarken hiçbir şey yapmam, yapamam. Bir ayinin kutsallığına dokunacağım sanırım, onu rencide edeceğim, bir sırrı ifşa edeceğim korkusuna düşerim daim. Olmaz. Yakışmaz bana. Kar’a ihanet edecek kadar vefasız değilim.
Kar yağarken yapılacak iş midir dünyevi sıkıntılarla kederlenmek? Onu başka zamanlara havale etmekle ne kaybederim?
Hiç!..
Öyleyse demini almış bir çay ve bir mucizeye şahitlik makamı yaraşır bize.
Sebepsiz sevinçle dolar yüreğimiz kar yağınca. Beyaz kadar saf, beyaz kadar masum… Çocukların yüreklerine mutluluk zerk edecek kadar beyaz.
Sanki başka bir şey yapılmaz kar yağarken. Sanki kar bir tefekkür vaktidir de “hu” larla gelip “hu”larla düşmektedir. Kar da bir zikirdir kalpten kalbe.
Nefes nefese, alelacele, sanki bir yere yetişecekmiş de bütün lerzerelerine vazife tamam olsun endişesi sinmiş gibi yağdı kar.
Kara, kar’a tebdil oldu. Bir anda kar, kar kıldı yeryüzünü.
Dedim ya pencere kenarına atmıştım postu. Ne kadar oturdum bilinmez, içerden çoluk çocuk serzenişe başlayınca kalktım kar’ın seranatı karşısından. Ama yok öyle hemen arka dönüp gitmek. Ortaokul bebelerinin hevesiyle elime geçirdiğim 30 cm.lik plastik mektep cetvelini kaptığım gibi küpeştenin üzerindeki yığının böğrüne sapladım. Merakla karşıma çıkacak rakama yoğunlaşırken “tahmin” gücümün de ne seviyede olduğunu tecrübe imkanına erdim: 23 cm. Aliyyul A’la…
“Allah aşkına, gök, deniz aşkına
Yağsın kar üstümüze buram buram...”
Azm-i sefer edip dünyamızı varlığıyla bahtiyar eden kar’a, hoş geldin, hoşluk getirdin, ne iyi ettin de geldin demek düşmez mi bize?
Velhasıl ayakcaklara kül dökmenin de bir ilim olduğunu gençlere kavratmak gerekir…
- Kâni Çınar yazıları
- yorumlamak için giriş/kayıt gerekli


kar yağarken
Şahan Çoker — Paz, 23/03/2008 - 18:09Bir ses
Apansız arkamda
Gecenin ustası;
Ne zaman tutmuş ?
dedi
Bu kent, bu kadar küfü
Belli ki.. yağış kurtaracak onu
Ellerimi gösterdim
Soğuktan uyuşmuş
Utançtan kızarmış ellerimi
Peki ama dedim
Bunların günahı ne?
www.sahancoker.com