Konuşmalıyız
resul davutoğlu — Pzt, 09/06/2008 - 10:42
Ak Parti susuyor. Konuşabilir mi. Konuşmak bugünlerde en tehlikeli eylem partilere. Her an konuşmaları dosyalanmış bir şekilde onlara ilam edilebilir.
Mahkeme başkanı kızıyor. “Mahkemenin itibarı” diyor, “üyelerin saygınlığı v.s.”
Hakkı var. Millet daha yeni duruma alışmadı. Gücü ve yeni hali takdir etmekte zorlanıyor.
Bir alışsın, gereken saygıda kusur etmez.
Aksi takdirde o da bir yere kapatılabilir.
Ülkemizde yaşanan ne... Komedya mı, hayır kimse gülmüyor. Trajedi mi. Evet bu… Yaşanan başlı başına trajedi... Ve keşmekeşlik. Şok.
Veya komedya dolu bir trajedi…
Meclis’in yetkileri ellerinden alınmış durumda. İktidar eli kolu bağlı bir halde. Halk taleplerinin fezaya atıldığının görüyor.
Bize bir görev düşüyor. Yeni rejimimize bir ad bulmalıyız. Başkaları onu elimizden alabilir. Sahiplenmeliyiz.
Ak Parti susuyor. Ne yapabilir.
Anayasa Mahkemesinin temyizi var mı? Yoksa iktidar Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesine mi başvursun.
Trajedilerin sonunda herkes susar.
Millet de susuyor. Ne diyecek. Bugüne kadar onun hangi kelamına kulak verildi ki.
Sadece bir kesim konuşuyor. Propagandacılar. Karara bir kılıf bulmaya çalışanlar.
Bu kesimin hayali gerçekleşti. Her zaman kendilerinden başka herkesin susmasını istemişlerdi. Bugün o özlemleri hayat buluyor.
Bu ülkede konuşmak tehlikelileşti... Hem de çok.
Yalnız bir sorun var. Başörtülüler ne olacak. Talepleri.
Bu ülke vatandaşına hak vermeyi bir türlü öğrenemedi. İlla dıştan bir baskı gelecek. Ama Avrupa da başörtüsü konusunda susuyor.
Sanki sükût oyunu oynanıyor.
Sahi haklıların sustukları rejimlere ne deniyordu. Hakların kesinkes yasaklandıkları... Milletin taleplerinin duyulmadığı.
Ak Parti sussun ama şunu yapsın. Kararı tekrar çıkartsın ve cumhurbaşkanı onu referanduma götürsün. Halk da konuşmasın ama düşüncelerini kâğıtlarla ifade etsin. Sessiz gür bir seda duyulsun.
Hakikatte bu ülkede kimse susmasın. Sükûtu korku bekler. Korku ise karanlıktır.
Herkes konuşsun. Çünkü hak konusunda kelam elmastır.
"Mahkeme bir sille vurmuştur" diyenler konuşuyor. Mızrak için çuval arayanlar ortada avaz avaz.
Bir de hafif bir seda duyuluyor hakları ellerinden alınanlardan. Bazıları onlar da sussun diyor.
Asıl onlar konuşsun.
Konuşmalıyız bugün hiç olmadığı kadar... İçimizdekileri atmalıyız. Kapatılabilir miyiz? Elbette ama kapılar kapanmadan açılmaz.
Haksızlar sükût ister ve cevapsızlar.
Konuşmalıyız bugün hiç konuşmadığımız kadar.
- resul davutoğlu yazıları
- yorumlamak için giriş/kayıt gerekli


evet, tabiiki konuşmalıyız, ama herşeyi
ismail okutan — Per, 12/06/2008 - 17:15evet konuşmalıyız hem de sonuna kadar; okullarda 40 tane islami kelime ve kavramın kullanılmasının neden yasaklandığını, meb nın hangi amaçla lions kulubüyle işbirliği protokolü imzaladığını, sivil anayasa çalışmalarının neden rafa kaldırıldığını, parti yasaklamayı zorlaştıracak yasal düzenlemelerin neden yapılmadığını, filistinli kardeşlerimizi öldüren israilin bir belediye başkanına neden ödül verildiğini, akp nin işbirlikçi ve teslimeyetçi politikaları karşısında müslüman kamuoyunun neden sustuğunu, her zaman muhalif olması gereken, aydın diye geçinen gürühün kaç kuruş karşılığı iktidar yağcılığı yaptığını, bir milyon müslüman insanımız ırakta en hunhar bir şekilde öldürülürken müslüman halkın akp iktidarından dolayı nasıl manüpüle edildiğini, nasıl etkisiz ve tepkisiz bir şekilde koyunlaştırıldığını da konuşmalıyız. bütün bu aymazlığın, çizgiden kaymanın, düşmanla dost olmanın asıl sorumlusunun kim olduğunu unutmadan konuşmalıyız. ken di talebeleri başbakanken, bakanken, cumhurbaşkanıyken hapis yatan muhterem Erbakanın cezasının kimleri sevindirdiğini de düşünerek konuşmalıyız. talabeleri iktidarda, erbakan hapiste ha, öyle mi? her türlü parti kapatmalara karşı olduğum halde, bop projesiyle altımızı oymaya çalışan abd ve israil dostluğuyla övünen bir takım adamların partisi olan akp nin kapatılmasına pak fazla üzülemeyeceğimi de açıklamalıyım dürüstçe. TABİİKİ KAPATILIRSA
Adaleti tesis edenlere ve etmeye çalışanlara.,
mehsani — Salı, 10/06/2008 - 11:56İhtiyattan sonra duyulan güven, mümini yabıltmaz! sanırım.
Geçenlerde bir müfessirin Ali İmran suresi ile ilgili tefsirini okurken zihnimde yeni bir pencere açıldı; Müşriklerim İslama iftira etmek babından "Şüphesiz Allah'a ve indirdiklerine iman eden ve salih amel işleyenler kurtulmuştur!" mealindeki Ayeti Kerime ile ilgili Fransadaki (sözüm ona) sapık bir İslamcı görüşün yaklaşımına sahifelerce detay vererek cevaplıyordu.
Burada en çok dikkatimi çeken şu oldu: "İslam asla mağlup olmamış ve olmayacaktır!" Mağlubiyet mensuplarının gafleti neticesinde aldıkları hazin ve hüzün veren neticedir.
Yani istenen bir şey Allah içinse bu sözüm geçerli olsun.
Mağlup etmek için değil ve galip olmak içinde değil, Hak için..,
Kim ne yaptı veya ne yapmalı daha?
Kırmadan, çalmadan, çırpmadan, üzmeden ve kavga etmeden, göğsünü gere gere adaleti tesis edenlere ve etmeye çalışanlara Allah yar ve yardımcı olsun..,
Ümit rızık gibi, Allah yanılan ve aldananlardan etmesin bizi...
Saygılarımla..
Mehmet Sani Özel
Şizofren Beyinler
Aynur Yavuz — Pzt, 09/06/2008 - 19:20Anlamazlar...
Ülke gerçeklerinden bihaber şekilde gerçekleşmesi mümkün olmayan senaryolar üreten bu şizofren beyinler kelamdan, sözden anlamazlar..
Belki bir gün evlatları kampüs önlerinde can çekişir, gözyaşına gark olursa, bir gece yarısı evlatlarının hüznü çökerse yüreklerine ansızın, belki...
lakin hangi vicdan sahibi yaşam tercihinden ötürü bir suçsuzun yüreğine kor düşürür ki!!!
Anlamazlar...
Davası maddeden öteye geçemeyenler, arkalarında bıraktıkları her ayak izinin altına karanlık dünyalarının rengini nakşederler...
Ve..
Göremezler hakikati...
Evet referandum kökten bir
Halid Aslan — Pzt, 09/06/2008 - 12:32Evet referandum kökten bir sonuç gibi görünüyor. Halkı söz sahibi kılacak bir eylem. Tıpkı Cumhurbaşkanlığı'nda olduğu gibi... Peki ya sonrası? Herkes Mahkeme üyelerinin emekliliklerinin gelmesini, adam gibi adamların atanmasını mı bekleyecek? Peki ya ona da bir kılıf bulunursa... Biri kapanır biri açılır. Ama çözüm mü? Bireye inmeden, erdem oturtulmadan ne kadar türkü çığırırsak çığıralım bel altı kalacak. Mesela iktidar patronluğunu -TMSF ile- yaptığı kanalları adam edecek, belgeler koyacak ortaya. Mahkeme kararının eşi benzeri olmadığını, kasıtlı bir karar olduğunu işleyecek, hatta ben bu kararı tanımam diyecek. Konuşacak... Ya halk iki gol üzerine herşeyi unutursa... İktidar ne kadar halka güveniyor? Bu da önemli bir izah istiyor..
Konuşalım. Ama ne?
"Rafa kaldırılan sivil
Nefi Selamoğlu — Pzt, 09/06/2008 - 12:46"Rafa kaldırılan sivil anayasa taslağı raftan indirilip daha sivil, iyice sivil, sonuna kadar sivil hale getirilip halk oyuna sunulmalıdır!" Hakan Albayrak