Ben bir diktatör değilim, demokrasi istiyorum
Molla Kasım — Cts, 17/11/2007 - 17:27
"Ben bir diktatör değilim, demokrasi istiyorum” Çek ayağını üstüne bastın diyeceğim lakin yine aklı kıt, iz’anı nakıs sevgili vatandaşlarımdan bazıları “Mollayı başımıza padişah etmedik, kahırlanışı ondandır.” deyü günahımı alacaklar. Asla ve kat’a sevgili vatandaşlarım hem de ne alaka…. Hatta bilakis ne münasebet. Bendeniz sadece ve sadece sizlerin iyiliği için adımı, mübarek saçımı, sakalımı ve takunyalarımı ortaya koydum. İstedim ki Sevgili halkım eziyetlere duçar olmasın, anlamadıkları meselelere durmadan kafa yormasın. Gördünüz işte kafa yorduk sandınız, havanızı aldınız. Dönüp dolaşıp tekrar geldiniz “Dünyada neler oluyor” diyerek Mollanızın kapısına. Amma yok artık üç kuruşa köfte. Önce bir çiğ köfteyi görüp test edelim sonra bakarız müşküllerinize.
Müşkül dedim de sevgili vatandaşlarım aklıma birden müşerref geldi. Ne alaka mı buyurdunuz? Bırakınız da alakayı bendeniz Mollanız kuruversin efendim.
Din kardeşlerimizden haylice yekunun yaşadığı kısmetsiz Pakistan’ın başındaki zat bakınız ne buyurmuş: "Ben bir diktatör değilim, demokrasi istiyorum”
Mübarek o kadar veciz bir söz söylemiş ki tebaası olup “Gel Müşerref’im yönet beni” diyesi geliyor insanın. Sanki 1999 yılında bir askeri darbede seçilmiş başbakan (!) Navaz Şerif'i devirdikten sonra başkan olmuş hali hazırdaki askeri lider değil de masum ve mağdur bir parti lideri edasında konuşuyor Hazret. Sanırsınız “terör” yaftası ile diktatör kesilip ağabeyi ABD’nin karşısında üniforması ile çakı gibi selam duran o değil. Hal böyle olunca malum darbeye “çok üzülen” ağabeyi, el altından “koçum benim, aslanım” fısıltılarını kuşlağına deklare etmeyi ihmal etmiyor hani.
Şerefyab olamayasıca Müşerref Lal Mescid'in duvarlarında kan daha kurumamışken şahsi hırsının ve iflah olmaz “güç” takıntısının cenderesi içerisinde uzaktan kumandalı yönetime kendisini kaptırmış birisidir cevelanlarım. Mesele Pakistan ise de sevgili vatandaşlarım, yaşı benim kadar eski olanlar şu satırlarda yazanlardan bir netice çıkaracaktır da taze cevelanlarım mevzûu nasıl anlayacak onun endişesindeyim:
“Ülkenin (Pakistan’dır kast edilen) ilk anayasası 1956'da kabul edildi ama kısa ömürlü oldu. Sıkıyönetim kanununun dayatıldığı 1958'de bu anayasa kaldırıldı. Yeni anayasa 1962'de hazırlandı ve 1969'da yine sıkıyönetim idaresince fesh edildi. Üçüncü ve şimdiki anayasa 1973'te hazırlandı. 1977'de askıya alındı, 1985'te önemli değişikliklerle yeniden kullanıldı ve 1999'da yeniden askıya alındı, 2002'de yeniden kullanıma sokuldu.”
Tarihleri ve Pakistan ismini değiştirin sevgili vatandaşlarım. Ne görüyorsunuz?
Çekin ayağınızı üzerinden efendiler, anladınız işte.
Şimdi şu soruyu sorma zamanıdır: Demokrasi neyiniz olur?
Vallahi benim bir şeyim olmaz. Bakmayın Müşerref efendi dahil herkesin ağzında sakız olan “Demokrasi” mahreçli sözcüklere. Aslında demokrasi derken onların kastettiği “Benim dediğim dedik, çaldığım düdük” ifadesidir. Muradlarına bir kılıf bulmaları gerekiyordu, demokrasi diye içi istenildiği gibi doldurulmaya elverişli bir kavram uydurdular, maksat hasıl oldu.
“Etme Mollam, olur mu?” diye cahil cühela konuşan sevgili vatandaşlarım, Mollanız size kalkıp da “demokrasi olsa ABD ne arar Irak’ta, Afganistan’da; darbeler nasıl yapılır; Sivil anayasalar nasıl tedavülden kaldırılır, nasıl halkın rey’i görmezden gelinir, satılmış liderlerin sırtları niçin sıvazlanır, isimlerinden dolayı insanlar neden işkencelere tabi tutulur… ” diye sorularla meseleyi izah edebilir; lakin gereği yok. Bilenler biliyor, aynı zamanda anlıyorlar ve lütfen anlayanlar anlamayanlara anlatıversin cevelanlarım.
- Molla Kasım yazıları
- yorumlamak için giriş/kayıt gerekli



Son yorumlar
7 sa. 50 dk. önce
8 sa. 9 dk. önce
8 sa. 12 dk. önce
8 sa. 13 dk. önce
12 sa. 1 dk. önce
12 sa. 37 dk. önce
15 sa. 13 dk. önce
15 sa. 19 dk. önce
15 sa. 29 dk. önce
1 gün 7 sa. önce