Sayha Dergi

  • 100 türk büyüğü
  • kimdir, nicedir?
  • ara
  • İletişim
Ana sayfa › Kategoriler › Memleket Havaları › Söz Ola

Ergenekon Uykusu

Zehra Arslan — Cts, 05/07/2008 - 00:20

Uzun bir uyku hali. Şimdilerde uykunun rüya halindeyiz ama kabuslar kapıda! Bir destan vardı edebiyat tarihinde ergenekon destanı. Bir destan da (sözde destan) Türkiye tarihinde oluştu son zamanlarda. Sahi kim bunlar? Her tutuklanan kişiyi duyunca ağzımız iki metre açık kalıyor. Tam ağzımızı kapatacakken bu sefer üç metreye varıyor ağzımızın açıklığı...sarı kızlar, kara kızlar ortalıkta "darbe darbe" lakırtılar dolaşıyor aleni bir şekilde. Yıl ikibindörtmüş acaba mevsim kış mıydı? Ki bu uyku hali...

Gazeteciler de varmış o da bir şey mi efendim? Komutanlar dahi varmış... İ pin söküğü nerde başladı bilmiyoruz! Ama belli ki sökükler tüm ülkeyi içine alıp sarmalamış.

Bu davadaki olaylar netlik kazanınca ağzımızın açıklığı kaç metreye varır bu konu için matematikçi ve doktor arkadaşlardan yardım almamız kaçınılmaz olacaktır.

Tutuklamaların ertesi günü sağ ve sol gazetelerde bir sürü yorumlar, tutuklamalarla ilgili enteresan diye nitelendirdiğimiz haberleri okuduk ve güldük. Evet güldük. Gazetede yer alan habere göre Ankara ticaret odası başkanı Sinan Aygün beyefendiye sormuşlar neden tutuklandınız? Beyefendinin cevabı: Atatürkü sevdiğim için. İstediğiniz kadar gülebilirsiniz biz zaten alışmıştık ağlanıcak hallerimize gülmeye. Pardon bayım darbe girişimlerinizi bu yolda çalışmalarınızı nasıl Atatürkle bağdaştırdınız?Bu cevaptan sonra anıtkabire bir daha çıkarmısınız merak ettim doğrusu.insanların hayatlarını kendilerine oyuncak edinmiş insanlara güleceğiz hep birlikte...

Ülkemizin gazeteleri de maşallah ne güzel çalışıyorlar! Kalem yerine elleri bomba mı tutuyor ne...bombanın içinde mürekkep var mı acep? Belki beyler, bayanlar bombayla yazı yazmayı seviyorlardır.lütfen onları suçlamayın! Onları tutuklamayın! Ortada bir sürü gerici gazeteci varken çağdaş gazetecilerimize dokunmayın! Gazetecilerin ellerinde kara mürekkebe bulanmış bombalar. Tehlikenin farkında mısınız?

Uyuturuz
Uyuttururuz
Halkın seçtiği partileri kapatırız
Başörtülü kızları okula almayız
Yaparız da yaparız ve yine yaparız.
Anıtkabire çıkar çığlık atarız
Kızdırmayın kafamızı ülkeyi satarız...

(hafta sonu "hukuka saygı" mitingi varmış istanbulda. Biz kaç kişiyiz paltformu düzenliyormuş /sandıkta kaç kişi olduğunuzun cevabı verilmedi mi/
Ben anıtkabire çıkarlar diye düşünüyordum ama yanıldım! Şu beylere birileri anlatsa "insana saygı" olmadan başka kavramlara saygı olamayacağını.

  • Söz Ola
  • Zehra Arslan yazıları
  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

Nerde?

mehsani — Cts, 05/07/2008 - 10:54

Çocukken, henüz aklı baliğ olmaya başlarken zenginleri, hali vakti yerinde olanları, zenginleri, makam mevki sahibi kimseleri toplumun âkil kimseleri zanneder, buna inanırdım.
Neden sonra, o öğrendiğimiz ahlak ve edep kaidelerinin en çok bu kesim tarafından ihlal edildiğini gördükçe bu inancım sarsıldı.

Küçük bir kasabada bile, bizler orucun kutsiyetine binaen şaibeli şeylerden kaçınırken, muteber bir kimse milletin gözünün içine bakarak yiyip içebiliyordu. Burada bir parantez açarak şunu da ilave edersem yanlış olmaz sanırım; Zaten ahlak ve kültür erozyonuna önderlik edenlerde bunun gibi pervasız tavırlarıyla ünlü kimselerdi. Zira modernleşme adına, aşırı bir inanca saygısızlık bilinci, bilinçli veya bilinçsiz bir şekilde icra ediliyordu. Köyde tesettürü olanlar şehre gelince İslam ve İman duyarlılığından bihaber oluyor veya bu anlayışa zorlanıyordu.

Varlığı ve varlıklılığı ile ünlü bir simamız; “Bırakın işe almayı, ben sakallı bıyıklı kimse ile görüşmüyorum bile.,” (veya buna benzer.,) demişler. Burada Allah’ın (c.c.) büyüklüğüne, hikmet ve hüküm sahibi olduğuna bir kez daha inanıyor, böyle bir cenahta olmadığıma şükür niyaz ediyorum. Bu gönül kırmak mesabesinde bir eylem olmalı. Gönül kırmaksa Kabe’yi yıkmaktan eşhet bir eylem! Rabb’ime sığınırım. Yarın Hakkın divanında bu millet aleyhinde şahitlik edecek, ancak Allah (c.c.) hidayet etsin diyorum.

Elbette toplumun dinamikleri, önderleri (durağanlarında olduğu gibi) yaptıkları ve ettiklerinden mesul ve sorumlu tutulacaklardır.
Nerde?
Tabi ki, hesap gününde. Zira ben böyle öğrendim ve aynen böyle inanıyorum ve bu kurallar (İslam ve ahlak) manzumesine binaen ihtiyat göstererek elden geldiği kadarı ile kerihe bulaşmamaya çalışıyorum.

Çok şey anlatılır, düzinelerle örnekler verilebilir ancak azla iktifa edeceğim; Bir toplum hal ve hareketi ile iyiye layıksa, mutlaka Hak batılı galebe çalacaktır! Zulüm baki değildir, Allah (c.c.) koymaz, inşallah.. Derenin, akarsuyun yatağını, tabiatını keyfe keder değiştirmeye kalkanlara (müjdem olsun!) bu dünyada hesap verirlerse, ahrette bir miktar hafiflik hissedebilirler veya tövbe istiğfarda edebilirler. Tabi bu sözlerim suç (günah, haram) ve suç eyleminde olanlar içindir ki, Onlara da Allah (c.c.) hidayet etsin, Allah (c.c.) bu millete ve bütün insanlığa zeval vermesin diyor, yürekten diliyorum..

Selam ve dua ile.,

Mehmet Sani Özel

  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

medya,

Zehra Arslan — Cum, 04/07/2008 - 21:44

Bir zamanlar tv ekrenlarında dönüp dolaşan bir reklam vardı " tehlikenin farkında mısınız" diye halk kışkırtılıyordu vel hasıl ergenekon tutuklamalarında cumhuriyet gazetesi baş yazarları sorguya alındı...cumhuriyet gazetesi yazarları ve ergenekon terör örgütü !
asıl tehlike kimmiş hep beraber görüyoruz ve şaşkınlıkla izliyoruz...cumhuriyet gazetesi ile ilgili irtibata geçip asıl tehlikenin kim olduğunu hatırlatılabiliriz bu reklamla ilgili bir bayan telefonunuza cevap veriyor ilk başta sorunuz karşısında ve ithamınızda afallıyor ve enteresandır ki ağzını açıp tek kelime söyleyemiyor...Devran dönüyor...

  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

Darbe ve medya

Halid Aslan — Cum, 04/07/2008 - 21:17

Ahmet Altan yazınıza sanki başka bir pencereden ama aynı şeyleri söyleyerek bakıyor. Medyanın ne olduğunu hep söyler dururduk da bu yönünü hep ihmal ederdik. Enteresan bir yazı bu:

Her darbenin bir medyaya ihtiyacı vardır. Darbe silahsız olur ama medyasız olmaz.

Çünkü darbelerin altyapısını medya hazırlar, ülkeyi “korkunç” bir tehlikeyle karşı karşıya olduğuna ikna etmek, insanlarda “biri gelsin bizi kurtarsın” duygusu yaratmak medyanın görevidir.
Bu ülke yıllarca “komünizm” tehlikesiyle karşı karşıya olduğuna nasıl inandı?
Türkiye’de komünist bir sistemin kurulmasının ne imkânı ne ihtimali vardı.
İşçi sınıfı bile yoktu o zamanlarda.
Gencecik çocukların hiçbir sosyal temeli, hiçbir toplumsal tabanı olmayan hareketleri bu ülkeye büyük komünist ayaklanması diye nasıl yutturuldu?
12 Mart’ta ihtiraslı generallerin kendi aralarındaki iktidar mücadelesini, bu halk nasıl oldu da “komünist devrimin” önlenmesi olarak kabul etti?
Bu insanlar ne olduğunu bile bilmedikleri komünizmin bir “öcü”, ordunun da tek kurtarıcı olduğuna nasıl inandı?
Medya sayesinde inandı.
Darbe yandaşı medyanın birinci görevi bir “korku” yaratmaktır.
Ortada toplumsal bir “korku” olmadan darbe olmaz çünkü.
Darbe, bir korkunun üzerine inşa edilir.
Eğer vaktiniz varsa gidin bir kütüphaneye bizim gazeteleri bir tarayın.
Nasıl bir dehşet duygusu yarattıklarını göreceksiniz.
Darbeciler de kendilerine bağlı “Ergenekon”larla bu dehşetin yaratılmasına yardımcı olacak eylemleri ateşlerler.
12 Eylül’de yakalanan bir tabancanın sabahleyin bir solcuyu, öğleden sonra bir sağcıyı vurmuş olduğunun ortaya çıktığını hiç unutmayın.
Bir Ergenekon varsa mutlaka bir de medyası vardır.
Ergenekonların beslediği dehşeti halka çarpıtarak sunacak bir medya olmasa, o dehşet eylemleri ne işe arar?
Medya o terörü apaçık yazsa Ergenekonlar teröre mi bulaşabilir?
Ne yazık ki darbeler her zaman kendilerine yandaş medya bulurlar.
Çünkü darbeler çok para dağıtırlar.
Hiç kimse onları denetleyemediği, kimse onlara hesap soramadığı için darbeciler yandaş medyayı paraya boğarlar.
28 Şubat’ın en büyük banka soygunlarının gerçekleştiği dönem olduğunu her zaman aklımızda tutmalıyız.
Darbeci medyanın ne beklediğini anlayabilmek için o dönemi iyi bir incelemek gerekir.
Bugün de Ergenekon’un ve darbenin bir medyası var.
Dehşet yaratmak için programlanmış bir silahlı çeteyi “vatansever” grup, darbecileri “ülkeyi kurtarmak isteyen insanlar” olarak göstermeye çalışan bir medya.
O medyada “darbe” sözcüğüne pek rastlamazsınız.
Eğer rastlarsanız, “aslında böyle bir darbe tehlikesinin olmadığını” anlatan satırlarda rastlarsınız.
Organize bir eylemin sonucu öldürüldüğü, jandarma istihbaratının cinayeti çok önceden bildiği anlaşılan Hrant Dink cinayeti onlar için “birkaç serseri çocuğun” işidir.
Buna inandırmak için çok uğraşırlar.
Darbeleri, çete cinayetlerini perdelemeye çabalarlar.
Ve, “tehlikeyi” abartırlar.
Laiklik tehlikededir.
Kadınlarımızın başlarını bağlamak için gelmektedirler.
İçki yasaklanıyordur.
Avrupa Birliği, Türkiye’de “İslami bir cumhuriyet” kurmak için kıvranmaktadır.
“Cahil” halk irticayı desteklemektedir.
Türkiye’yi “irticadan” kurtarmak için ne halktan ne Avrupa’dan bir ümit vardır.
Ve, Türkiye kurtarılmalıdır.
Bu şartlarda sizce “kurtarıcı” olarak kimi göstermektedir bu gazetelerle televizyonlar?
Adres bellidir.
Daha önce onları paraya boğan bir adres.
“Darbeci paşaların” gözaltına alınması, Ergenekon çetesinin yakalanması onlar için hüzün verici olaylardır.
Bütün bu gözaltıları, soruşturmaları, “Türkiye’yi kurtarmaya uğraşanları sindirecek” operasyonlar olarak sunarlar okuyucularına.
Paşaların darbe hazırladığını ortaya koyan günlükler “unutulmalıdır”, çetenin işlediği cinayetler, attığı bombalar konuşulmamalıdır.
Televizyonlara bakın.
Gazeteleri okuyun.
Kullandıkları sözcüklere dikkat edin.
Darbe medyasını göreceksiniz.
O medyada çalışan çok dürüst insanlar da var ama oralarda “psikolojik savaş” elemanı olan yazarlar ve yöneticiler de var.
Ama bu sefer beceremeyecekler.
Bütün bu gelişmeler, onların beceremeyeceğinin işareti.
Demokrasinin tehlikede olmasına hiç aldırmayan bu medya şimdi şaşkınlıkla bu ülkede “demokrasi” isteyen insanlar olduğunu görüyor.
Ve, komik bir şekilde yüksek tirajlarına rağmen marjinalleşiyorlar.
Çünkü artık darbenin ve Ergenekon’un bir medyası olduğu gibi...
Demokrasinin de bir medyası var bu ülkede.
Onları öfkeden çıldırtan da bu.
Ama onları öfkelendiren, halkı sevindiriyor.
Artık darbe istemiyor çünkü bu ülke.

Darbe ve medya - TARAF

  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

Kategorilerden

Hür Tefekkürün Kaleleri Kimdir Nicedir Gülü Gülle Tartarlar Tefekkür Şiir Makamı Ümmet Coğrafyası Düş Vakitleri Gül Kokusu Tanıtılanlar Hay Sızı Reyhan Söz Ola Gonca Güncel Gelişi Güzel Yürek Yarası Sorulunca Söylenenler Haberdar İçe Dönüş Hüzün Alanı Berceste Kişilere Dair İz Bırakanlar Kara Kalem Yazıları Zamana Dair
tamamı

Üye girişi

  • Üyelik başvurusu
  • Şifremi unuttum

Gezinti

  • Son Gönderiler
  • Site Rehberi (Yol Haritası)
  • İletişim
  • Kategoriler

Üyelerimiz

  • Çevrimiçi
  • Yeniler
Şu an 1 üye ve 9 misafir çevrimiçi.

Çevrimiçi üyeler

  • Selman Maltaş
  • ramazan
  • deniz
  • furkan ünal
  • u.d
  • anadolugenci

Duyuru - Etkinlik

  • -“Kurtuba'nın 40. Sayısı
  • - Temrin Ekim Sayısı Çıktı
  • - "Bir nokta" edebiyat dergisi (80. Sayı)
  • - Bir Ricamız Var Dostlar!..
  • -Son şiiriyle İsmet Özel
  • - 21. Tasavvur
  • - Kültür Dergisi "Osmanlı'da Çocuk" Özel Sayısı
  • - Ağır Misafir - İbrahim Tenekeci
  • - "Yedi İklim" edebiyat dergisi
  • ... Devamı
  • Anket

    Medya kim için özgürdür?:

    Son yorumlar

    • fazla konuşmaya gerek yok
      7 sa. 38 dk. önce
    • Deplasmanda Plasebo-postmodern bir murat menteş
      7 sa. 50 dk. önce
    • Ah be hocam yüreğimiz yanıyor
      8 sa. 2 sn. önce
    • Mollanız 52 farzı anlatıyor
      8 sa. 3 dk. önce
    • hep hüzün,hep hazan...
      9 sa. 21 dk. önce
    • Ülke TV'de Tarık Tufan ve
      20 sa. 2 dk. önce
    • ..
      20 sa. 5 dk. önce
    • bir soru
      1 gün 57 sn. önce
    • murat menteş
      1 gün 7 sa. önce
    • Bu aşkın duasıdır...
      1 gün 8 sa. önce

    Dostlarımız

    • Dostlar
    • Bunlar da Dostlar

    Hakan Albayrak
    Tarık Tufan
    Cemaat
    Kurtuba
    Kâinata Mektup
    Pata-Gonya
    Öyküzen
    Rûh-i Gusül...
    Arşivdesiniz

  • Kuşluk Vakti
  • Mecazz
  • Akabe
  • Sadık Yalsızuçanlar
  • Dergibi
  • Zemheri Edebiyat
  • Yenilgi
  • İsmet Özel
  • Gök Ekin
  • Edebistan
  • Yazıhane
  • İstisnai
  • Rehber gezintisi

    • FAQ - Sık Sorulan Sorular
    • Katılım ve Telif Bilgisi
    • Künye

    Gözdeler

    Bugün:

    • Safları Düzelten Edip: Murat Menteş
    • Aktütün'de Düşenler
    • Mollanızın Tedavüle Çıkışı Beyanındadır

    Sayha Dergi © (1990) 1998 - 2008

    • 100 türk büyüğü
    • kimdir, nicedir?
    • ara
    • İletişim