Sayha Dergi

  • 100 türk büyüğü
  • kimdir, nicedir?
  • ara
  • İletişim
Ana sayfa › Kategoriler › Derkenar › Makamı-ı Dikkat

Sevginizi Esir'gemeyin

cihat albayrak — Cts, 02/08/2008 - 08:25

‘Tintern Abbey’ adlı şiirinin bir kısmında İngiliz şair Wiliam Wordsworth kendi çocukluğunu irdeleyip, değerlendirirken, küçük kız kardeşine seslenerek kaleme alır dizelerini ve bir bakıma öğüt esintisinde ilerler eser:

‘Çocukluğunu hep kalbinde tut ki, yetişkinliğinin kötülükleri seni üzmesin!’

İnsanın geçmişinin muhasebesini yapması ve hele bu zamansal akışı çocuk gözlerinde bulup, akıl ile anıları en doğal bir sentezde buluşturması; kendi çocukluğu ile istişarede, bireyin andaki çocuklara model olması herkesin malumudur. Hele ‘biz’ gibi toplumlarda, ailevi ilişkilerin ‘ilişmek’ seviyesinde olduğu kurumlarda bu durum doğallığını kaybetmeye yüz tutmuş, bir izlence halini almıştır. ‘Tıpkı babası’ gibi olması oğlanların ve ‘anasına bakılıp’ alınması kızların, tam da bu nedenledir.

Wordsworth’un ilham kaynağı olduğu nokta şu ki, kişi geçmişe olduğu gibi, geleceğe de insan gözlüğünden bakabilmeli! Kırışıklıkları artmış, kamburu azmış bir bedende varabilmeli kaderinde ilerilere! Oğlunun gözlerindeki neşeye oyun özgürlüğünü sunabiliyorken, babasının dizlerindeki titreklikte fıtratına kenetlenebilmeli ve bir selamsal ‘hû’da huzuru sunabilmeli ihtiyarlığa!

***

Metropoller(l-d)e kalabalıkların var oluşa sunduğu yalnızlık kılıfı ve gürültülerce kulaklara reva görülen sağırlık ‘mumya’sı ile herkesin kendine kurmuş olduğu bir dünya vardır. Ve yer, zaman, kahraman değişiklikleri etkimez ‘her’ kesimden bu ‘kes’e! Sadakat had safhadadır ya; dokunulamaz, yalnızlıklarında bir ‘kes’ olarak var olunamaz, gürültüleri anlık bir sükût ile bölünemez!

Toplu taşıma aracındadır biri, misal ve o hariç hemen herkes kulaklığına sarılmıştır. Dört duvar dışına çıkılmıştır nede olsa ve bu potansiyel ‘insan’ ve ‘iletişim’ ile tefsir edilebilir; bir soyutlanma sürerliğine gidilmesi amacında, topluluklar sanal ve asosyal ve ben’cil olmakta, teknoloji ile donanmaktadır ‘bir başınalık’ savaşında. Anlamak, iletişim kurmak, (karşılıklı) konuşmak, dinlemek, paylaşmak fiilleri kara listelere alınmaktadır. Sonra, kulaklıklarla gözlükler çıkarılınca, âdemoğlu, kafesinden hürriyetine salıverilmiş bir kuşun uçmak bilmezliğince sersemlemekte; haydin susun!

*

Susmuşuz, susmuşsunuz, susmuşlar! Ruhlar susmuş, bedenler haykırışta; akıllarla anılar susmuş, nefisler çıldırışta! Dinleyin, hem duymayın; kundakta ağlar bebeler ve kurşunlanır,.. Körleşir binlerle çocuk ötede ve gün/devir annelerin ya, pırlantalar takılır kimine, kimi açlıktan yavrusunu emzirememenin derdinde! Bakın, hem görmeyin; çocuklar ailesiz ve yaşlılar ilgisiz…

‘Büyüyünce ne olacaksın?

—Anne olacağım ben!
—Ben de baba!

***

İstanbul’da bir çocuk esirgeme kurumundayız. Çocukların hem beden hem ruh dilleri, biriktirdikleri kelimelerin heyecan ile dört bir yana savruluşu gibi değişiveriyor bizi görür görmez. Biri bacağıma sarılıyor; ‘babam olsana sen benim’ diyor. Ve kız arkadaşımın kucağında öteki; ‘benim annem olur musun’? Salkım salkım sükût ve alınlarımızda terler, boncuk boncuk… Gözlerimizde tutunamayan yaşlar, yüzümüzü yakmaktalar.

Unut, unutun, unutsunlar!

''Senin ailen var mı?''

Bir aile resmi koyuyor önümüze mavi gözlü bir dev, ''Nasıl olmuş?'' diyerekten. Anne ortada kendisi ve baba, eller birbirinin ve parmaklar yok! ‘Neden?’ diyorum, hiç ayrılmayalım diye diyor. Bir kız çocuğu, kenarlarına çiçekler çizdiği sayfada şiirini getiriyor; ''ben yazdım''diyor. Okusana diyorum; utanıp elleriyle yüzünü kapıyor önce, köşesine çekiliyor. Ben okuyorum, sarılıyor boynuma ağlıyor.

Gül, gülün, gülsünler...

‘Yağmurlu günlerde pencereden izlerdim çocukların ellerinden tutmuş, ıslanmasın diye habire uğraşan adamları. Benim de şemsiyem tutuyordu ellerimden. Okul çıkışında da yine aynı adamlar vardı. Ellerinden tuttukları çocukları karşıdan karşıya geçemez de kaza yaparlar diye geliyorlarmış. Oysa öğretmişti bize öğretmenimiz, önce sağa sonra sola tekrar sağa bakıp araba yoksa geçiyorduk. Ben geçiyordum. Yine aynı adamlar çikolata ayakkabı falan filan işte. Alıştım sonraları, yaşıyordum tek başıma hayatı. Kimse elimi tutmadan geçebiliyordum karşıya. Kendim alıyordum çikolatamı. Benim acım tamamlanmamış tamamlanamamış eksiklerimdi. Belki de tek eksiğimdi ama en büyük boşluğumdu. Elimi o nasırlı kırışmış ellerin tutmuyordu uzun zamandır. Gözyaşlarımız buluşmamıştı senle kaç vakittir. Sen kızardın ben hep gülerdim. Bu boşluktaki seni, bu boşluktaki kocaman 4 harflik kelimeyi: B-A-B-A demeyi unutturmuştun bana. Şimdi sadece rüyalardasın rüyalarda...’

Yüzleri gülsün diye çikolata alıp da gelmişiz. Çocuklar rengârenk şekerler ikram ediyorlar. Kendilerini ziyaret edecekleri beklermiş gözleri, yolumuzu beklerlermiş hep.

''Hep burada kalsana...''

Bir varmış bir yokmuş,

''O zaman gene gel olur mu?''

Bir anne ve bir baba varmış; benim annem ve babam! Onlar dünyanın en iyi anne ve babasıymış. Nerden mi biliyorum; çünkü ben onları hiç görmedim.

Dünyanın bütün anne ve babaları kulak verin bu sese! Orda ağlayan sizin çocuğunuz; bizim hepimizin çocukları onlar! Wordsworth ''Çocuk insanın babasıdır'' demiş. Dünyanın bütün çocukları; bir bakın şu tabloya! Orda gülmeyi unutanlar, huzurevlerinde yatanlar sizin anne ve babalarınız; bizim hepimizin...

Sev, sevin, sevsinler.

  • Makamı-ı Dikkat
  • cihat albayrak yazıları
  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

Sevgili bir dostumuz var

Kerem Dağlı — Salı, 05/08/2008 - 13:02

Sevgili bir dostumuz var Ankara'da Çocuk Esirgeme'de... Bir an onu okuyor, onunla konuşuyor, onunla hüzünleniyoruz sandım... Yetim bir peygamberin ümmeti olarak yetimlere uzaklığımız akla hayale sığmayacak raddede... Ve ne çare ki bir "özel"gün ilgisi ile bir cuma kılıp akıbeti kurtaran beynamaz edasına giriyoruz... İmkanla birlikte sevgi işi kimsesiz çocuklar... Arkadaş, kendi çocukları olmasına rağmen gitti bir çocuk evlatlık edindi. Anna Baba oldular, Dünyası oldular onun...

Biz tutmazsak onların ellerinden kim tutacak ve bizim ellerimizden kim tutacak?

Sayha'ya hoş geldiniz, ne güzel geldiniz... Selamlar efendim.

  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

hoş bulduk efendim

cihat albayrak — Salı, 05/08/2008 - 13:25

teşekkür ediyorum efendim.. yazının büyük bir kısmı doğru.. yaşanmış şeyler. bır kısmı arkadaşlarımın anlattıklarından oluşuyor. inanın birinden bunları dinlemek kadar insanı utandıran bir şey yok. hele malum çocuklardan biri olmak.. yazık bize diyorum. yazının anahatları i le ve tabi birkaç ekleme de yaparak yeni bir deneme ortaya çıkarmayı düşünüyorum. gaste gazetesi yazarıyım. 12 ağustos salı günü yayınlanacak o yazı inşaallah. ordan da okuyabilirsiniz.

  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

Kategorilerden

Ümmet Coğrafyası Haberdar Kara Kalem Yazıları Gelişi Güzel Sorulunca Söylenenler Gonca İz Bırakanlar Tanıtılanlar Yürek Yarası Kişilere Dair Kimdir Nicedir Hay Sızı Hür Tefekkürün Kaleleri Tefekkür Gül Kokusu Güncel Düş Vakitleri Berceste Şiir Makamı Zamana Dair Söz Ola Hüzün Alanı Gülü Gülle Tartarlar Reyhan İçe Dönüş
tamamı

Üye girişi

  • Üyelik başvurusu
  • Şifremi unuttum

Gezinti

  • Son Gönderiler
  • Site Rehberi (Yol Haritası)
  • İletişim
  • Kategoriler

Üyelerimiz

  • Çevrimiçi
  • Yeniler
Şu an 2 üye ve 4 misafir çevrimiçi.

Çevrimiçi üyeler

  • Betül Kaymaz
  • resul davutoğlu
  • sinan Yağmur
  • ahmetyılmaz_yılmaz
  • derya yelken
  • ramazan
  • deniz

Duyuru - Etkinlik

  • -Şiir ve Yazı Atölyesi Başlıyor
  • - Kertenkele Edebiyat ve Düşünce Dergisinin 14. Sayısı
  • -“Kurtuba'nın 40. Sayısı
  • - Temrin Ekim Sayısı Çıktı
  • - "Bir nokta" edebiyat dergisi (80. Sayı)
  • - Bir Ricamız Var Dostlar!..
  • -Son şiiriyle İsmet Özel
  • - 21. Tasavvur
  • - Kültür Dergisi "Osmanlı'da Çocuk" Özel Sayısı
  • - Ağır Misafir - İbrahim Tenekeci
  • ... Devamı
  • Anket

    Medya kim için özgürdür?:

    Son yorumlar

    • sadece kitaptan bahsetmesi
      4 sa. 20 dk. önce
    • hem pahalı hem uzak... ayrıca
      3 sa. 58 dk. önce
    • kitap okuyasım yok... ama sen
      21 sa. 59 dk. önce
    • ne denir ki?
      1 gün 7 dk. önce
    • mahşeri sözler
      1 gün 3 sa. önce
    • Agir misafir
      1 gün 4 sa. önce
    • "İnsan insanın aynasıdır!"
      1 gün 7 sa. önce
    • klasikleri okuyalı 2 sene
      1 gün 7 sa. önce
    • muhasebeye dair söyleşiler
      1 gün 7 sa. önce
    • Eski yeni, Dolar YTl ne kadar
      1 gün 11 sa. önce

    Dostlarımız

    • Dostlar
    • Bunlar da Dostlar

    Hakan Albayrak
    Tarık Tufan
    Cemaat
    Kurtuba
    Kâinata Mektup
    Pata-Gonya
    Öyküzen
    Rûh-i Gusül...
    Arşivdesiniz

  • Kuşluk Vakti
  • Mecazz
  • Akabe
  • Sadık Yalsızuçanlar
  • Dergibi
  • Zemheri Edebiyat
  • Yenilgi
  • İsmet Özel
  • Gök Ekin
  • Edebistan
  • Yazıhane
  • İstisnai
  • Rehber gezintisi

    • FAQ - Sık Sorulan Sorular
    • Katılım ve Telif Bilgisi
    • Künye

    Gözdeler

    Bugün:

    • Cahit Sıtkı Tarancı’nın Şiirlerinde İnsan ve İnsan Psikolojisi
    • Osmanlının Ali Suavi ile İmtihanı
    • Şiir ve Yazı Atölyesi Başlıyor

    Sayha Dergi © (1990) 1998 - 2008

    • 100 türk büyüğü
    • kimdir, nicedir?
    • ara
    • İletişim