Ölen Kızlar İçin Ninni
Tarık Tufan — Salı, 05/08/2008 - 13:51
“Konya’daki Kur’an kursundan gökyüzüne kanatlanan kızlara”
Uyuyun çocuklar. Sabah olacak.
Bir yanınızda Felak, diğer yanınızda Nas, kanat çırpacaksınız gökyüzüne. Kötülük değmeyecek güzel gözlerinize, öfke değmeyecek, kıskançlık, nazar, vesvese, ipe üflenen büyüler, inciten bakışlar değmeyecek artık. Ne gecenin ne kem gözlerin şerri değmeyecek soluklarınızıa.
Size kötülük yok bundan böyle.
Üçüncü sayfalar, hukuki raporlar, Tanrı gibi konuşanlar, yönetmelikler, ulu hocalar, havasız odalar, uykusuzluk, çağdaş yaşam parodileri, kirli sarıya boyanmış soğuk binaların girişine asılan duyurular, kokmuş peynirler, eksik ezberler, “o kitapları okuma” lar da yok.
Uyuyun çocuklar. Sabah olacak.
Bir adam da sizin için gelecek bu şehre koşarak.
Sizin “elif”leriniz için, “be” leriniz, “te”leriniz için gelecek bu şehre koşarak. Elifbalarınızın yaldızlarından melekler saçılacak şehrimize.
Bir adam şehre gelince “Yasin” sükunetine kavuşacağız. Hafta sonu dergilerinin kapakları buhar olacak birden. Cuma öğleden sonraki borsa seansları, “az sonra haber bültenimizle karşınızda olacağız”lar, solaryum bronzlukları, kişisel gelişim kitapları, yoga seminerleri de iptal olacak o adam gelince.
Birden, bir çocuk kırkıncı gününe gelmeden, kırk Yasin-i Şerfi okunmuş evlerin camlarından, derin nefesler eşliğinde, gözler kutsallıkla kapanarak, aynı kutsallık ağızlarımızda mırıltıya dönüşerek kırk Kulhu, kırk da Elham okunacak sizin için.
Uyuyun çocuklar. Sabah olacak.
Anneniz gelecek ilk dersten önce. Size iğne oyalı yemeniler, dans ederken dönen fırfırlı elbiseler, bol resimli dergiler, kokusu üzerinde kekler getirecek. Size hayır duaları, üç yaşından beri üstüne koyulan çeyizler getirecek.
Anneniz gelecek sabah erkenden.
Size “elhamdülillah”lar, “maşallah”lar, “subhanallah”lar ve bol bol nazar duaları getirecek.
Babanız gelecek bir de doğru söylüyorum.
Paketli dondurmalardan getirecek koşarak. Dondurmalar erimesin ya ondan!
Babanız gelecek kızlar. Size doyasıya sarılmalar getirecek. Bayram sabahları, piknik yolculukları, eve erken gelmeler, kırmızı ayakkabılar, “o vitrindeki elbise”yi, “o arkadaşınızdaki cep telefonu” getirecek.
Uyuyun çocuklar. Sabah olacak.
Mışıl mışıl uyuyun. Sabah olacak.
(Kadim Dostumuz Tarık Tufan'ın izni ile yayınlanmaktadır. Yazının aslı şu adrestedir: http://www.tariktufan.com/?p=42)
- Tarık Tufan yazıları
- yorumlamak için giriş/kayıt gerekli



Körpecik analar.,
mehsani — Cts, 09/08/2008 - 09:21Körpecik analar.,
Her biri (belki de) bir nesle ana olacaktı onların, o kızların.,
Bir gece, bir toplu hicretin ardında kalan manzaraya bir bak!
Salihâtın bir kuru yük gemisiyle, süzülüp Hakka yürümesi gibi, o kutlu gidiş.,
Yüreğe koyacak olursan bu veda’yı, yüreğini bulamazsın böylesine bir acıyı içine sindirmek için.,
Acı ama gerçek!..
Allah Teala rahmetiyle kuşatsın, niyaz ediyorum.
Hafızama bir bu kadar daha acı dokunan bir başka olay daha vardır. Tarihte unutulmaya yüz tutmuş hüzünlü haliyle.
Anadolu ve çevre ülkelerden gelinlik kızlar toplanır yüzlerce. Başta Amerika ve bazı müstemleke ülkelere, evlendirilmek üzere gemilerle yollara dizilir, meçhulün yolcuları.
Soruyorum vicdanıma; Onlar diri diri, bunlar gözlerini yumdu gitti aramızdan ki, ikisi birbirinden ne kadar farklı?
Tam güneş tutulması gibi vakıa!
Mazi, ne tarafına dönsem dikenler batar havsalama.,
Geçmişte, gelecekte varı yoğu yaratan Kudreti İlahinin elinde.,
Gidenlere rahmet kalanlara merhamet diliyorum..,
İnce ve keskin bir sızı olsa da anmak.,
Bize (her halükarda) sevgi, hasret ve özlem bıraktılar.,
Allah’a (c.c.) emanet olunuz..
Mehmet Sani Özel
Ölmek ve yaşamak..?
Eshabil ZAVRAK — Cts, 09/08/2008 - 02:33Fizik olarak var olduklarında yani ölmeden önce öldürüldüklerine şahit olduklarımız, güzel kardeşlerimiz. Şimdi yaşıyorsunuz. Evet, şimdi daha bir yaşıyorsunuz.. Rabbim mekanlarınızı cennet eylesin. Yaşamak için ölenlere yada ölmek için yaşayanlara selam olsun..
Yeri değil biliyorum. Özür dileyerek; Devlete rağmen din, din'e rağmen devlet meselesi geldi aklıma.
Ve tabiki ihmalkarlıklarımız, bina yapma hususunda da Mimar Sinan'ımız..
Ah Min'el-aşk
Bilmeden… Bizim bebekler gece
leyla marankoz — Çar, 06/08/2008 - 21:54Bilmeden…
Bizim bebekler gece ölür
Şadırvan ıssızlığına terk edip şehri
Göz aydınlığına bırakmadan
Dokuz ay kısık ateşlerde sabredip
İsrafil’e sükse yapmadan hani
Müzik, kalem, kitap
Nota, harf, hayat bilmeden
Fotoğraflara dondurulmuş kışlıklar sunup
Zil takıp oynamada üstelik
Gece ölür bizim bebekler
Bakışında çesmeler ölür sırıtıp
Cumbalar kanar ortasında şehrin
Aldırmadan yalana bir lam takılır
Bir lam sarılır elife,eliften öte
Gayesi boşluğa elif çizmek midir ki
Hesaba gelen hakim
Çarpım tablosunu sevdiği kadar
Bilir mi ölümün miting meydanını
Tebeşirler sulanır ortasında şehrin
Ateşi çıkar kentin, sayıklamalar başlar
Bir bebek ölürken hiç sayıklamaz
Gece heceye doğar, hece kekemelere
Korolarda kahinler boy gösterir gülerek
Sana diyorum bayan susma
Alnından öpülecek mimar kalmamış
Bizim bebekler gece ölür burada
Bunu marifet sayar üstelik
Sen ne sayarsan say bu durumda
Leyla Marankoz
(not:bu şiiri bu olaydan önce yazmıştım ama çok geçmeden bu olayın vuku buluşu beni çok etkiledi... bu acı olaydan sonra sahiplenemiyorum ve onların nar çiçeği gibi narin yüreklerine armağan ediyorum bu şiiri, rabbim şahit ve razı olsun...)
sızıyı gideren su, suyun sızladığını kimseler bilmez.....
Kardeşlerimiz
Zehra Arslan — Salı, 05/08/2008 - 20:31Rabbim kardeşlerimize rahmet eylesin...Geride kalan yakınlarına da sabır ihsan eylesin...lamelif / ye .
Allah rahmet eylesin
Mehmet Sabi — Salı, 05/08/2008 - 18:00Malesef ülke olarak bina yapmayı bilmiyoruz gerek gölcük depreminde gerek böyle kazalarla gelen olaylarla canlarımız yanıyor o evlatları kardeşlerimizi o halde görünce dikkat etsek biraz daha keşke şu binaları yaparken. Allah hepsine rahmet eylesin mekanları cennet olsun temiz temiz gidiyor lar zaten geride kalanlara zor yaradan ailelerine sabır versin nediyelim . Tarık tufanda yine sağlam yazmış keşke yazması gerekmeseymiş onada hürmetler.
Cennet hüzünle geliyor
İbrahim Talha — Salı, 05/08/2008 - 17:335 yıl önce Kayseri´de yaşanan benzeri olay aklımıza geldi ister istemez... 20 Haziran 2003 idi. Kiçikapu Mahallesi´ndeki meşhur Taşçıoğlu Hafız Okulu ve Yatılı Kuran Kursu binası, mutfak tüpünden sızan LPG´nin şofben alevinin etkisiyle patlaması sonucu çökmüştü. 10 öğrenci vefat etmiş, enkaz yığınından çıkarılan cansız bedenlere çaresizce, sessizce bakakalmıştık. Şimdi bile yenilenmesine rağmen ne zaman önünden geçsem o gün gelir aklıma... Allah mağfiret etsin... Hüzün her yan ve Cennet hüzünle geliyor...
Nasıl yandığımız zaten muamma
Halid Aslan — Cum, 15/08/2008 - 20:46Evet tıpkı Kayseri'de ölen ve ölmek=unutmak demenin önsözünü yazan çocuklar gibi daha enkaz kaldırılmadan, daha manşete çıktıkları gazeteler ortadan yok olmadan ve daha acılar taptaze iken ne çabuk unutayazdık çocukları... 21. asır bu biraz da her şey çok, her şey büyük ve her şey çok hızlı... Daha çocukların acıları soğumadan Erzincan'dan gelen şehit haberleri, o olay bir yanda yaşanırken belki ondan daha şedid daha yürek yakan bir başka hadise cereyan etmekte... ve bizler yani ekran başından kahırlanıp gözleri dolan kirli esvaplı kişiler neye yanacağımızı şaşırıyoruz. Nasıl yandığımız zaten bir muamma...
Allah rahmet etsin...
canan — Salı, 05/08/2008 - 17:24Bu dünyada bir nesneye
Yanar için, göynür özüm
Yiğit iken ölenlere
Gök ekini biçmiş gibi.
Yavrularımıza allahtan rahmet kederli ailelerine baş sağlığı diliyorum. Böyle olayların bir daha yaşanmaması dileğiyle mekanları cennet olsun....
Allah rahmet eylesin hepsine…
Kerem Dağlı — Salı, 05/08/2008 - 13:55Onlar emanetlerini Sahiplerine erkenden ulaştırdırlar… hemde emanete hiç ihanet etmeden.
Allah rahmet eylesin hepsine…