Hicret ve Şehirler
mekke hicret edilen şehir üzerine
gürbüz ünal — Cum, 01/08/2008 - 10:58
Hicret bir terk ediş,terk edilecek olanı terk ediş ve zamanı geldiğinde terk edileni fetih için bir dönüşün başlangıcı. Hicret Mekke’de başlar,zira terk edilecekler Mekke’de o kadar çok ki tam 10 koskoca yıl sürecek.Sonra Medine’ye gidilecek ve terk edilenler bir ,bir ikame edilecek.Yapmak yıkmaktan zor zira 13 yıl sürecek bu yeniden yapış.
Sığınalacak Bir Yer Arama Melce (Taif Yolculuğu)
Zehra Arslan — Cts, 26/07/2008 - 19:28
Mekke' de sop başkalarının hangi usüle baş vurularak seçildiği hususu karanlıktır: Abd'ul Muttalib'in ölümünden sonra, Benu Haşimin başına onun oğlu Ebu Talip geçmişti.
Ebu talibin vefatı üzerine aynı mevkie, onun kardeşi Ebu Lehebin getirildiğini görüyoruz. Bu işte yaşın mühim bir rol oynamadığı anlaşılmaktadır. Konunun burada münakaşası önem taşımıyor.
Habeşistan'a Hicret
Zehra Arslan — Cts, 26/07/2008 - 16:02
Zulüm ve işkence Mekke'de sürüp gidiyordu. Her sopta ve her kabilede müslümanlar bulunmakla birlikte, hayatları buralarda emniyet altında değildi, zira bizzat kendi aileleri içinde bile düşmanları vardı. Mesela Said Unb'un as bizzat kendi oğlu Halid'e kafasında yaralayacak şekilde ağır bir dayak atmıştı. Bizzat şehirde alınacak bir tedbiri ve başvuracak çaresi kalmayınca Resullullah müminlere şu tavsiyede bulunDu: " Şayet isterseniz ve yapabilirseniz, Habeşistana sığının! Zira orada ülkesinde kimseye zülmedilmeyen bir hükümdar işbaşındadır. Orası bir doğruluk ve hakikat ülkesidir. Allah işlerde bir kolaylık verene kadar orada oturup kalın.
Hicret Ayetleri
Nefi Selamoğlu — Cum, 25/07/2008 - 12:39
Allah yolunda hicret eden, yeryüzünde barınacak çok yer de bulur, genişlik (ve bolluk) da. Allah'a ve Resulüne hicret etmek üzere evinden çıkan, sonra kendisine ölüm gelen kişinin ecri şüphesiz Allah'a düşmüştür. Allah, bağışlayıcıdır, esirgeyicidir. (Nisa Suresi, 100)
Zulme uğratıldıktan sonra, Allah yolunda hicret edenleri dünyada şüphesiz güzel bir biçimde yerleştireceğiz; ahiret karşılığı ise daha büyüktür. Bilmişolsalardı. Onlar sabredenler ve Rablerine tevekkül edenlerdir. (Nahl Suresi, 41-42)
Her Hicret Bir İnkılaptır
Cihan Ülsen — Per, 24/07/2008 - 11:06
her iklim kendi vatanına gebedir.
her söylence, kendi ikliminin dilini açığa vurur…
*****
Tadı da kaçar yağmurun bir vakit sonra şehre çöken sisin ağırlığında.
Kaybedilen mavinin alacada, tam da gittiğinin ertesinde…
Kırmızlıklarda mesken olduğumuz gibi...
Sınırları da kalkar bir zaman aralığında, şehirlerin.
Vuslat'a Hicret!
Nuray Alper — Çar, 23/07/2008 - 14:11
Yağmur yağar; içimde bir akşam güneşlenir
Kentin gün ortasında sözüm sırra eşlenir
Alnımda perde perde susar çağlayan nidâ
Nemnâk bakışlarında gülün, irkilir sedâ
Hicri Takvim
Nefi Selamoğlu — Çar, 23/07/2008 - 11:54
Hicret ve çağrıştırdıklarından önemli bir konu da takvim olsa gerek..
hicrî takvim.
hicri takvimi peygamberimizin mekke'den medine'ye hicretini başlangıç kabul eden ve ayın dünya çevresinde dolanımını esas alan bir takvim sistemidir. hicri takvim; hicri semsi ve hicri kameri takvim olmak üzere ikiye ayrılır:
Hicret - Hacer ve Şehir - Ev
gürbüz ünal — Çar, 23/07/2008 - 06:28
Hicret ve şehir ; hacer - ev. Kelimeler birbirini anlam ve kavram olarak çağrıştırdığından bu ikilemle başlamak uygun düştü. Doğuran - doğrulan, olan - olması gereken, batın-zahirler aynı zamanda.
Kelime anlamları üzerinde durmaksızın –çünkü yapılmış- bir giriş yaparsak ki bu giriş insanoğlunun arzla buluşmasıdır Adem’le başladı, Nuh’la gemiye bindi, İbrahim’le Ev’lendi, Musa’yla denizde yürüdü, İsa’yla arzda uçtu, Muhammed (aleyhimüsselam)’le arzdan semaya vardı. Bu açıdan, rehberler açısından bakıldığında muhacir olmayan rehber yok gibi. İnsanlık tarihinde bunun yansımalarını her asra hamletsek bir yerinin, konusunun ve zamanının olacağı kanaatindeyim.
Musa'nın Dağındaki Zeliha
Osman Nuri Öz — Çar, 23/07/2008 - 06:12
Hangi mevsimin yağmuruydu kim bilir. Kalbime yağıp geçti damla damla, serinliği kaldı şimdi ruhumda. Güneşi yoktu o günün Kızıldeniz’in ortasında bile.. Sanki güneş ikiye bölünmüşte gözlerine birer birer girmişti. Sath-ı arz gözlerinden aydınlanıyordu. Keşki gece görseydim onu.. Belki mehtap yüzünde idi, yakamozdu saçları. Ama olsun şimdi her mehtap ve yakamoz akşam güneşinden sonra Musa’nın dağındaki o yok oluşu anımsatıyor…
Musa’nın dağından henüz inmiştim, nereden bilebilirdim başka bir dağa tırmanacağımı, yolculuğun gözlerinden başlayacağını ve bitmeyeceğini sonsuza kadar…
ANKARA (Hicret edilesi bir Taif; kaçılası bir Mekke misali...)
Osman Nuri Öz — Çar, 23/07/2008 - 05:45
Sen bir cehennemsin Ankara
Deccal sende gülümsüyor müminlerine
Cellâdını dahi sevmeye çalışır mazlumlar
Ekmek parası diyerek zıkkımlanır zakkumunu
Biraz sonra başlarından haberleri bile olmayacak
Ne düşünecek beyinleri ne de söyleyecek sözleri kalacak




Son yorumlar
1 sa. 35 dk. önce
1 sa. 33 dk. önce
1 sa. 38 dk. önce
3 sa. 48 dk. önce
4 sa. 43 dk. önce
6 sa. 7 dk. önce
8 sa. 29 dk. önce
9 sa. 39 dk. önce
10 sa. 45 dk. önce
1 gün 5 sa. önce