Fildişi Kule
Gözümüz ‘Aydın’ mı ?
Murat Soyak — Pzt, 18/08/2008 - 14:20
Sorulardan kaçmayan, hakkıyla düşünen ve çözüm üreten kişidir aydın. Vazifesi ağırdır. Doğru bildiği yolda düşmeden yürüyebilme, düşüncenin bütün renklerini tanıyabilme, çözüm üretebilme ve karanlıkları aydınlatabilme belirgin vasıflarıdır.
Aydın, gerçek aydın… İşte meselemiz. Son devir fikir tarihimizde hep çatışmaya şahid oluyoruz. Bu çatışma halk ile aydın arasında olmaktadır. Aydın ait olduğu yerde söyler, yazar ama sesi halk içinde yankılanmaz. Bir türlü halk ile istediği iletişimi kuramaz ve kendi köşesine çekilir. Yalnızdır. Fildişi kulesinde kendisiyle konuşan ‘aydın’ artık bir yabancıdır. Kolu kanadı kırık ve uzakta, umutsuz.
Düşünmeyi Düşünmek 1
Nefi Selamoğlu — Pzt, 12/05/2008 - 12:28
Ansiklopedi maddelerinden psikoloji kitaplarına, Felsefeden temel kaynaklara kadar bir çok kitap tarandığı vakit "Düşünme" üzerine sayısız sözün edildiği, cilalı ve efsunlu bir yığın tarifin yapıldığı görülür. Bunlardan bazıları şu şekilde sıralanabilir:
"Objeler yerine onların sembolik mümessilleriyle problem çözme."
"Düşünme, simgesel aracılık (Symbolic mediation) işlemidir."
Nefsin külli nefsden istifade etmesi. Çünkü külli nefs, bütün alim ve düşünürlerden daha çok tesir eder ve daha çabuk öğretir. Düşünce kapısı nefse açılınca, nefis düşünmenin ve sezgi ile istenene ulaşmanın keyfiyetini bilir." vs. vs.
Bilgi Enkazı
talat ülker — Per, 01/05/2008 - 13:05
Hz. Ali’ye atfedilen bir kelam-ı kibarda “Cahil bilmeyen değil, bilmediğini bilmeyendir.” buyrulur. Bu buyruk uyanık bir şuurun ‘bilmek değil olmak’ kararıyla bakışıdır âleme. Aynı irfan “Bilmediklerimi ayağımın altına alsaydım, başım göğe değerdi.” hakikatini söyletir İmam Ebu Hanife’ye.
Hakikati kendi bildiğinden ibaret sayan cüce aklın yanılgısıdır eşyaya mahkûm bir hayatla varlığımızı çoraklaştıran. Mutlak hakikatin zamana ve mekâna mahkûm bir varlığın belleğine sığmayacak kadar büyük olduğuna iman etmiş bir yürek, bilgiyi tahtından indirebilir ancak. Kendisini varlık âleminin sultanı ilan ederek bilgiyi gayeye dönüştürmeye kalkışan mağrur aklı, varlık âleminin hizmetkârı olmaya razı eyleyen irfanın zaferidir bu inkılâp. Aşk, akla haddini bildirip gönlü varlık mülküne sultan eylemenin hazzıdır. Aşkın iktidarında ilk icraat, aklı fitnesiyle birlikte zindana tıkmaktır.
Peyami Safa’yı Yeniden Okumak Gerektiği Üzerine…I
Osman Nuri Öz — Paz, 16/03/2008 - 19:26
Birkaç yıl önce Sultanahmet fuarında kitaplarla ruhumu yoğururken birden anonstan Mehmet Niyazî Bey’in Ötüken yayınları standında okurlarıyla buluşup, görüşüp, halleştiğini duydum. Ben de âcizâne yani ki bahtıma nasip olduğu kadarıyla bir Mehmet Niyazi okuruydum. Hemen rotamı değiştirdim. Öyle ya deniz feneri fuardayken yanından geçip ışığıyla yolumu bulmak istemem en tabiî hakkımdı.
Alın teri düşmanları, kaostan beslenen keneler.
cihad meriç — Paz, 16/03/2008 - 06:56
Bir fabrikanın kapanması bir çok ailenin bacasının tütmesini engelleyecektir. Evine giderken çocuğu için bir gofreti bile üç kere düşünerek almak zorunda olan asgari geçimli çalışanın yüreğinin acısına daha ne kadar tuz basacaksınız. Bu ülkede ki en ufak gerilimden nemalanan rantiyeciler, o lokmalar boğazınızdan nasıl geçiyor.
- cihad meriç yazıları
- yorumlamak için giriş/kayıt gerekli
- tamamı
Dev Uyandı
resul davutoğlu — Per, 14/02/2008 - 00:00
Başörtüsü afsız hakimlerin tutsağıymış. Zaman onun
diyarında yokmuş. Beklemek hiçmiş.
Gardiyanlar ruhlular ancak kelepçe vururlar. Fikren bilenmişlerden daha keskini yoktur.
Masum talepler nerelere de çekilebilirmiş.
Bazı yazıları okumak ve karelere bakabilmek dağ kadar tahammül istiyor.
- resul davutoğlu yazıları
- yorumlamak için giriş/kayıt gerekli
- tamamı




Son yorumlar
1 sa. 50 dk. önce
1 sa. 48 dk. önce
1 sa. 53 dk. önce
4 sa. 3 dk. önce
4 sa. 58 dk. önce
6 sa. 22 dk. önce
8 sa. 44 dk. önce
9 sa. 54 dk. önce
11 sa. 44 sn. önce
1 gün 5 sa. önce