Tefekkür
Şimdi tam zamanı
Bilal Atış — Cts, 02/08/2008 - 08:21
" Ey Rabbimiz! Bizden evvelki ümmetlere yüklediğin gibi üstümüze ağır bir yük yükleme. Ey Rabbimiz! Takat getiremeyeceğimizi bize taşıtma. Bizden sadır olan günahları sil, bağışla. Bize merhamet et. Sen bizim Mevlasızsın. Kâfirlere karşı bizi muzaffer kıl. "
İlkini idrak ettiğimiz ve üç aylar diye tabir edilen zaman dilimi, İslam dininde oldukça büyük öneme sahiptir. Bu aylar ( recep-şaban-ramazan) manevi bir iklimin estiği ve ahiretimiz için kazançların arttığı bir zaman dilimine rastlar. Bu hususlar Peygamberimizin ( sav ) hayatında açıkça yaşanmış ve haiz olduğu bereketler bizlere kadar iletilmiştir.
Şehit Mertebesinde Çalışan veya İşveren Olmak.
cihad meriç — Pzt, 28/07/2008 - 04:36
Hiç düşündünüz mü 24 saat mesai nasıl olur; yaşayan zaten bilir, diğerleri de biraz tefekkür etsin.
Cahit Sıtkı Tarancı’nın Şiirlerinde İnsan ve İnsan Psikolojisi
M.Nuri Bingöl — Çar, 23/07/2008 - 06:26
“Şiir, bu tatlı bela, bu ilk göz ağrımız, ilk ve son aşkımız, bu teneffüs saadetimiz, kalp çarpıntımız, ona vardığımız nisbette çok yaşamış, tatmış, kam almış olacağız. Şiir! Şiir!...... Şiir, fikr-i sabitimiz olmalı... ....”, “Ne içtimai mevkide, ne servette gözüm var, tek ihtirasım güzel şiirler söylemektir.
- M.Nuri Bingöl yazıları
- yorumlamak için giriş/kayıt gerekli
- tamamı
İnsanın Dayanağı Bilgidir
mahmutcelalozmen — Per, 17/07/2008 - 01:06
İnsanoğlu en basit düşünce biçimiyle, olguların salt dış yansımalar olarak algılandığını düşünebilir ve hal böyle olunca da olgularla kendi algılayışı arasında bilginin hangi nitelik düzeyinde bir aracılığın taşıyıcısı olduğunu fark edemeyebilir. Öyle ki, bu düşünceden neşet ederek karşısına çıkacağı kaçınılmaz olan bazı tavırlarının içine sinmiş haldeki bir kuşku ya da bir zan’la karşılaşana kadar da bu böyle devam edebilir. O zamanda şöyle bir gerçeğin farkına varır insanoğlu: bir canlı organizma olarak insan bütün hareketlerinde ve yaşamının bütününde kaçınılmaz olarak bilgiyi ve bilgiye dair bir niteliği kullanır sürekli. Ve bu bilgi ile ona dayanak olan nitelik ise hiç farkına varılmadan, bazen en basit bir karşılaştırma da dahi sözgelimi eğri ile doğruyu ya da iyi ile kötüyü birbirinden ayırmak hususunda hiçte olumlu bir kesinliğe ulaşmadan yanılıyor ve dolaylı olarak ta insanı yanıltıyor olabilir. Bu böyledir; çünkü olguların dış yansımalarında en basitinden bir yanılma ya da yanlışa düşme durumundan çok esas olan insan algısı ile olgular arasındaki ilişkinin niteliğidir. Bu noktada insan "bilgi" niteliğinin varlığına kesin olarak inanır. (Kastettiğimiz önermenin olumsuzuna engel oluşturan "kavrama" yeteneğidir.)
Akıl ve Delilik Arasındaki İslam – III
Nadir Marmara — Cts, 12/07/2008 - 05:35
1221 Baharında Roma başta olmak üzere tüm Hıristiyan Avrupa cılgınlar gibi eğleniyordu. Çanlar çalıyor, ilahiler okunuyor; herkez kendinden geçmişti. Neden? Kayıp “İsa’nın Ordusu” zühur etmişti. İlginç olan haberin Roma’ya “İsa ve Ordusu”nun zühurundan tam 80 yıl sonra ulaşmasıydır. Haber haberdir. Elektronik posta ile 80 saniyede ulaşan bir şeyin, tarihte bazen 80 yıl yol aldığı olmuştur. Haberin adı “Mesih” olunca insan 80 yıl da bekler, 800 yıl da. Zaten geleceğine dair söylentiye kuşku duyanlar, “küllen kafirdirler”. Ama sorun şu, her zühur eden Mesih, beklenen Mesih mi? Bir “Sahte Mesihler Tarihi” yazılsa eminim koca bir kitap olurdu.
“Sarı Haçlılar”: Batı Deliriyor
Roma’nın haberini aldığı “Mesih” çekik gözlü, geniş yüzlü, yassı burunlu, seyrek sakallı, basbaya bir Kitan. Sorun mu? Roma için değil! Müslüman kellesini uçuran her kılıç erbabını kutsayacak kadar meşrudur Papa.
Akıl ve Delilik Arasındaki İslam – II
Nadir Marmara — Salı, 08/07/2008 - 06:16
“... nam Saraceni et Turchi Deum Creatorem colunt, Mahomet non Deum sed eius prophetam aestimantes//Serazenler ve Türkler yaratıcı Tanrı’ya inanırlar; Muhammed onların tanrısı değil, kıymetli peygamberdir”
Malmesburyli William, Gesta Regum, Edidet by W. Stubbs, Rolls Ser., s. 230.
Mustafa İslâmoğlu Hoca Tefsir Dersine "virgül" koydu, Misk hitama erdi
mavi düşler — Paz, 06/07/2008 - 08:24

1992 yılında Fatih Malta’da mütevazı bir mekânda başlayan Mustafa İslâmoğlu’nun Tefsir Dersleri, bugün dünyanın dört bir yanından binlerce kişi tarafından izlenmekte, bir nev’i açık ve yaygın bir Medeniyet Üniversitesi işlevi görmekteydi. Tefsir Dersleri, geçtiğimiz hafta sonu İstanbul Gösteri Merkezinde yaklaşık 6 bin müdaviminin katılımıyla Hıtâmuhu Misk programında, Kuran’ın son suresi Nas Suresi’nin tefsiri ile sona erdi.
Akıl ve Delilik Arasındaki İslâm
Nadir Marmara — Çar, 02/07/2008 - 07:55
Batı’nın İslam serüveni ya çok “akıllıca”, ya da çok “zırvaca” görülmektedir. Bu iki sözcük biraz zorlayınca aynı kapının eşiğinde aynı anlamda da belirebilir. Akıl kadar, zırvalığın da sınırları henüz çizilememiştir. Zırvalık, akıl dışıdır; ama ilginç olan akıl da zırvalığın nazarında pek “akıllıca” değildir. Zırvalık olarak delilik tıbbi bir teşhisten öte, tıbbi bir karşı koymadır. Bir yok sayma ve bir tür illetsiz hastalıktır. Dünya henüz akıllıca ve akılca bir delinin mantık değerlerini çözmediği gibi, bir delinin de kendisini akıl yoluyla dışa vurmasına tanıklık etmiş değildir. Ama, akılın gereksinimlerinin de delice sonuçlara yol açtığını biliyoruz. Daha fazla akıllılık adına girişilen delilik oyunlarına değinmiyorum bile. İçinde yaşadığımız modern dünyanın yörüngesi de iki boyuta endekslidir: akılın tutulduğu veya kaybolduğu yerde delilik devreye girmektedir. Aslında bu akıl-delilik yazı-turası hep akıllıca fırlatılamktadır.
Gel Koma Beni Bu Sevdadan
ismail okutan — Paz, 29/06/2008 - 05:21
Zaten iyice eğrelti durduğum yerden doğrulup pencerenin kenarına iliştim. Hayalimde bir yabancı gibi durduğum şehre baktım. İçimde dikenli bir telle etrafı çevrilmiş tehlikeli bir bölge gibi duran yaralarım kanamaya başladı. Ama hiç acı duymuyordum. Hayat bir oyun mu? Ben bir oyuncu muyum yoksa diye, düşündüm? Ama içimde öyle sağlam bağlar var ki beni tüm benliğimle hayattan koparıp başka bir kimse de olmayan bir sevdanın toprağına bağlıyordu. Beni azgın suların sellerinden koruyan bir köprü gibiydi sevdam. İnsanlığın aşk tarihi kadar köklü, ruhlu, esaslı, esrarlı bir sevdaydı bu sevda.
Örtü ve Defile
cevat benar — Salı, 24/06/2008 - 07:43
İnsan yaşam ve kültürü her an yeni bir devinim içerisindedir. Hayatında kurumsallaşmalara gitmekte, kendini aşmaya çalışmakta, zamanın getirdiklerine cevap vermeye çalışmaktadır. Siyaset- ekonomi- kültür- ahlak gibi hayatı kuşatan her alanda farklı fikir ve algılayışlarla insanoğlu yoluna devam etmektedir. Her çağda insanın sorunlara verdiği cevaplar çeşitlenmekte, bu aşama aşama medeniyet düzleminde kendini ifade etmektedir.




Son yorumlar
10 sa. 44 dk. önce
14 sa. 25 dk. önce
14 sa. 34 dk. önce
15 sa. 14 dk. önce
1 gün 3 sa. önce
1 gün 3 sa. önce
1 gün 11 sa. önce
2 gün 4 sa. önce
2 gün 4 sa. önce
2 gün 7 sa. önce